Ağca’yı Devlet Kaçırmış

Atilla Serpil, 1979 yılında Mehmet Ali Ağca ile birlikte gerçekleştirdikleri firar girişimini 27 yıl sonra açıkladı.

Devlet içindeki bazı unsurlar tarafından özel olarak görevlendirildiğini söyleyen Serpil, Adli Tıp Kurumu’ndaki firar girişimine de profesyonel olarak angaje edildiğini öne sürdü. Asıl görevinin Ağca’yı kaçırmak olmadığını belirten Serpil, Ağca’nın dahi bilmediği sırrı şöyle açıklıyor: “Görevim Ağca’yı canlı tutmak ve onunla ilgili gelişmeleri bağlı bulunduğum birimlere aktarmaktı. Kaçma planını Ağca yaptı. Bu plandan ilgilileri haberdar edince doğal olarak olaya monte edildim. Kaçış planı da bazı aksaklıklar nedeniyle başarısız kaldı.” diyor. Atilla Serpil, kendisini kimin görevlendirdiği konusunda ise biraz esrarlı konuşuyor: “O dönemde sıkıyönetim vardı ve biz askerî bir cezaevinde kalıyorduk. Ben MİT ya da Emniyet tarafından görevlendirilmedim. Artık gerisini tahmin etmek size kalmış.”

53 yaşında olan ve 5 yıldır takma isim kullanan Atilla Serpil’in ailesi Zonguldaklı, kendisi Iğdır doğumlu. İlkokul çağında, Ağca’nın memleketi Malatya’da 2 yıl kalmış. 1978’in Ekim ayında bir gece, aralarında ülkücü mafya babalarından Nihat Akgün’e ait Akgün Oteli’nin de bulunduğu 14 oteli soymuş. 15. oteli soymaya giderken yakalanarak cezaevine konulmuş. Tutuklandığında yasadışı sol örgüt TİKKO adına çalıştığını söylemiş. Cezaevindeki kaderi Ağca’nın yakalanmasıyla değişmiş. Ülkücü Ağca ile aynı koğuşa verilmiş. Ağca’nın hapse girmesiyle birlikte devlet içindeki bazı organların kendisiyle temasa geçtiğini belirten Serpil, “Benim attığım her adım kayıt altındaydı. Bu görevim karşılığında da tahliye edilecektim.” diyor. Atilla Serpil, 27 yıldır sakladığı bu sırrı, kendisinin yabancı istihbarat örgütleri ile ilişkilendirildiği için açıkladığını vurguluyor ve ekliyor: “Bu iddialar benim şahsımda başkalarını da zan altında bırakıp spekülasyonlara neden olabilir.” Ağca, 1980 yılında Maltepe Askerî Cezaevi’nden kaçırılmadan 2,5 ay önce Adli Tıp Kurumu’nda başarısız bir firar girişiminde bulunmuş. Abdi İpekçi’nin öldürülmesine ilişkin yargılandığı davada, cezai ehliyetinin tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu’nda müşahede altına alınması kararının çıkması üzerine Ağca, Atilla Serpil’le 5 Kasım 1979’da cezaevinden alınarak Adli Tıp’a götürülmüş. Ağca ve Serpil, ellerindeki kelepçeler çözülünce üzerindeki tabancaları çekip bir hemşireyi rehin almış. Ancak güvenlik güçlerinin müdahale etmesi üzerine tabancalarını teslim etmek zorunda kalan Ağca ve Serpil, firar edememiş. Serpil, firar girişiminin ardından Ağca ile birlikte tekrar Maltepe Askerî Cezaevi’ne konulmuş. Bu olaydan 2,5 ay sonra kaçırılan Ağca, ikinci kaçış planından Serpil’i haberdar etmemiş. Atilla Serpil, bunun sebebini ise şöyle açıklıyor: “Beni görevlendirenler tahliye sözü verdi. Ancak, Ağca kaçtığında haber vermediğim için cezalandırıldım. Beni görevlendirenler benimle ilişiklerini kesti. Bunun bedelini ödedim. Beraatla sonuçlanacak bir dosyam varken 13 yıl hapis yattım.” 1991 yılında tahliye olan Serpil, 5 yıl yurtdışında yaşadı. Daha sonra tekrar yurda dönen Serpil, medya alanında çalışmış. Şimdiye kadar defalarca saldırıya uğradığını aktaran Serpil, bu saldırılardan birinin Ağca’nın Türkiye’ye getirildiği gece yaşandığını iddia ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir