Ağca Tezgah Peşinde

Hürriyet bugün Ağca ile ilgili olarak bu başlığı kullanmış. Burada tezgah peşinde olan Ağca mı, başkaları mı? Önce haberi okuyalım, sonra Netpano olarak, yorumumuzu yapalım:

Hürriyet Gazetesi, bugün Ağca ile ilgili olarak “Ağca Tezgah Peşinde” başlığını kullanmış. Burada tezgah peşinde olan Ağca mı, başkaları mı? Önce haberi okuyalım, sonra yorumumuzu yapalım:


Haberlere baktığımızda Ağca’nın özellikle yabancı basın tarafından oldukça ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. İşin içinde PAPA olunca işler değişiyor mu?


İşte Hürriyet Gazetesi’nin Haberi:


MİLLİYET Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’yi öldüren ve Papa 2. Jean Paul’ü yaralayan Mehmet Ali Ağca’nın 30 yıllık cezaevi hayatı dün sabah sona erdi. 52 yaşındaki Ağca, saat 9.20’de polise ait gümüş rengi Linea marka araçla cezaevinden çıkarıldı. Ağca, çıkışta aracın içinden yakınlarına ve gazetecilere yumruk sıkarak selam verdi. Emniyete ait üç araç ve bir minübüsün bulunduğu dört araçlık konvoya Ağca’nın yakınları ve basın ordusunun araçları da katıldı. Konvoy, güvenlik gerekçesiyle şehir trafiğine girmedi ve çevre yolundan GATA’ya ulaştı, Psikiyatri Kliniği’nde muayene edildi.


Kişiliği bozukmuş


Ağca’yı, GATA’da 6 kişilik bir Sağlık Kurulu muayene etti. Dört saat süren muayene sonucunda heyet, Ağca’ya, “Askerliğe elverişli değildir” raporu verdi. Avukatı Aboşoğlu, “Uzun süre cezaevinde kalmaktan kaynaklanan ileri derecede sosyal kişilik bozukluğu raporu verildi. Hiçbir fiziksel rahatsızlığı yok. Bu kadar uzun süre cezaevinde kalan herkes için aynı rapor verilir” dedi. Aboşoğlu, Ağca’nın sağlığının da moralinin de gayet iyi olduğunu bildirdi. Kardaşi Adnan Ağca da Hürriyet’e, “Sağlık Kurulu’nda muayene bittikten sonra bütün komutanlarla tek tek tokalaştı, hepsine, astsubaylara kadar teşekkür etti” dedi.


Ağca’nın cezaevinden Cebeci’de bulunan Ankara Asker Alma Bölge Başkanlığı’na getirileceği iddiası üzerine çok sayıda yerli ve yabancı gazeteci, burada da üs kurdu. Cezaevinden mavi eşofman üstüyle çıkan Ağca, GATA’da yakınlarının getirdiği takım elbiseyi giydi ve kravat taktı. Ağca, buradan 06 AK …plakalı Mercedes minibüs ile çıkarak 5 yıldızlı bir otele gitti. Ağca, genellikle büyükelçiler ile konuk bakanlara tahsis edilen 23. kattaki suit odaya yerleşti. Odanın bir gecelik fiyatı KDV hariç 440 Euro (900 TL). Ağca’ya cezaevinden firar ettikten sonra yardımcı olduğu için yargılanan Hasan Murat Pala ve Mehmet Kurşun’un, otelde Ağca’yı ziyaret etti.


Tanrı değil mesihim


26 kişilik gönüllü koruma ordusu ile otele gelen Ağca, İngilizce ve İtalyanca konuşarak, dünya medyası önünde mesihliğini ilan etti.


Ağca, “Ben Tanrı değilim. Tanrı’nın oğlu da değilim, mesihim” dedi. Otel lobisi izdiham yüzünden savaş alanına dönerken, büyük saksılardan birisi kırıldı. Ağca’nın avukatları ve yakınları da güvenliğini güçlükle sağladılar. Ağca, görüntü verdikten sonra odasına çıktı. Avukat Gültekin, Ağca’nın yanında kardeşi Adnan Ağca ve arkadaşları olduğunu ve otelde dinlendiğini söyledi.


Ağca’nın arkadaşları saat 18.00’de kardeşi Adnan Ağca ile birlikte yemek için otelden ayrıldı. Ağca avukatlarından önce vejeteryen yemekleri istedi, sonra karar değiştirip aşure ve sütlaç gibi tatlı ısmarladı. Korumaları Ağca’nın talebi üzerine akşam dışarı çıkarak, mavi bir pijama takımı alıp kendisine teslim ettiler. Ağca dinlenmeye çekildikten sonra kaldığı suit odaya “gönüllü korumaları” bile yaklaştırılmadı.


ANKARA Emniyet Müdürlüğü ekipleri eşliğinde Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kompleksi’nden GATA’ya getirildi. Ağca, cezaevi çıkışı sağ elini yumruk yaparken, kendisini dışarıda bekleyen ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu tarafa el salladı. Ağca’ya muayene sonucu “Askerliğe elverişli değildir” raporu verildi. Ağca, muayene sırasının gelmesini yumruk yaptığı sağ eli dizinde, koridorda tek başına oturarak bekledi.


*******************


ŞİMDİ YORUMLARIMIZA GELELİM:


Diğer gazetelere baktığımızda da benzer haberlerin yer aldığını görmekteyiz.


Peki Ağca bir suçlu/katil olarak neden bu kadar ilgi görüyor? Özellikle yabancı basın tarafından neden takip ediliyor? Vatikan bu olayların neresinde?


25.10. 2009 tarihinde Netpano’da yayınladığımız Oktan Keleş’in “ABDÜLHAMİD HAN’A SUİKAST DOSYASI” http://www.netpano.com/haber/3753/Abd%C3%BClhamid/Hana/Suikast/Dosyas%C4%B1 yazısını tekrar bir okuyun.Olaylara bir de bu açıdan bakın.


O yazıda, konu; Abdülhamid Han’a suikast idi. Suikastçılar yakalanmış ve SULTAN tarafından affedilmişti.O Bölüme baktığımızda Oktan Keleş şu notları düşmüştü:


Bu korkunç olaya sebep olanlar derhal yakalanmış, bu kişiler daha sonra Sultan ile yüzleştirilmiştir. Sultan, kendi elleriyle suikastçıların fotoğraflarını çekmiştir. Ayrıca, patlamamış bombaların da resimlerini çektirip, belgelemiş ve kitap haline getirtmiştir. Bu çalışmaları, suikastı tezgahlayanlara, başta İngiltere olmak üzere; dönemin Yahudi kanaat önderlerine ve işte şimdi sıkı durun: DEVRİN PAPASI’NA, bu belge- kitapları göndermiştir.



Yakalanan kişiler arasında Ermeni olan kişiyi, bizzat Papa yönlendirmiştir. Hatta Papa, bu Ermeni suikastçıya, Abdülhamid Han’a düzenlenecek saldırının planlarını, bir kardinal aracılığıyla iletmiştir.



Daha sonra, Sultan Abdülhamid Han, maiyeti önünde bu Ermeni suikastçıyı tören düzenleyerek affetmiştir.



Sultan Abdülhamid Han’ın, tören tertip ederek, bu suikastçıyı affetmesi, Papa’nın çok zoruna gitmiştir. Çünkü işin arka planında kendisinin de olduğu belgelerle ortaya çıkmış ve deşifre olmuştur.Vatikan bu olayı “mimleyerek” unutmadığını göstermek istemiştir.(TIPKI KİN KAPISI GİBİ.)



Şimdi yakın tarihe not düşelim:



Papa II. John Paul suikastında yer alan M.Ali Ağca’ya, yıllar sonra Abdülhamid Han’ın yaptığı tören gibi bir tören düzenlenerek, Papa tarafından affedilmiştir. Ağca’nın affedilmesi bu işin rövanşıdır. Vatikan ’mim’ koyduğu bu olayı unutmadığını göstermiştir.



Sultan Abdülhamid Han, Yıldız suikastı ile ilgili olarak, devrin önemli gazetelerine; bilgi, belge ve fotoğrafları vererek yayınlatmıştır.



Vatikan, Ağca ile rövanşı almıştı. Ya bu suikastın içinde olan diğer Batılı Devletler, özellikle de İngilizler?



Onların da rövanşı; Türk düşmanı Papa’nın heykeli altında, Türk Başbakanı’na imza attırmaları mıydı?”



Şimdi Ağca olayına bir de bu gözle bakalım. VATİKAN hala devrede mi?


Yorum sizlerin….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir