Ben olsaydım kuleler olmazdı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Gürtuna: Bize yeşil alanlarda çeşitli planlar yapma talebinde bulundular. Her türlü sopa, her türlü havuç gösterildi. Ne sopadan korktuk, ne de havuca tamah ettik. Dönemimde bir tek yeşil alan kırmızıya çevrilmedi

Ali Müfit Gürtuna neden AKP’de yok; işin burası hâlâ net bilinmiyor.
Çünkü bizim AKP’yle Türkiye’ye ve dünyaya bakış açımızda farklılıklar var. Bir kere ben palyatif tedbirlerle, sadece sloganik yaklaşımlarla siyaset yapılması taraftarı değilim. Siyasetin çok ciddi bir çaba, ciddi bir beyin üretimi ve ahlâk gerektirdiğine inanıyorum. Ahlâkı da hem verilen sözlerin tutulması anlamında ele alıyorum hem de bireysel ahlâk anlamında ele alıyorum.

“AKP’ye uzanamadığı için böyle söylüyor” derlerse?
Öyle bir şey yok ki. Onlar bize talepte bulundular. Beraber olmayı onlar arzu etti. Ama o günkü şartlar bunun kabulüne uygun değildi.

Şimdi “İyi ki de yokmuşum” diyor musunuz?
Diyorum tabii.

Erdoğan’la arada sırada olsun görüşüyor musunuz?
Arayıp birbirimize hâl hatır sorduğumuz yok. Ama küs de değiliz.

Daha belediyedeyken Erdoğan’la siyasi bir çekişmeye girmiş olabilir misiniz?
Hiçbir çekişmeye girmedim. Halâ görevde olan arkadaşlarımız var. Hepsine sorabilirsiniz. Biz kimseyle çekişmeye girmedik.

Ama Erdoğan’ın kadrolarını bu çekişme yüzünden değiştirdiğiniz söyleniyor?
Erdoğan’ın, Ahmet’in, Mehmet’in kadrosu diye bir şey olmaz. Orası şirket değil, devlet idaresi. Tabii ki yorulan arkadaşlarımızı değiştirdik. Ama yine aynı ekip içinde olup terfi ettirdiklerimiz de vardı. Yani bugün yapıldığı gibi topyekûn kimseyi işten çıkarıp, mağdur etmedik.

Şunu merak ediyorum: Bugün Kadir Topbaş eleştiriliyor ama Başkan siz olsaydınız Erdoğan’a siz ne kadar karşı durabilecektiniz? Meselâ “Hayır Dubai kuleleri yapılmasın” diyebilecek miydiniz?
Ben başkan olsaydım asla böyle bir şey olamazdı. Biz geçmişte bunun örneklerini çok verdik. Bize çok sayıda çeşitli planlar yapma talebinde bulundular. Göl ve baraj havzalarında, yeşil alanlarda… Her türlü sopa da gösterildi, her türlü havuç da gösterildi. Biz ne sopadan korktuk ne de havuca tamah ettik. Bir tek boş, yeşil alan benim dönemimde kırmızıya çevrilmemiştir. Çünkü bizim objektif bir anlayışımız vardı. Biz hep ilkeli olanı tercih ettik. Ne şahıs ne de bir ideoloji adına taraf olmadık.

Peki sizin Turkuaz Hareketi; o ne zaman partiye dönüşecek?
Kısa sürede tamamlanacak. Ama kesin bir tarih veremem.

Adı belli mi?
Hayır isim tespiti henüz yapmadık ama hareket tarzı ve stratejik hedeflerimiz konusunda tespitlerimiz var. O çizgide de gidiyoruz.

Hiç eski isimleri görecek miyiz?
Yeni yüzler ağırlıklı olacak. Ama yeni yüz derken hiç bilinmeyen isimler de olmayacak.

Peki ne kadar iddialısınız? Meclis’e girme, başbakan olma gibi hedefleriniz var mı?
Çok iddialıyız. Ama sadece Meclis’e girme konusunda iddialı değiliz, bu ülkeye hizmet etme konusunda da çok iddialıyız.

İstanbul size oy vermişti; bu Türkiye genelinden de oy alacağınız anlamına gelir mi? “Ali Müfit Gürtuna mı? Hiç şansı yok!” diyecekler çıkacaktır; onlara yanıtınız ne olur?
(Gülüyor…) Siyaset birtakım veriler üzerine planlanır. Halkıma şükran borçluyum. Görevim süresince ya da sonrasında nereye gittikse büyük sevgi ve ilgiyle karşılaştık.

Kendinize seçtiğiniz misyon nedir; diğer partilerden farklı olarak topluma ne diyeceksiniz?
Bizim misyonumuz uzlaşma. Biz artık bu toplumun içine nifak tohumları serpilmesine mani olmak, büyük bir uzlaşı sağlamak istiyoruz. Sorunlara kesin çözüm ve bilgiye dayalı siyasetin merkezi olacağız. Çözemezsek de bedel ödeyeceğiz.

Bir partiyi halka yeteri kadar tanıtabilmek için ciddi bir kaynak gerekiyor. Böyle bir işe kalkıştığınıza göre çok mu zenginsiniz?
Hayır çok zengin değilim ama 25 yıllık iş hayatımızdan gelen bir birikimim bulunuyor. Paraya dayalı bir siyaset yapmayacağız. O hormonlu siyaset olur. O yüzden biz halkı bizzat olayın içine çekmek istiyoruz.

Belediye Baskınlığı döneminizde üst geçitlerden ciddi bir servet edinmişsiniz. Bu ne kadar doğru?
Çok açık ifade ediyorum bizim icraatlarımıza akçeli işler hiç karışmamıştır. Yüzlerce, belki binlerce ihale yaptık. Hepsi açık oldu.

Bu satırları okuyan biri “Ben biliyorum akçeli işleri” diye çıkarsa?
Buyursun. O zamanki kanunda gizli yapılır denmesine rağmen bütün ihalelerimiz kamuoyuna açıktı. Şimdiye kadar tek itiraz vaki olmamıştır.

Peki öyleyse bu üst geçit laft nereden çıkıyor?
Bir sürü üst geçit yaptık, doğru. O projemiz sayesinde trafiği rahatlattık. Ama bu tür dedikodular bir hareketin çıkış noktasındaki basit iddialardır. Daha mazbatamı aldığım ilk gün belediyeye operasyon yapıldı. Bizi denetlemeyen müfettiş kalmadı. Bu durum, AKP iktidarına denk gelen bir buçuk yıllık dönemimde de devam etti, başkanlığım bittikten sonra da… Binlerce dosya incelendi. Oysa ben zaten bir yere imza atmadan önce beş kez incelettiren biriyim. Allah’a şükür arkamda lekeleyici, adaletsiz tek hatıra bile bırakmamak için çok özen gösterdim.

Ankara’da söylenen şu: AKP’ye yönelik tehdit oluşturacak bir noktaya gelirseniz hakkınızdaki dosyaların açığa çıkarılacağı. Sizin de kulağınıza böyle bir bilgi geldi mi?
Hakkımda bir şey bulmayı çok istediler. Ufacık bir şey bulsalardı bizi Sultanahmet Meydanı’na asarlardı. Ayrıca bunu söyleyenler kendi cam binalarına çok dikkat etsinler. Hani derler ya başkasının penceresini taşlayan kendi penceresine dikkat etsin diye…

Bir başka iddia da tam tersi yönde: Merkez sağı böleceğiniz için AKP sizin hareketinize ses çıkarmıyor. Bu doğru olabilir mi?
Birbirleriyle çelişen sözler. İftira olduğu buradan da belli. Çünkü biz bölme değil, birleşme esasına dayalı siyaset yapıyoruz.

Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanı olunca şaşırdım

İDO’nun başındayken görevden aldığınız Binali Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanı olduğunu gördüğünüzde ne düşündünüz?
Doğrusu şaşırmadım dersem yanlış olur.

Niye görevden almıştınız?
Bizim tarzımıza uymadı. Çalışma performansıyla alâkalı bir şeydi.

Çalışma performansını düşük bulup görevden aldığınız birinin Bakan yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk siyasetinin içinde bulunduğu açmazlardan biri. Ayrıca bizim görevden almamız tercih edilmesini de kolaylaştırmış olabilir. (Gülüyor) Bizim görevden aldığımız ve bugün iktidar kadrolarında olan çok kişi var.

***

Eski başkandan yerel gündeme ilişkin yorumlar

Halkın içki yasaklansın diye bir talebi yok

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kapatılan Fazilet Partisi’nden seçilmiştiniz; siz içki yasağını onaylıyor musunuz?
İnsanlara şöyle yap, böyle yapma deme durumunda olmamak gerekiyor. Hem teşebbüs açısından hem de insanların bireysel hayatları açısından. Nasıl kendi hayatımı özgürce yaşamak istiyorsam, ben de herkese aynı saygıyı duymak zorundayım.

Anayasa’mn 58’inci maddesi?
O maddenin bu konuyla ilgisi yok. Mesele oysa tamamen yasaklayın o zaman. Bir taraftan bakıyorsunuz TEKEL gazetelere sayfalarca ilan veriyor, bir taraftan bakıyorsunuz böyle bir argüman. Hangisi doğru?

Sizin yorumunuz bu ama AKP seçmeni ya da dindar kesim daha içkisiz bir Türkiye istiyor olamaz mı?
Hayır, doğrusu Türkiye’nin her tarafını dolaşıyorum ve halkın her kesimiyle irtibat halindeyim. Halkın bu tip talepleri yok. Halk bugün iş istiyor, aş istiyor, mutluluk ve huzur istiyor, uluslararası camiada da onurlu bir ülkenin vatandaşı olmak istiyor. Ama ben hiç kimseden “İçkiyi yasaklayın” diye bir talep duymadım. Trabzon’dan, Rize’den, Erzurum’dan, Konya’dan, Antalya, İzmir’e kadar hiçbir yerden böyle bir yakınma duymadım. İstanbul’da beş buçuk yıl belediye başkanlığı yaptım; bir kez bile “İçkili yerleri kapatacak mısınız” diye bir soru almadım. Yok böyle bir şey. Tabii ki bu millet kutsal değerlerine dokunulmasını istemez. Ama hem içkisini içen hem de kutsal değerlerimize laf söyletmeyen, ibadetini de yapan insanımız çoktur. İçki içmek, dini duygu taşımak, bayrağı sevmek, vatanı sevmek’85 Bunları sınıflandırmak, birilerine mahsus hale getirmek, Türkiye’yi kategorize etmek çok yanlış. İnsanları rahat bırakalım. İnsanlar özgürce hareket etsin. Siz 58’inci maddeyi gerekçe gösterirken, uyuşturucu yaşının kaça indiğinin farkında mısınız? Suç işleme yaşının kaça indiğinin farkında mısınız? Sigaraya başlama yaşı 6’ya indi. Bunlar niye göz ardı ediliyor?

O zaman siz niye kendi döneminizde yasağı kaldırmadınız?
Hayır, bizim dönemimizde yasak değildi. Daha önce başlatılan bir uygulama vardı.

Peki niye eski uygulamaya karşı çıkmadınız?
Karşı çıkacak bir şey yoktu zaten. Biz, bizden sonra ürettiğimiz her yeni mekanı serbest bıraktık, bir kısıtlama getirmedik.

Acaba eski yerlerdeki yasağı aleyhinize bir kampanya başlatılmasından, “İçkici Başkan” denmesinden çekindiğiniz için mi kaldıramadınız?
Biz daha önce içki yasağı olan yerlerden bazılarını özelleştirdik. Mot a mo aynı gitmedik. Oralarda yasak falan kalmadı. Tabii kriz üzerine kriz yaşanan bir ortamda yeteri kadar özelleştirme imkanını bulamadık. Bulsaydık biz hepsini özelleştirecektik. Çünkü ben devlet eliyle turistik işletme işletilmesine taraftar değilim.

Ya peki sosyal tesisler?
Evet, tabii bir de sosyal tesisler var.

Aslında özelleştirme yapılana kadar da hepsindeki yasağı kaldırabilirdiniz, ama yapmadınız. Niye?
Özelleştirme kapsamına alınca, öyle bir süreç başlayınca, işi o mecrada çözmeyi istedik.

Belki de partiyle ilişkilerinizi germek istemediniz?
Hayır, ben daha önce de söyledim. Eyüp Camii çevresi dışında bizim zamanımızda yeni bir yasak getirilmedi.

Yani yasağı ben de doğru bulmuyordum diyorsunuz galiba.
Tabii. O yerler özelleştirmeli; alan işletmeci ne isterse öyle hizmet vermeli.

Halkı cami karşıtı gibi gösteriyorlar
Birincisi cami yapmak belediyenin işi değildir; belediyenin işi planlama yapmaktır. İkincisi siz Kadıköy’de planlanan mevcut cami alanına akaryakıt istasyonu ve konut yapıyorsunuz sonra da tek tuk kalmış yeşil bir alana cami yapacağım diyorsunuz. Bu ister istemez insanlarda bir tepkiyi de beraberinde getiriyor. Burada en üzüldüğüm nokta işin cami taraftarları ve karşıtları işine dönüştürülmesi. Ama ne yazık ki Türkiye’de eğer halkın karşısına çıkacağınız projeleriniz yoksa oy almak için geriye bir şeyiniz kalıyor: İstismar ve slogan!

Bu rakam kimseye izah edilemez
Sizce çok mu aptallardı da İngilizler London City’yi, Fransızlar da La Defance’ı gidip şehrin dışına kurdular. Ayrıca Dubai işinden bir yabancı sermaye kazanıldığı da yok. Çünkü belediyenin elde edilecek hasılattan yüzde 20 hakkı vardı. Böyle bir araziyi su içinde yüzde 50’ye verirdiniz. Biraz daha zorlaşanız yüzde 60-70’e varırdı. Ama yapmadılar. Ayrıca bu arsalar o kadar kıymetli ki daha temel atmadan satışı biter ve milyar dolar kazanılır .Yani burada para kazanan Türkiye değil, onlar. Kat karşılığı ilanla satışa çıkarsalardı, herkes bu işe girerdi. Bu rakam kimseye izah edilemez bir rakamdır.

Devlet türbanda uzlaşmaya hazır

Sizin devletin “türban hükmü”yle hiçbir kavganız yok mu?
Birincisi kavga bizim üslubumuzun çok dışında. Her konuyu ancak müşterek noktalara gelerek çözebiliriz. Bence bugün asker de üniversitelerin yönetimi de müşterek bir çözüme hazır. Ama “Arkadaş ben sizi yendim. Sizin sırtınızı yere getirdim” derseniz bu iş olmaz. Çözümü siz engellemiş olursunuz. Bazılarının türbanı bir simge olmaktan çıkarması, bazılarının da dediğim dedik noktadan dönmesi gerekiyor.

Röportaj: Devrim Sevimay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir