Amerika ile krizin asıl nedeni…

Boşverin Kuzey Irak ve Kerkük üzerine teoriler üretmeyi diye başladı karşımda oturan Türk askeri yetkili… Türk-Amerikan ilişkilerinde asıl kriz, denizlerde, yani Karadeniz üzerinde yaşanıyor….

Karadeniz?.. Türk askeri yetkilinin Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanılan karşılıklı güvensizlik ortamını birden bu, dünyanın en ilginç denizine çekmesinin temelinde ne yatıyor…

Çünkü, diye yanıtlıyor, Kuzey Irak’ta yaşanılanlar, Türkiye’nin güvenliğine muhtemel tehditi oluşturuyor, Karadeniz üzerinde yaşanılanlar ise, doğrudan bizim egemenlik haklarımızı hedefliyor…

Montrö Anlaşması rahatsızlığı…

Önce, günümüz açısından bir gerçeğin altını çizelim: Karadeniz, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra tam anlamıyla bir Türk denizine dönüşmüş durumda. Bu denizdeki en güçlü donanmaya sahip Türkiye, İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki hakimiyeti nedeniyle, tam bir askeri üstünlük sağlamış, bölge güvenliği açısından çok önemli görevler üstlenmiş bir görüntü içinde…

Askeri yetkili sürdürüyor: Herşey NATO toplantılarında, İtalya ve İspanya’nın, Karadeniz’in güvenliğinin çok uluslu NATO güçleri tarafından sağlanması girişimiyle başladı. Koroya birden, NATO içinde güçlü bir yer edinmek isteyen Bulgaristan, Romanya ile üyelik peşindeki Gürcistan katıldı. Talepleri, Türkiye’nin kuruluş anlaşmalarından biri olan Montrö Anlaşması’nın böylelikle, Çanakkale ve İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e çıkacak savaş gemilerine getirilen kısıtlamaların ortadan kalkmasıydı. Biz derhal talebi reddettik. Zaten bir NATO gücü olan Türk donanmasının Karadeniz’de tüm güvenliği sağladığını ve yaşanılan her olayın anında müttefiklere aktarıldığını söyledik. Baskı arttı… Anladık ki, Montrö Anlaşması’nı ortadan kaldırıp, Karadeniz’e kalıcı donanma sokmak isteyen asıl güç Amerika’ydı…Bulgaristan limanlarında donanması için gerekli derin ikmal üslerini kurmaya başlamıştı bile…

Rusya ile stratejik ittifak…

Türk-Amerikan ilişkileri açısından dönüm noktası, Türkiye’nin önce, Karadeniz’e sahili olan tüm ülkeleri kapsayan BlackseaFor’u, yani, ‘Karadeniz’in güvenliğini bölge ülkelerinin sağlamasını hedefleyen bölgesel askeri işbirliği gücünü’ kurması, özellikle de Rusya ile Karadeniz zeminli askeri stratejik ittifakı geliştirmesi olmuş…

Yetkili, Vladimir Putin’in son Ankara ziyaretinde varılan anlaşmalarla ip koptu diye vurguluyor gelişmeyi. Artık, Türk ve Rus donanmaları arasındaki iletişim saatlik dilimlere inmiş durumda. Rusya, Montrö Anlaşması’nın çiğnenip, Karadeniz’e yabancı donanmalarını girmesine, Türkiye gibi karşı…Şu anda, Karadeniz’de güvenliği birlikte sağlıyoruz…

Neden Karadeniz?..

Amerika’nın Karadeniz sevdasını, MSI (Military Science & Intellegence) dergisinin uzman editörü de, Sami Atalan’a sordum… Yanıtı:

Amerika, dünyada yeniden silahlanma yaşırı başlatma endişesi yaratan kıtalararası anti-balistik füze savunma sistemini geliştirmekte kararlı. Bu politika, Rusya ile son 14 yılda imzalamış olduğu tüm nükleer silahsızlanma anlaşmalarının da rafa kalkması anlamına geliyor. Putin ile Bush, son olarak Bratislava’da bunu tartıştılar… Eğer bu sistem devreye girerse, Amerikan anti-balistik füzelerin yerleştirileceği iki ana nokta var: Birincisi Polonya, ikincisi, Karadeniz’de konuşlanacak yüksek tonajlı Amerikan donanması… Amerika donanmasını Karadeniz’e sokmak ve orada kalıcı kılmak zorunda… Türkiye işte bu stratejiyi, Rusya ile birlikte engelliyor…

Amerikan yönetimi ve medyasından Türkiye aleyhtarı homurdanmalarının yükselmesinin, Putin’in son Ankara ziyaretinden sonraya rastlaması demek bir tesadüf değil…

Sorun büyüktür… İkili ilişkilerden çok küresel dengelere dayanmaktadır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir