Kategori arşivi: Güncel

TÜRKSAT’tan Beklenen Açıklama Geldi

Türksat, 4A uydusuna geçiş yapacak olan televizyon ve radyo yayınlarının frekans değişikliklerinin, 17 Eylül 2014 tarihini 18 Eylül 2014 tarihine bağlayan gece yarısı yapılacağını açıkladı.

Türksat A.Ş.’den yapılan açıklamada, Türksat 2A haberleşme uydusunun ömrünün 2016 yılının başında tamamlanacağı hatırlatılarak, söz konusu uydu üzerindeki yayınların Türksat 4A haberleşme uydusuna aktarılacağı belirtildi. Yapılan açıklamada, yeni TV kanallarıyla birlikte Türksat uyduları üzerindeki TV kanal sayısı 500’ün üzerine çıkacağı kaydedildi.



“KULLANICILARA DAHA FAZLA TV VE RADYO KANALI İZLEME İMKÂNI SUNMAKTADIR”



Türksat’tan konuya ilişkin yapılan açıklamada, Türksat Kanal Güncelleme Sistemi (TKGS) ile uyumlu uydu alıcılarının yeni frekansları otomatik olarak güncelleyeceği belirtilerek, yeni uydu alıcısı alacak kullanıcıların TKGS uyumlu uydu alıcılarını tercih etmeleri tavsiye edildi.


Yazılı olarak yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“TKGS uyumlu uydu alıcılarının listesine, http://www.turksat.com.tr/tr/turksat-kanal-guncelleme-sistemi adresinden ulaşabilirsiniz. Diğer uydu alıcıları içinse, 11844 MHz frekansı, Dikey V-polarizasyon, 2222 Sembol Oranı, FEC 3/4 veya 11747 MHz frekansı, Yatay H-polarizasyon, 27500 Sembol Oranı ve FEC 5/6 değerleri girilerek ‘Şebeke Taraması’ yapılmalıdır. Türksat 4A haberleşme uydusu, 42° Doğu yörüngesinde (Türksat 2A ve Türksat 3A uyduları ile birlikte) hizmet vereceğinden, uydu üzerindeki yayınları izlemek için ek bir antene ihtiyaç olmadığı gibi mevcut anten ayarlarında da herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Yeni uydularıyla bölgesindeki liderliğini güçlendiren Türksat, 42° yörüngesinde kullanıcılara daha fazla TV ve radyo kanalı izleme imkânı sunmaktadır.”


14 TEMMUZ’DA ERTELENMİŞTİ

Türksat, daha önce 14 Temmuz olarak açıkladığı televizyon frekans değişikliklerini, Ramazan ayı nedeniyle yayıncı ve vatandaşlardan gelen talep sebebiyle ertelendiğini açıklamıştı.

iPhone 6 Gün Yüzüne Çıktı

iPhone 6 şimdiden büyülemeye başladı salı günü Apple tarafından sunumu yapılan iPhone 6’nın sunumuna dünya devleride katıldı. iPhone 6 için yapılan hem olumsuz hemde olumlu yorumları göz önüne aldığımız zaman tüm iPhone fenomenleri ve tüm dünya bu iPhone 6’yı çok beğendi. Aylarca bunun için bekleyen iPhone 6 fenomenleri bunun için iPhone’u ilk almak isteyenler günler öncesinden Apple mağazalarının önünde çadır kuran fanatik iPhone’cularıda gördük.

Şimdi ise bu muhteşem telefonun özelliklerine geldi. Tam anlamıyla büyüleyici özelliklere sahip olan iPhone 6 diğer iPhone’lardan ayıran bir sürü yenilikle karşılaşıyoruz. iPhone 6 için daha ince detayları öğrenmek istiyorsanız hurriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz…

Vodafone Türkiye, yeni iPhone 6 ve iPhone 6 Plus akıllı telefonları, 26 Eylül itibariyle Vodafone Cep Merkezleri’nde yer alan Vodafone Çok Satanlar Masası’nda satışa sunacağını açıkladı.

Aboneler, her iki model için de 19 Eylül itibariyle Vodafone Türkiye internet sitesindeki formu doldurarak Vodafone fiyat teklifleri hakkında ön bilgi sahibi olabilecek. Vodafone Türkiye, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus kullanıcılarına, 3G ağından yararlanma hizmeti de sunacak.

 

iPhone 6, iPhone 6 Plus ve Apple Watch

Apple’ın sayısız fotoğrafı internete sızan yeni telefonu iPhone 6 nihayet tanıtıldı. Ancak iPhone 6 yalnız gelmedi; tahmin edildiği gibi daha geniş ekranlı modeli iPhone 6 Plus da ortaya çıktı. Apple’ın son bombası ise yıllardır iWatch olarak anılan akıllı saatini dünyaya duyurmasıydı; ancak bir farkla… Cihazın ismi iWatch değil Apple Watch oldu. İşte Apple’ın yeni oyuncakları, özellikleri, çıkış tarihleri ve fiyatları, Apple geçen yıl olduğu gibi iki farklı iPhone modeliyle geldi. Ancak bu kez daha düşük bütçeli iPhone 5C tipi bir telefon yerine biri 4.7 diğeri ise 5.5 inç ekran genişliğinde iki yeni iPhone oldu. Küçük ekranlı olan model iPhone 6, daha geniş ekranlı model ise iPhone 6 Plus olarak isimlendirildi.

4.7 inç ekran boyutuna sahip iPhone 6 1344×750 piksel ekran çözünürlüğüne ulaşırken, iPhone 6 Plus ise 5.5 inç’lik ekranı ile birlikte 1920×1080 piksel çözünürlüğü destekliyor. Geçen yıl satışa sunulan iPhone 5S’nin 1136×640 piksel çözünürlüğüne kıyasla yeni iPhone’ların çözünürlüğü oldukça artmış durumda. Mevcut iPhone’ların 4 inç’lik ekranı için geliştirilen uygulama ve oyunlar ise daha geniş ekrana sahip yeni iPhone modelleriyle uyumlu olarak çalışacak ve kullanıcılar herhangi bir sıkıntı yaşamayacak.

iPhone 6 Plus ile birlikte iPhone’lar artık ilk kez yatay ekran modunda da kullanılabilecek. Örneğin iPhone ana menüsündeyken telefonu yatay konuma getirirseniz cihazın ekranı yatay görüntü moduna geçecek. Bu iPhone’lar için bir ilk 4.7 inç’lik iPhone 6 6.88 milimetre, iPhone 6 Plus ise 7.11 milimetre kalınlığında. iPhone 5S’nin inceliğinin 7.6 mm olduğu düşünüldüğünde Apple’ın en ince iPhone’larının iPhone 6 ve iPhone 6 Plus olduğunu söyleyebiliriz.

Yeni iPhone’ların bir diğer önemli özelliği ise A8 işlemci kullanması… Apple’a göre iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ta kullanılan A8 işlemci, A7 işlemci kullanan mevcut iPhone’lara kıyasla yüzde 50 oranında daha hızlı çalışıyor. iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ta 8 megapiksel dahili kamera yer alıyor. iSight arka kamera ve ön yüzde bulunan kamerada f/2.2 diyafram açıklığı mevcutken, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ın kameraları arasındaki en büyük fark ise şu: iPhone 6’da dijital görüntü sabitleme, iPhone 6 Plus’ta ise optik görüntü sabitleme özelliğinin yer alması yeni iPhone’larda bulunan M8 hareket işlemcisi sayesinde artık bisiklete binerken veya koşu yaparken kayıt tutabilecek ve kat ettiğiniz mesafeyi anbean görebileceksiniz.

Peki iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ın fiyatları ne olacak?

ABD için 2 senelik kontratlı olarak açıklanan ilk fiyatlar ise şöyle:

iPHONE 6 FİYATLARI

16 GB iPhone 6: 199 dolar
64 GB iPhone 6: 299 dolar
128 GB iPhone 6: 399 dolar

iPHONE 6 PLUS FİYATLARI

16 GB iPhone 6 Plus: 299 dolar
64 GB iPhone 6 Plus: 399 dolar
128 GB iPhone 6 Plus: 499 dolar

ARTIK 32. GB YOK 128 GB VAR!

Böylelikle ilk kez 32 GB’lık bir iPhone modeli ortaya çıkmamış oldu. Bunun yerine artan depolama ihtiyacını dikkate alan Apple, yeni iPhone’larında kapasiteyi 128 GB’a kadar çıkardı. Şimdi gelelim iPhone 6’nın Türkiye fiyatlarına göre Türkiye’de verilen ilk fiyatlar bunların olacağı düşünülüyor.

İşte Türkiye fiyatları

iPHONE 6 FİYATLARI

16 GB iPhone 6: 2 bin 349 TL
64 GB iPhone 6: 2 bin 649 TL
128 GB iPhone 6: 2 bin 949 TL

iPHONE 6 PLUS FİYATLARI

16 GB iPhone 6 Plus: 2 bin 649 TL
64 GB iPhone 6 Plus: 2 bin 949 TL
128 GB iPhone 6 Plus: 3 bin 249 TL

iPhone 6 önsipariş ile birlikte 12 Eylül itibariyle satın alınabilecek. 114 ülkede yılsonuna dek satışa sunulması beklenen yeni iPhone’lar ilk olarak ABD, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere 9 ülkede 19 Eylül’de kullanıcılarla buluşacak. Cihazın Türkiye’de satışa sunulacağı tarih ise 26 Eylül.

Böylece Apple Store’un açılmasıyla birlikte yeni iPhone modeli için Türk tüketicilerin aylarca beklemesine gerek kalmadı ve dünyada 19 Eylül’de satışa sunulan yeni iPhone’lar sadece bir hafta sonra Türkiye’de olacak.

 

Hürriyet

Ortadoğu’nun sınırlarını kimler niye ve nasıl çizdi?

20’inci yüzyılda yağlı kalemle çizilen harita, İngiliz ve Fransızların, günümüzün Orta Doğu’sunun yaratılmasına yardımcı olma amacı güden 100 yıllık planlarına dair hırslarını ve çılgınlıklarını gösteriyor.

Düz çizgiler, tamamlanmamış sınırları gösteriyor. İngiltere hükümetini temsil eden Mark Sykes ve Fransa hükümetini temsil eden Francois Georges-Picot’un 1916 yılında uzlaşıya vardığı çizgilerinin çoğunun düz olması da büyük olasılıkla bu sebepten kaynaklanıyor.

Sykes ve Picot, “imparatorluğu içselleştirmiş kişiler.” Her ikisi de sömürge yönetiminde yetişmiş, bölge halkının Avrupa imparatorluğu altında daha iyi koşullarda olabileceğine inanan aristokratlar.

Her ikisi de Orta Doğu’ya dair derin bilgilere sahip.

Birinci Dünya Savaşı’nın yarattığı karmaşanın ortasında alelacele yürüttükleri müzakerelerde varılan anlaşmanın prensipleri bugün de Orta Doğu’yu etkilemeye devam ediyor.

Sykes-Picot’un düz çizgileri, 20. yüzyılın ilk yarısında İngiltere ve Fransa’ya önemli ölçüde yardımcı olsa da, bu çizgilerin bölge halkına etkisi çok daha farklı oldu.

Gizli anlaşma

İki kişinin çizdiği bu harita, 16’ıncı yüzyılın başından beri Osmanlı idaresinde olan toprakları parçalayıp yeni ülkelere böldü ve siyasi oluşumları iki etki alanına dâhil etti:

  • Irak, günümüzde Ürdün’ün bulunduğu topraklar ve Filistin, İngiltere etkisine
  • Suriye ve Lübnan da Fransız etkisine girdi

Sykes ve Picot’a, Kuzey Afrika’daki Arap ülkelerinin de sınırlarını yeniden çizmeleri için yetki verilmedi. Ama bölünen etki alanları orada da varlığını gösterdi. Mısır İngiltere yönetimine girdi, Fransa Mağrip’i kontrolü altına aldı.

Sykes-Picot Antlaşması’yla oluşan yeni jeopolitik düzende üç farklı sorun ortaya çıktı.

İlk olarak, Arapların bilgisi dışında gizlice varılan bir antlaşmaydı. Ve, İngiltere’nin 1910’lu yıllarda Araplara, Osmanlılara karşı ayaklanırlarsa ve Osmanlı İmparatorluğu çökerse, bağımsızlıklarına kavuşacakları yönünde verdikleri sözü de boşa çıkarmış oldu.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu bağımsızlık gerçekleşmedi. Bu sömürgeci güçler 1920’li, 30’lu ve 40’lı yıllarda Arap dünyasındaki nüfuzlarını kullanmaya devam edince, Kuzey Afrika ve Akdeniz’in doğusundaki Arap siyaseti yönünü, (Mısır, Suriye ve Irak’ın 20’inci yüzyılın son 10 yılında tanık olduğu gibi) liberal anayasal yönetim inşasından, asıl amacı sömürgecilerden ve sömürgeci sistemden kurtulmaya çalışan milliyetçiliğe çevirdi.

Birçok Arap ülkesinde 1950’lerden 2011’deki Arap isyanlarına kadar olan süreçte askeri rejimlerin yükselmesindeki kilit faktör de buydu.

Mezhepsel hatlar

İkinci sorun da, haritada düz çizgi çizme eğiliminde yatıyor.

Sykes-Picot, Levant’ı mezhepler temelinde bölme eğilimindeydi:

  • Lübnan, başta Maruniler olmak üzere, Hristiyanlar ve Dürziler için sığınacak bir liman olarak öngörülmüştü
  • Filistin’de büyük oranda Yahudiler de yaşıyordu
  • Her iki ülkenin sınır bölgesindeki Beka Vadisi Şii Müslümanlara bırakılmıştı
  • Bölgede en büyük mezhepsel demografiye sahip Suriye’de de Sünni Müslümanlar vardı

Coğrafya da bu mezhep temelindeki ayrışmaya yardımcı oldu.

Haçlı seferlerinin sonundan, 19’uncu yüzyılda Avrupalı güçlerin bölgeye gelişine kadar olan süreçte, bölgenin canlı ticaret kültürüne rağmen, farklı mezhepler birbirlerinde ayrı yaşadı.

Fakat Sykes-Picot’un ardındaki düşünceler uygulamaya dönüşmedi. Yani yeni yaratılan sınırlar, sahadaki mevcut mezhepsel, aşiretler veya etnik ayrımlarda karşılığını bulmadı.

Bu farkların üzeri, ilk olarak Arapların Avrupalı güçleri bölgeden çıkarma mücadelelerinde, daha sonra da Arap milliyetçiliği dalgasını bölgeden süpürürken örtüldü.

1950’lerin sonundan, 1970’lerin sonuna doğru, özellikle Mısır’da Cemal Abdül Nasır’ın en parlak döneminde (1956’daki Süveyş Krizinden 1960’ların sonuna kadar) Arap milliyetçiliği, birleşik bir Arap dünyasının, halklar arasındaki sosyo-demografik farklılıkları hafifleteceği fikrine çok büyük bir ivme kazandırdı.

Arap dünyasının güçlü liderleri, Levant’ta Hafız Esad ve Saddam Hüseyin, Kuzey Afrika’da da Albay Muammer Kaddafi gibi, 1980’li ve 1990’lı yıllarda farklılıkları, sıklıkla gaddarlık ve zulümle bastırdı.

Fakat bu farklılıkların tırmandırdığı gerilimler ve hırslar ne kayboldu, ne de hafifledi.

Bu ülkelerde, ilk başta güçlü liderlerin yok olması, daha sonra da bazı Arap cumhuriyetlerinin, küçük grupların ekonomik çıkarları tarafından kontrol edilen kalıtımsal derebeyliklerine dönüşmesi ve son olarak da 2011’deki isyanlarla eski ihtilaflar, hayal kırıklıkları ve yıllar boyunca gizlenen umutlar tekrar gün yüzüne çıktı.

Kimlik sorunu

Üçüncü sorun da, Birinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan devlet sisteminin, bir yanda milliyetçilik ve laiklik, diğer yanda da İslam anlayışıyla (bazı durumlarda da Hıristiyan odaklı anlayış) Arapların son 150 yıldır karşı karşıya oldukları kimlik sorununu kışkırtmış olmasıdır.

Liberal Arap çağının kurucuları, 19’uncu yüzyılın sonundan 1940’lı yıllara kadar, (1861’de Tunus’ta laik bir anayasa oluşturulması, Mısır’da savaşlar arası dönemde liberal demokrasiye geçiş örneklerinde olduğu gibi) devlet kurumları yarattı. Ve, liberal çağın kurucuları birçok toplumsal grubun (özellikle orta sınıfların) desteklediği bir anlayışı öne sürdü. Fakat önderlik ettikleri toplumsal modernleşmedeki toplumlara yaptıkları atıfları, dindar, muhafazakâr ve dini çerçeveyle örmekte başarısız oldular.

Sanayileşmedeki büyük ilerlemelere rağmen, üst orta sınıf ve toplumun geri kalan geniş kesimi arasındaki eşitsizlik devam etti.

Arap milliyetçiliğinin güçlü liderleri, toplumun büyük desteğiyle beraber, farklı bir (sosyalist ve zaman zaman militarist) anlayışı savundu. Ama bu, sivil ve siyasi özgürlüklerin yitirilmesini de beraberinde getirdi.

Son kırk yılda Arap dünyası, toplumsal dokusundaki zıtlıklarla mücadelede ulusal bir proje sunamadı veya ciddi bir girişimde bulunamadı.

Devlet yapısı patlamaya hazır haldeydi ve tetiği çeken de demografik yapının değişmesi oldu.

Son kırk yılda, Arap dünyasının nüfusu ikiye katlandı ve 330 milyonu aştı. Nüfusun üçte ikisi de 35 yaşın altında.

Bu kuşak, hiçbir katkıları olmamasına rağmen keskin sosyo-ekonomik ve siyasi sorunların miras bırakıldığı bir kuşak. Eğitim kalitesinden, istihdama, ekonomik beklentilerden geleceğe yönelik algıya kadar, tüm bu sorunların doğurduğu sonuçları da yaşayan bir kuşak.

2011’de başlayan Arap isyanları da, bu kuşağın, Birinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan devlet düzeninin sonuçlarını değiştirme teşebbüsüydü.

Orta Doğu’nun yaşadığı bu mevcut değişim, daha iyi bir gelecek arayan yeni bir kuşağa ve bölgeyi seneler boyu büyük bir kaosun içine sürükleyebilecek bir tehlikeye de işaret ediyor.

Mısırlı yazar Tarık Osman’ın bu yazısı, 14 Aralık 2013’te BBC Radio 4 için hazırladığı ‘Modern Arap Dünyası’nın oluşumu’ adlı belgeselden derlenmiştir.

Türkiye Soma için ağlıyor

Manisa’nın Soma İlçesi’ndeki Soma Holding’e ait olan kömür madeninde yaşanan faciada 201 işçi hayatını kaybetti, 80 işçi de yaralandı. Ölü sayısının 400’ü bulmasından korkuluyor.

Türkiye tarihinin en büyük maden kazasıyla karşı karşıya!

Manisa’nın Soma ilçesindeki bir linyit madeninde dün saat 15.00 sıralarında trafo patladı ve ardından yangın çıktı. Patlama vardiya değişimi sırasında meydana geldiği ve o sırada ocakta, olması gerekenden iki kat fazla işçi bulunduğu için bilanço daha da ağırlaştı.

Son resmi açıklamayı, sabah saat 05.00 sıralarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız yaptı. Yıldız, daha önce 166 olarak açıkladığı ölü sayısının 201’e yükseldiğini söyledi

Zamanın kurtarma çalışmalarının aleyhine işlediğini belirten Bakan Yıldız, ölü sayısının daha da artabileceğine işaret etti.

200’ÜN ÜSTÜNDE İŞÇİ MAHSUR
Yıldız bir önceki açıklamasında kaza sırasında madende 787 işçi olduğunu belirtmiş, tahliye edilen 363 kişiden, 4’ü ağır olmak üzere 80’inin de yaralı olduğunu kaydetmişti. Rakamlar, 200’ün üzerinde işçinin halem mahsur durumda olduğunu ortaya koyuyor.

TRAFO PATLADI
Eynez köyü Karanlıkdere mevkiindeki Soma Kömür İşletmeleri AŞ’ye ait linyit madeninde elektrik trafosu patladı. Patlama – 150 metre kotunda meydana geldi. Patlama sonrası çıkan yangın nedeniyle yoğun duman oluştu. Kazanın, vardiya değişikliği sırasında meydana gelmesi, can kayıplarının artmasına neden oldu.

Olayın ardından madenin bulunduğu bölgeye çok sayıda ambulans ve kurtarma ekipleri gönderildi. Kurtarma ekiplerince yapılan çalışmalarda maden girişine yakın olan işçiler kurtarıldı. Kazanın nasıl olduğuna dair inceleme ve araştırma başlatıldığını belirtildi.


OKSİJEN POMPALANIYOR

Vardiya değişikliği sırasında yaşanan olayda mahsur kalan işçileri kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Devam eden yangın nedeniyle madende elektriklerin de kesilmesi nedeniyle müdahalede güçlük çekiliyor. Azalan oksijen seviyesini dengelemek için ocağa oksijen pompalanıyor. Ancak içerideki karbonmonoksit oranının bazı galerilerde halen yüksek seviyede olduğu söylendi.

ŞİRKETTEN AÇIKLAMA
Yangının gerçekleştiği Soma Kömür İşletmeleri AŞ’den bir açıklama geldi. Yangına anında müdahale edildiği belirtilen açıklamada, olayda hayatını kaybedenler olduğu belirtildi ancak sayı verilmedi.

Yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Manisa Soma’da bulunan kömür ocağımızda trafo patlaması nedeniyle çıkan yangın sonucu elim bir kaza yaşanmıştır. Alınan en yüksek ve sürekli denetim altında olan tedbirlere rağmen yaşanan kaza sonrasında anında müdahale gerçekleştirilmiştir. Kazanın nasıl gerçekleştiğine dair inceleme ve araştırmalar başlatılmıştır ama birinci önceliğimiz içerideki çalışanlarımızın bir an önce sağ salim kurtarılması; sevenlerine, ailelerine ve bizlere kavuşturulması yönündedir. Yaşanan tüm gelişmeler an be an kamuoyu ile tarafımızdan paylaşılacaktır. Bu elim kazada ne yazık ki hayatını kaybeden çalışanlarımız olmuştur. Vefat eden çalışanlarımıza Allah’tan rahmet, milletimize ve ailelerine başsağlığı ve sabırlar dileriz.”


BAŞBAKANLIK’TAN AÇIKLAMA
Konuyla ilgili Başbakanlık’tan yapılan açıklamada olayla ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

UZMAN EKİPLER SOMA’DA
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) görevli, göçük, grizu patlaması gibi ocak kazalarında uzman 15 kişilik kurtarma ekibi Soma’da.

Sağlık Bakanlığı da gelişmeleri yakından takip ediyor. Bölgeye bir uçak ambulans, 27 kara ambulansı ve 6 ulusal medikal kurtarma ekibi (UMKE) gönderildi.

CUMHURBAŞKANI’NDAN TALİMAT
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Manisa Valisi Abdurrahman Savaş’a, Soma mahsur kalan işçilerin kurtarılması için devletin tüm imkanlarının seferber edilmesi talimatını verdi.

KILIÇDAROĞLU GİDİYOR
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Soma’daki hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diledi.

CHP’den yapılan açıklamada Kılıçdaroğlu’nun yarın sabah 09.30’da, “Cumhurbaşkanlığı seçimi” ile “Türkiye’nin temel sorunları” konusunda görüş alışverişinde bulunmak amacıyla Türk-İş’e yapacağı ziyaretin, sendika yöneticilerinin Soma’ya gitmesi nedeniyle ertelendiği bildirildi.

Partisinin yarınki MYK toplantısını iptal eden Kılıçdaroğlu’nun, saat 12:00’de özel uçakla Soma’ya gideceği öğrenildi.

SOMA’NIN EN BÜYÜK İŞLETMESİ
Soma’nın en büyük maden işletmesi olduğu belirtilen şirkette, 6 bin 500 kişinin çalıştığı öğrenildi

Türkiye Sudan’da tarım arazisi kiraladı

Türkiye Sudan’dan 99 yıllığına 780 bin dönümlük arazi kiraladı. Yapılan anlaşmayla ülkede bulunan 780 bin dönümlük arazide yetişecek ananas, mango, avakado, pepino jambu, kanola, pamuk ve yağlı tohum gibi ürünler artık Türkiye’ye daha ucuza girecek.

Sudan’ın çok zengin topraklara sahip olduğunu belirten Sudan Büyükelçisi Osman Eldirdıeri, “Henüz, kullanıma açılmamış binlerce dönümlük arazi var. Türkiye ile bu arazilerden daha fazla faydalanabilmek için tarımsal alanda işbirliği anlaşması yaptık. Buna göre yüzbinlerce dönümlük arazi Türklere ve Türk yatırımcılara açıldı. Burada yetişecek ürünlerin kullanım hakkı Türkiye’de olacak” dedi.

Çalışmanın ilk adımı olarak 12 bin 500 hektar arazi üzerinde pilot çiftlik kurulacak. Arazide çalışacak Sudanlılar için tarım ve hayvancılık gibi eğitimler bu çiftlik üzerinden yürütülecek.

Türk yatırımcıları oldukça verimli olan Sudan topraklarında yağlı tohumların da üretimini yapabilecek. Üretim ihracata yönelik olacak.

Tarımın yanı sıra hayvancılık ve balıkçılıkta da işbirlikleri yapılacak.

İki ülkenin merkez bankaları arasında gerçekleşecek anlaşmayla para politikalarının uygulanmasına yönelik adımlar da atılacak.

Afrika ’da, Türk eliyle yetiştirilen ürünlerin, Avrupa ’nın dışında Orta Doğu ve Afrika pazarında da satılması planlanıyor.

İstanbul, 4 dev eserle uçacak

İstanbul’un 4 dev projesi aynı anda sessiz sedasız yükseliyor. 12.5 milyar TL’ye mal olacak Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün iki yakada bulunan ayakları ile zeminde yapılan bağlantıları 2 ay sonra tamamlanmış olacak. Mahkeme kararlarıyla durdurulmaya çalışılan 3’üncü Havalimanı’nda ise son sürat kamulaştırma görüşmeleri sürdürülüyor. 90 milyar TL’lik yatırımla hayata geçirilecek havaalanının yanı sıra Çamlıca’da yapımı büyük bir hızla sürdürülen 135 milyon TL’lik caminin 1.5 ay sonra minareleri yükselmeye başlayacak. 37 bin 500 kişilik caminin iki yıl sonra hizmete açılması planlandı. İstanbul Boğazı’nın iki yakasını ilk kez karayolu tüneliyle bağlayacak proje ise 2.7 milyar TL maliyetle 2015 yılında hizmete açılacak. İstanbul’da yapımı sürdürülen 4 dev projenin maliyeti ise yaklaşık 105 milyar 335 milyon TL. Bu rakam Cumhuriyet tarihinin aynı anda devam eden en yüksek rakamlı yatırımları olarak kayda geçti.

DÜNYANIN EN YÜKSEK KÖPRÜSÜ
Anadolu yakasında Poyrazköy, Avrupa yakasında Garipçe arasında inşaatı devam eden Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ndeki çalışmalar tüm hızıyla sürdürülüyor. Eylül 2013’te temeli atılan köprünün ayakları tamamlanmak üzere. Köprünün sis bulutu arasında yükselen ayaklarının yanı sıra bağlantı bölgelerinde de 24 saat esasına göre hummalı çalışmalar yürütülüyor. Mayıs 2015 tarihinde tamamlanması öngörülen inşaatta hem Poyrazköy, hem de Garipçe’deki inşaat alanlarında köprü bacakları 200 metreyi aştı. Tamamlandığında, 59 metre genişliğiyle dünyanın en geniş asma köprüsü unvanına sahip olacak olan 3’üncü Boğaz Köprüsü, 1408 metrelik kuleden kuleye olan ana açıklığı ve 320 metrelik kule bacakları yüksekliğiyle de dünyanın en yüksek köprüsü olacak.

AVRUPA’YI KISKANDIRAN PROJE
Köprünün bacakları yaklaşık 60 metre boyunca paralel yükselecek. 60 metreden 320 metreye kadar da en tepede birleşecekleri şekilde birbirlerine yaklaşan bir rota izleyecekler. Böylece 3. Köprü bacakları uzaktan bakıldığında bir makas görünümünü verecek. 3’üncü Havalimanı Projesi, tüm engelleme girişimlerine rağmen tam gaz sürüyor. Dünyanın en büyük havaalanları arasına girecek proje, bitirildiğinde yılda tam 150 milyon yolcu ağırlayacak. Türkiye’yi dünyada önemli bir kavşak noktası haline getirecek 3’üncü Havalimanı’nın, 2018’de tamamlanması öngörülüyor. Birbirinden bağımsız altı pisti olacak şekilde yapılacak havalimanı, Türkiye’yi devler ligine sokmanın yanı sıra İstanbul’u da bir ‘hub’, yani merkez nokta haline getirecek.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA KALDIRILDI
Geçtiğimiz aylarda dört kişinin, İstanbul 4. İdare Mahkemesi’ne başvurarak, İstanbul’a yeni havalimanı projesinin tarımsal alanları yok edeceği, doğal hayatı olumsuz etkileyeceği, iklim değişikliğini hızlandıracağı, orman alanlarını yok edeceği ve içme suyu havzalarına zarar vereceği gerekçeleriyle, ÇED Olumlu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptalini istemişti. 21 Ocak’ta ÇED olumlu kararının yürütmesinin durdurulmasına karar veren mahkemenin kararı üzerine, bir üst mahkeme olan Bölge İdare Mahkemesi geçen hafta ‘yürütmenin durdurulması’ kararını kaldırdı. Başbakan Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz günlerde 3’üncü havalimanının çalışma takvimini açıklamıştı. Erdoğan, “Düşünebiliyor musunuz, dünyanın en büyük havalimanı yapılacak, ilk üçün içinde. Bunun önünü kesemeyecekler. Çünkü onun önünü kesmek hukuksuzluktur, kanuna aykırıdır. Bunları ortaya koyacağız ve gümbür gümbür orada dozerlerimiz çalışacak. Nisan ayının sonu, haziranın başı tarih veriyorum” demişti.

37 BİN 500 KİŞİ KAPASİTELİ CAMİ
Kütüphane ve konferans salonlarının kaba inşaatı bitmek üzere olan Çamlıca Camisi’nin 1.5 ay sonra minareleri de yükselecek. Çamlıca Tepesi’ne yapılan cami için yüzlerce işçi gece gündüz çalışıyor. Çamlıca Tepesi’nde İstanbul siluetine yeni bir görünüm kazandırması beklenen cami, 57 bin 500 metrakerelik arsa üzerine inşaa ediliyor. 3 bin 40 araçlık otopark, bin kişilik konferans salonu, 2 bin 750 metrekarelik kütüphane, 3 bin 435 metrekarelik sanat galerisi, 10 bin 950 metrekarelik müze ve sanat atölyeleri bulunan camide aynı anda 37 bin 500 kişi ibadet edebilecek. Çamlıca Camisi’nin bünyesinde ayrıca botanik bahçesi, yürüyüş yolları, seyir ve dinlenme mekanları da olacak. Yürüyüş yollarında camiye gelenler ibadet ettikten sonra çıplak ayakla toprak parkurda yürüyüp stres atabilecek. Projenin toplam maliyeti 135 milyon lira. 2016’da ibadete açılacak caminin kubbe yüksekliği ise 70.45 metreyi bulacak. 6 minarede toplam 16 şerefe inşa edilecek.

İKİ KATLI KARAYOLU
Avrasya Tüneli 14.6 kilometrelik bir güzergâhı kapsıyor. Projenin 5,4 kilometrelik bölümünü deniz tabanı altına inşa edilecek olan iki katlı tünel oluştururken, iki yakada toplam 9.2 kilometrelik güzergahta ise yol genişletme ve iyileştirme çalışmaları yapılacak. Almanya’da üretilen ve Yıldırım Bayezid adı verilen tünel açma makinesiyle başlatılan çalışmalar sürüyor. Bayezid, deniz tabanının yaklaşık 25 metre altından toprağı kazarak ve iç çeperleri oluşturarak ilerliyor.

BOĞAZ’IN İKİ YAKASI DEV TIRTILLA BİRLEŞİYOR
Başbakan Erdoğan’ın geçen şubatta temelini attığı Göztepe – Kazlıçeşme arasında seyahat süresini 100 dakikadan 15 dakikaya indirecek Avrasya Tüneli Projesi’nde çalışmalar bütün hızıyla sürüyor. 2015’te tamamlanacak projeyle Boğaz’ın iki yakası ilk kez karayolu tüneliyle bağlanacak.

Kemal Öztürk AA’nın başarısını anlattı

A Haber’de Orhan Sali’nin sunduğu ‘Diplomasi’ programına konuk olan Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürü Kemal Öztürk, son gelişmelere ve neden son dönemde Türkiye’deki stratejik kurumlara savaş açıldığına dair çarpıcı açıklamalar yaptı

“PAZARIN YÜZDE 85’İYLE ANLAŞMA İMZALADIK”  

Seçim sonuçlarını Türkiye’de tek bir ajans veriyordu, ilk kez biz de bu pazara girdik. Girmemizle birlikte pazarın yaklaşık yüzde 85’i Anadolu Ajansı ile sözleşme imzaladı. Google, Microsoft gibi ünlü web siteleri de dahil olmak üzere yaklaşık 450 web sitesi, 144 yerel televizyon, o gece bizimle bu verileri vermek için anlaşma imzaladı. O gece maalesef bir siyasi partinin temsilcileri ve bir kanalda yorumcu AA’nın manipülasyon yaptığını iddia etti. Son 10 yılda yapılan bütün seçim sonuçlarının ilk bir saatindeki verileri çıkartın. Hepsinde tek bir şey göreceksiniz. AK Parti yüzde 50’nin üstünde belki 60 civarında yüksektir. Diğerler partiler düşüktür. Bütün seçim sonuçlarında bu bir gerçektir ve hiç değişmedi. Sebebi şu: Saat 4’te Doğu’da sandıklar kapatılır. Oradaki oylar açılır, biz ajanslar olarak o verileri sisteme gireriz ve YSK’nın seçim yasaklarını kaldırmasını bekleriz. Saat 5’te Batı illeri kapanır. Biz yine onları sisteme gireriz. YSK’nın seçim yasağının kalkmasını bekleriz. Kalktığı anda yayınımızı açarız gazetelere, TV’lere ve herkes görür. Doğu’daki illerde her zaman AK Parti yüksektir. Bu seçimde de böyle oldu. Bizde böyle oldu, diğer taraflarda böyle olmadı.

“AİLELERİMİZE, İNANCIMIZA KÜFRETTİLER”

Sorulması gereken şey şuydu: 10 senedir yapılan tüm seçimlerde AK Parti ilk bir saatte yüksek çıkarken bu seçimde niye yüksek çıkmadı diğer tarafta? Ama bir siyasi parti basın toplantısı düzenleyerek “AA manipülasyon yapıyor” dedi. Hemen bir basın açıklamasıyla bunu reddettik tabii ki. Ama bu açıklamalardan sonra çok üzülerek belirtiyorum- O yüzden Türkiye’nin bazı kurumlarını tartışmaya açmamak, hırpalamamak gerektiğini söylüyorum-bütün santrallerimiz kitlendi. İnsanlar ailelerimize, inançlarımıza küfretmeye, hakaretler, tehditler başladı. Twitter’da “AA’yı basalım” kampanyaları, hashtagler açıldı. Hiçbir zaman unutmayacağım bir kampanya daha yaşandı, belgelerini saklıyorum.

“MİLLİ KURUMA ULUSLAR ARASI HACKER SALDIRISI”

Türkiye’deki Red Hack ve Anonymous gibi hacker grupları “Dünyanın bütün hackerlarını AA’ya saldırmaya çağırıyoruz” diye kampanya yaptı. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’de Türkçe konuşan bir grup kendi ülkesinin ulusal ajansını çökertmek için, yayınını kesmek için uluslar arası kampanya düzenliyor. Dünyanın her tarafından aklımıza, hayalimize gelmeyecek bir hacker saldırısına uğradık. Biz bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Bu ülkenin milli kuruluşuna, bu ülkenin stratejik kurumlarından bir tanesine uluslararası bir kampanya yapılıyor ve bu kampanyanın sebebi AA’nın sistemini çökertmek. O gün çok şükür sistemimiz çökmedi ama yavaşladı veri yayınımız. Gece saat 2’ye kadar çok büyük bir hızla verilerimizi yayınladık.

“AA’NIN VERİLERİ, YSK’NINKİYLE AYNI”

Türkiye’nin gerçek yayınları bunlardı. YSK ile karşılaştırıldığında AA’nın verilerinin gerçek olduğu anlaşıldı. Şimdi o siyasi partilere çağrıda bulunuyoruz. Burası TC’nin milli bir kuruluşu, uluslar arası stratejik bir kurumu. Bizim güvenilirliğimizi, saygınlığımızı 94 senedir herkes test eder. Hiçbir zaman bu testte yanılmadık. TC mahkemelerinde AA’nın haberleri delil olarak kullanılır. O kadar tartışmasız doğruluğumuz var bizim. Bugün yine aynıyız. Birilerinin bize özür borcu var. Bu özür borcunu bekliyoruz.

“TARAF GAZETESİ STRATEJİK KURUMLARA SAVAŞ AÇTI”

Bu ülkede bazı gazeteler özellikle adını da söylüyorum Taraf gazetesi Türkiye’nin en stratejik kurumlarına neden savaş açar? Neden onları yıpratmaya çalışır? MİT, TC Başbakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, THY, AA… Neden bu kurumlara savaş açar bir gazete? Bazı insanlar neden bunları yıpratmak için uğraşır? Bunu düşünmemiz gerekir. TİKA’nın da başına geldi. ABD’de bir Kızılderiliye yardım ettiği için, Bosna’da tarihsel mirasımıza sahip çıktığı için bu kurum yıpratılmaya çalışıldı. Olacak şey değil bu. Bunları yutmamamız gerekiyor. Bunları konuşmadan geçmememiz gerekiyor. Bunu tartıştığımız zaman ortaya bir gerçek çıkacak. ‘Büyük Türkiye’ hayalini, ‘Büyük Türkiye’ tasavvurunu istemeyen birileri var bu ülkede. Bu ülkenin içinde var bunlar ve yurt dışındaki kişilerle bağlantı halindeler.

“30 MART’TA MİLLET DEVLETİNE SAHİP ÇIKTI”

Milletin sesini 30 Mart’ta duyduk. Millet devletine sahip çıktı. Bana göre son kavga bir partiyle bir grup arasında değildi. Bir devlet saldırı altındaydı ve millet devletine sahip çıktı. Eminim ki bundan sonra da aynı hassasiyeti gösterecektir. Kurumlarına sahip çıkacaktır ve ‘Büyük Türkiye’ tasavvuruna sahip çıkacaktır

Çanakkale Şehitleri’ne…

-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Ostralya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

http://www.antoloji.com/canakkale-sehitlerine-siiri/

Bugün yaşananlar 40 yıllık taktik

Gezi olaylarından 269 gün sonra ölen Berkin Elvan’ın cenazesi sonrası yaşananları değerlendiren Avni Özgürel, “Sokakları karıştırmak 40 yıllık gelenek. Bilhassa cenazeler üzerinden marjinal guruplar harekete geçiriliyor” dedi.

Bugün yaşananlar 40 yıllık taktik

Gezi olayları sırasında Okmeydanı’ndaki eylemlerde başına aldığı gaz fişeği nedeniyle ağır yaralanan ve 269 gün sonra yaşamını yitiren 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın cenaze töreni gecesinde Okmeydanı’nda 22 yaşındaki Burak Can Karamanoğlu’nun öldürülmesi sokaklardaki gerilimi tırmandırdı. Akil İnsanlar Ege Bölgesi üyesi Gazeteci – Yazar Avni Özgürel ile AK Parti MKYK üyesi Prof. Mazhar Bağlı, sokakların karıştırılması için cenaze yönteminin 12 Mart 1971’den beri en etkili yöntem olduğunu belirterek, uyarıda bulundu. Özgürel, 12 Mart 1971 muhtırası öncesinden itibaren, 12 Eylül ve ardından çözüm sürecine gelene kadar terör yıllarında cenazeler üzerinden siyaset tesis edildiğini anlatarak, “Bu çok eski bir siyasi gelenek. Sokakları seçimler öncesinde politize etmek için bilhassa cenazeler üzerinden marjinal guruplar hareket etmişlerdir. Bugün de aynısı yaşanıyor ve bir AK Parti karşıtlığı için bu durum kullanılıyor. Hedefin 30 Mart olduğu çok açık” dedi.

Suriye’de 70 rejim yanlısı öldü

Dareyya bölgesinde, muhalifler ile Esed güçleri arasında yaşanan çatışmalarda aralarında 7 subayın da bulunduğu 70 rejim yanlısı öldü.

Suriye’de başkent Şam’ın batısında yer alan Dareyya bölgesinde, muhalifler ile Esed güçleri arasında yaşanan çatışmalarda aralarında 7 subayın da bulunduğu 70 rejim yanlısı öldü.

Beşşar Esed rejimine karşı büyük çaplı bir operasyon düzenleyen muhalifler, birçok bölgede hâkimiyeti ele geçirdi. Muhalifler, düzenlenen saldırılarda aralarında 7 subayın da bulunduğu 70 rejim askerinin hayatını kaybettiğini, 20 askerin yaralandığı, 8 askerin ise esir alındığını açıkladı. Çatışmalarda birçok tankın tahrip edildiği ve silahlara el konulduğu belirtildi.