ASTEZCANAS

Gazetecilik, ne boyutlara geldi, hayretle izliyorum! Bir insan hakkında, somut hiçbir kanıt olmadan sırf “herkes öyle diyor” diye bir takım söylentilerin gerçekmiş gibi yayınlanması, her şeyden önce, gazetecilik meslek ahlâkına aykırıdır. Fakat gel gör ki, meşrûluk, ortalık dedikodusu ile ölçülür halde… Dedikodunun doğru olduğu yerde, “dezenformasyon”dan başka bir şey yoktur ve bu da, çok bilinen bir CIA taktiğidir.

Habere bakın: “Ahmet Tezcan: Tayyip Erdoğan isteseydi Deniz Baykal`ı 4 yıl önce bitirirdi!”

İçeriği de şöyle:

“Erdoğan’ın 4 yıl önce Baykal’la ilgili bir belgeyi yayınlamak isteyen dergicilere ‘Yayınlarsanız sizi bitiririm’ dediği ileri sürüldü. Başbakanın eski Danışmanı Tezcan iddiayı doğruladı…

Gazeteci Nihal Bengisu Karaca, üç gün önce TV’deki açık oturumda, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’la ilgili bilinmeyen bir belge olduğunu iddia etti. Karaca TV’de “Baykal’a ait bir belgeyi ele geçirenler, danışmanı aracığıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bu bilgiyi ulaştırdı. Başbakan da onlara, ‘Bu yayınlanırsa, destek olmayı bırakın, sizi bitirmek için herşeyi yaparım’mesajı iletmiş’ dedi.

Tezcan olayı anlattı

Başbakanlık eski Basın Müşaviri Ahmet Tezcan dün bu iddiayı doğruladı. Habertürk TV’de yayınlanan ‘İkide Bir’adlı programı Nihal Bengisu Karaca ile sunan Tezcan, 4 yıl önceki olayla ilgili şunları söyledi:

‘Nihal Bengisu Karaca, geçenlerde bir başka programda önemli bir bilgi verdi. ’Ben Başbakan’ın bir yakınından biliyorum ki’ diye başlayan bir sözü vardı. Bengisu’nun bahsettiği Başbakan’ın yakını, danışmanı bendim. Bunu açıklamak zorundayım. 4 yıl önce Sayın Baykal ile ilgili sol bir dergide yayınlanmak üzere gazeteci bir arkadaşımdan bir bilgi geldi. Sadece ’Eğer başımıza bir şey gelirse hukuksal destek verir misiniz’ diye de ben Sayın Başbakan’a bunu ilettim. Erdoğan, ’Bize yakışmaz’ dedi ve ekledi: ’Eğer arkadaşın üzerinde bir etkin varsa, bunun yayınlanmasına da engel ol. Çünkü biz kavgamızı ancak siyasette yaparız, başka alanlarda değil.’ Başbakan’ın sözleri üzerine dergi de zaten yayınlayamadı. Başbakan isteseydi Sayın Baykal’ın siyasi hayatı 4 yıl önceden biterdi. Ben Erdoğan’ı suçlamak yerine ona dua etmesi gerekir diye düşünüyorum.’

‘Bilgi mezara gidecek’

VATAN, dün Tezcan’a ulaştı ve Baykal’a ilgili o bilgiyi sordu. Tezcan, ‘O bilginin içeriği benimle mezara gidecek. Ama son kasetle alakası yok. O dergi de hala çıkıyor mu bilmiyorum’ dedi.”

(http://www.hurriyetport.com/news/118/ARTICLE/20455/2010-05-14.html)

“Haber” olarak yayınlanan bu iddialar, hiçbir kanıt gösterilemeden, böylece ortalığa saçılabiliyor. Çünkü burası, Türkiye! Burada, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, geçmez! Her kim hakkında ortaya bir iddia atarsan, iddiayı ortaya atan değil, iddianın hedefindeki kişi, suçlu olmadığını ispatlamakla mükelleftir! Neymiş, çünkü, burası Türkiye’ymiş! Başka bir gezegende yaşıyoruz ya, ondan…

Ahmet Tezcan, gazetecilik ahlâkını iyi bilir. Dolayısıyla, bu hareketini, ancak ilgi çekmek olarak yorumlayabiliyorum.

Zira, Türkiye’de hiçbir dergi, “sol” veya “sağ” içerikli olsun, hiçbir dergi veya gazete, kalkıp da “Elimize böyle bir belge geçti, bunu yayınlamak için Başbakan’ın hukukî desteğini alalım” filan diye Başbakanlığa başvurmaz! Bu, basın ve dünya tarihinde görülmüş, duyulmuş şey değil. Bir kere Basın Kanunu’nun daha birinci maddesi, “Basın hürdür, sansür edilemez” diye başlar. Dolayısıyla, basın organlarının başında bulunan ve azıcık bu işin hukukî cephesini okuyup araştıran herkes, kim ya da ne hakkında her ne haber verecekse, başına nelerin geleceğini az çok hesaplayarak ve bilerek o yayını yapar. Yayınlanan “mevkute”lerin birer örneği, matbaalar tarafından savcılıklara iletilir ve zaten Baykal veya başka bir kişinin müdahalesine gerek olmadan, savcılık gerekli müdahaleyi yapabilir.

Yani ne demek, “Başımıza bir iş gelirse, hukuksal destek verir misiniz” diye Başbakanlık Danışmanı’na bilgi iletmek? Başbakanlık veya Danışmanı, ne diye kalkıp hiç siyasî yakınlığı bile bulunmayan bir dergiye hukuksal destek versin ki? Nasıl bu kadar mantıksız bir iddia, dillendirilip, “haber” yapılıyor?

Hele “sol” dergiler (ki, bu derginin, sol değil, “kurumsal” partilerden birine yakın ve Baykal muhalifi birilerine ait olduğu anlaşılıyor) hiç bir şekilde, sağ cenahtakilere yanaşıp böyle bir talep iletmezler. Kimyalarına aykırı bir kere…

Bundan daha da vahimi, Başbakan’ın, “Bunu yayınlarsanız, sizi bitiririm” iddiası… Görünürde, güçlü Başbakan imajına hizmet edeceği zannedilen bu cümle, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı adeta bir hakaret niteliğinde… Yahu burası muz cumhuriyeti mi, başbakan, bir mafya lideri gibi işi gücü bırakıp bu küçük dergi ile uğraşacak ve üstelik onları bir de “bitirecek”… Hadi canım sen de!

Bu bilgiler, evet, Ahmet Tezcan ile birlikte mezara gidecek. Çünkü hakikaten, böyle bir bilgi yok!

15 Mayıs 2010

iks Yayınları

(iks Yayınları sitesi yeniden yayında)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir