AŞERE-İ MÜBEŞŞEREDEN SONRAKİ İLK CENNETLİKLER LİSTESİ…

Aşere-i Mübeşşere yani “müjdelenen on (kişi) ” ki bu on kişi ashabın önde gelenlerinden; Ebu Bekir, Ömer bin Hattab, Osman bin Affan, Ali Bin Ebu Talib, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Abdurrahman bin Avf , Sa`d bin Ebi Vakkâs, Said bin Zeyd, Ebu Ubeyde bin el-Cerrah…dır.Sahih hadis kaynaklarında zikredilen bir hadisle kendileri henüz hayatta iken cennetlik oldukları ilan edilmiştir.Her birinin teker teker hangi sebeble müjdelendiği ayrıntısına girilmemekle birlikte biliyoruz ki hepsinin ortak özelliği ilk Müslümanlardan olmaları.Bununla birlikte ismi bu hadiste zikredilmiş olmasına rağmen şu sözü bizlere intikal eden sahabe de vardır: Deseler ki herkes Cennette bir kişi hariç O kişi benim diye ümid eder sevinirim, yine deseler ki bir kişi dışında herkes Cehennemde o kişi benim diye korkarım.(Mealen) tabi kendisi bu sözü hadisle müjdelendikten önce mi sonra mı söylemiş ona dair kesin bir bilgimiz yok ancak bu söz bir müslümanın ahiret hayatı ile ilgili tutumunun özetidir:Havf ve reca arasında olmak… yani tatlı bir korku ile zevkli bir ümid arasında… Hem cennette gideceğini umup sevinmek hem cehenneme gitme ihtimalinin de var olduğunun bilincinde olup ürkmek. Yine bir müslümanın ahiret hayatıyla alakalı tutumu şudur ki ; hiçbir Müslüman kendisinin veya başkasının işlediği amel-i salihi ve ibadetinden dolayı cennete gideceğinden emin olamayacağı gibi ,hiç kimse başkasının veya kendinin işlediği günahlardan ötürü de cehennemlik olduğunu iddia edemez. İslami literatür ömrü boyunca kötülük yapıp bir güzel hareketiyle cennetlik olan veya tersine, ömrü boyunca iyi işler yapan ,ibadetini aksatmayan fakat bir kötü hareketi ile cehennemlik olan kimselerin menkıbeleri ile doludur;bu menkıbeler doğrudur ya da yanlıştır önemli değil önemli olan korku ve ümit şuurunu verebilmeleridir.Bizler ancak şunu biliriz:Kalbinde zerre kadar iman bulunan kişi cennete gidecektir,bu arada cehenneme uğrayıp uğramayacağını bilemesek de…Zaten yaptığımız ibadet ve hayır işleri ile sonsuz mutluluk ve ebediyen cenneti hak ettiğimizi düşünmek biraz safiyane kalmakta; zira yaptıklarımız ve elimizdeki nimetleri dünya aklı ve mantığı ile değerlendirecek,tartacak olsak bize bahşedilen en ufak bir nimeti karşılamadığını görürüz. Bu konu Allahu a’lem diyerek bağladığımız ve ancak kıyamet gününde öğrenebileceğimiz bir konudur.Demek ki Cennet Müslümanların tekelinde değilmiş…Cennet ancak Malik’ül-Mülk olan Allah’ın tekelinde imiş. İnanan bir kimseye düşen emrolunduğu gibi davranmak,dua ve ümit etmektir.Hatta en güzeli Yunus Emre gibi:
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni
Diyebilmektir.Bu ifadeleri için her ne kadar yerilmiş olsa da Yunus Emre, şiirin bütünü içinde değerlendirildiğinde bu mısraların aykırı bir manası yoktur,kendisinin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlayabilseydik bu manaları yermeye hiç hakkımız olmadığını anlardık.
Buraya kadar anlattıklarımız nasıl oluyorsa belli aralıklarla gündeme gelen “kimler cennetliktir” konulu sıcak gündem maddesini tartışmayı gereksiz kılsa da o konuya el atmadan da duramayacağım.Hele ki Cennetlik ilan edilen kişi Thomas Alva EDISON olunca.Kendisiyle şahsi bir alıp veremediğim yok hatta mucidi olduğu “iddia edilen” ve icadları(patenti kendine ait 1903 icad) hayatımı çok kolaylaştırıyor ve bunun için bir teşekkürü hak ediyor olabilir ama yine bizim sınırlı dünya aklımızla.(Yeri gelmişken Edison un cennetlik olmadığını düşünenlerin onun icatlarını kullanmaması gerektiğini iddia eden insanlar olduğunu duydum bununla ilgili izaha gerek duymuyorum sadece güldüğümü belirtmek istiyorum ).Belki bu konudan ilkel kabilelerden birine mensup bir yerliye bahsetsek umurunda olmayacak Edison’un icatları, hatta kesinlikle gereksiz belki de zararlı bulacaktır.(Bu konu hakkında ;ilkel(!)yerliler ve modern(!) insanın dünyaya bakış açılarının farklarını çok iyi ve espirili anlatan Göğü Delen Adam:Papalagi isimli kitabı hararetle tavsiye ediyorum)
Gelelim cennetle müjdelenen onbirinci kişiye: Thomas Alva Edison…1001 denemeden sonra ampülü keşfederek dünya tarihine oradan da cennetlikler listesine eklenen tüccar ruhlu bilim adamı(Öyle demeyin ticaret helal rızkın kapısıdır,kul hakkına girilmezse ki Edison buna çok dikkat ederdi).
Artık bilmeyen kalmadı ki Edison kendisine ait olduğunu iddia ettiği birçok icadını Sırp asıllı dahi bilim adamı Nikola Tesla’dan ödünç almıştır ve artık günümüzde bu patentler Tesla’ya iade edilmeye başlanmıştır(sanırım yanında cennetin tapusu eşantiyon olarak veriliyordu…Cennetin tapusu demişken biz bu kavramı ortaçağ papazlarından hatırlıyoruz değil mi? Lakin bazılarımız cenneti tekeline alma gafletini biz Müslümanların gösterdiğini sanmakta).Evet Edison başta olmak üzere Westinghouse,Morgan ve hatta A.B.D
Hükümeti tehlikeli ve inanılmaz (kablosuz bedavaelektirik,görünmezlik,radar,röntgen,deprem makinesi ve hatta bir rivayete göre zamanda yolculuk gibi) buluşların sahibi olan Tesla’yı kendi çıkarları ve kazançları adına engellemiştir.Şu an kendisinin maddi imkansızlıklar, çıkarcı bilim adamları ve hükümetler tarafından engellenen büyük buluşları bir yerlerde geliştiriliyor.
Asıl konumuza dönecek olursak Edison büyük buluşları için cennete girecek mi bilmiyorum ama kul hakkı ve insanlığın faydası yerine kendi çıkarını tercih ettiği için başı derde girecek gibi gözüküyor.İslam da amellerin sahih olması için niyet önemlidir; eğer büyük bilim adamı insanlığı değil kendi çıkarını ve hevesini düşünerek icatlarda bulunmuşsa bundan alacağı karşılık dünyadaki makam ve paradan başka bir şey olamaz.Tabi kalplerde gizli olan imanı da niyeti de ancak Allah bilebilir bizlere yorum düşmez.Ehl-i kitap ın cennete girip girmeyeceği tartışması başka bir konu olduğundan burada değinmiyoruz ama küçük bir hatırlatma : Allah ın bir olduğunu (şeksiz ve şeriksiz) ,son Peygamber Hz. Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğunu kalp ile tasdik dil ile ikrar etmedikçe iman edilmiş olmaz,iman etmeyen de cennete giremez.Çok iyi kalpli çok hayırsever,insanlığın hizmetindeki iman etmemiş insanlar için bize ancak bildirmek ve onlar için dua etmek düşer,Peygamberimiz de böyle yapmıştır.Vicdansızlık mı? Biz Allah’dan daha vicdanlı olabilir miyiz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir