AH AHISKAM!

Bir belgesel çekimi dolayısıyla yakın zamanda yolum Kazakistan’a düştü. Türkistan şehrindeki Ahmet Yesevi türbesini ziyaret ettikten sonra, Ahıska Türklerinin yoğun olarak yaşadıkları Çimkent’e uğradım. Burada yaşayan Türklerle sohbet ederken, Ahıskalılar Derneğinin yöneticileri ile tanışma imkânı buldum. Ahıskalı kardeşlerimiz, Türkiye’ye selam ve muhabbetlerini iletmemi istediler. Ben de onların selamını size iletirken, bu vesileyle onlar hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.



Gürcistan’ın güneyinde bulunan Ahıska adlı bölgede yaşadıkları için bu adla anılıyorlar.


Bugün ise Ahıska Türkleri, eski Sovyetler Birliği coğrafyasına dağılmış olarak yaşamaktadırlar. Etnik ve kültürel olarak Türk’türler. Anadolu Türklerinden hiç farkları yoktur. Hatta bunları büyük bir kısmı Anadolu kökenlidir. Osmanlı bakiyesidir onlar. Tıpkı Balkanlar’da yaşayan Türkler gibi… Osmanlı savaşta kaybettiği topraklardan çekilmek zorunda kalınca bu insanlar da oralarda sahipsiz ve çaresiz kaldılar. Ve tarihin en büyük zulümlerinden birini yaşadılar.



1944 yılında Stalin’den gelen bir emirle, iki saat içinde göçe hazır olmaları istendi. Ancak niçin ve nereye gideceklerini bilmiyorlardı. Gidecekleri yere kadar trenden hiç inmemek şartıyla yük vagonlarına dolduruldular. Tuvalet ihtiyaçlarını karşılamalarına bile fırsat verilmedi. Her bir vagon farklı bir yerde boşaltıldı. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın farklı bölgelerinde kendilerini zorlu bir hayat bekliyordu. Bu sürgün Stalin’in Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra açıklanan arşivlerde ortaya çıkmıştır. Ahıska Türklerinin bu hazin sürgününde binlercesi yolda öldü. Ölenlerin defnedilmesine bile mümkün olmadı. Zira cesetleri trenlerden yuvarlanıp karların üzerine bırakılıyordu. Gittikleri yerlerde çok zor şartlar altında yeni bir hayat kurmaya başladı bu insanlar. Çünkü hayvanlarını ve eşyalarını, kısacası tüm maddi varlıklarını geride bırakmışlardı. Dahası, o zaman askerde olan yakınları ile haberleşme imkânları dahi yoktu. Birçokları savaştan döndüğünde köylerinin boşaldığını gördü ama ailelerinin nereye gittiğini yıllar süren çok uzun uğraşlar sonucunda öğrenebildi.



Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir de yakın zamanlarda bir Fergana trajedisi yaşandı. Özbekistan’ın Fergana vadisinde yaşayan Ahıska Türkleri, 1989 yılında, Rusların kışkırttığı etnik bir gerilim sonrasında büyük bir kıyıma uğratıldı. Binlercesi hayatını kaybetti. Bu trajedinin ardından bölgedeki nüfus tamamen göç etmek zorunda kaldı ve çok farklı ülkelere dağıldı.



Ahıska Türkleri, günlük hayatta ana dilleri olan Türkçeyi kullanmaktadırlar. Konuşma ağızları bugün Ardahan ve kısmen Artvin bölgelerinde kullanılan Türkçeden hiç farklı değildir. Gelenek ve göreneklerini de aynen muhafaza ediyorlar. Çalışkanlıkları ve becerileri sayesinde bu topluluğun ekonomik durumları bugün gayet iyidir. Ama her şeye rağmen Anadolu hasreti ile yanıp tutuşmaktadırlar. Tek istekleri ise Anadolu halkının bu kardeşlerini unutmaması. Bir de Türkiye Cumhuriyeti devletinin manevi desteği ve yakın ilgisi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir