Ahmet Hakan’dan Unakıtan’a Mektup

Hürriyet gazetesi yazarlarından Ahmet Hakan Kemal Unakıtan’a istifa etmesi yönünde bir mektup yazdı.Hakan’ın mektubuna Unakıtan ve ailesi ne cevap verecek bilinmez ama kamuoyu Unakıtan ve ailesini konuşmaya devam ediyor.

SEVGİLİ Kemal Abi.

Madem…

Sevgili oğluna…

“Evladım Abdullah. Gel, yapma etme… Hakkımızda demediklerini bırakmadılar. Gel vazgeç şu işlerden. Baban olarak işitmediğim laf kalmadı. Millete hizmet şerefi bize yeter de artar bile. Arkamızdan laf söylettiğimiz yetsin artık. Hadi evladım. Bırak şu tamahkarlığı… Kapat şirketlerini” diyemiyorsun…

Madem…

Sevgili kızına…

“Kızım Zeynep… Bak, bunca gürültü patırtının arasından bir de sen kafayı çıkardın. Kızım, ne işin var senin Telsim’de? Üç beş bilgisayar satıp para kazanacaksın diye bunca laf işitmemiz Allah’tan reva mı? Aç mısın? Açıkta mısın? Ne gerek var? Paraya ihtiyacın varsa gel ben sana vereyim” diyemiyorsun…

Madem…

Sevgili eşine…

“Hanım. Senin resmi toplantılardaki tuhaf davranışların artık sıkmaya başladı. Alemin diline düdük olduk. Neden böyle yapıyorsun? Bir bakanlık koltuğu uğruna bu kadar kendinden geçmek olur mu?” diyemiyorsun…

Madem…

Kendi kendine…

“Her şeyi berbat ettin be Kemal… Hem Tayyip Bey’in başını ağrıttın, hem de parti açısından daha fazla taşınamaz hale geldin. Oğlunun şirketine imtiyaz tanıdın. Kızının ayrıcalık arayışlarına engel olmadın. Eşinin tuhaf çıkışlarına ses çıkarmadın. Olmadı. Olamadı…” diyemiyorsun…

O halde…

Şimdi yapacağın tek bir şey var:

İstifa etmek!

Gerçi bu saatten sonra istifa bile pek “izzet ü ikbal ile çekilmek” kapsamında değerlendirilmeyecektir ama olsun.

Yine de zararın neresinden dönülürse kárdır.

* * *

Sevgili Kemal Abi.

Bir tane bile afiş asmadan, yarım saatlik bile teşkilat çalışması yapmadan, yerel parti disipliniyle tanışmadan.

Yani “bedavadan” önce milletvekili, sonra bakan oldun.

Ve haydan gelen huya gitti.

“Makam” imtihanını kaybettin.

Gel, yol yakınken vazgeç.

Paran pulun var.

Her şeyi bırakıp git Ege’de bir kıyı kasabasına yerleş.

Yeniden sakal bırak, “Bugün Allah için ne yaptın” tabelasını oturma odasının duvarına as, tespihini eline alıp zikir çek.

Böylece…

Hem seni bir gecede o makamlara getirenleri rahatlat, hem de iki cihan saadetini garantile.

Unutma ki: Tövbe kapısı her daim açıktır.

* * *

Sevgili Kemal Abi.

Kızma, sinirlenme…

“Bu Ahmet Hakan ne yapıyor böyle? Şimdi gösteririm ona” filan diye posta koymaya kalkışma…

“Benim zerre kadar suçum yok, hep muhaliflerin uydurması” diyerek kendini savunma.

Çünkü:

Artık olay, bu aşamayı çoktan geçti.

Şiraze koptu!

Görmüyor musun:

Partidekiler sana “Bırak git” diyemiyor.

Görevden alınmanın önünde ise stratejik engeller var.

O halde…

Bu durumdan yararlanıp orada daha fazla oyalanma.

İstifa et!

Hem sen rahatla. Hem partin rahatlasın.

Ülkenin rahatlaması ise “bonus” olsun!

Hadi Kemal Abi.

Davran lütfen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir