ABD`nin ve AB`nin Türk Düşmanlığı

ABD’NİN VE AVRUPA BİRLİĞİ PARLAMENTOSUNUN TÜRK DÜŞMANLIĞI VE
SEVR HEDEFLERİNİN KANITLARI

BAYRAM
DEĞİL; SEYRAN DEĞİL

STRATEJİK MÜTTEFİKLERİMİZ BİZİ NEDEN PARÇALIYOR?

Doç.
Dr. Ümit Sayın


Alman
eski başbakanı Schmidt ABD’nin Türkiye’yi parçalamak istediğini bir kaç kez
tekrarladı, Phoenix kanalında ünlü sunucu Sabine Christiansen’in programına
katılan Schmidt çok kesin konuştu[1].
Başka toplantılarda da aynı sözlerini tekrarlayan Scmidt, hiç olmazsa
dürüst davranmakta ve gerçekleri dile getirmekte.

Amerikan Silahlı Kuvvetler dergisinde ilk kez yayınlanan Türkiye’nin
parçalanmış haritaları zaten gayet normalmiş gibi tüm sitelerde ve pek çok
basın kuruluşunda geleceğin haritaları olarak yayınlanmaya başlandı. ABD
dışişleri bakanı Condi Rice içlerinde Türkiye’nin de olduğu 24
ülkenin sınırlarını değiştirmeyi planlayan Büyük Ortadoğu Projesinin başladığını ve hızla sonuca varacaklarını açıkladı. Bu planın
bir parçası olarak İsrail sudan sebeplerle Lübnan’a saldırıp, 10 bine yakın
sivil masum insanı katletti ve soykırım yaptı!
Bunu
takiben Kuzey Iraktaki Kürtlerin ABD’li danışmanı Galbraith ‘Türkiye bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını
engelleyemeyecek, Kürdistan’ın kurulması kaçınılmaz’
dedi.
Bunların hepsi resmi açıklamalardır. Bu koşullarda bizim yöneticilerimiz
Lübnan’a, İsraili korumak ve Hizbullahla karşı karşıya kalmak için asker
gönderme peşinde. Türk tarihinde hiç bir zaman, bir yönetim kendi ülkesine
karşı bu kadar acımasız ve ihanet içinde olmadı. Bizi parçalamak isteyen
bir projenin eşbaşkanlığını yapıyoruz ve bizi parçalamak isteyen güçlere
destek olsun diye Türk Silahlı Kuvvetlerini, George Soros’un
istediği gibi kanlarını
pazarlamak için’
ön saflara gönderiyoruz. Halbuki Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapması gereken,
Barzani’nin ve Kuzey Iraktaki Kürdistan kuracağını söyleyen unsurların
tepesine binmektir; çünkü Kuzey Irakta’ki bir Kürdistan bizim kırmızı
çizgimizdir, kabul edilemez!

Peki
bize dostmuş gibi davranan Almanlar ve Avrupalılar daha mı farklıdırlar,
ne istemektedirler? Başbakan Schmidt Kürtler ve Kürdistan hakkında daha mı
farklı düşünmektedir? Onların Türkiye ile ilgili yaklaşımları soğuk savaşın
bittiği 1991’den sonra ne olmuştur? Avrupa Birliği Parlamentosu Türkiye ile
ilgili ne kararlar almıştır bir onlara bakalım.

Hüseyin Mümtaz’ın bir yazısından alıntı yaparsak, ek protokolle
birlikte yakın bir gelecekte Türkiye’den son istenenlerin özeti şunlardır:

TSK,
sadece askeri konularda, o da hükümetin izniyle konuşabilecek.
[2]
(Türk Silahlı Kuvvetlerinin
tasviyesinin ilerleyen adımları!)

-Milli güvenlik
stratejisinde, özellikle komşu ülkelerle ilişkilerde, TSK söz sahibi
olmayacak.
(MGK’nın ve
TSK’nın ülke yönetiminden tam tasviyesi)

-Hakim ve savcılar
Türk değil, Avrupa hukukuna göre karar verecek.
(Türk Hukuk Sisteminin Tasviyesi ve AB’nin
hukuk boyunduruğuna girmemiz. Arkasından bizzat terörle mücadele etmiş
TSK’nın emekli ve aktif paşalarının ve subaylarının müebbet hapisle ve
terör suçuyla yargılanması gelecek)

-AİHM’in tüm
kararları zamanında ve tam uygulanacak.
(AB mahkemelerini ve iradesini Türkiye’ye
uygulayarak tam tahakküm ve sömürgeleştirme zihniyeti)

-Güneydoğu’daki
askeri operasyonlar sınırlandırılacak.
(Kuzey Kürdistan devletine ve Kürtçü terörist gruplara iç isyan
için zemin hazırlanması)

-Kürt sorunu
diyalog dahil kapsamlı gelişmelerle çözülecek.
(Diyalogla kastedilen elimizle bize ülkemizi parçalattırıp, Kuzey
Kürdistan’ın kurulmasını sağlamak)

-Koruculuk
kaldırılacak.
(Hedefleri terörü ve Güney Doğudaki Kürt egemenliğini arttırmak)

-Mayınlı bölgeler
temizlenecek.
(Bu bölgeler İsrail şirketleri tarafından ve Büyük İsrail planı
için temizlenecek)

TCK 301 başta,
ifade özgürlüğü ile ilgili maddeler AB standartlarında olacak. Mesela,
Ermeni soykırımı olmadı demek suç sayılacak
.
(Ermeni soykırımının Türkiye’de de kabulü
için zemin hazırlanıyor, ardından Ermenilere toprak verilmesi soykırım
tazminatı olarak gelecek, daha sonra da Kürt, Rum Pontus, Helen soykırımları
da sırada; bunlar için de sistematik toprak talepleri gelecek)

Terörle Mücadele
Yasası’yla özgürlükler kısıtlanmayacak. Yani bölücülük, örgüt propagandası
serbest olmaya devam edecek.
(Pek çok bölücülük faaliyeti AB ve ABD
tarafından Türkiye’ye pompalanacağı için, bölücülük suç olmaktan çıkıyor)

-Gayrı Müslim
azınlıkların kilise, mülkiyet, eğitim sorunları giderilecek. Türk vatandaşı
veya değil, tüm papazlara oturma ve çalışma izni verilecek. Kendilerine ait
olduğunu iddia ettikleri tüm mülkler azınlık vakıflarına devredilecek.
(Misyonerlik faaliyetlerinin hızla doruğa çıkmasıyla, planlanan yönetici
bir protestan sınıf oluşturuması, bu 2050’ye kadar İstanbul nüfusunun %
5-10’u arasında planlanmıştı, misyonerlik Anadolu’ya da yayılacak)

-Papaz Okulu,
bizim yasalarımıza göre değil, imtiyazlı ve uluslararası keşiş okulu olarak
açılacak
.
(İstanbul’da
Bizansın inşaa planlarının ilk adımları)

Gökçeada ve
Bozcaada’daki Rum azınlığın tüm istekleri karşılanacak.
(Bu bölgelerin gelecekte işgalinin önü açılıyor)

Alevi
vatandaşlarımıza statü ve temsil hakkı verilecek.
(Türkiye’yi alevi-sunni, Türk-Kürt,
laik-anti laik çatışması noktasına getirmeyi planlayan parçalama ve atomize
etme hareketi, Sevr’dekinden daha fazla parçalara bölmeyi düşünüyorlar)

-Kürtçe radyo-tv
yayınlarında hiçbir sınırlama olmayacak.
(Kürdistanın geliştirilmesi için onlara sınırsız kültür yayma hakkı)

Türkçe dışındaki
dillerin öğrenilmesi teşvik edilecek.
(Kendi
ülkelerinde başka dil konuşmayan İngiliz, Alman ve Fransızlar bizim
Türkçe’den arınmamızı, başka diller öğrenmemizi istiyorlar)

-Azınlıkların
(Kürt kökenli vatandaşlarımız) korunmasında, sadece bizim değil, bazı AB
üyesi ülkelerin bile imzalamadığı, imzalayanların ise uygulamadığı
Azınlıkların Korunması Sözleşmesi, en iyi şekilde uygulanacak.
(Süryani, Keldani vb. bir sürü
azınlık yaratılacak ve bu azınlıkların kültürel hakları pompalanacak,
böylece Türkiye daha fazla atomize edilecek)

İyi komşuluğu
etkileyecek hareket ve tehditlerden kaçınılacak. Yani Ege’de Yunan
isteklerine evet denilecek.
(Yunanistan’ın 12 mil gibi her isteğine
boyun eğilip Ege denizinde balık bile tutamayacağız, tüm Ege Yunanlılara
verilecek; böylece Ege bölgesinin kendini savunma imkanı ortadan
kaldırılacak)

-Ermenistan sınırı
açılıp, diyalog kurulacak.
(Ermenistan’a yeni yollar açılıp
İngilizler’in satın almakta oldukları Artvin üzerinden Karadeniz’e açılıp,
Van, Ardağan üzerinden toprak verlmesi sağlanacak)

-Uluslararası Ceza
Mahkemesi kabul edilecek.
(Bu yasa ile TSK tamamen tasviye edilip tüm komutanlar ve üst rütbeli
subaylar müebbet hapisle sivil mahkemelerde yargılanacaklar ve Türkiye’nin
ulusal güvenliğini savunmak suç olacak, TSK ne iç, ne de dış düşmanla baş
edemeyecek, ABD bildiğiniz gibi bu mahkemeleri kabul etmemektedir)

-Ve Türkiye’nin
güvenlik ile dış politikası tamamen AB’ye endekslenecek.
(Bu son madde altın vuruş, tüm
güvenlik politikalarınız AB’ye endekslenirse, TSK’nın tam tasviyesi,
Jandarmanın kaldırılması, AB kontrollü küçük bir polis gücünün Türkiye’de
tam hakimiyeti ardarda gelecek)

İsterseniz konuyu biraz daha derinleştirip, içine girmeye çalıştığımız
Avrupa Birliği Parlamentosu Türkiye ile ilgili 1991’den itibaren ne kararlar
almış onu bir irdeleyelim[3]:


AVRUPA BİRLİĞİNİN SEVR PLANLARI

1. KONU:

Azınlıkların durumlarına ilişkin olarak;

AB Parlamentosu 22.12.1993 Tarihli Kararı:

“TÜRK Devletinin bütünlüğü, yalnızca Kürtlerin kendi dillerini kullanma ve öğrenme hakkıyla ve gelenek ve göreneklerinin varlığını sürdürmesiyle, fakat aynı zamanda uygun düzeylerde idari özerklikle de uyumlu olabilmelidir.”

Tercümesi (Ü. Sayın) : AB parlamentosu aslında Türk devletinin anayasasında yazan bölünmez bütünlük
diye bir kavramı tanımamaktadır. Ancak Kürtlere kendi kültürlerini kendi
topraklarında yaşama özgürlüğü verilirse kalan toprakların bir kısmında
Türkler kendi bütünlüklerini sağlayabilirler, aynı SEVR’deki gibi.

AB Parlamentosunun 24.10.1996 Tarihli Kararı:

(1) “AVRUPA Parlamentosu, Dünya’nın her
tarafındaki milyonlarca Ortadoks
Hristiyan için, Konstantinopolis’teki (dikkat ediniz! İSTANBUL yerine bu isim kullanılmıştır)
Patrikhanenin, önemini göz önünde
bulundurarak, TÜRK yetkililerinin Ekümenik Patrikhanenin tam olarak
korunması konusundaki
yükümlülüklerinin farkında olarak, Ekümenik Patrikhanenin ve diğer dinsel yerlerin
binalarının korunması yönünde,
gerekli önlemleri alması için, TÜRK yetkililerine
çağrıda bulunur.”

Tercümesi (Ü. Sayın):
1. Biz aslında Türkiye’den ayrı bir Konstantinopolis istiyoruz.


2. Bu Konstantinopolis içinde de Vatikan benzeri bir Ekümenik patrikhane
istiyoruz. Bu patrikhane bir devlet olarak tüm dünyadaki Ortodoksları
yönetecektir.

(2) “AVRUPA Parlamentosu, Patrikhaneye doğrudan bağlı olan HEYBELIADA Ruhban Okulunun derhal yeniden açılması çağrısında bulunur.”

AVRUPA Parlamentosu Komisyonu, HEYBELİADA Ruhban Okulu’nun yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda yaptığı
açıklamada; “Ancak Hristiyan Kiliseleri, özellikle
mülkiyetle ilgili olarak, zorluklarla karşı karşıya bulunmaya devam etmektedir. HEYBELİADA’daki Ortodoks Ruhban Okulu’nun 1971
yılında kapatılması konusunda bir ilerleme
bildirilememiştir. Çeşitli kiliselerin yasal statülerinin tanınmamış olması, dini “personelin”” TÜRKİYE’ye erişebilmesi de dahil olmak üzere, bazı kısıtlamalar
yaratmaktadır.” demektedir.

Ayrıca, aynı gün “İMF ve Dünya Bankası tarafından finansal destek sağlanmış ve yeni ekonomik planın uygulanma boyutuyla ilgili önemli sayıda yasa 2001 yılının ikinci
çeyreğinde hızlı bir biçimde kabul edilmiştir. Bu reformların amacı krizin aşılması ve AB
üyeliği için ekonomik kriterlerin
yerine getirilmesine yardımcı olmaktır.”
şeklinde açıklamada
bulunmuştur.

Tercümesi (Ü. Sayın) : Biz Heybeliada Ruhban Okulunun açılmasını ve Osmanlı dönemindeki ajanlık ve
misyonerlik faaliyetlerini yürütmesini istiyoruz. Siz de bu bir hristiyan klübü
olan Avrupa Birliğinin tüm dinsel yaptırımlarına hizmet etmek zorundasınız
,
aynı SEVR’deki gibi.

Avrupa Komisyonu 08.11.2000 Tarihli Raporunda:

“HEYBELİADA’daki Ruhban Okulu’nun kapalı kalması konusu da dahil olmak üzere, 1923 LOZAN Antlaşması kapsamında olsunlar olmasınlar, Müslüman olmayan tüm kesimlerin somut taleplerinin, gerektirdiği gibi incelenmesi gerektiğini” belirtmektedir.

Tercümesi: Aslında kusura bakmayın bizim LOZAN’ı falan da diğer maddelerde göreceğiniz gibi
taktığımız yok, ama müslüman olmayanların özel eğitimi ve ajan faaliyetlerinin
yeniden inşaa edilmesi ile ilgili Ruhban Okulu mutlaka açılmalıdır.

YUKARIDAKİ MADDELERE KARŞILIK GELEN SEVR KARARLARI:

Madde 36: ….Sözleşmelerin hükümlerine, özellikle soy, din ve dil azınlıklarının haklarına dürüst bir biçimde saygı göstermekte kusur ederse..
Madde 72: Soy, dil ve din azınlıklarını da içeren ve halkın bütün kesimlerinin oransal

temsilini sağlayacak nitelikte bir seçim sistemiyle, yerel
bir Parlamento kurulacaktır.
Madde141
: TÜRKİYE, TÜRKİYE’de oturan herkesin, doğum, bir ulusal topluluktan olmak, dil soy
ya da din ayrımı yapılmaksızın,
yaşamlarını ve özgürlüklerini korumayı, tam
ve eksiksiz olarak sağlamayı
yükümlenir.

TÜRKİYE’de oturan herkes, her inancın, dinin ya da mezhebin
gereklerini, ister açıkta, ister özel olarak özgürce yerine getirme hakkına
sahip olacaktır.

Madde 147 : Soy, din ya da dil azınlıklarından… …bağımsız olarak ve Osmanlı makamları hiçbir biçimde karışmaksızın, giderlerini kendileri
ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ya da sosyal
kurumlar, ilk, orta ve yüksek okullarla, başka her
çeşit öğretim kurumları (Buralarda
kendi dillerini özgürce kullanmak ve kendi dinlerini özgürce uygulamak
hakkında da sahip olarak…) kurmak, yönetmek ve denetlemek konularında eşit
hakka sahip
olacaklardır.

2. KONU :

Sözde KÜRDİSTAN’ın kurulması faaliyetlerine ilişkin olarak;

17.09.1992 Tarihli AB
Parlamentosu Kararı:

“TÜRK Güvenlik Güçleri, 1992 yılında 205 kişiyi yargılamadan idam etmiştir. TÜRKİYE’nin güneydoğusunda sürmekte olan olağanüstü hal, derhal kaldırılmalı; TÜRKİYE’deki Kürt sorunu ile ilgili olarak, bir uluslararası konferans düzenlenmelidir.”

Tercümesi: Türk Silahlı Kuvvetleri sürekli Kürtlere işkence ve soykırım yapmaktadır. Biz
ise Kürt devletinin kurulması için Avrupa Birliği olarak her türlü desteği
vereceğiz. PKK’yi ve Kürtçüleri, Barzaniyi ve Kürtçü aşiretleri terörist olarak
tanımıyoruz. Onlar AB nezninde işgal altında bulunan vatanları için çarpışan
birer gerilladır, terörist değil! Bu nedenle Avrupa Birliği PKK isimli örgüte ve
Kürtçülere karşı yürütülen tüm faaliyetleri ve Türklerin Yurt savunması dediği
şeyi katliam olarak niteliyoruz… Aynı SEVR’deki gibi Türklere pek çok soykırım
atfediliyor.

22.12.1993 Tarihli AB
Parlamentosu Kararı:

“TÜRK Devletinin bütünlüğü, yalnızca Kürtlerin kendi dillerini kullanma ve öğrenme hakkıyla ve gelenek ve göreneklerinin varlığını sürdürmesiyle, fakat aynı zamanda uygun
düzeylerde idari özerklikle de uyumlu olabilmelidir.”

18.01.1996 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

“Kürt vatandaşlarının TÜRKİYE içinde bir tür kültürel özerklik elde etmeleri için, barışçıl yollardan çaba gösterme haklarını tanır.”

10.06.1996 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

“AVRUPA Parlamentosu, TÜRK yetkililerden TÜRKİYE’de bulunan tüm kürtlerin haklarını tanımasını ister.”

19.06.1996 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

AVRUPA
Parlamentosu, TÜRK Silahlı Kuvvetlerinin
sürdürdüğü Askeri Operasyonlardan ve Kürdistan’daki (Güneydoğu Anadolu Bölgemize Kürdistan diyor!) anlaşmazlığa
barışçıl bir
çözüm bulma yollarını aramayı reddetmesinden büyük kaygı duyar.”

20.06.1996 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

“AVRUPA Parlamentosu, çıkmazı aşmak ve sorunun barışçıl biçimde siyasi bir çözüme doğru gidebilmesi için, ülkenin güneydoğusundaki askeri operasyonları durdurması ve tüm Kürt örgütlerle görüşmelere başlaması için TÜRK Hükümetine çağrıda bulunur.”

19.09.1996 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

“AVRUPA Parlamentosu, T ÜRKİYE’nin Kuzey IRAK’ta bir güvenlik bölgesi yaratma niyetini mümkün olan en sert terimlerle reddeder ve bu girişimi ciddi bir uluslararası
hukuk
ihlali olarak değerlendirir. TÜRKİYE’yi bu plandan vazgeçmeye ikna etmesi için, AB Konseyi’ne çağrıda
bulunur.”

17.09.1998 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

“AVRUPA Parlamentosu, TÜRKİYE’nin Kuzey IRAK işgalini lanetler ve PKK terörizmiyle başetme ihtiyacının milletlerarası sınırların
ihlal edilmesini haklı kılmadığını
düşünür.”
Kürt kimliğinin yasal olarak tanınarak, PKK’nın
ateşkes çağrısına uyulması isteniyor ve TÜRK Ordusunun, Kuzey IRAK’a girmesi işgal olarak tanınmakta ve
lanetlenmektedir.”

Avrupa Parlamentosu Genişleme Grubu’nun 10.02.2000 Tarihinde Hazırladığı “TÜRKİYE ve Avrupa Birliği ile İlişkiler” Raporundan Aynen:

(1)“AB kurumlan, TÜRK

Hükümetinden Kürt halkına uyguladığı baskılara siyasi bir çözüm bulmasını ister.”

(2) (AVRUPA) Parlamentosu, “15

OCAK 1998 tarihli kararıyla, bu sorunun çözümü için uluslararası düzeyde girişimde bulunması için AVRUPA Birliği’ne
çağrıda
bulundu ve Konsey’e ve üye devletlere de Kürtlere karşı insan hakları ihlalleri sorununu Birleşmiş Milletler
İnsan
Haklan Komisyonu’nda gündeme getirmeleri çağrısını yaptı.”

(3) “TÜRKİYE’nin AVRUPA Birliği’ne üyeliği görüşüyle bir plan doğrultusunda KOPENHAG Kriterlerini yerine getirecekse, Kürt sorununun çözüme kavuşturulmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.”

15.11.2000 Tarihli Kararı:

‘AVRUPA Parlamentosu, TÜRK yetkililerine, Kürt toplumunun siyasi temsilcileriyle, özellikle de ülkelerinin güneydoğusundaki kentlerin belediye başkanlarıyla diyaloga girmeleri çağrısında bulunur.”

Yukarıdaki maddelerin tercümesi: Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin güney doğusunu KÜRDİSTAN olarak
tanımaktadır. Türk Ordusunun PKK terörizmine veya ülkenin bölünmez bütünlüğünü
korumaya karşı yaptığı her eylem katliam, soykırım ve işkencedir. Türk Ordusu
gerilla savaşı yaparak ülkelerini savunmakta olan Kürt halkına karşı yaptığı bu
savaşı sonlandırıp, doğu ve güney doğu Anadolu’yu terkedip, bu bölgeleri
Kürtlere bırakmalıdır ve Kürtlerin böylece kendi kültürlerini
gerçekleştirmelerini sağlamalıdır. Türk Ordusu Kuzey Irak’a ülkesini savunmak ve
teröristlerle mücadele etmek için bile giremez! Yani kısacası Avrupa Birliği
Parlamentosu aslında Türkiye’nin parçalanmasını ve Doğu’da bir Kuzey Kürdistan
kurulmasını istemektedir, aynı SEVR’deki gibi!

KÜRDİSTANLA İLGİLİ
KARARLARIN SEVR KARŞILIGI

Madde 62 :
FIRAT’ın doğusunda, ileride saptanacak
ERMENİSTAN’ın güneyinde…………….. saptanan SURİYE ve
IRAK

ile TÜRKİYE sınırının kuzeyinde, Kürtlerin sayıca üstün bulunduğu bölgenin yerel özelliğini, işbu antlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak altı ay
içinde ISTANBUL’da toplanan ve
İNGİLİZ, FRANSIZ ve İTALYAN
Hükümetlerinden her birinin atadığı üç üyeden oluşan bir Komisyon hazırlayacaktır…………..
……
bu

plan Süryani ve Geldaniler ile bu bölgelerin içindeki öteki etnik ve dinsel azınlıkların korumasına ilişkin tam güvenceleri de kapsayacaktır…

Madde 63 : Osmanlı Hükümeti 62. Maddede öngörülen komisyonlardan birinin yada ötekinin kararlarının, kendisine bildirildiğinden başlayarak üç ay içinde kabul etmeyi ve yürürlüğe koymayı şimdiden yükümlenir.

Madde 64 : İşbu Antlaşmanın yürürlüğe konuşundan bir yıl sonra, 62. Maddede belirtilen bölgelerdeki
Kürtler, bu bölgelerdeki nüfusun
çoğunluğunun TÜRKÎYE’den bağımsız olmak istediklerini kanıtlayarak Milletler Cemiyeti Konseyine başvururlarsa ve Konseyde bu nüfusun bu
bağımsızlığa yetenekli olduğu
görünüşüne varırsa ve bu bağımsızlığı onlara tanımayı TÜRKİYE’ye salık verirse, TÜRKİYE bu öğütlemeye
(Tavsiyeye) uymayı ve bu bölgeler üzerinde bütün haklarından ve sıfatlarından
vazgeçmeyi şimdiden yükümlenir.

Bu vazgeçmenin ayrıntıları Başlıca
Müttefik Devleterle
TÜRKİYE arasında yapılacak özel bir sözleşmeye konu olacaktır. Bu vazgeçme gerçekleşirse ve gerçekleşeceği zaman, KÜRDİSTAN’ın şimdiye dek MUSUL İlinde kalmış kesiminde oturan Kürtlerin, bu Bağımsız Kürt Devletine kendi istekleriyle katılmalarına, Başlıca Müttefik Devletlerce hiçbir karşı çıkışta bulunulmayacaktır.

3. KONU:

YUNANİSTAN’ın topraklarının AB’nin koruması altında olması hususlarına ilişkin olarak;

15.02.1996 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

“TÜRKİYE’nin AVRUPA BiRLİĞİ’nin bir üye devleti olan YUNANİSTAN’in egemenlik haklarını tehlikeli bir biçimde ihlal etmesinden ve EGE’deki askeri gerginliğin artmasından ciddi biçimde kaygı duymaktadır. YUNANİSTAN’ın sınırlarının, aynı zamanda AVRUPA BiRLİĞİ’nin dış sınırlarının parçası olduğunu vurgular.”

(AVRUPA Parlamentosu, Doğu EGE’de KARDAK Adası ile ilgili olarak, TÜRKİYE’nin proaktif askeri operasyonlarından kaygı duymaktadır. KARDAK
adası; 1923 yılındaki LOZAN
Antlaşması, 1932 yılında İTALYA ve TÜRKİYE arasındaki protokol ve 1947 PARİS Antlaşmasına göre, Oniki Adalar grubuna
dahildir ve 196O’lı yıllardaki TÜRK
haritaları bile bu adaları, Yunan toprağı
olarak göstermektedir.)

17.09.1998 Tarihli AB Parlamentosu Kararı:

AVRUPA Parlamentosu, TÜRKİYE’den “EGE’deki, özellikle KARDAK adasına ve kıta sahanlığının sınırlarının belirlenmesine ilişkin olarak, farklılıkların giderilmesine çalışılmasında uluslararası hukuk ilkelerine saygı gösterilmesini” istemektedir.

YUNANİSTANLA İLGİLİ
KARARLARIN SEVRDEKİ KARŞILIĞI

Madde 84 : …. TÜRKİYE, eski Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa kıtasında ve işbu Antlaşma ile saptanan TÜRKİYE sınırları ötesindeki bütün haklarından ve sıfatlarından YUNANİSTAN yararına vazgeçer.

Madde 122 :
TÜRKİYE, şimdi İTALYA’nın işgalinde
bulunan EGE Denizi adaları ile bunlara bağlı adacıklar üzerindeki bütün haklarından
ve sıfatlarından
İTALYA yararına vazgeçer.

Madde 84
: ….
TÜRKİYE, eski Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa kıtasında ve işbu Antlaşma ile saptanan TÜRKİYE sınırları ötesindeki bütün haklarından ve sıfatlarından YUNANİSTAN yararına vazgeçer.

Madde 122
: TÜRKİYE, şimdi İTALYA’nın işgalinde
bulunan EGE Denizi adaları ile bunlara bağlı adacıklar üzerindeki bütün haklarından
ve sıfatlarından
İTALYA yararına vazgeçer.

4. KONU :

KIBRISLA İLGİLİ KARARLAR

06.10.1999 Tarihli Kararı:

“AVRUPA Parlamentosu, TÜRK Yetkililerinin KIBRIS konusunda ilgili BM kararlarının kabulü ve uygulanması temelinde ve (KIBRIS’ın) AVRUPA Birliği’ne katılması
konusundaki görüşmelerin kesintisiz bir biçimde
sürdürülmesinden bağımsız olarak, siyasi bir çözüm
bulunmasına bir kez daha aktif bir biçimde katkıda -bulun masını istar,”

Avrupa Parlamentosu Genişleme Grubu’nun 10.02.2000 Tarihinde Hazırladığı “TÜRKİYE ve Avrupa Birliği ile İlişkiler” Raporundan Aynen:

“TÜRKİYE, KIBRIS Cumhuriyeti topraklarının %37’sini, yasa dışı bir biçimde işgal etmektedir. Genişleme süreci 31 MART 1998 tarihinde başlatılmıştır ve 10 KASIM tarihinde de aralarında KIBRIS’ın da bulunduğu ilk ülke grubu ile katılma görüşmeleri başlamıştır.

Üyelik, adanın tümünü kapsamalı ve adayı bölen anlaşmazlığa barışçıl bir çözümün bulunmasıs ürecini hızlandırılmalıdır.”

25.10.2001 Tarihli Kararı:

AVRUPA Parlamentosu, KIBRIS sorununa kapsamlı ve tatmin edici bir çözüm aramada süren tıkanıklık, sürmekte olan çabalan zayıflatarak genişleme sürecini ciddi bir biçimde aksatacak niteliktedir…

Tercümesi: Türk Ordusu Kıbrısı işgal etmektedir. Hemen Kıbrıstan çekilmeli ve Kıbrısı
tamamen Yunanlılara bırakmalıdır. Zamanla nasıl olsa biz Avrupa Birliği olarak
orada kalan Türkleri ya assimile ederiz ya da kovarız. Türkiye Kıbrısla ilgili
tüm haklarından vazgeçmelidir aynı SEVR’deki gibi.

KIBRISLA İLGİLİ KARARIN SEVR KARŞILIĞI:

Madde 116 : TÜRKİYE, bu adanın Padişah’a ödenen vergiye olan hakkını da içermek üzere, KIBRIS üzerinde ya
da KIBRIS’a ilişkin bütün haklarından ve
sıfatlarından vazgeçer.

5.KONU

ERMENİ iddialarına ilişkin olarak;

15.11.2000 tarihli AB Parlamentosu Kararı:

(1) AVRUPA Parlamentosu, 1980’li yıllardan beri
1915-1917 olaylarını Birleşmiş Milletlerin 09 ARALIK 1948 tarihli kararındaki “Soykırım” olarak ilan etti ve
TÜRK Hükümetinin bunu kabul etmesini
istedi; TÜRKİYE’nin bu olguyu
reddetmesinin AVRUPA Birliği üyeliğinin kesin
engeli olduğunu açıkladı.

(Burada sözde Ermeni Soykırımının kabul edilmesinin Avrupa
Birliğine girmek için kesin şart olduğundan bahsediliyor!)

Tercümesi: Türkler Ermenileri 1915’de katletmişlerdir, biz Avrupa Birliği Parlamentosu
olarak buna inanıyoruz, zaten kanunlarımıza geçirdik. Zaten aksini iddia
edenleri de hapis cezasına çarptırıyoruz. Kızılderileri katleden ya da 200 yıl
zencileri köle olarak kullanan ABD’yi, Cezayirlileri katleden Fransayı, Türkleri-Çingeneleri-Yahudileri ve tüm Avrupa’yı katleden Almanları, tüm dünyayı sömürge haline getirip Hindistandan-Uzak Doğu’ya
kadar her yerde halkı katleden İngilizleri, vb. katliamcıları görmüyoruz,
çünkü bizim kanunlarımız tek taraflı çalışır. Bu Ermeni soykırımının bedeli
Türkiye’den toprak ve tazminat talebidir. Eğer soykırımı tanımazsanız hiç bir
şekilde Avrupa Birliğine girmek için bile müzarekerelere başlamayız. Bunun
arkasından Kürt, Helen, Rum Pontus, Süryani soykırımlarının geleceğini de her
halde anlamışsınızdır, ama biz yumuşak yumuşak sizi alıştırıyoruz, canınız çok
yanmasın diye! Aynı SEVR’de olduğu gibi!

ERMENİLERLE İLGİLİ KARARIN SEVR KARŞILIĞI

Madde 142 : ….Osmanlı Hükümeti savaş süresince TÜRKİYE’de yapılan topluca öldürmeler
sırasında, kişilere
verilen zararları en geniş ölçüde karşılamak için, 1 KASIM 1914’den beri herhangi bir soydan ya da dinden olursa olsun, ortadan yok olmuş, zorla götürülmüş, gözaltı (enterne) edilmiş ya da tutuklanmış kişilerin aranması ve kurtarılması için kendisinin ve Osmanlı Makamlarının tüm desteğini sağlamayı yükümlenir.

Madde 144 : …Osmanlı Hükümeti, 1 OCAK 1914 ‘den beri topluca öldürülme korkusuyla ya da başka herhangi bir zorlama yüzünden, yurtlarından kovulmuş, Türk soyundan olmayan Osmanlı uyruklarınn (öncelikle Ermenilerin) yurtlarına
dönüşlerini ve
yeniden işlerine başlayabilmelerini, olabildiği ölçüde kolaylaştırmayı resmen yükümlenir.

6.KONU :

Mali
hususlara ilişkinolarak;

Avrupa Komisyonu 08.11.2000 Tarihli Raporunda:

(1) AVRUPA
Birliği, devlet yetkilerinin merkezi idareden mahalli
idarelere devrini savunmakta ve bu amaçla mahalli idareler
reformu yasa tasarısının kabulünü istemektedir; “Merkezi idarenin mahalli yönetim üzerindeki denetimi güçlü
olmaya devam etmektedir. Daha öte bir ademimerkeziyetçiliği amaçlayan ve halen bakanlıklar arasında
görüşülmekte olan mahalli yönetime ilişkin yasa taslağının kabul edilmesi beklenmektedir.”

(2) AVRUPA Komisyonu, TÜRKİYE sendikacılık hareketinin, “Mezarda Emeklilik” olarak nitelendirdiği ve “Sosyal Güvenlik Reformu” adı altında sürdürülen uygulamaları da desteklemekte ve bunlara acilen ihtiyaç olduğunu
belirtmektedir.

AB
Parlamentosunun 25.10.2001 Tarihli Kararı:

“AVRUPA
Parlamentosu, Ülkeyi finansal krizden çıkarmak
için gerekli olan ekonomik reformların uygulanmasında TÜRK Hükümeti ‘tarafından yapılan girişimleri memnuniyetle karşılar; ekonomiye istikrar kazandırmak için gerçekleştirilen bu çabanın ürünlerini vermeye
başladığına inanır.”

13.11.2001 Tarihli Kararı:

Ayrıca,
aynı. gün “IMF ve Dünya Bankası tarafından finansal
destek sağlanmış ve yeni ekonomik planın uygulanma boyutuyla ilgili önemli sayıda yasa 2001 yılının ikinci
çeyreğinde hızlı bir biçimde kabul edilmiştir. Bu reformların amacı krizin aşılması ve AB üyeliği için ekonomik
kriterlerin yerine getirilmesine yardımcı olmaktır.” şeklinde
açıklamada bulunmuştur.

Tercümesi: Tüm ekonominizi IMF ve Dünya Bankası aracığıyla esir aldık. Tarımınızı ve
hayvancılığınızı çökerttik. Tüm ekonominiz bizim elimizde. Tüm stratejik
kurumlarınızı satın aldık. Ekonominizi yok ettik. IMF’ye 300 milyar dolar
borcunuz var ve artık bir kölesiniz. Sizi daha iyi köleleştirmek yolunda AB’ye
gireceğinizi söyleyerek siz bir havuç gösterip kandırıyoruz. Aslında sizi
parçaladıktan ve Konstantinopolis’i kopardıktan sonra size çok SEVR’den çok daha
ağır yaptırımlar uygulayıp Türkleri Anadolu’dan atacağız. Güney Doğu’da bir
Kürdistan, Güneyde bize bağlı kantonlar, Doğu’da bir Ermenistan, Karadeniz’de
bir Rum Pontus kuracağız.

Not: George Soros’a bağlı bir
üniversitesinin ileri gelenlerinden bir Profesör şöyle demiştir:

‘ …. Siz ne sanıyorsunuz,
2025’te İstanbul’da bir tek Türk kalmayacak, var olanlar da asimile olacak,
gerisi kaçacak, bunun kararı çoktan verildi!’

SEVR KARŞILIĞI

Madde 234 : Osmanlı
Hükümeti, Maliye komisyonunun izni
olmadıkça hiçbir iç ya da dış borçlanmaya girişmemeyi yükümlenir.


KUZEY IRAKTA SEVR’E DAYALI
OLARAK KURULAN KÜRDİSTAN’IN GİZLİ ANAYASASI
[4]

KISIM I – GENEL HUSUSLAR

Madde
l:
Kürdistan
Bölgesi, Federal Irak Cumhuriyeti’nin bir bölgesi olarak, çok partili,
demokratik, parlamenter ve cumhuriyetçi bir siyasal sisteme sahip olacaktır.

Madde
2:
Kürdistan
Bölgesi, 1970 öncesindeki sınırlarıyla Kerkük, Süleymaniye ve Erbil
Vilayetlerinden, Duhok Vilayerinden ve yanı sıra Aqra, Şeikhan(Şexan), Sincar
bölgelerinden, Ninova Vilayerindeki Zimar alt-bölge-sinden, Diyala Vilayetindeki
Xanıqın ve Mandalı bölgelerinden ve El-Wasit Vilayetindeki Badra bölgesin-den
oluşur.

Madde
3:
İktidar
halka aittir, çünkü iktidarın meşruiyet kaynağı halktır.
Madde 4: Kürdisran Bölgesinin halkı Kürtlerden ve Türkmen, Asuri, Keldani
ve Arap ulusal azınlıklarından oluşur ve bu Anayasa söz konuşu azınlıkların
haklarım tanır.

Madde
5:
Kerkük
şehri Kürdistan Bölgesi’nin başkenti olacaktır.

Madde
6:
Irak
Federal Cumhuriyeti’nin bayrağına ek olarak, Kürdistan bölgesi özel bir bayrağa
sahip olacak ve durum yasa ile düzenlenecektir.

Madde
7: i)
Kürdistan
Bölgesinin resmi dili Kürtçe olacaktır.

ii) Federal ve
bölgesel yetkililerle yapılacak resmi yazışmalar hem Arapça hem de Kürtçe
olacaktır.

iii) Kürdistan
Bölgesinde Arapça’nın öğretilmesi zorunlu olacaktır.

iv) Türkmen
dili, Kürtçe’ye ek olarak, Türkmenlerin eğitim ve kültür dili olarak
değerlendirilecektir. Süryanice, Kürtçe’ye ek olarak, o dili konuşanların eğitim
ve kültür dili olarak değerlendirilecektir.

KISIM
II- TEMEL HAKLAR VE SORUMLULUKLAR

Madde
8: ı)
Kürdistan
Bölgesinin vatandaşları, ırk, renk, cins, dil, etnik köken, din ya da ekonomik
statü bakımından aralarında hiçbir ayırım olmaksızın, hakları itibariyle kanun
önünde eşittir.

ii); Kadınlar
erkekler ile eşit haklara sahip olacaklardır.

iii) Aile
birimi toplumun doğal ve temel öğesidir. Annelerin ve çocukların korunması
güvence altına alınacaktır. Hükümetin ve toplumun görevi gençliğe özenli
davranmak, moral değerleri ve Kürdistan halkının mirasını korumaktır ve bu
yasayla düzenlenecektir.

Madde
9: i)
Ceza
kişiseldir. Yasa ile tanımlanmadığı sürece ne herhangi bir fiil suç olarak
değerlendirilebilir ne de ceza verilip uygulanabilir, icra edildiği zaman da bir
suç olarak değerlendirilmediği sürece, hiçbir eylem cezalandırılamaz. Yasada
belirtildiğinden daha büyük olan hiçbir ceza uygulanamaz.

ii) Suçu hukuk
mahkemesinde kanıtlanıncaya kadar sanık suçsuz biri olarak kabul edilir.
Madde 10: i) Yasal savunma hakkı, yasalarla uyum içinde, soruşturma ve
yargılamanın tüm aşamalarında güvence altına alınır.

ii) Mahkeme
tarafından gizli olarak ilan edilmedikleri sürece, duruşmalar açık olacaktır.

Madde
11: i)
Hanenin ve
içindekilerin kutsallığı korunacaktır ve yasada ortaya konulan prosedürler
dışında, haneye ne girilebilir ne de arama yapılabilir.

ii) Bireyler
ya da onların malları, yasada tanımlanan koşullar dışında aranamaz.
iii) Bireyin güvenliği korunacaktır, ister fiziksel ister psikolojik
olsun, işkencenin her türü yasaktır.
Madde 12: Posta, telefon ve kablolu iletişimin gizliliği güvence altına
alınmıştır, yasada belirtilen parametre ve prosedürlerle uyumlu olarak, adalet
ve güvenlik ihtiyaçları için gerekli olarak değerlendirildiği durumlar dışında,
açık edilemez.

Madde
13:
Mülkiyet
hakkı güvence altına alınmıştır, yasalarla uyum içinde yapıldığı zamanlar
dışında, menkul ve gayrimenkul mülklere el konulamaz. Mülkiyet, yasalarla uyum
içinde ve adil bir tazminatın ödenmesi karşılığında, kamu çıkarları için gerekli
görüldüğü durumlar dışında kamulaştırılamaz.

Madde
14:
Kürdistan
Bölgesi’nin vatandaşlarının yurtdışına seyahat etmeleri ya da evlerine geri
dönmeleri engellenemez. Yasalarda şart koşulduğu durumlar dışında, halkın
dolaşma serbestîsine ve ikamet yerine hiçbir kısıtlama getirilemez.

Madde
15:
İfade,
basım, yayın, basın, toplanma, gösteri, siyasi parti, sendika ve dernek kurma
özgürlüğü yasa ile güvence altına alınacaktır.

Madde
16:
Din, inanç
ve dinsel vecibeleri yerine getirme özgürlüğü, Anayasa veya Federal Anayasa’nın
veya federal yasaların hükümleriyle çelişmediği sürece ve genel moral
standartlara ters düşmediği sürece, güvence altına alınmıştır.

Madde
17:
Siyasi
mülteciler ülkelerine iade edilmeyeceklerdir.

Madde
18: i)
Kürdistan
Bölgesinde ilk öğretim zorunludur ve bu zorunluluk yasayla düzenlenecektir.

ii) Hükümet
okuma yazma eksikliğine karşı mücadele edecek ve ilk, orta ve üniversite
eğitiminin tüm aşamalarında yurttaşlarının özgür eğitim hakkını, teknik ve
mesleki eğitimi güvence akma alacaktır.

Madde
19:
Akademik
araştırma hakkı güvence altına alınacaktır. Üstün başarı, icat ve yaratıcılık
teşvik edilecek ve ödüllendirilecektir.

Madde
20: i)
Çalışma
her yurttaşın hakkı ve görevidir ve bölgesel hükümet çalışacak durumda olan her
yurttaş için iş olanakları yaratmak üzere çaba harcayacaktır.

ii) Bölgesel
hükümet elverişli çalışma koşullarım güvence altına alacak, çalışan bireylerin
hem yaşam standartlarım hem de beceri ve bilgilerini arttırma doğrultusunda
çalışacaktır. Bölgesel hükümet, hastalık, sakatlık, işsizlik ya da yaşlanma gibi
durumlarda sosyal güvenlik ödenekleri sağlayacaktır.

iii) Hiçbir
birey, yasanın öngördüğü kamu görevinin yerine getirilmesi ya da acil durum veya
doğal felaket durumu haricinde, herhangi bir görevi yerine getirmeye
zorlanmayacaktır.

Madde
21:
Bölgesel
hükümet, önleme, tedavi ve ilaç alanların-da sağlayacağı sürekli tıbbi hizmetler
aracılığıyla kamu sağlığım korumayı güvence altına alacaktır.

Madde
22:
Vergi
ödemek her yurttaşın görevidir ve bu şekilde ödenen vergiler, karnındaki
düzenlemeler dışında, zorla toplanmayacak ya da değiştirilmeyecektir.

Madde
23:
Yurttaşların gerçek yetkililere şikayette bulunma ve imza toplama hakkı güvence
altındadır ve yetkililer bu şikayet ve dilekçeleri makul bir zaman dilimi içinde
değerlendireceklerdir.

Madde
24:
Bu kısımda belirtilen hakların korumasının kaynağıni Kürdistan Bölgesinin hukuku
oluşturacaktır.

KISIM III- KÜRDÎSTAN BÖLGESEL YETKİLİLERİ

BÖLÜM l
– YASAMA OTORİTELERİ – KÜRDÎSTAN BÖLGESEL MECLÎSİ

Madde
25:
Kürdistan
Bölgesel Meclisi bölgedeki yasama otoritesidir ve halkın doğrudan, gizli, genel
oyuyla seçilen temsilcilerinden oluşur.

Madde
26: i)
Kürdistan
Bölgesel Meclisine seçilen temsilcilerin seçim süreci, seçim prosedürleri (seçim
takvimi, orantılı temsil ve adaylık ile seçmenlik vasıfları) yasa ile
düzenlenecektir.

ii) Meclisin
oluşumunda, ulusal azınlıkların adilane oranda temsil edilmelerine riayet
edilecektir.
Madde 27: i) Parlamentonun dönemi, ilk birleşimden itibaren beş yıldır.

ii) Meclis,
nihai seçim sonuçlarının duyurulmasından sonra, Kürdistan Bölgesi Devlet
Başkanının isteği üzerine 15 gün içinde toplanacaktır, eğer herhangi bir çağrı
yapılmazsa Meclis yukarıda belirtilen dönemin sonunda toplanacaktır.

Madde
28:
Meclisin
ilk oturumuna en yaşlı üye başkanlık edecektir ve gizli oylamayla bir meclis
başkanı, başkan yardımcısı ve sekreter seçilecektir.

Madde
29:
Meclis
üyeleri aşağıdaki görev yeminim edeceklerdir:
“Kürdistan halkının çıkarlarını, onurunu ve haklarını koruyacağıma, bir üye
olarak görevimi tarafsız, eksiksiz ve içtenlikle yerine getireceğime Yüce Tanrı
adına yemin ederim.”

Madde
30: i)
Kanun
tarafından öteki türlü düzenlenmediği sürece, üyelerin çoğunluğunun hazır
bulunmasıyla Bölgesel Mecliste salt çoğunluğa ulaşılacak ve kararlar hazır
bulunanların salt çoğunluğuyla verilecektir.

iı) Ekonomik
konular dışındaki yasa teklifleri Meclisin on üyesi tarafından verilebilir.

Madde
31:
Meclis
başkanı ile üyelerinin maaş ve ücretleri yasa ile düzenlenecektir.

Madde
32:
Meclisin
düzenli ve özel oturumlarını yürütme prosedürlerinin yanı sıra, üyelik ve boş
üyeliklerin doldurulması prosedürleri hakkındaki temel hususlar Meclisin iç
yönetmelikleri ile düzenlenecektir.

Madde
33:
Bölgesel
Meclis aşağıdaki sorumlulukları yerine getirecektir:

i) Üvelerinin
2/3 çoğunluğu ile Bölgesel Anayasayı değiştirme

i i) Yasa
çıkarma, değiştirme ya da yürürlükten kaldırma

i i i) Kabineye
ve üyelerine güven oyu verme ve bu güven oyunu onlardan geri isteme
ıv) Kürdistan Bölgesi genel bütçesini onaylamak, gerekli aktarımları
yapmak ve genel bütçeye dahil olmayan beklenmedik harcamaları onaylamak

v) Vergi ve
gümrük vergilerini toplamak, değiştirmek ya da yürürlükten kaldırmak
vi) Irak Federe Cumhuriyeti’nin diğer bölgelerinin bölgesel idari
otoriteleri ile, yabancı taraflar ile ve diğer devletlerin federal bölgeleri ile
ekonomi, kalkınma, kültür, eğitim, insani yardım, finans, güvenlik ve sınır
sorunları gibi alanlarda yapılan anlaşmaları onaylamak
vii) Meclis üyeliğini belgelemek

viii) Mecliste
doğabilecek boş üyelikleri, yasada öngörüldüğü biçimde doldurmak için gerekli
kararları almak

İx) Kürdistan
Bölgesi idari otoritesinin çalışmalarını denetlemek

x) Meclisin
iç tüzüğünü oluşturmak, personel ihtiyacını belirlemek, Meclis bütçesini
hazırlamak, personeli atamak ve verilecek maaşları belirlemek

xi) Meclisin
gerekli gördüğü konular hakkında araştırma komisyonları kurmak

Madde
34: i)
Bir Meclis
üyesi parlamenter dokunulmazlığa sahiptir. Söz konusu üye Meclisin iç tüzüğünün
sınırları içinde kendi görüşlerini ve düşüncelerini ifade etme hakkına sahiptir.

ii) Bir Meclis
üyesi, yasalara göre açık bir suçun ya da saldırının gerçekleştirildiği durumlar
dışında Meclisin ön onayı alınmaksızın, meclis birleşimi esnasında aranamaz,
gözaltına alınamaz hakları ve özgürlükleri kısıtlanamaz, gözetim altında
tutulamaz.
iii) Bir Meclis üyesi, meclis birleşimine katılmadığı bir zamanda,
yasalara göre açık bir suçun ya da saldırının gerçekleştirildiği durumlar
dışında, ki böylesi durumlarda alınan önlemler derhal Meclise bildirilmelidir,
Meclis başkanının izni olmaksızın gözetim altında tutulamaz ya da gözaltına
alınamaz.

Madde
35: i)
Meclisi
üyelerinin 2/3 çoğunluğu ile kendisini feshedebilir.
ii) Meclis aşağıdaki durumlarda Bölgesel Devlet Başkanının emri ile
feshedilebilir:
a) Meclis üyelerinin yarısından fazlası görevlerinden istifa ederse.
b) Meclisin birleşim çağrısından sonraki 45 gün içinde yasal bir salt
çoğunluk sağlanamazsa
c) Eğer Meclis üç kez üst üste yapılan oylamada Bakanlar Kuruluna güven
oyu vermezse.
d) Meclisin seçim yasaları değiştirilip söz konuşu Parlamentonun geriye
kalan görev süresinin altı aydan daha az olduğu durumlarda.

Madde
36:
Parlamento
feshedildiğinde ya da görev süresi sona erdiğinde, genel seçimler yapılarak, iki
aydan olmayan bir zaman dilimi içinde yeni Meclis seçilecektir.

Madde
37:
Meclisin
görev süresi sona erdiğinde, yeni Meclis seçilip ilk birleşimini yapıncaya
kadar, eski Meclis görevde kalacaktır.

KISIM 2
– İDARİ OTORİTE

Kısım
l. – Kürdistan Bölgesinin Devlet Başkanı

Madde
38:
Bölgenin,
Kürdistan Bölgesi Devlet Başkanı olarak adlandırılan bir başkanı vardır. Devlet
Başkanı en yüksek idari otoritedir, kendi bölgesinde Irak Federe Cumhuriyetinin
Devlet Başkanını temsil eder, çeşitli durumlarda ona vekalet eder, federal ve
bölgesel yetkililer arasındaki koordinasyonu sağlar.

Madde
39:
Kürdistan
Bölgesinin Devlet Başkanı bölge halkının doğrudan, gizli ve genel oyu ile
seçilir.

Madde
40:
Kürdistan
Bölgesi Devlet Başkanının seçilme yöntemi, aday vasıfları, suçlanacağı ya da
yargılanacağı durumlar ve görev süresinin sona erdirilmesi gibi durumlar yasa
ile düzenlenecektir.

Madde
41:
Kürdistan
Bölgesinin Devlet Başkanı, sorumluluklarını üstlenmeden önce, Kürdistan Bölgesel
Meclisinin önünde aşağıdaki anayasal görev yeminini edecektir:
“Kürdistan halkının haklarını, başarılarını ve çıkarlarını koruyacağıma, Irak
Federe Anayasası ile Kürdistan Bölgesi Anayasasına riayet edeceğime, görevimi
sadakatle, tarafsızca ve samimiyetle yerine getireceğime Yüce Tanrı adına yemin
ederim.”

Madde
42:
Kürdistan
Bölgesi Devlet Başkanının görev süresi beş yıldır.
Madde 43: Kürdistan Bölgesi Devlet Başkanının maaşı ve ödenekleri yasa
ile belirlenecektir.
Madde 44: Kürdistan Bölgesinin Devlet Başkanı aşağıdaki sorumlulukları
üstlenecektir:
1) Bölgesel Meclisten geçen yasaları onaylamak

2) Bölgesel Meclis için genel seçim çağrısında bulunmak

3) Bölgesel Meclis için normal ya da özel birleşim çağrısında bulunmak

4) Bölgesel
Meclisten güven oyu alan Kabineyi resmen ilan etmek

5) Kendisinin
başkanlık edeceği ya da katılacağı bir birleşim için Bakanlar Kuruluna çağrıda
bulunmak ve bakanlardan rapor istemek

6) Yasa
tasarılarını hazırlamak ve onları görüşülmek üzere Bölgesel Meclise sevk etmek

7) Kürdistan
Bölgesinin, onun siyasal sisteminin, genel güvenliğinin ya da anayasal
kurumlarının temel varlığını tehdit eden bir tehlike durumunda veya Bölgesel
Meclisin toplanmasının zor olduğu koşullarda, Bölgesel Meclis Başkanına ve
Bakanlar Kuruluna danışarak, kanun hükmünde kararname çıkarmak.

8) Yasalarla
uyumlu olarak olağanüstü hal ilan etmek

9) Irak
Federe Cumhuriyeti Devlet Başkanı tarafından kendisine verilen yetkileri
kullanmak

10) Bakanlar
Konseyi tarafından önerilen emirleri ve kararları çıkarmak

11) Silahlı
Kuvvetleri ve İç Güvenlik Kuvvetlerini bölge içinde seferber etmek

12) Bölgede
geçici ya da kalıcı olarak görev ifa eden Federal Güvenlik Kuvvetlerini
denetlemek ve yönetmek

13) Güven
oyunun geri alınmasının ardından, Kabinenin ya da bir bakanın istifasını resmen
ilan eden kararnamenin çıkarılması

14) İstifa
etmesi istenen Kabine ya da kabine üyelerinin istifalarını kabul etmek ve
onlardan, yeni bir Kabine oluşuncaya, yeni bir bakan atanıncaya kadar görevde
kalmalarını istemek

15) Kabinenin
ya da bir bakanın istifasını istemek

16) Mahkumlara
özel af çıkarmak

17) Ölüm
cezasını onaylamak ya da onu ömür boyu hapse çevirmek

18) Hakimleri, bölgesel başsavcıları, bölgesel genel savcıları ve onların
vekillerini, idari birimlerin yöneticilerini ve özel görevlerde bulunan
bireyleri, yasalarla uyumlu olarak atamak, görevden almak ya da emekliye sevk
etmek

19) İç
Güvenlik elemanlarına askeri rütbeler vermek ve yasalarla uyumlu olarak onları
görevden almak ya da emekliye sevketmek

20) Yasalarda
öngörüldüğü biçimde madalya ve ödül vermek

Madde
45:
Kürdistan Bölgesi Devlet Başkanı için bir Başkanlık Konutu kurulacak ve bu
konutun ihtiyaçları ile yapışı yasada belirtilecektir.

Madde
46: i)
Kürdistan
Bölgesi Devlet Başkanının istifası, ölümü ya da kalıcı sakatlığı durumunda, onun
halefi aynı yöntemle seçilecektir.

ii) Kürdistan
Bölgesi Devler Başkanlığı koltuğu boş kaldığında, yeni bir Devler Başkanı
seçilinceye kadar, Devlet Başkanının sorumluluklarını Kürdistan Bölgesel Meclisi
Başkanı üstlenecektir.

ııi) Kürdistan
Bölgesi Devlet Başkanı hazır bulunmadığında ya da izinli olduğunda. Devlet
Başkanının sorumluluklarını vekaleten Bölgesel Başbakan üstlenecektir.

Bölüm 2
– Kürdistan Bölgesi Bakanlar Konseyi (Kabine)

Madde
47:
Kürdistan
Bölgesi Bakanlar Konseyi bölgedeki en üst düzey idarı ve yönetici otoritedir; bu
otorite kendi idari sorumluluklarını, Kürdistan Bölgesi Devlet Başkanının
denetimi ve kılavuzluğu altında yerine getirir.

Madde
48: i)
Bakanlar
Kurulu Başbakan ile onun, sayıları 15’ten az olmamak üzere, yardımcılarından ve
bakanlarından oluşur.

ii) Kürdistan
Bölgesinin Devlet Başkanı, Kürdistan Bölgesel Meclisinin bir üyesinden kabineyi
oluşturmasını isteyecektir.

iii) Başbakan,
yardımcılarını ve bakanlarını, Kürdistan Bölgesel Meclisinin üyeleri arasından
ya da Meclis üyeliği vasıflarını taşıyan başkalarının arasından belirleyip
seçecektir.
iv) Başbakan, oluşturduğu kabineyi, onaylanmak üzere Bölgesel Devlet
Başkanına sunacaktır.
v) Başbakan, Bölgesel Devlet Başkanının onayından sonra, kabinesini
Bölgesel Meclise sunarak güven oyu isteyecektir ve bu güven oyunu aldığında
kabinenin oluşumu hakkındaki resmi kararname çıkarılacaktır.

Madde
49:
Kürdistan
Bölgesi Bakanlar Kurulunun bileşiminde, ulusal azınlıklar olan Türkmen, Asuri ve
Keldanilerin de temsil edilmesine özen gösterilecektir.

Madde
50:
Kabine
üyeleri, kabinenin çalışmaları hakkında hep birlikte Kürdistan Bölgesel
Meclisine karşı sorumlu iken, her bakan kendi bakanlığının işlerinden bireysel
olarak sorumlu olacaktır.

Madde
51:
Bakanlar
Konseyi aşağıdaki sorumlulukları üstlenecektir:

i) Bir
taraftan bölgesel güvenliği ve kamu malını korurken diğer taraftan da yasa
çıkarma, düzenlemelerde bulunma ve kararlar alma.

ii) Kürdistan
Bölgesi Devlet Başkanı ile koordinasyon içinde, Kürdistan Bölgesinin genel
politikasını oluşturmak.

iii) Ekonomik
kalkınma planlarını hazırlamak ve planların hayata geçirilmesi için gerekli
araçları temin etmek.

iii) Bölgenin
genel bütçesini hazırlamak.

iv) Kürdistan
Bölgesindeki bakanlıkların, kurumların ve icraatın denetlenmesi, yönetilmesi,
takip edilmesi ve koordine edilmesi, onların kararlarının iptal edilmesi ya da
değiştirilmesi.

v) Yasalara
ve kararnamelere uygun olarak idari yönetmelik ve kararların çıkarılması.

vi) Yasa
tasarılarının hazırlanması ve kararname çıkarılması.

vii) Yasalara
uygun olarak personelin atanması, görevden alınması ya da emekliye sevk edilmesi
ve onların maaşlarının belirlenmesi.

viii) Federal
hükümetin ya da yabancı tarafların kurumları ile ekonomik kalkınma, kültürel ve
insani alanlarda anlaşma yapma ve bu anlaşmalara ödenek tahsis erme.

Madde
52:
Bakan
kendi bakanlığının tüm işlerinden doğrudan sorumludur.
Madde 53: i) Bölgesel Meclis ona verdiği güven oyunu geri aldığında,
kabine istifa etmiş sayılacaktır.

iii) Bölgesel
Meclis ona verdiği güven oyunu geri aldığında, bakan istifa etmiş sayılacaktır.
Madde 54: Başbakanın seçilme yöntemi, onun yardımcılarının ya da
bakanlarının mesuliyetleri ya da onların suçlanma ve yargılanma yöntemleri,
onların maaşlarının ve ödeneklerinin belirlenmesi gibi konular yasa ile
düzenlenecektir.

BÖLÜM 3
– YARGI

Madde
55:
Kürdistan
Bölgesinin yargı otoritesi, tüm aşamaları itibariyle bölgenin mahkeme
sisteminden oluşur.

Madde
56:
Yargı,
kanunda belirtilenler dışında, tüm özel ve tüzel kişi ve kurumları aşan bir
yargılama yetkisine sahiptir.

Madde
57:
Yargı
bağımsızdır, kanunun kendisi dışında, hiçbir güce tabi değildir.
Madde 58: Tüm aşamaları ve türleri itibariyle, yapısı ve koşulları
itibariyle, yargının üyelerinin atanması, görev yerlerinin değiştirilmesi ya da
sorumlu tutulmaları yasa ile düzenlenecektir.
Madde 59: Toplumu temsil eden genel savcı genel hakları savunup adaleti
güvence akma alır.
Madde 60: Müslüman olmayan topluluklar, özel bir yasa doğrultusunda,
dinsel, “ruhani” ve yasal oluşumlar kurma hakkına sahiptir. Bu oluşumlar, söz
konusu topluluklara mensup insanların tüm kişisel işlerine, “Müslüman” dinsel
mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanlarının dışında olan işlere bakma hakkına
sahiptir.-

Madde
61:
Yargının cezaları ve kararları halk adına verilir.

KISIM
IV – YÖNETİM VE BELEDİYE KONSEYLERİ

Madde
62:
Kürdistan Bölgesinin idari bölünmesi, bu Anayasanın hükümleri ile çelişmeyecek
olan bölgesel bir yasa ile belirlenecektir.

Madde
63:
Bir vilayet, bir “valilik,” bölgelerinin ve/veya alt-bölgelerinin birleşmesi ya
da ayrılması aracılığıyla oluşturulabilir, onun idari merkezi ve ismi tespit
edilebilir ya da değiştirilebilir ve sınırlarında değişiklikler yapılabilir.
Bölgeler ve/veya alt-bölgeler başka bir vilayete eklenebilir ve yukarıdaki tüm
uygulamalar İçişleri Bakanı tarafından sunulan ve Bakanlar Kurulu tarafından
onaylanan bölgesel bir kararname ile uyum içinde olacaktır.

Madde
64:
Bölgeler, alt-bölgelerin birleşmeleri ya da ayrılmalarıyla oluşturulabilir,
idari merkezleri ve isimleri tespit edilebilir veya değiştirilebilir ve
sınırlarında değişiklikler yapılabilir. Alt-bölgeler başka bir bölgeye
eklenebilir. Alt-bölgeler oluşturulabilir, idari merkezleri ve isimleri tespit
edilebilir ya da değiştirilebilir ve sınırları tespit edilebilir. Yukarıdaki tüm
uygulamalar, İçişleri Bakanı tarafından sunulan ve Bakanlar Kurulu tarafından
onaylanan bölgesel bir kararname ile uyum içinde olacaktır.
Madde 65: Her vilayet, bölge, alt-bölge merkezi ve nüfusu 3 binden az
olmayan her köyde bir belediye ve Belediye Konseyi olacak ve halka kamu
hizmetlerini sağlayacaktır.

Madde
66: i)
Belediye Konseylerinin yönetici ve üyeleri, söz konusu yerde yaşayan halkın
doğrudan, genel ve gizli oyu ile seçilecektir.

ii) Bu Belediye Konseylerinin oluşumu esnasında, Kürdistan Bölgesinde yaşayan ulusal
azınlıkların adilane biçimde temsil edilmelerine özen gösterilecektir.

Madde
67:
Belediyeler, belediye başkanlarının ve Belediye Konseyi üyelerinin seçilme
yöntemi, onların yetkileri, görev süreleri ve buna benzer tüm diğer konular yasa
ile düzenlenecektir.

KISIM V – MALÎ KONULAR

Madde
68:
Kanunda belirtilen esaslar dışında vergi ya da gümrük vergisi toplanamaz,
değiştirilemez ya da muafiyet uygulanamaz.

Madde
69:
Bölgesel yetkililer bölge içinde vergi ve gümrük vergisi toplayabilir,
vergilerin miktarlarında değişiklik yapabilir ya da vergileri yürürlükten
kaldırabilir. Böylesi vergiler ve gümrük vergileri, Irak Federe Cumhuriyeti
vatandaşlarının durumu ile orantılı olarak, adil ve eşit bir şekilde
toplanmalıdır, ihracat ve İthalat vergileri (gümrük) federal otoritenin
sorumluluk alanındadır.

Madde
70:
Kürdistan Bölgesinin gelirleri aşağıdakilerden oluşur:

i) Vergiler, gümrük vergileri, kamu hizmeti gelirleri, bölgede faaliyet gösteren
şirket ve kuruluşlardan toplanan vergiler.

ii) Kürdistan Bölgesi’nin doğal kaynak, özellikle de petrol gelirlerinden aldığı
pay, petrol ürünlerinin ülke içinde ve dışında satılmasından elde edilen
gelirler, Irak Federe Cumhuriyeti’ne verilen hibe, yardım, yurtdışı krediden,
bölgenin nüfusunun Irak’ın toplam nüfusuna oranı ölçüsünde alınan pay.
iii) Bağışlar, hibeler, piyango gelirleri ve diğer kamusal gelirler

iv) Özellikle Kürdistan Bölgesi için açılan iç ve dış krediler

Madde
71:
Kürdistan Bölgesi malı açıdan, bölge ile ilgisi olan finansal borçlar, vergi ve
gümrük vergisi ile gecikmiş borçlar gibi konularda federal yetkililerin halefi
olacaktır.

Madde
72:
Mali yıl yasa ile belirlenecektir.

Madde 73: Her mali yılda, Kürdistan Bölgesi hakkındaki tahmini gelir ve
giderlerden oluşan bir bütçe kanunu çıkarılacaktır.
KISIM VI – ÇEŞİTLİ

Madde
74:
Kürt halkının ya da Kürdistan Bölgesi vatandaşlarının meşru ulusal haklarını
zedeleyen ya da sınırlayan ya da bu Anayasanın hükümleri ile çelişen herhangi
bir yasa, düzenleme, karar ya da kararname hükümsüz ve geçersiz olacaktır.

Madde
75:
Kürdistan Bölgesel Meclisinin onayı alınmadan, Irak Federe Cumhuriyetinin
mevcudiyeti ve siyasal sistemi değiştirilemez. Buna ters düşen herhangi bir
uygulama Kürdistan Bölgesinin halkı için self-determinasyon hakkı doğuracaktır.

Madde
76:
Kürdistan Bölgesel yetkilileri ile Irak Federe Cumhuriyetinin ya da Arap
bölgesinin yetkilileri arasında anayasal bir çatışma ya da görüş ayrılığı orraya
çıkarsa, bir hükme varılabilmesi için bu tür durumlar Federal Anayasa
Mahkemesine götürülecektir.

Madde
77:
Kürdistan bölgesel yetkilileri arasında bu Anayasanın yorumlanması konusunda
herhangi bir farklılık ortaya çıkarsa, hükme bağlanabilmesi için bu tür
farklılıklar Kürdistan Bölgesi Fesih Mahkemesine götürülecektir. (NK/BB)


[1] Aydınlık (kapak yazısı), Başbakan Schmidt ‘ ABD Türkiye’yi bölecek’ 20
Ağustos 2006, Sayı: 996, s: 4-7.

Hüseyin Mümtaz’ın, Açık İstihbarattaki “EVLÂDIMIZ” DORA, PAPADOPULOS VE
ASKER” başlıklı köşe yazısından alınmıştır. HTTP://WWW.acikistihbarat.com/Yazilar.asp?yazi=214

[3] Avrupa Birliğinin aldığı kararların
Sevr koşulları ile karşılaştırılması konusundaki kıyaslama Org. Hurşit
Tolon’un bir çalışmasıdır, kendisine teşekkür ederim. Ayrıca bkz: A.
Hurşit Tolon, Birinci Dünya Savaşı Sırasında Taksim Anlaşmaları ve
Sevr’e Giden Yol’, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yay., 2004.

HTTP://WWW.acikistihbarat.com sitesinden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir