AY İLE VENÜS

Ay ile Venüs’ün bir araya gelip gökyüzünde Türk bayrağı oluşturduğuna dair haberler çıktı basında. Çok ciddi görünümlü insanlar bu konularda heyecanlı konuşmalar, yorumlar yaptılar. En ilginç olanı da, 19 Mayıs Üniversitesi rektörünün bu konuyla ilgili bir basın toplantısı yapması ve bu olayı bir gurur vesilesi olarak kamuoyuna lanse etmesi idi. İşte bu olay, Türkiye’de bilimin ve üniversitelerin seviyesi hakkında çok önemli ipuçları veriyor.
Her millet, kendi bayrağının gökyüzünde dalgalanmasını ister ve bundan büyük gurur duyar. Sokaktaki insan için bu tür yakıştırmalar, efsaneler, hatta hurafeler zaman zaman normal karşılanabilir. Zira milli şuurun oluşmasında efsanelerin önemli bir yeri vardır. Fakat bilim adamlarının bu tür efsanelere sarılması, oralardan medet umması normal karşılanamaz. Her fırsatta Kemalist olduklarını dile getiren sayın rektörümüz acaba bu davranışları ile Atatürk’ün “En hakiki mürşit ilimdir” sözü arasında nasıl bir bağlantı kuruyor?
Bilim camiası, uzaya araç göndermekle, önemli keşiflere imza atmakla veya bilim dünyasında dikkate değer işler yapmakla övünebilir ancak. Mesela astronomide yaptığı önemli çalışmalarla tarihe geçen Uluğ Bey, Ay’da bir kratere adını yazdırmakla bizler için gurur kaynağı olmayı başarmıştır. Mimar Sinan ve yine onun gibi mimar olan Mimar Isa da Merkür’de birer kraterle anılmaktadırlar. Mihri Hatun Krateri ise 15. yüzyılda yasamış bir Türk şairin adını taşımaktadır. Tıp tarihinde kilit rol oynayan İbni Sina, mikrobu bulan Akşemsettin, matematiğin temel taşlarından Cabir ve Heysem… İşte gerçek bilim ve fikir adamları… Onlar, tarihte unutulmaz izler bırakıtlar ve hala bizler için gurur kaynağı olmaya devam ediyorlar. Gerçek bilim adamlarından beklenen de budur.
Elbette herkesin farklı bir misyonu vardır. Tabii ki dağdaki çobandan beklenen görev başkadır, bilim adamından beklenen çok daha başkadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir