“ABD Türkiye`nin Toprak Bütünlüğünü Tanımıyor“

`Soykırımlar Tarihi` adlı kitabında ABD ve Batılı ülkelerin gerçekleştirdiği soykırımları anlatan Yürükel, Ermenilerin Batılı ülkelerden çok ABD`ye güvendiğine dikkat çekti.

`Soykırımlar Tarihi` adlı kitabında ABD ve Batılı ülkelerin dünyada gerçekleştirdiği soykırımları anlatan sosyal antropolog Sefa Yürükel, Ermenilerin Batılı

ülkelerden çok ABD`ye güvendiğine dikkat çekerek “Çünkü Lozan`ı imzalamayan ABD, Türkiye`yi resmen tanımıyor. O nedenle tazminat davaları Los Angeles`ta açılıyor” dedi.

MİYASE İLKNUR

Sefa M. Yürükel, 1981 yılında yerleştiği Danimarka`da Aarhus Üniversitesi`ne bağlı etnografya ve sosyal antropoloji bölümünden master derecesiyle mezun oldu. Tarih ve sosyal antropoloji dalında birçok kitabı bulunan Yürükel`in son olarak 20 cilt olarak düşündüğü “Soykırımlar Tarihi-Batının İnsanlık Suçları” kitabının ilk cildi yayımlandı.

Bugüne kadar gerçekleşen soykırımları anlattığı kitabı hakkında Cumhuriyet gazetesi muhabiri Miyase İlknur görüştü.

Gazetenin birinci sayfadan duyurulan röportajı alıntılayarak aktarıyoruz:

– Kitabınızda soykırımın tarifine geniş yer vermişsiniz. BM`nin soykırım tarifini kim nasıl belirlemiş?

YÜRÜKEL – Soykırım tarifi İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra galip devletlerin konsensüsü ile kendi çıkarlarını gözeterek yaptıkları bir sözleşme. Burada

kültürel ve siyasi soykırımlar göz ardı edilmiş. Bunun nedeni ise Sovyetler Birliği proletarya diktatörlüğü adı altında siyasi soykırımlar yapmıştır. ABD de 1962 ile 1966 yılları arasında 1 milyon komünisti Endonezya`da katlederek siyasi soykırım gerçekleştirmiştir. ABD benzer soykırımları, Latin Amerika`da bağımsızlık mücadelesi veren diğer ulusların direnişçilerine karşı da yapmıştır. O sözleşmede siyasi soykırım kavramına yer verilseydi, Sovyetler Birliği yargılanmak zorunda kalırdı. O nedenle bu kavram sözleşmeye girmiyor. Sömürgeci olan Batı ülkeleri de sömürgeleri konumundaki ülkelerde büyük kültürel kıyımlar yaptılar. Aslında galip devletler birbirlerini aklıyorlar.

TEDBİRSEL TEHCİR VAR

– Bu sözleşmeye göre hangi tür soykırımlar suç sayılıyor?

YÜRÜKEL – Bu sözleşmeye göre dini, ırki nedenlerle bir milleti ve etnik bir grubu kısmen veya tamamen yok etmek soykırım sayılıyor.

– Tehcir buna giriyor mu?

YÜRÜKEL – Tehcir buna girmiyor. Tehciri ikiye ayırıyorum. Bir soykırımcı tehcir var, bir de tedbirsel tehcir. Sömürgeci ülkelerin bedava işgücü için 1500`lü yıllarda Afrika`dan götürdüğü milyonlarca köle soykırımcı tehcirdir. Yola çıkarılan kölelerden üçte biri yolda ölüyor. Burda da ırkçılığa dayanan, soykırımcı bir tehcir var. Benim kullandığım bir kavram olan tedbirsel tehcir ise savaş, doğal afet ya da salgın hastalık gibi kritik dönemlerde tedbir almak için belli bölgelerdeki insanları başka bir bölgeye göç ettirmektir. Ermeni tehcirini de ben tedbirsel tehcir kavramı ile değerlendiriyorum.

– Ermenilerin tehciri gerekli miydi?

YÜRÜKEL – Birinci Dünya Savaşı sırasında Batı destekli bir Ermenistan kurma hayali ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde azınlık olan Ermeniler,hâkim grup olan Müslümanlara karşı saldırıya geçiyor. Sadece Müslümanlara karşı değil, ılımlı Ermenilere karşı da katliama girişiyorlar. Batılılar kendi misyoner ağlarıyla bunlarla sürekli haberleşiyor. Bir de bunlar Osmanlı`nın geleceği için de büyük bir tehdit oluşturuyor. O bakımdan Talat Paşa` nın emriyle sürgün kararı veriliyor. Savaş bittikten sonra geri dönüş kanunu çıkarılıyor. Tehcir sırasında bunların yanına jandarma kuvveti veriliyor. Bütün tapuları falan not ediliyor. Götürebilecekleri kadar malzeme almalarına izin veriliyor. Ermeni tehcirini diğer soykırımlarla karşılaştırdığınız zaman farkı görüyorsunuz.
Kızılderili ve Yahudiler göç ettirilirken yanına verilen askeri kuvvet onların kaçmasını önlemek içindir. Ermeni tehcirinde ise onları korumak için kuvvet
verildiğini görüyoruz. Ermeni tehciri uluslararası soykırım standardına hiçbir şekilde uymuyor.

OSMANLI KORUYAMADI

– Ama sonuçta koruyamıyorlar

YÜRÜKEL – Evet maalesef koruyamıyorlar. Soykırımlar bilerek bir etnik grubu yok etmektir. Burda öyle bir şey yok. Gücü yetersiz olduğu için koruyamıyor. Batı Anadolu`daki Ermenilere dokunulmamıştır.

– Tedbirsel tehcir diyorsunuz, ama pek de tedbir alınamadığını ölüm oranlarının yüksekliği gösteriyor.

YÜRÜKEL – O sırada sadece Türkiye`de değil, bütün dünyada salgın hastalıklar var. Salgın hastalıklar nedeniyle toplu ölümler var, yaşlı insanlar gidemiyor,yollarda ölüyor, bunlar sürgünün kaçınılmaz trajedileridir.

– Yollarda saldırıya maruz kalındığı için de ölümler artıyor herhalde…

YÜRÜKEL – Tabii ki fevri olaylar da oluyor. Ancak saldırı düzenleyenlerden yakalananlar cezalandırılıyor. Soykırım amacı güden hiçbir ülke, kendi adamını cezalandırmamıştır. Hitler Almanyası ve ABD kendi halkını cezalandırmamıştır. Fransa`da Cezayir katliamına katılanlar ve 1 milyon insanı yok edenler hâlâ yaşıyor. Eğer tedbirsel tehcir kararı olmasaydı bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet olmazdı.

BM`NİN DÖRT GÜCÜ TEŞVİKÇİ

– Soykırım kararı geriye dönük olarak işleyebiliyor mu?

YÜRÜKEL – Hayır. 1948 tarihinden önce yapılanlar BM`nin sözleşmesine göre soykırım olarak kabul görmüyor.

– Peki Ermeni diasporasının bu faaliyetleri neden?

YÜRÜKEL – Bu faaliyetleri yürütenler Ermeni diasporası değil aslında. Onları 1856`dan bugüne kadar kullanan güçler PKK`yi kullanan güçlerin aynısıdır. O gün Batı Anadolu`yu işgal ettirmek için Yunanlıları harekete geçiren güç de aynıdır. Bugün BM`nin tepesinde bulanan dört tane güç, bunların teşvikçisidir. Bu güçler devletlerinde karar alıyorlar. Ermenilerin aldığı bir karar değildir bu. Ermenilerin istemi vardır sadece, ama kararı bu devletler alıyor. Bu devletler özellikle de ABD, Lozan Antlaşması`nı imzalamadığı için Türkiye Cumhuriyeti`nin statüsünü tanımıyor demektir. Lozan, Türkiye`nin kimliğidir ve resmi olarak Türkiye`nin coğrafyasını belirlemiştir. ABD`nin başkanı da olsanız Senato`dan geçmeyen bir karar yasal değildir. Senato`dan geçmiyor bu karar. O bakımdan Türkiye`nin ABD tarafından tanınması sadece idari bir karardır. Aynen genişletilmiş Filistin Kurtuluş Örgütü`nün tanınması gibidir.

ABD`NİN SÖMÜRGECİ TAVRI

– Ama ABD ile Türkiye arasında diplomatik ilişkiler ve ikili sözleşmeler var.

YÜRÜKEL – Hiç önemli değil. Onları yapar. Sömürgeci ülkelerin de sömürge ülkeleri ile sözleşmeleri bulunuyordu. ABD`nin Türkiye`ye karşı tavrı da sömürgeci bir anlayış olarak karşımıza çıkıyor. “Burda ekümenik kurdururum, Cumhurbaşkanı Suriye`ye gidemez, Irak`a gireceksiniz“ gibi tavırlar, sömürgeci bir ülkenin sömürgeye karşı tavrıdır. Türkiye kendini sömürge olarak kabul etmiyor, Lozan`dan doğan haklarını kullanıyor, ama ABD gibi bir gücü de karşısına alamıyor. ABD, Türkiye`nin toprak bütünlüğünü tanımıyor. Ben bunu diplomatlarla da görüştüm ve onlara da teyit ettirdim. ABD dışında Türkiye`nin toprak bütünlüğünü tanımayan ikinci bir ülke de Ermenistan`dır. ABD`nin 1921`e kadar verdiği ve yerine getiremediği söz, Ermenistan ve Pontus devletinin Anadolu`da kurulmasıdır. “Willson Kararları“ denen bu vaatlerde bir harita da vardır. Türkiye, ABD`ye Lozan`ı imzalaması şartı koşmalıdır. Tarihe baktığımız zaman ABD ve İngiltere hile yoluyla ve rafine yalanlarla kendi halkını da kandırarak birçok ülkeyi işgal etmiştir. Türkiye, ABD ve Ermenistan`a Lozan`ı dayatmak zorundadır.

15 Haziran 2005 Çarşamba – Cumhuriyet Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir