Ahmet Hakan Neden AK Parti’ye saldırıyor?

“Ben döneğim” itirafını yapan Ahmet Hakan, bugün de bu itirafı kanıtlamak için geçmişte elinden tutanlara yüklendi. Üslubu yine hırçın ve müneccim edalarındaydı. İşte özel analizimiz…

Kanal 7 yıllarında başta Başbakan olmak üzere bir çok AK Partili’nin “Altın Çocuğumuz” diye baktığı Ahmet Hakan gözden düştü. Peki neden düştü ve özellikle AK Parti’yi hedef alan yazılar kaleme alıyor ya da aldırılıyor..?

Ahmet Hakan özellikle Kanal 7’de büyük ve önemli işler yaptı. Dönemin Genel Yayın Yönetmeni Özkul Eren tarafından kendisine tanınan ekran ve idarecilik şansını layıkıyla kıvıran A.Hakan hızla yükseldi ve kanalını da yükseltti.

Kanal 7 BRT (Büyükşehir Radyo Televizyonu) frekansı ile yayına çıkan bir tv kanalıydı. Kanalın belediye ile arası bu yüzden hep çok iyi olmuştu. Ahmet Hakan yaptığı “Haber Saati” adlı alternatif haber bülteniyle her kesimden insanın takdirlerini topluyordu. O dönemler Ahmet Hakan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da takdir edilen, bir dediği iki edilmeyen, hertür görüşme talebi ilk sırada ele alınan ve adı geçtiğinde “akan sular durur” pozisyonunda bir konuma sahipti. Yardımcılığını yapan ve Başbakan’ın yakın akrabası olan Cengiz Er’den bile daha forsluydu o dönemde Ahmet Hakan… Hatta ağabey Abdullah Topel Coşkun sadece Ahmet Hakan ismiyle Büyükşehir Belediyesi ve BİT’lerinden önemli ihaleler almış, aldığı işlerin büyüklüğü ve pis kokuları İgdaş yolsuzluğuyla ortaya çıkmıştı.



O dönemde Doğan Grubu gazeteleri “Hatırla Ahmet Hakan” manşetleri atıyordu. Ahmet Hakan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili “ihale ilişkileri” günlerce bu grubun gazetelerinde yazıldı çizildi. Ahmet Hakan yıllar sonra Doğan Grubu’na trasfer olurken geçmişteki tutumlarını bir an olsun sorgulamadı.

İşte o Ahmet Hakan’ın artık randevu taleplerine yanıt verilmeyen, görüşme istekleri terslenen bir konumda olduğu ortaya atılan iddialar arasında. Aslında pratikte yaşananlarda bu iddiaları kanıtlar nitelikte. Çünkü Ahmet Hakan uzun süredir Başbakan’la görüşemiyor. Randevu talepleri askıda, naftalinlenmemiş halde bekletiliyor. Hatta Ahmet Hakan’ın gece rüyalarında Hikmet Nuri Bulduk (Başbakan’ın Özel Kalem Müdürü) diye bağırarak uyandığı kabuslar gördüğü konuşuluyor AK Partiye yakın medya kulislerinde… İşte bu yüzdenmidir bilinmez Ahmet Hakan’ın çeşitli vesilerle AK Partiyi direkt yada endirekt hedef alan yazılar kaleme aldığı yada “aldırtıldığı” öne sürülüyor.

Peki bir dönemin “Altın Çocuğu”, islami kesimin gururu, Nişantaşı tayfasının bile İslamcı kimliğiyle kabullendiği, Altemur Kılıç deyimiyle “SEVİMLİ LİBOŞ” Ahmet Hakan şimdi neden anlamsız irdelemelerle, müneccim edalarla, Ak Parti’yi hedef alan yazılar yazıyor? Ya da “YAZDIRTILIYOR”?

Olayın şekli şu:

Ahmet Hakan her zaman farklı davranan ve sağa, sola “gerçek demokrat” edaları satmakta behis görmeyen ve gerçekten öylede davranan bir isimdi. Hatta kanal yönetimi dizginlemeye çalıştıkları Ahmet Hakan’a laf geçiremeyince, bizim yaramaz çocuğumuz benzetmelerini kullanır, kendilerini kurtarmaya çalışırlardı o dönemler üzerlerinde söz sahibi olan kişilere karşı…

İşte o laf dinlemeyen Ahmet Hakan Türkiye’de yapılan Nato karşıtı eylemleri ekrana taşımış, süresini bir hayli uzun tutmuş ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisine maruz kalmıştı. Zaten bu olay onun sonu olmuş ve kanalla yoları ayrılmıştı.


Artık o saatten sonra Ahmet Hakan adının Başbakanlık koridorlarında biten isim olarak konuşulmaya başlandığı ve hatta adı Ahmet yada Hakan olanların Başbakanlıkta olan işlerinin aksadığı iddiaları ortaya atılmıştı.


Ahmet Hakan bu ulaşamama sendromunu bir tek noktada kırabilmişti. Oda “Aydınlar Hareketi” adlı oluşumla. Ordada fazla konuşamadı ve özele inemedi.


Cnn Türk’te hazırlayıp sunduğu programı için yaptığı davetler hep boş ve yanıtsız kaldı…


İşte yukarıda saydığımız hadiseler ışığın mevzuyu ele aldığımızda şu soru aklımıza geldi: Yoksa bi kuyruk acısı hadisesi mi var? Yorum sizden, yayınlaması bizden.


ensonhaber. ÖZEL ANALİZ




Ahmet Hakan Coşkun’un Hürriyet’te dün yayımlanan yazısı:


İşte tekmili birden AKP içindeki gruplar

MALUM…

Kısa vadede “tezkere oylaması”, orta vadede “Cumhurbaşkanlığı seçimi”, uzun vadede ise “Ne olacak bu AKP”nin geleceği” meselesi var.




Yani…

Önümüzdeki dönemde gözümüz hep AKP”de olacak.

Madem öyle, o zaman parti içindeki gruplaşmalara bakmakta yarar var.

Ama önce bir hatırlatma:

Dikkat! AKP sanıldığı gibi bir büyük koalisyon falan değildir.

Bu parti, farklı dünya görüşlerine mensup isimleri bir araya getiren bir yapı olmaktan uzaktır.

AKP”deki “potansiyel zıtlaşma ve çekişme alanı” şudur:

Kişisel ikbal peşinde koşmak, hırslara gem vuramamak, tamahkárlık falan…

Bundan sonraki her gelişme, özellikle milletvekilleri için bu açıdan bir karakter sınavı niteliğindedir.

İşte bu nedenle parti içindeki mevcut gruplara bakmanın tam da sırasıdır:

* * *

KAYSERİ LOBİSİ:
Kayseri dediysek lafın gelişi… Siz bunu Abdullah Gül lobisi olarak da okuyabilirsiniz. Gül”den bağımsız bir şekilde oluşan bu yapı içinde, olayı “Öl de ölelim” noktasına götürenler de vardır, aradaki bağı daha gevşek tutanlar da.

Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa sorun yok, Gül”e gün doğacaktır. Erdoğan Cumhurbaşkanı olmazsa, işte siz o zaman seyredin gümbürtüyü. Öyle değil mi Salih Kapusuz?

İDARE-İ MASLAHATÇILAR: Bunlar kaldırımlarda Erdoğancı, otobüslerde ise Gülcüdürler. Yani ceplerinde her daim iki mavi boncuk bulunur. Bir yandan “Erdoğan sen bizim her şeyimizsin” derler, bir yandan da “Daha fazla bekletme bizi Abdullah Gül” diye denizi dalgalandırırlar. Sayıları tahmin edilenden daha fazladır. Öyle değil mi Azmi Ateş?

BELEDİYE LOBİSİ:
Ellerinde diğer milletvekillerini ezip geçecek müthiş bir koz vardır. Derler ki: “Biz eskiden beri Tayyip Bey”le çalışırız. Onun huyunu suyunu bizden daha iyi kimse bilemez. Size ne oluyor ki?” Eski mesai arkadaşlığından bir avantaj yaratma konusunda mahirdirler. Nasılsınız Sayın İdris Naim Şahin?

ENTERESAN TİPLER:
Bir gün sağdan çakarlar, bir gün soldan. Afacandırlar… Dur durak bilmezler. Grup disiplininden falan nefret ederler. Aykırıdırlar. Uyarıyı alınca bir süre durgunlaşırlar; ama uyarının üzerinden zaman geçince yeniden elektriklenirler. Ersönmez Yarbay Bey, size saygılar sunuyorum.

HEP MUHALİFLER: Anti tezkerecidirler. Parti içindeki her gelişmeden bir muhalefet mevzusu çıkarmayı başarırlar. Kuralcıdırlar. Mutsuzdurlar. Sınırsız demokrasi isterler. Disiplinden nefret ederler. Sapmalara ve bidatlere savaş açarlar. İlkecidirler. Namusludurlar. Ama biraz sıkıcıdırlar. Ve tam bu noktada Ertuğrul Yalçınbayır”ı anmakta sayısız fayda vardır.

EYYAMCILAR: Öyle de olur, böyle de olurcudurlar. İdeolojik bağlantıları yoktur. Herkesle iyi geçinirler. Bütün stratejileri şuna yöneliktir: “Nasıl olur da bir dönemcik daha milletvekili oluruz?” Ne dikkat çekecek kadar öne çıkmak isterler, ne de silinip gidecek kadar kıyıda köşede kalmak… İşleri güçleri arada kalacak kıvamı tutturmak için çaba harcamaktır.

ELEM ÇİÇEKLERİ: Asr-ı saadet bitmiştir. Bu yüzden “ben sadece küçük dağları değil büyükleri de yarattım” tarzı havalı açıklamalar, geçmişin tozlu sayfalarına bir tatlı anı olarak kalmıştır. Çünkü artık çile zamanıdır. Eskiden “insanı uçuran üç şey”den söz ederlerdi; şimdi ise “insanı dinginleştiren üç şey”den söz etmektedirler: Bir lokma, bir hırka ve bir de küçük mağara… Merhaba Ömer Çelik!

ZORAKİ MUHALİFLER: Zirvenin en yakınındayken tarihi bir hata yapıp isimlerinin üstünü çizdirmişlerdir. Ve önlerinde iki yol vardır: Ya barış yapılacak ya da muhalefet… Barış yapılırsa bir daha asla eski güzel, ihtişamlı günlere dönülemeyecektir. O zaman muhalefet yapıp hem “zirvedeki”ni rahatsız etmek, hem de başka çevrelerden yeni müttefikler bulmak gerekir. Bunlar da öyle yaparlar. Zirveye yakın dursalardı asla çıkmayacak olan seslerinin çıkması bundandır. Öyle değil mi Turhan Çömez?

BİREYSEL TAKILANLAR: Fotoğrafımı çekerim, manifestomu söylerim, şiirimi okurum, sergimi açarım… Káh seyyah olup Sudan”a giderim, káh “gönüllü doktor” olup Lübnan”a… Sinema filmi çekme planları yaparım. İsmet Özel”den dizeler patlatırım. “Böyle buyurdu Zerdüşt” diye söze başlar, ilgi çekici çıkışlar yaparım. Yani dostlar, bir mum yakar, keyfime bakarım. Seni seviyoruz Süleyman Gündüz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir