ABD-İsrail İttifakinin Yildiz Savaşlari Projesi

MİTOLOJİLER ÇÖZÜLÜYOR İNSANLIK TARİHİ AÇIĞA ÇIKIYOR… ZEUS! HZ. ZÜLKARNEYN MİYDİ?.. Binlerce yıl önce iki ayrı uygarlık Dünyaya hükmetmek için savaşıyordu. ATLANTİS ve MU… Bir de Atlantis’in ve Mu’nun hükmünde olan tıpkı bugünkü gibi peyk devletler vardı ortada. Dünya asırlarca barış nedir bilmemişti, iki bloğun müttefikleri bu korkunç savaşta her çeşit her çeşit silahı kullanıyorlardı. Bu silahlardan bazılarını insanlık her geçen gün yeniden keşfedip ortaya çıkarmaktadır. Kimse nostalji olsun diye tarihi kazılar yapmıyor?. Biz hariç… Biz bu silahlardan mitolojilerde geçen Zeus’un Yıldırım tutan değneği ni halen daha tanımıyoruz. Oysa bu bugünkü savaş teknolojisinin sırrı “IŞIN SİLAHI” idi. Atlantisliler ise beyni etkileyen silahların uzmanıydı. Bunlar çeşitli hayaller görmeyi sağlıyorlardı. MU’nun sakinleri NOA CALLER ise, ayarına göre düşmanı felce uğratan ve öldürebilen türde silahlar yapıyorlardı. ATLANTİS ve MU Savaşıyorlardı…. Ama nasıl olduysa olaylar kontrolden çıktı. (Dünyanın başına yeniden gelecek olan da bu!) Kusursuz silahlardan biri bozulmuş ve Dünyanın kaderi çizilmişti. Birkaç yıl içinde parçalanıp tüm gezegeni felakete sürükleyeceğinden korkuluyordu. Ve bu savaş sahneleri tüm çıplaklığıyla Mitolojik üslupla sapı samandan ayırabileceklerin ancak anlayabilecekleri bir dille anlatılmaya çalışılmıştı.. TANRILAR SAVAŞI (TITANOMAKİA) Titan tanrılarla Kronos oğulları Ki birileri mağdur Titanlar, Uthrys’te, Öbürleri, tüm nimetleri verenler, Olympos’un tepesinde oturanlar, Uzun zamandan beri savaşıyorlardı Güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Yürekleri hınçla dolup taşarak Tam on yıl cenkleşti durdular Bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga Belli değildi kimin kazanacağı…. Demek ki Zeus, Kronos’u yenmekle egemenliği ele alamadı. Olympuslular’ın saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. Bu başarının da ancak “Yüz Kollu Devlerin” yeraltındaki korunaklardan çıkarılmaları ile sağlanabildiği belirtilir. (…) Thessalia’nın yüksek doruklarındaki bir savaş sahnesi Daha büyük olmazdı gümbürtü Biri çökerken öteki düşse üstüne onun Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen Tanrıların. Rüzgarlarda karışıp bu kaynaşmaya Savuruyorlardı sarsılan toprağı Şimşekleri, yıldırımları, gümbürtüleri Büyük Zeus’un bu savaş silahlarını Bir yandan öbür yana taşıyorlardı Savaşların bağırış çağırışlarını”. Tasvir edildiği gibi Büyük Tufandan önceki savaş sahneleri bunlar… Konuyu yeniden modern bir anlatım tarzıyla ele alırsak ortaya şöyle bir tablo çıkarabiliriz: “Devler, Tanrılar Savaşı (TİTANOMAKİA) Devasa makineler yani ROBOTLAR Devasa makinelerin içindeki akıllı bilge kişiler, Pilotlar…” Eskiler Tufandan sonra primitif ilkel bir duruma düştükleri için kendi çağlarında bulunmayan ileri teknolojiyi kullanan insanları olağanüstü addediyorlardı. İnsanlığın beyni adeti silinmişti. Sistemi çökmüş bir hard disk gibiydi. Bir de buna kapasitesizlik eklenince yani o döneme has kilobayt problemli insanlarda yeryüzüne gelince kendilerini aşan her konuyu, objeyi Tanrı gibi tasvir ediyorlardı. Tabiatıyla bugünde olduğu gibi, her olayı zihni kapasitesizliğiyle veya art niyetle yorumlamaya açık gevrek zekalar ANTROPOMORFİZM yani herhangi bir insan veya mahluka Tanrısal gözle bakıp öyle tanımak ve tanıtmaktan ayrı bir zevk alırlar. Art niyetliler haricinde nasıl ki bir küçük çocuk için büyük bir heykel Tanrı ise (Ben bu durumu küçük çocuklarda teşhis deneme yapmıştım. Dev heykelleri gösterdiğim küçük çocuklar hep Allah olarak yorumlamışlardı. Çünkü zihni melekesinde bu kavramı ancak görebildiği insansı en büyük varlık olarak bu obje dolduruyordu./HYÇEBİ) bu tarz gelişmemiş topluluklarda da çocuksu bir zekanın birikimini görüyoruz. Kuran’da Hz. İbrahim kıssası çok önemlidir. Hani İbrahim önce Ay’ı, sonra Yıldızları, sonra da Güneş’i ulaşılamaz kudretli varlıklar olarak görmüş, algılamış tam tapmaya meyletmişti ki bunların yerinde kalmadığını değiştiğini kudretlerinin sınırlı olduğunu anlamış bu varlıkların ancak eser olabileceğini kavrayarak “ESER SAHİBİ”ni anlayabilmişti . Buna mantıki olarak tikelden Tümele varma yöntemini kullanarak; “ESERDEN MÜESSİRE ULAŞMAK” denir. Bu defa KENDİSİNİ MÜESSİR’İN İDRAKİ KAPLADI. VE HERŞEYİ ONUN İRADESİYLE AYAN BEYAN GÖRMEYE BAŞLADI. MÜDRİK (Allah’ın iradesi) cüzzi iradeyi (kulun iradesini) kuşattığı için onun “ben”den “EGO”dan sıyrılmasını sevdi ve yanına aldı. Ermişlik böyle olur işte… Bunun gibi insanlıkta külli aklı keşfederse Cenabı Allah’ta bu gayretlerinden dolayı kendini insanlığa daha açık tanıtır… Kendisiyle arasında perde olarak tuttuğu varlıkların aslını gösterir hatta onların zaman zaman aradan kaldırır vesselam, sükut gerek… (Bu kadar araya maydonoz yeter; konuya devam…) Atlantis’e gönderilen bir birlikten bahsetmiştik hani. Bu birlik zaman zaman Olymposlular’ı vuruyordu. Her iki bloğun da müttefik güçleri vardı. O zamanın belki de bugünki gibi cadı kazanı gibi yanan ORTADOĞU’su da burasıydı. Orada tüm savaş araçlarının denemeleri yapılıyordu. Bugün K. Irak’ta yapıldığı gibi… Her iki taraf kuvvetleri de amansız, güçlü saldırılarla birbirlerine girerler. 10 yıl süren bu savaşta her iki tarafında da durumu hemen hemen aynı imiş. Zeus uzun gayretlerle iktidar mücadelesi yapmış. Bu savaşı da Zeus’un lehine döndürenler “100 kollu Devler” i yer altındaki Koruganlardan- kamufle edilmiş yer altı sığınaklarından çıkaranlar olmuş. NEDİR BU 100 KOLLU DEVLER? Bize göre bu devasa çok gelişmiş silahlarla donatılmış içinde Pilotları olan Dev Tanklar ve bir nevi yap-boz gibi bir araya gelip dağılabilen yer ve hava taarruz sistemleridir. Diğer taraftan bu savaş araçlarının oynar başlıklı olması adeta ahtapot gibi birçok kolu vardı her yere yetişiyordu benzetmesine de sebep olmuştur diye düşünülebilir. Bu dev Robot makineler yer altındaki özel sığınaklardan çıkarıldıktan sonra savaş korkunç bur seyir alınca; TUFAN ÖNCESİ BU SAVAŞI ADI MİTOLOJİLERE da akıllara ziyan bir görüntü verdiği için “TİTANOMAKİ” adını aldı. Yani TANRILARIN SAVAŞI!!! ZEUS ASLINDA HAZ. ZÜLKARNEYN Mİ? Zeus’a verilen isimler incelendiğinde görülür ki; Zeus Zülkarneyn peygamber olabilir? Aşağıda sayacağımız bir çok özellikleri metafizik veya teknolojik benzetmelerle anlattığımızda bu sonuca ŞU NEDENLERDEN DOLAYI ULAŞIYORUZ: 1 Hypsibremetes: Göklerde Gürleyen 2 Nephele gereta: Bulutları Devşiren 3 Ostıpetes: Şimşek savuran 4 Terpikeraunos: Yıldırım Seven 5 Aigiokbos: Kalkan taşıyan 6 Erigdoupos: Uzaklarda gürleyen HYPSİBREMETES (GÖKLERDE GÜRLEYEN) Özellikle şunu belirtmeliyiz ki, Zeus’un bu ÜSTÜN 6 ÖZELLİĞİ iki şekilde ele alınmalıdır. a Antropomorfizm, YANİ Tanrısal özelliklerin insan şeklinde düşünülmesi… b Modern anlatım tarzında yeniden günümüz insanın yeterli aklıyla şekillendirilmeleridir. Çünkü o gün algılanamayanlar ve bu yüzden çarpıtılarak mitolojiye dönüştürülen bilgiler bugün bu teknolojiye tekrar gelindiğinden rahatlıkla kavranabilmektedir. Bu tasniften yola çıkarak o günkü mevcut gelişmeler: NEPHELE GERETA: BULUTLARI DEVŞİREN a) Algıda Yanılgı: Olayları tanrısal görme, gösterme ve bu tesir altında kalmanın kullanılan teknolojiyi ve kullananları TANRISALLAŞTIRIYOR… b) Algıda Seçicilik: NEPHELE GERETA: aslında bir çeşit ışın saçan, ışın sıçraması yapabilen “LAZER SİLAHI”. OSTIPETES : ŞİMŞEK SAVURAN a)Kudaret Eli: Yine Tanrısal görme ve göstermenin tesiri var. b) Kozmik Enerji gücü, bir çeşit yok edici “MAVİ ÖLÜM IŞINI” bu deyimi, İbn-i Batuta da kitabında bahsetmiş. AİGİOKBOS: KALKAN TAŞIYAN a) Yine Tanrısal görme ve algılama var. Erişilemeyen, hiçbir tesir altında kalmayan. b) Oysa bu mavi ışın bir enerji kalkanı. Aynı zamanda robotların üstündeki koruyucu zırh, ışığı ayna gibi geriye yansıtan manyetik rezorans… ERİGDOOPOS : UZAKLARDA GÜRLEYEN: a) Nida: Tanrısal ses, Gazabın sesi. Antropomorfizm yine etkisi mevcut.. b) Oysa bir silahın tesir sahasından, hedeften evvel mekanizmadan çıktığı anda havada sürtünerek meydana getirdiği gücüne göre heybetli ses. Modern anlatımlarla, mitolojilerde geçen bu savaş sahneleri ve Zeus’un (Zülkarneyn)in özellikleri analiz edildiğinde sanıldığı gibi mitolojiler sadece bir efsane değil; günümüze ışık tutan birer yazılı belgelerdir.. Bu kadar modern bir yaşantı yaşayabilmiş dedelerimizin mağaralardan gelmediği açıkça anlaşılacaktır. Her ne kadar tarih kitaplarında bu şekilde anlatılsa da bu durum tüm insanlığa atılmış TARİHSEL BİR KAZIKTIR. Tarih kitaplarının yeniden yazılması gerekir. VE BU KİTAPLARI YAZANLAR ASIL KİMLİKLERİ, ÇAPLARI ORTAYA ÇIKARILMALIDIR. Dünyadaki tek medeniyet 20. ve 21. yüzyıl Medeniyeti değildir… YILDIZ SAVAŞLARI PROJESİNİN KAYNAĞI Devasa makineler savaşı, atom savaşları ve çeşitli savaşlar örneğin “İsrail-ABD Yıldız Savaşları Projesi” gibi bir çok proje üretmiş, netice de bu korkunç boyutta ve tahribatı olan silahlar bozulmuş Dünyanın kaderi korkunç bir geleceği doğru sürüklenmişti. (Günümüzde olduğu gibi bu uygarlıklarda da genetik mühendisliği pek ileri gitmiş ve insansı kobaylar yapılmıştı. Bu arada silah türlerinden “tüm kainatta aksiyon başlatabilecek” bütün maddenin atım yapısını bozarak adeta kendi kendini yok etmesini sağlayacak sistemler üzerinde şeytani bir hırs ve düşmanlıkla çalışılmıştı. Şurası Muhakkak ki… Nükleer kuvvet olmazsa atom olmaz. Zayıf kuvvet olmazsa elektron olmaz. Çekim kuvveti olmazsa dünya olmaz, Güneş olmaz…Kainat olmazdı… Bu kuvvetlerden bir tanesinin yokluğu veya bir tanesinde meydana gelebilecek ufak bir hesap hatası tüm kainatın tuz-buz olması demektir. Adeta hart diskin çökmesi gibi… İş işten geçtikten sonra dönemin uygarlıklarının önde gelenleri bir araya toplandılar lakin yapacak bir şey yoktu artık. Çünkü bela istenmişti, davet edilmişti, o da yola çıkmıştı artık… İşte bu dönemde Nuh Aleyhisselam insanlığın bu dehşet anında onları sürekli uyarmıştı. Onlar alay ediyor, Nuh Aleyhisselam ise dev gemiyi emr olunduğu gibi inşa ediyordu… Ve bir gün onları yakalarından yakalarız misali insanlık yaka paça yakalandı, Hz. Nuh ve tebası hariç… YERYÜZÜNE BIRAKILAN İŞARETLER… Dev gemide yani Nuh’un gemisinde kalanlar bu özel olayları nesillere aktarmak için şifreler düşündüler. Hakeze onlarıon çocukları da. Dünyanın her tarafına yoldan çıkan uygarlıkların akıbetlerini anlatmak için devasa eserler yaptılar. “NASCA DÜZLÜKLERNİ, ZİGGURUTLAR-ZAMAN KAPSÜLLERİ, PİRAMİTLER, KONİ TEPELER VE UYGARLIKLARINA AİT ŞEKİLLER, YAZITLAR vb.” Bu kapsüllerin çoğu asırlarca ayakta kalabilecek Dev anıtlar içine şifreler şeklinde gömüldü. BU ŞİFRELER YERYÜZÜNDEMKİ UYGARLIKLAR ANCAK ONLARIN ÜSTÜN TEKNOLOJİSİNE GELDİĞİNDE AÇIKÇA ANLAŞILABİLECEKTİ! ÖNCEDEN GİZLİ İLİM BİLGİLERİ ALMIŞ OLANLAR HARİÇ… Tufanlar çağı dönmeden İNSAN, ÜNS’E, RUHLUR ALEMİNDEKİ SÖZLEŞMEYE DÖNMELİ… İNSANSI ŞEYTANLAR DÖNDÜRMEMEK İÇİN UĞRAŞSA DA SADAKAT VE NİYET YETER… Mevla kısmet ederse Mısır Uygarlığında ismi geçen Hermes’in ordan Yunan Uygarlığına Usuris olarak geçen zatın aslında Kuran’ı Kerim’de hakkında; “Biz onu yanımıza çektik 30 yıl göğün ve yıldızların ilmini öğrettik” ifadelerinin geçtiği “Hz. İDRİS” olabileceğini size anlatmaya çalışacağım. İlmi, mitolojiden, masaldan, efsaneden, füsündan-büyüden, yalandan, idrak güdüklüğünden, yetersiz anlatımlardan arındırmanın zamanı geldi artık!.. Fizik ve metafizik alemin hakikat ilimlerinde yetişmiş ilmi çıktığı noktaya getiren gerçek ilim adamlarını sahaya davet ediyorum ki biz daha fazla gölge etmeyelim… HAKAN YILMAZ ÇEBİ HALK BİLİMCİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir