Ayasofya, Siyon Yılanı Ve Son Perde

İsrael bilginlerinin üçüncü dersinde, Yahudilerin dünya hakimiyetine doğru ilerleyişleri bir yılan resmi ile tasvir edilmiş bulunmaktadır. Serge Nilus‘un kitabının, Amerikan ve Alman baskılarında mevcut olmayan son kısmında, Avrupa devletlerini bir çember içine aldığı zaman sonuna kadar zafere ulaşacağı iddia edilen Yahudi kudret ve satvetinin sembolü hakkında çok garip bilgiler verilmektedir. Yahudi geleneklerine bakılacak olursa, bu keramet Hz. Süleyman zamanına dayanmaktadır.


Yılanın başı Yahudi önderlerini ve mahremlerini temsil etmektedir. Bu baş milletlerin her birinin kalbine girerek, onların ahlakını ifsad ve binnnetice yok edecektir. Bu yılan rivayete göre, Siyondan yani Kudüs’ten hareketle, zafer turunu tamamladıktan sonra, tekrar Kudüs’e dönecektir.



Siyonistler çok uzun zamandan beri bu yolun kat edeceği yolu gösteren haritayı çizmiş bulunuyorlardı. Bu haritada kat edilen veya edilecek olan yerler ve mesafeler işaretlenmişti. İlk menzil gereğince yılan MİLATTAN 429 sene evvel Perikles’in YUNANİSTAN‘ına vardı. OGÜST‘ün saltanat devrinde ve İsa’nın doğuşundan biraz evvel de yılanın başı ROMA‘ya girmiş bulunuyordu. Madrid Şarl-Ken zamanında, PARİS, 14. Louis tahtan düştüğünde , LONDRA, Napoleon’un sukutunda BERLİN, 1871 senesinde VERSAİLLES MUAHEDESİ’nden sonra PETERSBURG 1881 onun girişine şahit olmuşlardır. Kayda şayandır ki; bu yılanın salyasının izlerini bıraktığı bütün devletler, siyasi ve sosyal buhranlarla temellerine kadar sarsılmışlardır.



Haritada ok işaretiyle gösterilen son menziller şunlardır (o dönen için/hyç)



MOSKOVA


KİEW


ODESA


İSTANBUL


Ve nihayet meşum yolculuğun hareket ve münteha noktası olan KUDÜS!..



Merhum Araştırmacı -Yazar Ziya UYGUR, ‘‘Inkılaplar –İhtilaller ve SİYONİZM ‘’ isimli her memleket evladının okuması gereken eserinde bugün BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (aslı BÜYÜK İSRAEL PROJESİ’DİR) adıyla modalaştırılan dünyanın globalleşme-küreselleşme öyküsünün temelini bu şekilde Türk kamuoyuna duyuruyor.



Burada dikkat etmişseniz hareket tarihleri M.Ö. 429. Yani o günden bu yana sistemli bir hareket planı içinde. Binlerce yıllı sinsice sürdürülen ve yerine getirilmesi gereken ahdin finalindeyiz. Bu final 2006 mı 2007 mi yoksa çokça lafzı edilen 2112 mi?! Ne dersiniz?..



Biz bu binlerce yıllık planın bu defa Fener Rum Patrikhanesiyle yürütülen kısmına dikkat çekeceğiz. Kitaba giriş nedenimiz Vatikan ve Misyonerlik Faaliyetleri Uzmanı Aytunç Altındal”la yaptığımız uzun röportaj vesile oldu.



Evvela üç gün sürecek seri bir mülakat gözüyle bakarak mülakata girdim. Ardından daha önce Haber Müdürlüğünü yaptığı kapatılan CUMA DERGİSİ’nde yazdığım ‘‘KININDA BİLEDİM SENİ AYASOFYA” isimli yazı aklıma gelince konuyu genişletmeye karar verdim. Bir de Sayın Aytunç Altındal’dan Yeni Papa Benedikus’un 30. Kasım 2005’te Türkiye’ye yönelik programımı ve program sırasında tasarlanan kumpasları öğrenince memleketine hizmeti en kutsal vazife olarak bir TÜRK evladı olarak konuyu biz gazetecilerin deyimiyle spotlar altınca meseleye bütüncül bakabilecek şekilde işleme karar verdim.



Şimdi yavaş yavaş konuya girelim isterseniz….



Yukarıda merhum Ziya Uygur’un vurguladığı ‘’Milatta 429 sene evvel Perikles’in Yunanistan’ına vardı” cümlesi dikkatinizi çekmek istiyorum. Yani Yılanın ilk hareket noktası YUNANİSTAN(!) kısmına. Ne tesadüf ki bugün Türkiye yine bu isim altındaki devlet tarafından çözülmeye çalışılıyor!..



Öyleyse bizde bu çözme çalışmalarına değinelim…



Evet yeni plan Ayasofya’nın Kilise yapılması artık kendilerini buna hazır hissediyorlar. Ekümeniklik, Papaz Okulları, Vakıf araziler derken şimdi de AYASOFYA’yı bizden istiyorlar. Yarın Sultanahmet, Süleymaniye Camileri ile ilgili planlarını da yüzümüze karşı açık açık söyleyecekler. Zaten Sultanahmet Camisi ile ilgili planlarını Robert Kolejinin mahdumu Boğaziçi Üniversitesi’nde gizlice yapılan toplantılarda ‘’Hipodrom” olarak kararlaştırmadılar mı?.. Mimarları projeleri hazırladı bile…



Evet Efendim Siyon Yılanı mazide;



YUNANİSTAN


ROMA


PARİS


LONDRA


BERLİN


PETERSBURG‘a



Yakın tarihte ise :



MOSKOVA


KİEW


ODESA


İSTANBUL


KUDÜS’E girdi…



Şimdi İstanbul’daki kuyruğunu ısırmaya çalışıyor. Isırdığı an Dünya hakimiyetini ilan edecektir ki her şey bu günlerde bu final için…



Haa unutmadan yılanın başı her zaman liderlerini, zenginlerini kısaca nüfuzlularını simgeler bunu bilesiniz. Eğer bir gün ısırılırsanız muhatabınızın sikletini bilin diye söyledim(!)



Ve be bu yazımın sonuna Oktaky sinanoğluy’la yaptığım 21 Yüzyıl Savaşları ve Hedefteki Türkiye kitabımıza’da taşıdığım şu satırları da eklemek istiyorum.



SULTANAHMET CAMİİNİN YERİNE HİPODROM


‘’…Burada bir gazete, kitap çıktığı zaman bütün Türk dünyasında okunabildiğini düşünün, bu eserlerin 250 milyon insana gittiğini düşünün. Osmanlı`daki gibi büyük bir millet olmaya sadece bu yeter… Şimdi tutmuşlar Amerika’nın kurdurduğu Boğaziçi Üniversitesi`nde, Türk Tarihi, Türk Edebiyatı bile İngiliz’in kitabından İngilizce olarak okutuluyor. Kepazeliğe bak. Bu ne demektir senin baş düşmanın olan İngiliz’in ağzından kendi tarihiniz öğreniyorsun. Bu ne demektir sende onun gibi düşünüp kendi milletine düşman oluyorsun demektir. Daha başka ne yapılıyor uluslararası sempozyum düzenleniyor konu ne biliyor musunuz? İstanbul’u tekrar nasıl Bizans toprağı yaparız. Sultan Ahmet Camii`ni nasıl kaldırıp yerine Hipodromu inşa ederiz. Bunlar konuşuluyor Boğaziçi Üniversitesi`nde. İşte sonuç budur. Ayrıca bunlar olurken kendi tarihine, diline, inanışlarına düşman olan, onu bilmeyen ve hor gören Batılı gibi olmaya çalışan boş kafalı ama kendini çağdaş zanneden bir takım insanlar türüyor. Netice de Türkiye`de ve Türk dünyasında Hıristiyan misyonerler cirit atıyor ve yüzlerce ahali Hıristiyan yapılmaktadır. Müstemlekeciliğin en büyük araçlarından biri ve en önemlisidir bu faaliyetler. Rusya`da bile geçen sene bu misyoner faaliyetleri yasaklandı. Niye Türkiye`de yasaklanmıyor. Hani burası lâikti, dini faaliyetler yasaktı. Dine mi yoksa Müslümanlığa mı karşılar açık söylesinler. İş Müslümanlar olunca irtica, Bu lâfta Amerika`dan çıktı. Komünizm çökünce 1992 onun yerine “Yeşil Tehlike“yi icat ettiler biliyorsunuz…



Son Söz:



‘’ Kader mühlet verir ama ihmal etmez!’ HYÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir