`Aşk mektupları, resmî Tarihi Değiştirir mi?

Latife Hanım arşivi için gün sayılırken, arşivin ayıklanması tartışmaları başladı. Bazı belgelerin sır kalması talebine Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu, “Tarih değişecekse ne yapalım, gizleyelim mi?” diyerek tepki

gösterdi.


Atatürk`ün eşi Latife Hanım`ın 25 yıldır gizli tutulan mektupları, daha açıklanmadan tarihçiler arasında görüş ayrılığına yolaçtı. Tüm mektupların ayıklanmadan açıklanması halinde resmi tarihin değişebileceğini belirten Ordinaryüs Prof. Dr. Reşat Kaynar`ın “O nedenle bazı mektuplar saklanmalı” önerisi, “Aşk mektubu, resmi tarihi değiştirir mi?” tartışmasına yolaçtı. Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, “Tarih değişecekse ne yapalım, gizleyelim mi?” dedi. Mektupları özel bir kasada saklayan TTK eski Başkanı Prof. Dr. Yaşar Yücel de “Aşkım, canım, sevgilim, hitapları dışında, resmi tarihi değiştirecek birşeyler çıkmaz” diye konuştu.


`Ayıklamayı ailesine sorarız`


TTK Başkanı Halaçoğlu, Yeni Şafak`a yaptığı açıklamada, “Ayıklama zaten olur. Bu konuda mahkeme kararı da var. Özel olan şeyleri yayınlamayız” dedi. Özel olan kısımlarla ilgili Latife Hanım`ın akrabalarının görüşlerini alacaklarını bildiren Halaçoğlu, şunları söyledi: “Ailesiyle önümüzdeki günlerde irtibata geçeceğiz. Çok özel şeyleri açıklama izni vermezlerse bunlar yine kalacak. Ama diğer belgeleri 25 yılın dolduğu şubat ayı başında açıklıyoruz.” Halaçoğlu 2 Şubat`ta açıklayacaklarına dair haberleri yalanlayarak, “Şubat başında açıklayacağız, ama çalışmalarımız hangi güne yetişirse. O gün hangi belgelerin olduğunu açıklayacağız. Belgeleri göstermemiz ise 1 aylık tasnif ve ayıklama sürecinden sonra gerçekleşecek” diye konuştu.


`Tarih karanlık değil`


Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derviş Kılıçkaya, Atatürkün özel hayatının ve cumhuriyet döneminin karanlık olmadığını belirterek, “Reşat Hoca biraz abartmış. Yayınlanırsa tarih yorumu biraz yumuşar belki. Ama yakın tarih değişecek beklentileri yanlış olur” dedi. Kılıçkaya, arşivin yayınlanmadan ayıklanabileceğini belirterek, “Bütün arşivler ayıklanabilir. İngilizlerde, Fransızlarda ayıklama çoktur. Sonuçta bütün arşivler ayıklanır. Mesela Denizli`de bir davet var.


Milli Mücadele döneminde İtalyanların davetinde, onlarla işgalde işbirliği yapılması olayı vardır. Ama bu davete katılanlar açıklansa aileler zedelenir” diye konuştu. Kılıçkaya, İngiltere arşivlerinde 31 Mart vakası ile ilgili tüm arşivlerin ayıklandığını belirterek “Devletlerin politikalarını ve kişilerin özel hayatlarını etkileyen arşivler her zaman saklanabilir, bunu herkes yapıyor” dedi.


`Yeteri kadar belge var`


Gazi Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Semih Yalçın da, cumhuriyet tarihi ile ilgili her dönemde “değişecek” söylentileri çıktığını belirtti. Yalçın şöyle konuştu: “Atatürk`le ilgili büyük soru işaretleri zaten yok. Yeteri kadar belge var. Genel tarih altında belki bazı alt başlıklarda yeni yorumlar gelir. Mustafa Kemal`in zaten aile hayatı yok. Bütün hayatı cephede geçmiş.


Sadece 2 yıl evli kalmış Latife Hanım`la. O da geniş bir ailenin kızı ve siyasi amaçları olan bir evlilik. Belki evliliğin bu yönünün ön plana çıkması olabilir. Atatürk Latife Hanım ilişkisi haddinden fazla ortaya çıkmıştır. `Eskidikten sonra` tabirini kullanırız, arşiv eskimiştir artık. Açıklanmasında bir mahzur olamaz.”


Cilt kanserinden öldü


Latife Hanım, 12 Temmuz 1975`de cilt kanserinden vefat etti. 1976 aralığında kamu görevlileri huzurunda odasına girildi. Bulunan belgeler Türk Tarih Kurumu`na verildi. Bu belgelere 1980`de `25 yıl gizli tutulacaktır` damgası vuruldu. Atatürk`ün Latife Hanım`a yazdığı etkileyici boşanma mektubunun da içinde bulunduğu arşiv Şubat 2005`te kamuoyuna açıklanacak.


`Aşk mektupları tarih değiştirmez`



Atatürk`ün eşi Latife Hanım`ın merakla beklenen mektuplarını özel bir kasada saklayan TTK eski Başkanı Prof. Dr. Yaşar Yücel “Aşkım, canım, sevgilim, hitapları dışında, resmi tarihi değiştirecek birşeyler çıkmaz. Aşk mektuplarında bunlar geçer. Bunlardan duygusalsanız et-kilenirsiniz. Yoksa mektuplardan resmi tarihi değiştirecek bilgiler çıkmaz. Ben kendi dönemimde açıp okumayı kanunlara karşı gelmek olarak gördüm. Kanuni sınırlama kalkıyor. Açıklanmasının zamanı gelmiştir.”


Özden: Çankaya Yârânı aydınlanır


Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi yakın tarih uzmanı Dr. Mehmet Özden arşivde Latife Hanım`ın hissiyatına ve beşeri ilişkilerine dair bilgilerin ağırlıklı olacağını tahmin ettiğini söyledi. Özden, “Zira Latife Hanım`ın, Halide Edip Adıvar gibi siyasi bir duruşu yoktu. Günlük ve yazışmalardan `Çankaya Yârânı` denilen Atatürk`ün yakın çevresine dair ilginç anekdotlar çıkabilir. Batılı bir kadın olarak Türk inkılabının resmi batıcılığına dair görüşlerini öğrenmek faydalı olur” diye konuştu.

Kaynak Kodları Kimlerin Elinde ?

11 subayımızın bir terörist muamelesi yapılarak gözaltına alınması olayını tartışırken gözlerden çok önemli bir soru kaçtı.Bu soru şuydu; -Ordumuzun teknik haberleşmede kullandığı kaynak kodları ABD’liler tarafından alındı mı?-

Askerlerimizin başına gelen talihsiz olay sonrasında her iki tarafta çeşitli açıklamaları yaptı.Fakat bu açıklamalar iki ülke arasındaki şüphe ve güven bunalımının doğmasına engel olamadı. Irakta var olan dengeler incelendiğinde ABD’nin Türkiye üzerinde farklı projeleri olduğu ortaya çıktı. Bu gelişmelerin ardındansa önce Türk ordusunu hedef alan sözlü saldırılarla sonrada fiili saldırılarla karşı karşıya geldik. Bu konuların TV ve gazetelerde işlenmesine rağmen belki de asıl sorgulanması gereken ‘Kaynak Kodları’ meselesinden hiç bahsedilmedi. Baskın sonrasında ABD askerleri Ordumuza ait ‘haberleşme kodları ve şifreleme kriptolarını’da birlikte almışlardı.ABD askerleri tarafından ‘‘soyulan’’ irtibat büromuzda ‘‘RT 607’’ olarak adlandırılan bir de haberleşme sistemi bulunuyordu. Bu sistem büro ile Türkiye arasında havadan yapılan haberleşmeyi ‘‘kodlamakta’’ ve bu kodu ‘‘çözmekte’’ kullanılıyordu. Haberleşme, yollayıcı tarafından elektronik olarak şifreleniyor, iyonosferden yansıtılarak ‘‘adrese’’ yollanıyor ve bu şifre yine elektronik olarak ‘‘adresteki’’ alıcı tarafından çözülüyordu.Kriptolu bu sistem Belçika`daki bir firma tarafından ‘‘Özel Kuvvetler’’ için özel olarak yapılmıştı ve başka bir orduya aynı sistem verilmiyordu. Bu işi gerçekleştiren cihaz olan RT 607 haberleşme sistemi artık Amerika`nın elinde. Sistem ABD`nin elinde olsa da, bir işine yarayacak gibi değil. Çünkü tek başına bir anlam ifade etmiyor.Ancak buna rağmen olası bir ‘‘sakıncayı’’ ortadan kaldırmak isteyen Türk Genelkurmayı şimdi bütün haberleşme şifrelerini değiştirdi.

ŞİFRELEME
Bu tür detaylar ele geçtiğinde artık şifreleme algoritmasının detaylarını, ne büyüklükte anahtar kullanıldığını ve diğer ilave kriptolama özelliklerini elde eden birisi, kendi şifre kırma programını bu ise optimize edebilir ve bu sayede şifreleri minimal vakit kaybı ile süratle çözebilir.‘‘Dost ve müttefik’’ Amerikan askerlerinin ‘‘dostça tavrı’’, Türkiye`ye epey pahalıya patlıyor. Bunun yanında geçen aylarda Ortadoğuda teknolojisi gelişmiş bir ülkede Türk ordusunun bilgisayarlarına girme teşebbüsleri bulunmuş ve gerekli cevabı almalarına rağmen Ordumuzun iletişim kodlarına olan ilgilerini değiştirmemişlerdir. Bu teşebbüsler sonrasında var olan işletim sistemleri ve yazılımlar tamamı ile değiştirilmişti.

SAVAŞLARDA KODLAR ÇOK ÖNEMLİ
Arjantin ile İngiltere Falkland adaları için savaş yapmaya başladıklarında İngiltere kendinden çok uzakta olan bu adaları elinden kaçırmamak için Arjantin’e ait kaynak kodları ele geçirerek kazanmıştı. İngiliz dış istihbarat servisi MI6, Fransız istihbarat servisi DGSE` yle irtibat kurmuş sağlanan anlaşma sonucunda Fransızlar büyük para karşılığında Exocet füzelerinin kaynak kodlarını İngilizlere satmışlardı. Kaynak kodunu ele geçiren İngilizler, füzenin güdüm yazılımını çözmüşler ve böylece Arjantin Exocet` leri İngiliz gemilerini vuracak yerde bir bir okyanusun sularına gömülmelerini seyretmişlerdi.

KOD HERŞEY DEMEK
Görüldüğü gibi kodları eline geçiren her kişi veya kurum istediği gibi sizin silahlarınızı yönlendirebilir. Geçen Kuvvet komutanlarımızdan birisinin sözlerini de bu konu ile ilgili idi. Komutanımız F-!6’lar yerine “Uçan soba borularına sahibiz” diyordu. Çünkü F-16 uçaklarının elektronik beynine ABD kongresi tarafından getirilen “kaynak kodu” sınırlaması. İlk parti F-16’ların elektronik beynine yüklenen ve muhtemel tehditlerin yer aldığı bilgisayar programı ABD’li yetkililerin onayı ile ASELSAN’daki uzmanlarımız tarafından Türkiye’nin tehdit önceliklerine göre yeniden düzenlenmişti. Bir anlamda F-16’ların beynine yüklenen program değiştirilmiş ve bu da büyük bir başarı ile sağlanmıştı. ABD o zaman kaynak kodun kısıtlama getirmemiş sadece, denetimle yetinmişti. İkinci parti üretim F-16’larda ise hiç beklenmediği şekilde “kaynak kodu sınırlaması” getirildi. Aynı sıkıntı 1.5 milyar dolara alınacak olan Awacs uçakları konusunda da yaşanıyor. Biz, Türkiye’nin tehdit önceliklerine göre Awacsların istihbarat toplaması için programda düzenleme yapmak istiyoruz. ABD ise buna yanaşmıyor.ABD’nin yüklediği ve onun tehdit önceliklerine göre çalışan bir programla yetinmemizi, kendi mevcut programları üzerinde hiçbir değişiklik yapmamamızı istiyorlar. Örneğin ABD’ye göre Yunanistan’ın bir adasındaki askerî tesis tehdit olarak görülmez, ama Türkiye için pekalâ tehdit olarak değerlendirilebilir. ABD’nin bize verdiği kaynak kodu ile sınırlı kalırsak Awacs uçakları buralardaki gelişmeleri takip edip, bize bildiremeyecek. Ya da bu uçaklar bizim olacağına göre, ileride bir tehdit değişikliği söz konusu olduğunda biz programda ona göre yenileşme yapmayacağız.

ÇARE MİLLİ YAZILIM
Kodlarda ele geçen yazılımlar, tersine derleme metodu ile deşifre edilebilir. Bugün bu metodu birçok sivil firmalar veya hackerlar (Şifre Kırıcılar) uyguluyorlar. Dolayısıyla Belçika`dan veya o zaman olmadıysa, K.Irak`ta bu algoritmaların ele geçtiğini kabul etmeliyiz.Bu tur detaylar ele geçtiğinde artık şifreleme algoritmasının detaylarını, ne büyüklükte anahtar kullanıldığını ve diğer ilave kriptolama özelliklerini elde eden birisi, kendi şifre kırma programını bu işe optimize edebilir ve bu sayede şifreleri minimal vakit kaybı ile süratle çözebilir.Satın alınan silah sistemleri ile birlikte, o sistemin yazılımın kaynak kodunu da almak başta çok pahalı bir yöntem olmaktadır .Ayrıca sistemi satan firma/ülkenin de iknası belirli güçlükler içerebilir. Çünkü kaynak kodu alan, yazılımı dolayısı ile silah sistemini kendi imkanları ile geliştirebilecek ve belki de daha üstün yeteneklere ulaştırabilecektir; bu da satan firma/ülkeye modernizasyon aşamasında ihtiyaç duyulmamasını sonuçlar. Alınacak silahlar sisteminin teknolojik olarak özümsenebilmesi, geliştirilebilmesi ve güvenlik açısından şarttır,gereklidir.
KAYNAK KODLARI NEDİR?
Kısaca kaynak kod (source code), bir yazılımın içine girebilmek için gerekli olan şifredir. Yazılımın içine girebilen programcı, o yazılımda istediği değişikliği yapabilir. Böylece yazılımı geliştirebileceği gibi, çalışmaz hale getirebilir veya yanlış şekilde çalışmasını sağlayabilir. Örneğin Windows işletim sistemi de nihayetinde bir yazılımdır ve bunun da kaynak kodu vardır. Bu kod kullanılarak programa nüfuz edip; programın ismi “Pencereler” olarak değiştirilebilir. Linux işletim sisteminin kodu ise, herkese açıktır ve her kullanıcıya sistemi istediği yönde geliştirme imkanı sunulmaktadır. Şu anda birçok ordu Windows işletim sistemini kullanmayarak kendi yazılımlarını kullanmaktadır.Günümüzde elektronik sistemleri kullanmayan savunma sanayi ürünü yok gibidir. Bilgisayarlar ve dolayısıyla yazılımlar silah teknolojilerine bütünleşmiş durumdadır. Örneğin; uçakları, bilgisayar sistemleri uçurmakta, füzeleri hedefe bilgisayarlar yönlendirmekte, atış kontrol bilgisayarları atışları tanzim etmekte ve füzesavar füzelerin uçuş yolunu dahi bilgisayar belirlemektedir. Bilgisayarların hangi işlemi nasıl yapacağı; yazılımlarıyla programlanmaktadır