Abdülhamid’i Anlayabilmek

– Karlı bir Şubat günü Hakk’a yürüyen cihan Sultanı Abdülhamid Han’ı vefatının yıl dönümünde bir kez daha rahmetle anıyoruz…Bu yazıyı okuyan dostlarımızdan O’nun ruhuna Fatih’a okumalarını rica ediyoruz-



İç çeken bu coğrafyanın en masum katilleri kim? Bundan sonra alevden kelimelerle kimlerin yüreğinde yer bulacağız? Nedendir kanımızda gezinenlerin fazlalığı, nedendir dünyanın dengesini kaybetmesi ve bizim mütemadiyen huzuru arayışımız?



‘Kanımı helâl kılıyorum eğer alnına vurulacaksa’ kimlere diyeceğiz bundan sonra? Nefes nefeseyken bütün lobiler, dernekler, kuruluşlar,ülkeler….Biz nasıl direneceğiz, nasıl kendimizi bulacağız, nasılı titreyip kendimize geleceğiz?



Tarihimiz tetikte beklerken, biz nasıl hissetmeyiz ‘büyüklerimizin’ gözlerini sırtlarımızda? Biz dünyanın dengesiyiz, bundandır yükümüzün ağır oluşu, öyle mi? Ya ‘nişan-ı zişan’ göğsümüzden indirildi mi?



Dünyanın dört bir yanından gelen insanlar, Saray’a uzaylılar gibi bakıyorlar ve akıllarında binlerce sorularla ayrılıyorlar. ‘Nasıl olur, nasıl olur…’ Anlasaydılar ‘o büyük müjdeyi’, bilseydiler o sözün anlamını sorar mıydılar o kadar soruları? Yaşamın başka bir gayesi vardı, hayatın başka bir anlamı…



Padişahım yüreğini boğaza koyup, beş kıtayı besleyendi. Şimdi biz boğazın iki yakasını bir araya getirmeye uğraşıyoruz. Yetmiş iki milleti bir arada, tek vücut tutan sen değil miydin padişahım? Her biri vücudumuzdan bir parça gibi kopan bu milletlerin, şimdi hangi birinde huzur var? Hangi başbakan, kral, diktatör ülkesindeki kanamayı durdurabiliyor? Neden şimdi bu ülkelerdeki bu yoksulluk, bu ateş, bu kan…



Hangisi ülkelerinin geleceğini bir rüyada yaşayabiliyor? Şimdi neden o güzelim rüyalar uykularımızın arasından sıyrılıp kaçtı? Görülen kâbus yaşamın ta kendisi değil mi şimdi? Bir gün bitecek mi bütün bunlar? Gözlerimizi yerden kaldırıp; HAYDİN SEFERE! Diyecek miyiz yeniden? Yeniden bütün Türk Dünyası’nın başına geçip, İslamın SANCAKTARI olacak mıyız? ( İ n ş a a l l a h….)



Padişahım, bize ‘büyüklerimizin’ ellerini öpüyoruz, tarihe yüz sürüyoruz diye kızanlar; Rahibe Terasa’nın ayaklarını öpenleri soylu bir davranış gibi gösteriyorlar. İsveç Kraliçe’si bize ödül verirken, biz bu durumu ona çok yakıştırıyorduk. İspanya Kralı’nın futbol maçını izlemeye gelmesi bizi nasıl da gururlandırıyordu… Oysa onlar, Portsmouth Spor’un senin altınlarınla kurulduğunu bilmiyorlar herhalde.Ay-Yıldız’ı görmediler mi hala? Japon’ya, senin gönderdiğin robot ‘ALAMET’i hala sır gibi saklıyor.Hazırlattığın ‘petrol haritasını’ görenler, petrolün olduğu ülkeleri de, binbir oyunla bizden çalmadılar mı….?



Hem hangi birine üzüleceksin padişahım;ceylanlar çoktan terk etti bizi, birbirimizin kapısını açmaz olduk, dünyaların kapısın açarken… Şimdi yüreğimizde korkular birikti, ölümler soylu bir ayrılışın çok ötesinde artık. Her yenilgide yeni hırızmalar takıyorlar bizlere. Biz dünyayı dolaştığımızı zannediyoruz, vücudumuzda dolaşanları bilmeden. Çağdaş ökselere yakalanıyoruz, yıllarca oralarda kaldığımızın farkına dahi varmıyoruz. Kendimizi unuttuk, nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi unuttuk…Ama bir gün, BİR GÜN uyanacağız inşaallah…



Damarlarımdaki kan titriyor, düşüyor göz kapaklarım, cepheye çıkmadan yenildiğim ilân ediliyor canlı yayınlarda. ‘Ustam’, bu kargaşada ’emin’leri nasıl bulacağım, kalbimi nasıl doğrultacağım? Ustam ölmüş… Ben bundan sonra çırak olarak mı yaşayacağım diyorum; hayır hayır diyor şair, ‘fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.’



Biliyorum Padişahım biliyorum… Gazi Paşa demişti: Muhtaç Olduğum Kudret Damarlarımdaki Asil Kanda Mevcuttur…



Haydin Sefere…Haydin 2023’e…





Erol DERMAN/Netpano.com



[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir