Ahmet Özhan Hayatını Anlattı

Şimdi şöyle bir insan düşün. Ağzında bir kuruluk var, susadığının farkında değil. Birisi çıkıyor karşısına onu gördüğü zaman ağzındaki kuruluk gidiyor. Ve o kişiyi su gibi içmek ihtiyacı hissediyor. Ben doğdum doğalı bu tür insanların farkındayım. İlk mürşidim babadır.

Ahmet Özhan’la yeni çıkan ’Ramazan İlahileri’ adlı albümünü konuşmaya gittik. Ama çok başka şeyler konuşuldu. Laf kendiliğinden sahnelerin parlak çocuğuyken nasıl olup da dine döndüğüne geldi. Açıkçası röportaja giderken karşımızda dingin, dünyevi şeylerden uzak kalıp söyleşiyi manevi yerlere taşıyacak, derviş edasında birini bulacağımızı zannediyorduk. Ne de olsa gazino sahnesinden inip ilahilerle huzur bulan biriydi o. İlk andan itibaren fena halde yanıldığımızı anladık. Esprili, gerektiğinde argo konuşmaktan kaçınmayan, tabir uygunsa hiçbir pası kaçırmayan bir Ahmet Özhan ile karşılaştık. İşte Ahmet Özhan ve ’dönme’ serüveni

Pırıltılı bir yaşama nasıl sırtınızı dönüp dine yöneldiğiniz hep bir merak konusudur

Zaten böyleydim, bir gün başıma tuğla düştü, rüya gördüm, böyle oldu diye bir şey söz konusu değil. Maalesef bizim camiamızda da, sosyal ortamımızda da bu konulardan çok kopuk bir dönem yaşadık. Bu kültürü unuttuk, unuturken çok deforme ettik. Onun için bu şekilde davranan birine sanki başka bir boyutun mahlukuymuş gibi yaklaşılıyor. Ben ilk ilahimi beş yaşında meşk ettim, babamla birlikte. Benim hayatımda hep vardı bu hassasiyet.

Sadece yoğunlaştınız yani

Evet, yoğunlaşma tercihimi kullandım. Pırıltılı dediğiniz o şeyleri sayalım; şan, şöhret ve onun getirdiği, nefsi fevkalade ilgilendiren ve her türlü isteğin tatbikine uygun bir ortam! Nedir bu? Yemektir, içmektir, aşktır, meşktir Belli bir yoğunluk içindeki insanın hayatında böyle bir imkan yok mudur? Var üstelik daha doğrusu var! Daha etik olanı, daha temiz olanı, daha samimi olanı, daha harbi olanı var.

’CİCİ BİR DÖNEMDİ’

Bir şeylerden kaçtınız, o tarz yordu mu sizi?

Normal zamanda bir adam öldürürsünüz adamı asarlar. Harpte adam öldürürsünüz madalya verirler. Fiil aynıdır. Bu tarafta flört edersiniz hiçbir ciddi bağınız olmaz. Bıktığınız zaman ’bir gömlek kirlendi’ der gibi çıkarır atarsınız. Öteki tarafta öyle bir dostsunuzdur ki o gömlek kirlense yıkarsınız, yırtılır tekrar dikersiniz. Onunla bir ömrü paylaşmayı bilirsiniz. Hangisi daha insani?

Terk ettiğiniz noktada olmak isteyen birçok insan var

Biliyorum, hayalini kuran, yalanan, benim elimin tersiyle ittiğim şey için bir kolunu verecek çok adam var (gülüyor). Ben hayatımı bu şekilde yönlendirmeyi tercih ettim. Kirleneni atmak değil, yıkayıp temizlemek istiyorum.

Bu tercihi yapmamış olsaydınız, o günkü koşullarla devam etseydiniz acaba ne olurdu hiç düşündüğünüz oldu mu?

Allah muhafaza diyorum! (kahkahalar atıyor) Hoş değil… Kirli bir hayat geliyor aklıma, kimse için tercih etmem. Çünkü hayat öyle aman aman uzun değil, pıt diye geçiyor. Elinizdeki sermayeyi akıllı kullanmalısınız. Diyeceksiniz ki senin tercihin yegane tercih midir? Bu benim tercihim! Benim için yegane. İtişip kakışmadan paylaşmayı becerebilmek için de böyle bir yoğunluğa ihtiyaç vardır. Ya, aslında çok cici bir dönem. Ben o dönem kaka falan demiyorum. Yaşanması gereken bir dönemdi. Üstelik de ben o dönemde de böyle bir adamdım.

4 TRİBÜNÜN ADAMI

Yani inzivaya çekilmediniz?

Ne alakası var! Baksana 50 küsur yaşında taş çıkartırım, ne inzivası! (gülüyor)

Sizin için ’hiç mi yaşlanmıyor’ diyorlar, özel bir şey yapıyor musunuz?

Hiiççç. Krem bile bilmem. Ben elimi yıkadığım sabunla yüzümü yıkarım. İşte bak en yakınındayım, istediğin yerimi tutabilirsin, bakabilirsin… Bir gün yamulurum, o zaman mutlu olurlar… (kahkahalarla gülüyor)

Hala kadın hayranlarınız var…

Var daha canım. Çok normal. Oluyor, görüyorum, hissediyorum. O zaman o tavra karşı, ben de gördüklerinin aslını görmelerini temin etmeye çalışıyorum.

Yani

Yani, olmaz öyle bir şey demek istiyorum.

’Rüya’ albümünüz çok konuşuldu ’Ahmet Özhan’ın geri dönüşü’ dediler

Tenis topu muyum ki bir o tarafta bir bu tarafta… Ben hiçbir yere gitmedim ki. Ben hep adresimdeyim yani. Kim geldi de, kapımı açmadım? Bir dönem beni aramadılar. Aslında ben yargılamalıyım. O tarafın hiç böyle bir hakkı yok. Neresiyse o taraf! Niye gelmediler bana; ’Ya sen ne yapıyorsun, ne düşünüyorsun’ demediler. Ben kendi başıma kendi, işlerime baktım, ürettim, yüzlerce konser verdim. Kim yazdı, kim çizdi, kim peşimde dolaştı?

Ben kimseyi terk etmedim, onlar terk etti diyorsunuz.

Onlar terk etti, tabii. Ne zaman ’Bir Bahar Akşamı’nı istediler de ben söylemedim?

İnsanların inanası gelmiyor her halde, şöyle bir şey okudum Ekşi Sözlük’te, ’En son, İsmet Özel ile Sultanahmet’te rakı içerken görüldü’ diye espri vardı

(Kahkahalarla gülüyor) İnsan rakı içmeyince ölüyor diye düşünüyorlar! Mehmet Altan bana bir şey söyledi, kulakları çınlasın; ’Senin kadar medyatik olmayan medyatik bir adam görmedim. Hiç ortalıkta yoksun ama herkesin kafasını kurcalarsın’ dedi.

Siyasetten uzak duruyorsunuz anladığım kadarıyla.. Siyasi partilerden teklif geldi mi?

Aman aman istemem. Ne teklifler geldi! Milletvekilliği, belediye başkanlığı Garip bir şarkıcıyım, ne anlarım bu işlerden? Hayır, bir de oluyorlar da ne oluyor? Hangi zinciri kırabiliyorsun? Sanatçı sivilliğinin her türlü makamdan daha üstün olduğuna inanırım. Sivil bir sanatçıyım. Her yerde her şeyi konuşabilirim. 4 tribünün adamıyım.

Sizin söylemek istediğinizi bir şey var mı?

Beni tanıdın. Beni yaz. Oradan buradan cımbızla bir şey alma.

’Kendimi Cerrahi olarak tarif edebilirim’

Cerrahi Şeyhi merhum Muzaffer Ozak ile karşılaştıktan sonra; ’Bana başka bir şey oldu’ demişsiniz…


Şimdi şöyle bir insan düşün. Ağzında bir kuruluk var, susadığının farkında değil. Birisi çıkıyor karşısına onu gördüğü zaman ağzındaki kuruluk gidiyor. Ve o kişiyi su gibi içmek ihtiyacı hissediyor. Ben doğdum doğalı bu tür insanların farkındayım. İlk mürşidim babadır. Babam hadis, mesnevi, tefsir konuşan, çok ilginç bir Osmanlı bakiyesi, Cumhuriyet kuşağıydı. Cumhuriyet Halk Partili, Cumhuriyet Gazetesi okuyan ama dini ritüelleri eksiklik olmayan biriydi. Beş yıl seferi yaşadım, ne oluyor bakalım bu dünyada der gibi… Askerden sonraki 20’li yaşların başlarıydı. Sonra baktık ki ipin ucu kaçacak. Kaçmadı da, kaçma istidadı gösterebilir bulunduğumuz ortamlarda. Ahmet Özhan bazı şeyleri değerli görüp bunları yaşamaya çalışırken bin bir hatasıyla boğuşan bir insan. Ben dünyanın en harbi adamıyım, ben esas çocuğum gibi bir iddiam yok. Sakın öyle algılamayın. Ben nefsiyle boğuşan, olabildiğince ona muhalefet eden biriyim.

Muzaffer Bey’i ziyaretleriniz devam etmiş

Baktım ki karşımda devasa bir şahsiyet var. Tarih dersen gürül gürül, maneviyat dersen emsalsiz. Musiki dersi görmüş, İstanbul çocuğu, zeki, esprili, cömert bir insan. Nasıl böyle bir cazibeye kapılmazsın?

Kendinizi Cerrahi diye tarif ediyor musunuz?

Yani tarif bile edebilirim. Çünkü çok şey edindim oradan. Bugün Tasavvuf Müziği kulvarı varsa bu ülkede ve onu ilk sahneleyen kişi ben diye geçiyorsam bu tamamen o vakfın repertuarı, nimetidir.

HALA GİDİYORUM

O cemaatten size geçen

Aman cemaat lafını falan çok kullanmayalım. Çünkü zamanımızda birtakım primler birilerine yafta olmuştur, hep birileriyle anılır. Oradaki insanların hiç böyle bir dertleri olmaz. Ben orada bir gün politika, para meselesi konuşulduğunu hatırlamıyorum. Sanat, musiki, estetik ve manevi aşk konuşulur. Emin olun hiçbir şey yok. Zaten bir avuç insan cemaat olsa ne olur? Kaldı ki öyle bir dertleri yoktur. Hatta şöyle bir ilkeleri vardı. ’Yezid’e lanet okumaktansa Salavat getirmek hayırlıdır’ derler. Yani bu politikayı reddetmeyi simgeler bu laf. Tamamen bunların dışında pozitif olan neyse onunla bir arada olup kavgayı bir tarafa bırakmayı öğütlüyoruz.

Birçok sanatçının Cerrahilik’e yakınlık hissetmesi böyle bir nedenden mi?

Zannediyorum. Yani hiçbir kavga ortamı yok. Ve konuşulan şeyler de insanın ruhunun çok tercih ettiği şeyler. Onun için herkesin bir yolu uğramıştır o taraflara. Ben çok ciddi bir kaynak bulduğum için çok önde oldum, benden çok bahsedildi. Hala gidiyorum, hala araştırıyorum. Hala oradaki çalışmalara katılıyorum ve mutlaka besleniyorum.

Necla Bayraktar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir