“120” AZ BİLİNEN BİR DESTAN

Gökten nimet misali yağan kara doyamadığımız şu günlerde sinemalarda bunca güzel filmin arasında afişinde bembeyaz karlarla bezenmiş üzerinde 120 yazan bir film çok dikkatimi çekti. Tarihimizde bu güne kadar bilinmeyen bir gerçeğin beyaz perdeye yansımasıydı 120.

Yönetmeni: Özhan Eren, Murat Saraçoğlu. Senaryo ve Müzik Özhan Eren.
Filmde bu güne kadar çok bilinmeyen bir Sarıkamış destanı anlatılıyordu.

Yıl 1915, memleket savaşın içinde, halk zor günler yaşıyor. Memlekette seferberlik ilan edilmiş, eli silah tutan herkes cepheye yollanmış. Elde avuçta ne cephane, ne yiyecek ne de savaşa sürülecek asker kalmış. Erzurum’da Ruslara karşı savaşan Türk birliklerinin elinde cephanesi kalmayınca Van Valisinden cephane talebinde bulunuyorlar. Vali cephaneyi göndermesine gönderecektir de elinde ne cephaneyi götürecek yük hayvanı, nede onu Erzurum’a ulaştıracak asker kalmıştır. İşte bu durum karşısında yaşları 12 ile 17 olan Vanlı çocuklar “Biz ne güne duruyoruz” diye öne çıkarlar. Halkın hiçbir çaresi yoktur. Çünkü şehirde kadınlar ve yaşlılardan başka kimse kalmamıştır. 120 çocuğu kurban edercesine hazırlayıp kış gününde yaya olarak yanlarına cephaneleri verip Erzurum’a uğurlarlar. O zamanda Ermenilerin içinde “Taşnak çetesi” diye bir zorba gurup çıkarak hem Türklere hem de kendi içinde mutlu bir şekilde yaşayan Ermeni vatandaşlarına zulmetmektedir. Erzurum’a yaklaşan 120 çocuğa kalleşçe saldıran bu Taşnak çetesi çocukların yollarını keser. Erzurum’dan yetişen askerler sayesinde çete ile baş eden çocuklar vazifelerini yapmanın mutluluğu ile Vana doğru yola çıkarlar. Ama yakalandıkları kar fırtınasını aşmaları imkânsızdır. Ancak 40 kişi şehre sağ olarak döner. Diğerleri yolda donmuştur. Vana ulaşabilen 40 kişide yaşama mücadelesi verir ve geriye sadece 22 çocuk sağ olarak kalır. Filmi izlerken gözümden yaşım hiç eksik olmadı. Bu günkü gençlerimizi düşündüm. Marka giymedikleri için arkadaş gurubuna giremeyenler, cep telefon markaları ile birbirleri ile yarış edenler. Gecelerini eğlence ile geçirenler. Tabiî ki istisnalar hariç.
Nasıl kazanıldı bu mili mücadele ve nasıl verildi bu milli şuur gençlere.
Orada memleketin vahim durumunu hisseden daha ergenliğe bile girmemiş o çocukların milli duyguları, ailelerine karşı verdikleri cesaret savaşı kalpleri uyandırmak için belki bir kıvılcımdı.

Kalleşe karşı adaletli, korkağa karşı cesur, haine karşı milliyetçi…
Sonunun ölüm olduğunu bilmelerine rağmen cesaret gösterebilmek ancak Türk Milletine yakışan bir duruştur. İşte bu şuurun daha çok küçük yaşlarda çocuklara aşılayan bu milletin unutulmuş zaferi. Filimin en çarpıcı sahnesi ise 120 çocuğun karlar altında yola çıkarken arkalarından ailelerinin söylediği o eski Ordu marşıydı.
Ey şanlı asker,
Ey şanlı ordu,
Dillerde tekbir
Allah-ü Ekber,
Allah-ü Ekber ,
Ordumuz olsun daim muzaffer.

Salonda neredeyse ağlamayan kimse yoktu. Film görsellik açısından muhteşem, müzikler ve dekor ise kusursuzdu. İçinde acıklı bir aşkın da yer aldığı bu hikâye bize unuttuğumuz pek çok şeyi hatırlatabilir.

12 yaşında bile olsa bir çocuğun milleti için yapabileceği o kadar çok şey vardır ki!Yeter ki sahip olduğu gücü keşfetsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir