Allah “,zafer günlerini aranızda yer değiştiririm” Buyuruyor..

Madem ki küfürle iman, aynı düzlemi paylaşıyoruz, o halde yeryüzü, ya da dünya, hangi kelimeyle ifade ederseniz edin, aslında eşittir savaş alanı demek.

Kesintisiz her an taarruz, her an savaşın söz konusu olduğunu İslam ın ilk şerefli cihadı Bedir den dönerken; küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz diye ilan edilmişti bizlere ama biz o canım anekdotu, hayat metodu olarak değil de, sadece lüks bir fantezi olarak okuyup dinlediğimiz için, bu gün tablo bu… Hani dilim varmıyor ama, nerdeyse “eskilerin masalları” diye okuyup dinlediğimiz, ağızdan ve akıldan kalbe inmediği için, ya da daha kötüsü, kim bilir belki de hiç bilmediğimiz için bu hezimet.

Hadi bir daha analım, üzerinde önemle tefekkür edelim. Belki hayra vesile olur, dillerimizden beynimizden Allah-u zül- Celal ikram ederde gönüllerimize tesir eder, manası varlığımız üzerinde vücud bulur: ……

İşte o büyük cihad da mağlubiyetimiz neticesi olarak, hikmete binaen şimdi, küçük cihada topraklarımız işgal altında, topraklarımız diyorum, bu ifade belki size de yabancı gelmez, Filistin in de Irak ın da bizim olduğu zamanlar çok da geride olmadığını hatırlarsınız…

Amerika, İsrail, Müslüman toprakları işgal etmiyor, Biz iman zafiyetinden nefislerimize mağlup olduğumuz için, Rabbani hüküm gereği Allah ın sünnetullahı alemde cereyan ediyor… Adamların kötü bir niyeti yok, corc w buhs, işgal gerekçesi olarak: “Adaleti sağlamak için geldim, bu Allah ın bana verdiği kutsal bir görev” diyordu… El- Hak dosdoğru bir kelam, Yunus as ın duasında buyurduğu gibi: “Biz nefislerimize, kendimize zulmettik Allahım, sen bizi bağışla…”

Hiç bir şey sürpriz değil, hakikate vahye ve sünnete sırt çevirirseniz size bir zalimi musallat ederim diye beyan edilmiş. Bu ölçü, bireysel hayatımız için de, toplumsal alanda da, aynı derecede söz konusu.

.

Nasreddin Hoca nın hikayesini hepimiz biliriz..Hoca nın evine hırsız girmiş, talan etmiş, her şeyi götürmüştür. Konu komşu herkes hoca ya kabahat bulur, canım hoca sende kapına iyi bir kilit bağlasaydın, alarm taktırsaydın.. eleştiriler çoğalınca hoca dayanamaz, canım hırsızın hiç mi suçu yok…

Yok azizim, hırsızın hiç suçu yok.. Adamın mesleği bu, işini icra ediyor…

Adamlar, aklımızı, gönlümüzü vücut ülkemizi işgal ederken meal-memnuniye itiraz etmedik, razı olmuştuk, hoşumuza gitmişti, küfrün adetleri düzeni.. Bir bir, tüm ahlaki değerler, ahlaksızlığa tahvil olunurken, seyirci kaldık ya da öncüleri olduk. Modernizim denince akan sular durdu da, Aklı gönlü işgal ettikten sonra artık güç-kuvvet kalmamıştı, dahi şehrin kapılarını bi-zatihi biz kendimiz açtığımız için, çok kolay oldu…

Demem o ki, ben şaşıyorum karikatür kırizine… Şimdi üzülüp sinirlenip, mitingler, telinler yapanlara.. heyhat… Atı alan Üsküdar’ı geçti… Bütün bunlar, etap etap icraya konan bir planın, programın uygulamaları..

Nitekim, siz karikatür şokunu atlatmadan algılamadan, aynı çirkinlikte ki bir şarkı, bir yarışmada birincilik kazanmıştı… Arkasından, baş papaz içinin çirkinliğini ortaya koyacak bahtsız sefih sözlerini sarf ettikten sonra eşine az rastlanır bir yüzsüzlük ve pişkinlik le ülkemize geldi.

Belçika da ders kitaplarında, çocuklara Müslüman eşittir terörist, olarak okutulmakta. Bu tecavüzler devam edecek gibi, daha bunlar iyi günlerimiz… Tıpkı şehvetine kul olmuş, uyuşturucuya mal olmuş, artık her türlü, kullanılan sefih bir insanın hazin sonuna benziyor bu durum.

Aynel yakin, ilmel yakin, hak-ka’l yakin, zevken idak, bilmeden bilme, avamın bilgisi, hassın ilmi hülasa her mertebeden, Sultan’ül Rasul Aleyhisselatu ve Selam Efendimizin getirdiği ölçüleri hayatımızda sabitlemeden kurtuluş söz konusu olamaz. “Göz açıp kapayıncaya kadar bile, bizi bize, bizi nefsimize bırakama.” (Ya mukallibel kulub, sebbit kalbi ala dinik) “Ey kalblere hükmeden, kalbimi dinin üzere sabit eyle!..”

Kalbimiz titreyerek, bu dualar üzerinde tefekkür etmeden, nefisle cihad da zafer kazanmadan, ne bireysel hayatımızda, ne de toplumsal hayatta etken olunamayacağı ortada. Peygamberimizin bu duaları ve öğütleri, hayatın olmazsa olmazı, “hayatın” diyorum, “hay” olanlar için yani; zira yaşayan ölülere göre fark etmez.

Sure-i Ali İmran da:

 “Ve (düşmanlarınızla savaş hususunda) Gevşemeyin, (başınıza gelen bazı üzücü hadiselerden dolayı da) mahzun olmayın, eğer siz gerçekten müminlerseniz, en üstün olanlar ancak sizlersiniz.” 139

 “Eğer size, (Uhud da ) bir yara değdiyse, muhakkak (Bedir de) o (kafir) kavme de (size dokunan yaranın) benzeri bir yara değmiştir. İşte o (zafer ve galibiyet ) günler (i öyle günlerdir ki) biz onları insanlar arasında döndürür (durur) uz (bir gün bir kavim kazanır, diğer bir gün de, başka bir kavim kazanır, zamanın hadiseleri, kavimlerin kah lehine, kah aleyhine zuhur eder. Bu bir çok hikmetler meydana çıksın) ve Allah (-u Teala iman edenleri) bilsin (ortaya çıkarsın) ve içinizden şehitler edinsin içindir.

Ve Allah (-u Teala) zalimleri (dilleriyle inandık deyip, içlerinden küfrü gizleyen münafıkları) sevmez.” 140

 “Bir de (böylece) Allah (-u Teala) iman edenleri (günahlarından) tertemiz etsin, kafirleri de helak etsin için (zafer günlerini insanlar arasında döndürüyor. Bazen Müslümanları, bazen de kafirleri galip ediyoruz. Zira kafirler bazı kere galip olduklarında şaytan onları kafirlikleriyle mağrur eder, onlarda küfür üzerine ısrar edince, Allah-u Teala, onları dünyada günahları sebebiyle helak eder, ahrette ebedi cehenneme koyar.) 141

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir