Abdurrahim Karakoç’un Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a cevabı

Abdurrahim Karakoç’un Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’a cevabı

Abdurrahim Karakoç’u bu kadar sinirlendirmek niye ey Ahmet Hakan.

Bilmez misin ki şaire söylediğinden sual olunmaz.

Bu kadar kırmasan olmaz mıydı?

Hoş senin de şiir yazabilecek ince bir idrakin olduğu için seni de mazur görmek gerek

Abdurrahim Karakoç Ne yazmış Ahmet Hakan hakkında:a

Sağa-sola sataşmakla meşhur olunmaz sevgili Ahmet Hakan!..
Eğer fason iş yapan üreticiler gibi her saldırıdan sonra parça başı ücret alıyorsan, orasını bilemem…
12 Eylül tarihli yazını istersen bir daha oku…
Demek her meseleyi hallettin, “Vakit`in iki arızalı tipini” diline doladın ha? Yani Yılmaz Yalçıner ve Abdurrahim Karakoç`u…

Sana rüyada mı “yaz” emri veriliyor, müdavimi olduğun meyhanelerde kafayı bulunca mı ipi/sapı karıştırıyorsun?

Yılmaz Yalçıner 2 seneye yakındır Vakit`te yazmıyor… Başka yerde de yazmadığını biliyorum…

Peki derdin ne ki, yazı yazmayan adama Vakit`te yazıyor diye hakaret ediyorsun?

Sen haya nedir, insanlık nedir bilmez misin? Yalçıner için “mülevves” demenizden dolayı ücretinize ne katkı yapıldı? Üstelik senin de söylediğin gibi vaktiyle Yılmaz Yalçıner “arşiv” sayfası düzenlerdi… Gazetelerdeki makaleleri sayfasında olduğu gibi verirdi… Senin gibi aklına eseni karalama yapmadı ki “mülevves” olsun… Çok eskilerde uçak kaçırmasını yeniden gündeme getirip puan kazanacaksan, buna ispiyonculuk ve zavallılık denir… Yalçıner, askerlikten kurtulmak için dalağını aldıran kimseleri hiç ispiyonladı mı?

Hayır!..

Bana gelince;

Beni iyi tanırsın… Kanal 7`de çalıştığın zamanlarda yalvar/yakar beni Ankara`dan İstanbul`a çağırıp program yaptıklarını unutmuş olamazsın… Senin dışında başka programa katılmak için geldiğimde hürmette kusur bırakmaz, “ağabey” diye iltifat yapardın…

Hepsi riya mıydı? Riya olsa bile benim yayınlanmış 13 edebi eserim var A.Hakan… Ben, “halk ozanı” değil, halk şairiyim… Ozan ile şairi bile ayırt edemiyorsun daha…

Anlıyorum, Vakit`te yazdığım seni hırçınlaştırmış… Amma ben yazarım, yazılarıma sansür uygulamayan yerde yazarım… Patrondan fazla bir ücret talep eylemem… İfade ettiğin gibi /Karacaoğlan olacak yerde, tutup Vakit gazetesinde yazmak” suç mu, ayıp mı? Amma sen her nedense dini bütün insanlara saldırmayı seversin…

Bir de meyhane müdavimi mankenlerle, artistlerle magazin muhabbeti yaparsın… Yap, karışan yoktur…

Ne demek istiyorsun sen?

“Ne yaşından başından utandı, ne de yazdığı dizelerden” derken?..

Birileri gibi “mühtedi” mi oldum?.. Hiç alakası yokken insanlara çamur mu attım?

Meyhane müdavimi, ortamalı kadınlarla ilişki mi kurdum?

Ücret mukabilinde dindarlar hakkında yalan mı söyledim, edepsizce saldırıda mı bulundum?

Ben, senin rahatsız ettiğin insanlara bile “sakın cevap vermeyin, kendini kabul ettirmek için uçma taklidi yapıyor” derdim…

Bana da saldırıya geçtin… Zararı yok, sen söylemiyorsun, sana söyletenler var…

“Bu adamın ekstra bir tehlikesi de var” dedikten sonra “Milliyetçilik ile şeriatçılığı, Türkçülük ile İslâmcılığı karıştırarak, yeryüzünün en zorba ideolojik karışımını elde etti” diyorsun…

Yazınızda geçen “çirkeflik” iddiasını senin utanmaz, arlanmaz, pis suratına çarpıyorum…

Evet ben Türk`üm… Türklükten korkan nesebi gayri sahihlerden değilim… Evet Müslümanım… Müslüman olduğum için de şeref duyarım… Dinden dönen, ayrıldığı dine ve o dinin sağlam bendelerine çamur atan, ürüyenlerden değilim…

Türklüğe-Müslümanlığa muhalefet etmenin faydalarını sana kim öğretti bay Hakan?

Bir de küfürbaz iddiaların var. Sana ne zaman küfrettim? İsmini hiçbir yerde yazmış mıydım? Ben hatırlamıyorum… Amma Neyzen Tevfik`in şu sözünü hatırlarım:

Rahmetli Neyzen bir toplulukta ulu-orta İslâmi çizgi dışında konuşurken, bir bakıyor ki, sarıklı bir adam, yani hoca, dini rencide edici sözlerinden dolayı sert sert bakmış… Neyzen: “Ne sert sert bakarsın Hocam, bizim gibi köpekler havlamazsa, o kapının büyüklüğü nereden anlaşılır” der…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir