Anadolu`nun Sesi ve Kahramanı Oldu

Avrupa Kahramanları Ödülleri’nden biri, kaybolmaya yüz tutmuş müzik mirasını koruma altına aldığı için, halk müziği antrapoloğu ve Kalan Müzik’in yaratıcısı Hasan Saltık’a layık görüldü.

Onun bizlere kazandırdığı 340 CD’lik müzik arşivinde Deniz Kızı Eftalya’dan Neşet Ertaş’a, taş plaklardan çağdaş seslere, Ermenilerden Kürtlere, Rumlardan Gürcülere, Çingenelere, Süryanilere, Yezidilere uzanan tatlar birleştiğinde Anadolu’nun ve kocaman bir coğrafyanın zenginliğini, kardeşliğini ve barışı resmediyor.

Hasan Saltık, 1991 yılında ağabeyinden aldığı ve Unkapanı Çarşısı’ndaki küçük bir barakada kurduğu Kalan Müzik bünyesinde, farkında olduğumuz ama tam göremediğimiz hatta ürktüğümüz değerleri, zenginliği ve tatları sahiplenerek 340 albümlük büyük bir müzik arşivi halinde bizlere kazandırdı ve 2004 yılında Time dergisinin Avrupa Kahramanları ödülünü aldı.

Ama Saltık’ın bu serüveni pek de dikensiz bir yol olmadı. Hakkında davalar açılıyordu. Ama o bütün bunlara pek aldırış etmeden “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz!” deyişine uygun olarak yoluna devam ediyordu.

Bugün ise yaptığı işleri anlatırken zorlansa da ulaştığı yerden memnun gözüküyor, “Çünkü biz yanlış yapmadık” diyor, “Biz, Anadolu Kültürünü zenginliğini ortaya çıkardık” diye devam ediyor, “Bizim İşimiz bölücülük değil Türkiyelilik” diyerek noktalıyor.

Bir yıl önce de lisansı elinden alınmak istenmiş ama yoğun protestolar sonunda tekrar geri verilmiş. Hala üç yıl önce yaptığı bir albümden ötürü yargılanıyor.

Ödülden sonra Cemil Çiçek kendisine bir mektup göndermiş. Saltık’ın bu mektuba nüktedan bir yorumu var “Yargılandığımı bilmiyor herhalde, bilse bana bunu göndermezdi” diyor. “Ödül var, mektup var, artık ceza almazsın herhalde” dediğim de ise yalnızca gülümsüyor.

Devlet yasakları ödüle giden yolu açmış

Saltık’ın yorumuna göre bu kahramanlık ödülünün verilmesine devlet vesile olmuş. “Yasaklar her zaman insanı kamçılar ve hırslandırır ya” diyor. “İşte tam öyle oldu.”

Sonra yalın bir cümleyle tamamlıyor ödüle bakışını “Devlet önce yasakladı sonra önümüzü açtı ve ben de bu yolu yürürken Anadolu`nun sesi oldum ve kahraman ilan edildim.”

Saltık`la röportaj için her nedense yıllardır `kurtkapanı` olarak da tanımlanan Unkapanı Çarşısı’nın kapısından içeri girip Kalan’ın nerede olduğunu sorduğumuzda “üst katta” diye yanıtlıyor diğer şirketlerin çalışanları.

Gözlerinde ise sanki “Yine Kalan’a geldiler” cümlesinin hayranlıkla kıskançlık arası ifadesi var.

Hasan Saltık’la buluşup ilk birkaç hatır kelamından sonra röportajımızın ilk sorusunu da gülümseyerek buradan çıkarıyorum.Unkapanı sizi kıskanıyor mu?Saltık: Hayır! Herkes saygıyla yaklaşıyor bize. Çünkü, Kalan kurulduğundan beri aslında onlarında arşiv yeriyiz ve gelip bizden istedikleri konuda bilgi alabiliyorlar. Ama geçmişte Grup Yorum albümünü çıkardığımızda, bunlar Dev-Solcular bunlardan uzak duralım diyenler de oldu. Sonuçta ikisi birbirini dengeledi ve sorun yaşamadık, ki bu piyasa zor bir piyasadır.

Yaklaşımınız rekabet ortamını yumuşatıyor denebilir mi?

Saltık: Mesela bizim sanatçılarımızla sözleşmemiz yok. Prensip olarak yapmıyoruz. Kalan müziğe bağlı bütün sanatçılara kendi firmanızı seçebilirsiniz diyoruz. Bizim İşimiz sıfırdan başlayan ama yetenekli insanlarla. Biz onların albümlerini çıkarıp, sonra “kuş uçmayı öğrensin gitsin” diye bakıyoruz. Paraya endeksli kapitalist bir sistemimiz yok. Biz değer verdiğimiz işi yaptığımız için buradayız ve en sağcısından en solcusuna kadar seviliyoruz.

Yenilere ve ilklere öncelik verirken hangi kriterlerle yola çıkıyorsunuz?

Saltık: Biz çıtayı yükseltiyoruz. Türkiye’de son beş yılda bize göre, albüm yapmayı hak etmemiş, birçok insanın albümü çıktı. Bu da müzik kirliliğine yol açtı. Halk müziğindeki düşüşün nedenlerinden birini de bu oluşturuyor. Biz artık enstrüman çalan, müzikle en az günde üç dört saat geçiren ve müziğe saygısı olan insalarla iş yapmak istiyoruz. Gününü kahvehanelerde geçirip, nasılsa firma herşeyi hazırlayacak, ben gider okurum mantığına sahip olanlar yok bizde. Çünkü çok iyi yetenekler çıkıyor ama çok da boş adam geliyor.

Kalan müzik önemli bir marka oldu. Bir müzisyen için albümünün Kalan’dan çıkması ne kadar önemli?

Saltık: Bir marka olduk ve son üç yıldır zirvedeyiz diyebilirim. Bugün müzik marketlerde daimi olarak “Kalan’dan yeni birşey çıktı mı?” sorusu soruluyor. Türkiye’de günümüzde bir marka yaratmak için 10 milyon dolarlık reklam bütçesi gerekiyor. Dünyada bu rakamlar daha da büyüyor. Oysa biz Kalan’ı 600 dolarlık sermaye ile kurduk! Bizim markalaşmamızın nedeni ise yaptığımız ürünler, tüketiciye gösterdiğimiz saygı. Eski arşiv işleri olsun, yeni çağdaş müzisyenlerin albümleri olsun efsane bilgiler, hiç yayınlanmamış fotoğraflar ve müzik kalitesi ile farklılaşıyor. İyi ve kaliteli iş yapmaya çalışıyoruz. Ama bunların reklamını yapmadık. İyi İşler yapalım basın bizi kendi bulsun istedik. Bu özellikle ürünler çıkarıyoruz ve takdiri dinleyiciye bırakıyoruz.

“Kalan’dan çıkmışsa kalitelidir” imajı sizde tedirginlik yaratmıyor mu?

Saltık: Tabi ki tedirginlik yaratıyor. Bizde kazara kötü bir şey çıkmaması gerekiyor. Bazen hata yaptığımız da oluyor. Gelen tepkiler ötürü albümü anında piyasadan geri topluyoruz. Hatta bu günlerde, bununla ilgili, Kalan niye bu albümü yaptı, niye geri topladı diye? Haberleri görebilirsiniz.

Bu albümdeki hata neydi?

Saltık: İnsani bir zafiyetle müzisyenin önünü açalım istedik ama beklediğimiz gibi çıkmadı. Stüdyo harcamalarını yaptık, sponsor olduk. Ama albüm öyle bir geldi ki! Boşluğumuza denk geldi ve piyasaya verdik. Herşeyden önce yüzeysel dinlemişiz. Derinlemesine dinlediğimde “eyvah bu ne dedim” ve hemen piyasadan geri çektik. Zararı hiç önemli değildi. Çünkü kalanın adı var bu bizi sarsabilirdi. Bu konuda özeleştiri yapıyorsunuz.

Peki sizce Türkiye’de eleştiri mekanizması nasıl işliyor? Siz iyi işler yaptığınızda olumlu eleştiriler yazılıyor ve albüm övülüyor. Kötü olduğunda, gerçekten kötü diyen var mı?

Saltık: Türkiye`deki müzik eleştirmenleri tam işini yapmıyor! Türkiye’deki müzik eleştirmenleri maalesef, albümü beğenmezse yazmıyor, beğenirse yazıyor.Oysa müzik eleştirmeni “kötü bir albüm” diyebilmeli. Solisti de, aranjörü de, firmayı da eleştirmeli.

Yılda ortalama kaç albüm çıkarıyorsunuz? Saltık: Yılda 40 albüm çıkarıyoruz. Türkiye’de değil dünyada hiçbir firma bu sayıyı yakalamış değil. Albümlerin kitapları da var ve bu ciddi araştırma gerektiriyor. Yani çok emek veriyoruz. Şu sıralar yeni bir albüm çalışmamız var. Urfa`nın üç musiki ustası! Bütün bu kayıtları herkes arardı. Parça parça, elden ele dolaşırdı.Biz bunları albümle beraber bir kitapçıkta da topluyoruz ve son noktayı koyuyoruz.

Albüm için gerekli kaynaklara nasıl ulaşıyorsunuz?

Saltık: İlk başlarda, biz bu işlere gireceğiz dediğimizde, çok zor dendi. Çünkü, Türkiye’de arşivler ya çeşitli devlet kurumlarına, özel şahıslara, ya da koleksiyonerlere dağılmış durumda bulunuyor. Gerçekten de işimiz kolay olmadı. Ama biz ilk örnekleri ortaya çok iyi çıkarınca, daha önce bize kayıt vermek istemeyenler ellerindeki bütün kaynak fotoğrafları aktarmaya başladılar. Bugün Kalan Müzik olarak aradığımızda kimse bize hayır demiyor. Sözünü ettiğim son Urfa çalışmasında da yine ilk defa gün ışığına çıkan dökümanlar yer aldı. Yüzyılın başındaki Ney üstatları ve Ud üstatlarının yüzyılın başındaki kayıtlarını ortaya çıkardık. Ayrıca Türkiye’nin kayıp tarihi diye bir CD yapımına girdik, oradaki çıkan fotoğraflar ve kayıtlar da çok önemli. Biz bu işi çok iyi yapmaya başlayınca insanlar aramaya başladı. “Benim çatı katımda dedemden kalma taş plaklar var, makara bantlar var”diye. Biz o güveni sağladık.

Kalan Müzik’in çıkardığı albümler politik olarak da en sağdan en sol bakışa kadar geniş bir kitle tarafından dinleniyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Saltık: Evet dediğiniz gibi büyük bir sempati var. Biz iki sene önce kapanma tehlikesi yaşadık. Bakanlık bizim lisansımızı elimizden aldı. Türkiye’de görülmemiş bir şekilde 15 gün içerisinde geri verildi. Bakanlığa gittiğimde orada çalışanların da Kalan albümlerini dinledikleri gördüm ve her kesimden gelen protestolar benim lisansımın geri verilmesini sağladı.

O günlerden bu günlere neler değişti? Bu süreçte ne tür zorluklardan geçtiniz?

Saltık: Bugün Türkiyelilik tartışması başladı. Benim 10 yıl önce bir canlı yayında ben Türk halk müziği yoktur, Anadolu Halk müziği vardır dediğim zaman kıyamet kopmuştu. Biz bu işe başlarken zaten Türkiyelilik üzerine gittik. Geçmişte bana göre yanlış yasalar ve yönetmelikler çıkmış. Devletin belli kurumları da, önündeki yasaya göre hareket ediyor dolayısıyla çeşitli baskılara maruz kaldık. Aynı zamanda çeşitli tepkilere de maruz kaldık. Ben burada devleti suçlamıyorum; çünkü devlet, bizim 10-15 yıl önceki baktığımız noktaya geldi zaten Hatta artık yabancı diplomatlara bizim ürünlerimizi alıp dağıtıyor; yani bizim savunduğumuz ve mücadelesini yaptığımız noktada devlet. Ama bence bugün devletin yapması gereken en önemli uygulama kaynaklarını bütün insanlara açmak olmalı. Halen bir müzik araştırmacısı mesela Sivas ile ilgili olsun, Harput ile ilgili olsun, bir tez hazırlamak istediğinde, açık söyliyeyim devlet arşivlerine giremiyor. Yasak. Bütün tez hazırlayan insanlar Kalan Müzik’e geliyor. Devletin elindeki arşivlerin dijital aktarımları yapılmamış. Bence devlet bunu yapmamalı, yol göstermeli, kaynaklarını açmalı.

Devletten en önemli beklentiniz arşivlerin açılması mı?

Saltık: Elbette. Bu halkın malı zaten. Bugün korkunç bir kültür yozlaşması yaşanıyor. Sen eski arşivlerini, eski türkülerini, eski klasik Türk müziklerini halka tekrar vermekle yükümlüsün, çünkü sen bu halkın verdikleriyle o kayıtları yaptın, arşiv oluşturdun. Bunların gizlenip saklanmaması gerekli. Devlet bunları halka açmalı hatta bunlardan gelir elde etmeli. Mesala BBC, oraya gidin istediğiniz kaydı alırsınız ve bir ücret verirsiniz. Dünyanın birçok üniversiteleri ve konservatuarları bugün bizden kayıt istiyor, çalışmaları takdir ediyor.

Ödüllerden sonra ne tür tepkiler aldınız?

Saltık: Ödüllerden sonra Abdullah Gül bir mesaj gönderdi. Cemil Çiçek de mesaj gönderdi. Cemil Çiçek bilse ki ben halen yargılanıyorum her halde göndermezdi. İki sene önce,Grup yorum için yaptığım bir albümden ötürü halen yargılanıyorum

Türkiye değişiyor denebilir mi?

Saltık: Tabi Türkiye değişiyor. Yasalar çıkıyor, uygulamalarla ilgili biraz daha samimi davranılırsa, bence daha iyi olacak. Bana göre, Türkiye çok zengin ve güçlü bir ülke, sadece zamanında yanlış yönetilmiş, iyi yönetildiği takdirde en iyi 10 ülkeden bir tanesi haline gelecek.

Hükümetin yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Saltık: Ben solcuyum, ilericiyim diyen insanların bu son yasalar çıktıktan sonra aslında ne kadar milliyetçi oldukları ortaya çıktı. Bana göre, CHP, AKP’den daha sağda bir parti. Son yıllarda yeni politika da üretemediler. Şu anda hükümet iyi gidiyor gibi. Çok akıllıca hareket ediyorlar. Halk, Recep Tayyip Erdoğan`ı sempati ile karşılıyor. Çok doğru bir şekilde ilerliyor. Kaynak tükendi artık yapacak başka birşey kalmadı; yolumuz AB’den geçiyor Ben böyle düşünüyorum, bu benim görüşüm.

Kalan’a dönersek, 340 CD`ye ulaşan arşiviyle çok önemli müzik ustalarını ve çalışmalarını günaşığına çıkardınız ve çalışmalarınızla Avrupa`da 2004 Avrupa Kahramanları ödülüne laik görüldünüz. Bu ödül gelecek çalışmalarınız için size nasıl bir güç veriyor?

Saltık: Bu kahramanlık ödülünü, hem hakettim, hem haketmedim diye düşünüyorum.

Neden?

Saltık: Bizim yaptığımız işler gerçekten çok ciddi, Türkiye’nin önünü açabilecek, geleceği olan çalışmalar. Ama bu ödülün, çalışmaların niteliğinin yanı sıra 12 Eylül döneminde çıkan bir yasadan dolayı da verildiğini düşünüyorum. Çünkü 12 eylül döneminde İngilizce, Fransızca, Almanca herşey serbest; ama, Türkiye halklarının kendi mahalli konuştukları dilde birşey yapılamaz diye, insan doğasına aykırı bir yasa çıkarılmıştı ki biz de bu yasaya direndik. Kürtçe, Ermenice, Lazca, Zazaca, Çerkezce, Süryanice yasak. Biz bu dillerin içinde yer aldığı albümler çıkardık. bunlarla ilgili de ufak ufak başımız belaya girdi. Ödülün verilme sebeplerinden birinin de bu yaptığımız mücadele olduğunu düşünüyorum. Oysa adamakıllı bir yasa çıkarsalardı ve yasakçı zihniyet olmasaydı, belki de benim yaptığım İşlerden dolayı, “ Hasan ne güzel işler yapmış,” diyeceklerdi ama kahramanlık ödülü de vermeyeceklerdi.

Size bu ödülün verilmesine devletin insanların dillerini konuşmasına getirdiği yasağın mı neden olduğunu düşünüyorsunuz?

Saltık: Ben de bunu anlatmaya çalışıyorum, ödülün sebebi devlet. Anlam veremediğim bir yasa çıkarmışlar ve biz de ona direnmişiz ve ortaya işler çıkarmışız. İşte buna neden olan devlet. Sağ olsun bize ödül verdirtti.

Artık Kalan’ın daha iyi algılandığını söyleyebilir miyiz?

Saltık:Devletin bize bakış açısının çok iyi olduğunu düşünüyorum. Bizim yaptığımız işlere bakın, “yüzyıllık kayıp tarihi”diye ud ve ney olan bir albüm yapan bir insan “bölücü vatan haini “olamaz. Türk müziğinin ustaları dedik ve 60 CDlik bir seri başlattık. Türkiye’de hiçbir devlet kurumu bunları yapamaz. Hiçbir holding şirketi de yapamaz. Çünkü kaynaklar bizde.

Bu kadar araştırma yapıyorsunuz. Gerçek Türkler aslında kimler. Siz daha iyi araştırmışsınızdır?

Saltık: Bu soruyu bekliyordum. Biz Anadolu`da Yörük ve Türkmenlerin kayıtlarını yaptık Ege`de; tahtacıları yaptık, gerçek Türkler onlar, Türkiye de tahtacılar. Çünkü Anadolu karışık, Ermeni, Rum, Kürt, Laz birbirine karışmış . (Espri ile) Bana göre DNA testi yapılsın safkan Türk çıkmaz! Toroslarda Yörükler var, Türkmenler, Tahtacılar; Ege’de. Mesela Karadeniz`de Çetmi dağ tepe bölgesi vardır oralarda, ama aşağıya indiğinizde Karadeniz sahil bölgeleri, Lazlar, Rumlar karışık. Çünkü eskiden bir ayrım yokmuş ki Ermeni köyü, Rum köyü, Türk köyü herkes birarada yaşayıp gidiyormuş. Batı, İngilizler, Fransızlar geldiğinde bu son yüz, yüz yirmi yıldır mezhepler ayrılmış. Karadeniz’de 25 yaşında bir çocuk öz be öz Türküm diyor. Dedesiyle konuşuyoruz derleme yapmaya gidiyoruz, dedesi Rumca konuşuyor.

Peki AB’ye girersek ne değişecek Türkiye`de?

Saltık: Olur da AB olursa siz göreceksiniz bakın , Almanya, İngiltere bütün Avrupa ülkeleri buradan toprak alacak. Çok kötü yerler oralar, Türkiye cennet ve tam tersi bir göç yaşanacak . Bizim insanımız gitse bile geri döner. Buradaki doğa, buradaki hava, buradaki su, bu topraklar çok verimli. Yeter ki değerlendirmesini bilelim.

Ben iyi olacağına inanıyorum, iyi düşünelim. Kalan’a dönersek, satışlar nasıl?

Saltık: Bizim çıkardığımız albümlerin bir özelliği sürekli satması. Çünkü altında artık marka olmuş kalan imzası var. Bizim 10 yıl önce çıkardığımız Erkan Oğur’un albümü her yıl yeni çıkmış gibi, otuz bin kırk bin baskı yapıyor. Kardeş Türküler öyle, Yansımalar öyle. Çünkü kaliteli iş, kaliteli müzik var. Mesela Yıllar önce Karadeniz müziğini çok ön plana çıkaracağız dedik ve o zaman yurtdışında kaçak yaşayan Fuat Saka ile görüşerek Lazutlar projesi yaptık.Birol Topaloğlu’na da Lazcalar yaptık. Bunlarla Karadeniz müziği furyasanın başlayacağını öngördüm. Artık yön verme gücüne de sahibiz. Fuat Saka aldı başını gidiyor, Birol Topaloğlu dünyanın her yerinde konserler veriyor. Bir anda bizim yaptığımız çalışmaların üçüncü sınıf versiyonları çıktı. Ama alt yapılara bakın bizim taktiklerimizdir. Bizimkinin poplaştırılmış halleridir.

Yeni yönelimleriniz, son çalışmalarınız hangi alanlarda yoğunlaşıyor?

Saltık: Biz şimdi Rumeli’yi hedef aldık, Rumeli`yi araştırıyoruz. 1- 1,5 yıl sonra Rumeli ezgileri, Rumeli türküleri ortalığı kasıp kavuracak. Çingene, Trakya havalarından bahsetmiyorum. Rumeli; Makedonya, Edirne, biraz Bulgaristan Türk köyleri, oralardan çok güzel Türk ezgileri topluyorum. Göreceksin bir iki kişiye okutturunca neler olacak! Şimdilerde “Anadolu ninnileri” de hazırlıyoruz, üç yıllık bir çalışma. Belki de hiç satmayacak ama Anadolu ninnileri, yapım ve prodüksiyon olarak dünya çapında bir albüm olacak. Mesela “kadın ağıtları” yapacağız orijinal seslerde, “ Koçkiri” yapacağız. Bütün Koçkiriler derlemesi yapmış insanları buluyoruz şimdi. Koçkiriler nerelere göç etmiş, nerede yaşıyorlar, onlar bulunuyor. O kadınlardan derlemeler alınacak ve yapılacak bir çalışma. Film müzikleri de yaptık. Şimdi de Yeşilçam bize sürekli senaryolar gönderiyor müzikler için. Onun dışında dizi müzikleri var ve yakında bizi Hollyvood’da da görürseniz hiç şaşırmayın! Gelecek sene de galiba “İspanya Akademi Ödülü” bize verilecek,Anadolu Yahudileri ile ilgili yaptığımız çalışmadan dolayı: Artık birçok sıralamada biz varız.

Türkiye’nin gerçekten verimli bir toprak olduğunu söylüyor, o topraktan nasıl verim alacağınızı da biliyor, bunu kendi alanınızda çok iyi başarıyorsunuz. Alanınızda siyasi bir duruşun dışında bir kültür elçisi durumundasınız.

Saltık: Kendi öz kültürüne sahip çıkan ulusal bir şirket olarak düşünüyorum. Ben Türkiyeli olarak bakıyorum. Dünyaya açılmaya yönelik projeleriniz de olmalı. Mesela Yunanistan’da müzik piyasasında bizi bilmeyen yok. Dünya piyasasında da sesimizi duyurduk, bu çok önemli. İngiltere’de Aynur, Erken Oğur ve Kardeş Türkülerle tanınıyoruz. Bizim çıkardığımız albümler artık dünyanın her yerine gidecek, 2007 de de artık Japonya’dayız. Japonya iyi bir pazar. Amerika da şu an satışımız sadece internet üzerinden ve bir süre sonra da bir şube açmayı düşünüyorum. 1900`lerden başlayan kayıtlar bugün bizim arşivimizde. Eserler bizde, kayıt örnekleri bizde, görüntüler bizde, televizyon kanalları bizi arayıp bizden görüntü istiyorlar ve bunları bir de ücretsiz veriyoruz. Biz ne yaptığımız biliyoruz, Unkapanı`nda herkes kara kara düşünüyor, ne yapacağız diye ama bizim 2005- 2006 -2007 projelerimiz hazır. Çünkü piyasa zihniyetinde düşünmüyoruz. İyi İşler olsun, kaliteli olsun, bir değeri olsun istiyoruz.

Nezahat Doğan
Fotoğraflar: Kerem Uzel / Nar Photos

CNN TÜRK Sitesinden Alınmıştı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir