ABD İstanbul Konsolusu Deborah Jones

Yazarımız Handan Özduygu ABD İstanbul Başkonsolosu Deborah Jones’un bir tv programında yaptığı açıklamaları sizler için yorumladı.Bakın konsolos hanım Biz Türkler’e neler demiş.

Çok çalışıyorlar… Çok sabırlılar… Bir plan yapıyorlar, uzun vadeli ama itina ile uygulanan… ve küçük küçük elde ediyorlar istediklerini… küçük başarılarla yetinmiyorlar hep daha çok, daha çok… Aldıkça, istediklerini elde ettikçe, daha çok azim ve gayretle, daha büyük heveslerle asla vazgeçmeden, bıkmadan usanmadan, aynı anda A, B, C planları ustalıkla tekrar tekrar yürülüğe koyuyorlar… Bu tasvirleri çoğaltmak mümkün. Çoğaltmalı da… Batının illaki ama bi şekilde mutlaka bu topraklar üzerinde ki sinsi emellerinden bahsediyorum…


Her türlü platformda, ısrarla, kesintisiz süre gelen haçlı seferleri, taaruzları o kadar çeşitli sahalarda öyle maskelerle devam ediyor ki, birine uyansanız ötekinde zokayı yutuyorsunuz. Zokayı yutunca da artık bir defa yavaş yavaş batı zehirlenmesine uğruyor bi şekilde itiraz edemez konuma geliyorsunuz, önce gardınız düşüyor sonra asimilasyon başlıyor. Böylece siz artık, çağdaş modern demokrat vs. bi şeyler olup çıkıyorsunuz.. “Adım adımdır sefer ve sabırdadır zafer..” Atasözümüzü adamlar çok güzel uyguluyorlar…


“Bence tüm mevcudat sadece benim hayat şuurumu artırmak için var.” Diyen Alein gibi, ben de diyorum ki, kim bilir belki, AB sırf bu toprakları, bu milleti elde etmek için kurulmuş bir illizyondur… Bence değer…


Sedef Kabaş skyturk de ki programında, ABD nin İstanbul konsolosu Deborah Jones u türk televizyonlarında ilk konuk etmenin zafer sarhoşluğu içinde. İşte, sizden çok size benzedim mesajları veren batılı, çağdaş Türk kadını pozlarında, kendinden emin, konusuna hakim, sorular yağdırıyor konsolosa, kadın kadına sohbet ediyorlar…


Deborah Jones, konuşması esnasında Türkleri tarif ederken: “Türkler Protestan Müslümanlar..” (!) tabirini kullandı. Bunu hep yapıyorlar. . Kendi, uyduruk ipe sapa gelmez, tabirlerini özellikle bizim için kullanıyorlar. “Siz Müslümanlığınıza sahip çıkamadınız, sizi Hıristiyanlaştırmadan önce, Protestan Müslüman yaptık!” der gibiydi… E, boyacı küpü değil tabi, yavaş yavaş… Yıllar önce de bir ara ’fundamentalist müslümanlar’ tabiri kullanılmıştı. Tıpkı bir ara bazı kadıncağızları ’islamcı feminis yazar’ diye andıkları gibi.. ’islam calvenistleri’ falan.. İşin yoksa araştır, soruştur, Protestan Müslüman kime derler, fundamentalist kim? İslamla feminizm kelimelerini nasıl başardınız da bir araya getirdiniz? Müslümanın ne işi olur calvinizmle?…

Jones, Türkleri portestan Müslümanlar diye kendince taltif ediyor, Sedef Kabataş ta mutlu mutlu gülümsüyor, batılı bir tabirle anılmış olmanın rahatlığı içinde. Günümüzde insanlık tarihinin en acımasız katliamlarını sergileyen, elinden ağzından kan damlayan terörist bir ülkenin konsolosu, barış havarisi edalarıyla, aslında ne kadar demokrat olduklarını anlatıyor… Kendisi ortadoğuda görevliyken annesinin Irak işgaline karşı olduğunu, bunun için Amerikada gösteriler düzenlediğini, ’anne bunları yapma’ diye ikaz ettiğini mamafi, annesinin kendi görüşünün ortaya koymaya tabiî ki hakkı olduğunu, nasıl serin kanlılıkla inandırıcı bir şekilde anlatıyordu.


Bu onların zulümlerinin bir parçası, hunharca yakıp yıkıp, yok ederken adalet, huzur, barış götürmek için yapıyoruz, diyorlar… Bu demokrasi masalının inandırıcılığı olsun diye, kendi tabilerinin ipini biraz gevşek tutuyorlar, jones in annesi gibiler karşı gösteri yapıyor, kendi fikirlerini söyleme hakları adına, yoksa masalın tadı olmayacak…


Sakin iklimler gibi bir ruh haliyle, konuşmasına devam ediyor bayan konsolos: “Kurtlar vadisi filmini izlemedim, ona para harcamadım henüz” diye bir cümle geçti, “Tabi uluslar devlet politikalarını böyle filmlerle belirlemez, Protestan Türkler bizim müttefikimiz” derken, size yanımızda yer vererek böyle bir statü sağlıyoruz, layık olun, kıymetini bilin, şimdilik sizi böyle zapt ediyoruz, diyordu… ABD de 12-14 000 Türk öğrenci eğitim görüyor, tabiî ki ilişkilerimiz iyi olacak, bu bile yeter iyi olmak için demeye getiriyordu…


Kadın kadına sohbet ediyoruz ya, olmazsa olmaz soru nihayet geldi: “Türk kadınını nasıl buluyorsunuz?” “Amerikalı kadınlar gibi, her yerde güçlü kadınlar var” bu arada Arap Birleşik Emirliklerinden Yemenden bürokrat kadın örnekleri veriliyor. “Türk kadınları, Amerikalı kadınlardan çok daha bakımlı, çok daha dikkatli..” Burada sanırım “Aferin dersinize iyi çalışıyorsunuz” demek istedi.


Aslında bir başkası bu göreve atanacakmış, ama o, olmayınca görev kendisine teklif edilmiş… “tabi ki İstanbul, tarihi, kültürü ve coğrafyasıyla reddedilmez bir yer…” miş… Ayrıca hanımefendi, Arapça ve İspanyolca yı çok iyi biliyor ama Türkçede zorlanıyormuş..


Handan Özduygu


handanozduygu@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir