5 Bin MİT Ajanı Deşifre Oldu İddiası

Yunan Alpha Bank’ın Alternatifbank’ı satın alma planı, Millî İstihbarat Teşkilatı’nın “Alpha’nın yönetiminde eski bir istihbaratçı var” tesbitiyle suya düştü. Bu olay eski bir skandalın da gün yüzüne çıkmasını sağladı.

TÜSİAD eski Başkanı ve Anadolu Endüstri Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın sahibi olduğu Alternatif Bank’ın Yunanistan’ın en büyük ikinci bankası Alpha Bank ile yapacağı evlilik Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na (BDDK) takıldı. Türk mali piyasalarına üçüncü bir Yunan bankasının girmesini engelleyen bu kararın ardında yatan neden ise Millî İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) gelen bir bilgi notuydu. MİT’in BDDK Başkanı Tevfik Bilgin’e geçtiğimiz hafta başında gönderdiği ‘çok gizli’ ibareli yazıda bankanın yönetim kurulunda 1999-2004 yılları arasında Yunan Gizli Servisi’ni (EYP) yöneten son derece önemli bir istihbaratçı Pavlos Apostolides’in yer aldığı bilgisi vardı. Terör örgütü PKK ile yakın ilişkileri olan ve örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanmasının ardından örgütün kalan kadrolarını himaye eden Apostolides, Kasım 2004’te emekli olmuş ve hemen akabinde banka yönetim kuruluna atanmıştı. İşte bilgi notunun en can alıcı kısmı da burasıydı. Yunan istihbaratçı, resmî görevi sona ermesine karşın banka yönetimine de Yunan devletinin özel isteğiyle atanmıştı. Yunanistan’ın önde gelen ailelerinden Yannis Costopoulos’un sahibi olduğu özel bir bankada Apostolides’in görev almasının; MİT tarafından “istihbarat faaliyetini örtülü bir şekilde bankacılık üzerinden yürütme” şeklinde algılandığı anlaşılıyor.

Bilgi notunu dikkate alan BDDK yönetimi 7 Ağustos günü Bankalar Kanunu’nun 8. maddesini gerekçe göstererek satışa onay vermediğini açıkladı. Satışın banka kurucu ortaklarının “Devlet sırlarını açığa vurmaması, casusluk ile devletin güvenliğine karşı suç işlememesi” şartını içeren bir maddeyle askıya alınması, doğal olarak gündeme bomba gibi düştü. Daha önce Finansbank’ın NBG ve Tekfenbank’ın da Eurobank tarafından satın alınmasına ‘olur’ veren BDDK’nın ülkemizde faaliyet göstermeye hazırlanan üçüncü Yunan bankası Alpha Bank’ı veto etmesi Ege’nin diğer yakasında büyük rahatsızlığa neden oldu. Yunan bankasının genel müdürü Spiros Filaretos, “Sayın Apostolidis, meslekten diplomattır. Bir dönem EYP Başkanı olarak görev yapmıştır. Ancak BDKK, aldığı kararın gerekçesine ilişkin bilgi vermiş değil. Bu çerçevede, bu konuda ne yorum yapabilirim ne de bilgi verebilirim.” derken, Türk-Yunan İş Konseyi’nin Yunan Eşbaşkanı Panayotis Kutsikos, BDDK’nın aldığı bu kararla iki ülke arasındaki ilişkileri zedelediğini öne sürüyordu.

BDDK Başkanı Bilgin ise kendisini “Alpha’ya izin verseydik Yüce Divanlık olurduk” sözleriyle savunuyor. Bilgin Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada Türkiye’deki bütün banka satış ve hisse devirlerinde Genelkurmay Askerî İstihbaratı, MİT, Dışişleri Bakanlığı ve MASAK’tan (Mali Suçları Araştırma Kurulu) bilgi istediklerini ve gelen sonuçlar doğrultusunda karar verdiklerini anlatırken, daha önce gerçekleşen satışlarda kendilerine devri engelleyecek bir bilginin aktarılmadığını dile getiriyor. Alpha Bank konusunda görevinin gereğini yaptığını söyleyen Bilgin, “Bilgi notuna rağmen devir işlemine onay verseydik, Türk Ticaret Bankası’nda (Türkbank) olduğu gibi Yüce Divanlık olurduk.” diyor.

Aksiyon’un görüştüğü kaynaklar bu olayın iki açıdan büyük öneme sahip olduğunu vurguluyor. Birincisi bugüne kadar istihbaratın yedi ana dalından birisi olan “ekonomik istihbarat” faaliyetlerine yeterince eğilmemekle suçlanan MİT, bundan böyle bu alanda varlık göstereceğinin sinyallerini verdi. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle istihbarat servislerinin başlıca uğraş sahası haline gelen “ekonomik istihbarat” faaliyetlerine uzun yıllar gereken önemi vermeyen kurum bu tür operasyonları bir türlü engelleyememişti.

Hâlbuki ilk kez 20 Şubat 1995 tarihli Time dergisinde yayımlanan “Yeni Düzenin Casusları” haberi kamuoyuna dünyada değişen istihbarat anlayışına dair önemli ipuçları veriyordu. Derginin haberine göre Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan değişime ayak uydurmak isteyen Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) eskinin hızlı silah çeken ve araba kullanan, o davetten bu resepsiyona koşan diplomat kisveli James Bond tipi casuslar dönemini artık kapatmış, bunların yerine işadamı görünümlü casuslar istihdam etmeye başlamıştı. İktisat, dış ticaret, finans ve muhasebeden anlayan bu yeni tip ajanlar günlerinin büyük bir bölümünü hesap defterlerinin başında geçiriyor, buradan ipuçları elde etmeye çalışıyordu. Çokuluslu petrol şirketleri, bilişim şirketleri ve dış ticaret şirketlerini mesken tutan bu casusların ana karargâhı ise büyük uluslararası finansal kuruluşlar, yani banka ve sigorta şirketleriydi!

Çoğunlukla devlet tarafından yerleştirilen bu kişilerin gerçek kimliklerini sadece yönetim kurulu başkanları biliyordu. Ancak operasyonun önemine göre kimi zaman ajan şirket yönetiminin haberi olmadan firmaya sızabiliyordu. CIA’nın bu davranışı çok eleştirilse de sonuç olarak emir büyük yerden geliyor. 1994 yılında Başkan Clinton, Amerikan istihbaratından beklentilerini “Demokrasi ve Amerikan ekonomik refahına gelebilecek tehlikeleri yeterince önceden kestirebilmek için istihbarat teşkilatı, dünyada Amerika’nın ilgisinin yoğunlaştığı yerlerde politik, ekonomik, sosyal ve askerî gelişmeleri araştırmalıdır” sözleriyle ifade edince CIA’ya da bu duruma ayak uydurmak düşmüştü.


FİNTEK SKANDALINDA TOPLU DEŞİFRE

Örtülü ekonomik operasyonların odağında yer alan Türkiye ise gizli servisini çağın şartlarına göre yapılandıramadığı için yabancı gizli servislerin operasyon sahası haline gelmiş ve özellikle bankalar üzerinden gerçekleşen çok sayıda casusluk olayına maruz kalmıştır.

Bu operasyonların en önemlisi ise hiç şüphesiz “Fintek Skandalıdır”. 2001 yılında kamu bankalarının yazılım ihtiyacını karşılamak için dönemin Kamu Bankaları Ortak Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık’ın talimatıyla kurulan Finansal Teknoloji Hizmetleri AŞ (Fintek) aslında çok gizli bir casusluk faaliyetinin de karargâhıdır. Ziraat ve Halk Bankası’nın tüm verilerini eline geçiren bu şirketin örtülü bir operasyon için kullanıldığını anlatan bir istihbarat yetkilisi çok önemli bir iddiada bulunuyordu: “Güvenlik nedeniyle maaşını kamu bankalarından alan 5 bin MİT mensubunun gerçek kimlik bilgileri operasyonu düzenleyen gizli servislerin eline geçti!”

İstihbarat yetkilisine göre ABD Merkezi Haberalma Örgütü (CIA) ve İsrail Gizli Servisi (MOSSAD) tarafından gerçekleştirilen bu operasyonun birden fazla hedefi vardı. “Öncelikli hedefleri bankacılık sisteminin omurgasını oluşturan kamu bankalarının yapısı hakkında bilgi edinmekti. İkinci hedefleriyse maaşını bu bankalar eliyle alan kamu görevlilerini özellikle de istihbaratçıları tespit etmekti. Üçüncüsü ise Türk ekonomisinin kırılganlıkları hakkında bilgi edinip, yeni operasyonlar için zemin oluşturmaktı.” Olayın ortaya çıkmasının ardından şirket tasfiye edilir ancak iş işten geçmiştir.

Yabancı gizli servislerin aynı yöntemle dünya finansal sisteminin saçayağı Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nı da ‘casus’ gibi kullandıkları 1992 yılındaki “Promis Skandalıyla” ortaya çıkar. Bu iki kurum satın aldıkları ‘Promis’ isimli özel bir yazılım programına yerleştirilen ‘Arka kapıları’ fark edemez ve kendilerine emanet edilen en mahrem finansal bilgilerin CIA ve Mossad’ın eline geçmesine neden olur. Bu şekilde bilgileri el değiştiren ülkeler arasında Türkiye de vardır. Skandalın ortaya çıkmasından sonra IMF ve Dünya Bankası yetkilileri programı kullandıklarını kabul eder ve kamuoyundan özür diler. Ama bu giden bilgileri geri getirmeyecektir.

Bu olayın dışında kamuoyunda çok fazla yansımayan bir diğer casusluk faaliyetini ise Emniyet İstihbaratı deşifre eder. Kemal Derinkök’ün sahibi olduğu İşçi Kredi Bankası’nın 1982 yılında Irak gizli servisi El Muhaberat tarafından satın alınmasını son anda engellenir. 10 şubeli ve 150 çalışanlı bu küçük bankanın kasasında ise topu topu 15 milyon dolar bulunmasına karşın neden Irak gizli servisinin hedefi olduğu ise bugün bile esrarını korumaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir