BEŞ ŞEY, BEŞ ŞEYE KARŞILIKTIR

Ortak akıl, sürekli dile getirdiği, küresel ısınma ve her gün daha çok kaygı uyandıran bir boyuta gelen şiddet için sürekli çözüm arayışı içinde.

Dünyamızı adım adım saran ve ilerleyen küresel ısınma sonucu bozulan tabiatın dengesini düzeltmek için hemen her gün televizyonlarda ve yazılı basında bir takım öneriler fikirler sunulmakta. Öyle ki televole programlarında bile magazin aktörü bir takım insanlar, artık suyu israf etmemek gerektiğini, elektrik sarfiyatını önlemek için bir takım tasarruf girişimlerinden bahseder oldular. Önü alınamaz bir vahşetle dünyayı yakıp yıkıp tahrip eden zihniyetin çare aramaları da çözüm üretmeleri de tirajı komik ve elbette ki yapıcı değil…

İnsanoğlu kendi yıkar, kendi ağlarmış… Eski İstanbul fantezileri ile anılan Hacivat-Karagöz gösterilerinden hatırladığım bir ifade var: “Yıktın haneyi eyledin viran, varıp sahibine haber vereyim heman” Televizyon ve internet dalgasına kapılmadan önce insanların eğlencesi olan bu oyunlar bile tasavvufi bir öğreti içinde sunulurmuş. Şimdi her şeyde nasıl bir yıkıcılık tahribat varsa eskiden her şeyde bir yapıcılık, tüme varıma işaret eden bir tutum söz konusu… Tüm mevcudatın tek sahibine gizli bir yöneliş, her müşkül karşısında sahibine bir sığınan bir mümin tavrı var…

Tüm mevcudatı yoktan var eden Rabbine itibar etmeyerek, başkaldıran insanoğlu çareyi çözümü yine, hala ısrarla kendi teknolojisi ile arıyor. Alemin tek sahibinin, varlık üzerinde tek tasarruf sahibi olduğunu hatırlamak bile istemiyor! Oysa bu hazin yıkıcı son yüzyıllar öncesinden ilan edilmiş bir sonuç. Şöyle ki:
İbni Abbas Radıyallahu Anhuma dan rivayet edildiğine göre Kainatın Efendisi şöyle buyurmuş: “Beş şey, beş şeye karşılıktır.” Sahabe-i Kiram, beş şeyin açılımını sormaları üzerine Fahri Kainat Aleyhisselam, açıklıyor:

• “Bir kavim, ahdi yani Allahu Teala ya ve insanlara verdiği sözü bozarsa mutlaka düşmanları onlara musallat edilir. (Elbette ki bu formül bireysel anlamda da, toplumsal manada da söz konusudur.)
• Bir millet, Allah’ın indirdiği hükümlerden başkası ile hükmederse, mutlaka onların içinde fakirlik yayılır.
• Bir toplum içinde zina yayılırsa, mutlaka onların içinde ölüm çoğalır.
• Bir kavim ölçüyü ve tartıyı eksik ederse, yani tıpkı şimdiki gibi ticari ahlakı bozulursa, alış verişi hile ve hurda olursa mutlaka kuraklık olur, bitkilerden eksilme olur…
• Bir cemaat, zekat vermezlerse mutlaka, yağmur ve bereket azalır…”

Bir matematik denklem, fizikte ki etki tepki kanunu gibi bir düzen söz konusu yani…

Vatan satılıyor, topraklarımız bölünüyor diye feryat edenler, tabiatın dengesi bozuldu, küresel ısınma diye inleyenler, şehirlerde şiddet kapkaç tecavüz vakaları arttı diye çözüm arayanlar… Sorunu hep yöneticilere, idarecilere fatura etmekle kurtulacağını sanıyorlar ama korkarım pabuç biraz pahalı…

Mühendisler teknolojik olarak, toplum bilimciler sosyolojik olarak kim bilir ne çok kurtuluş projesi ve reçetesi sundu ve daha da sunacaklar. Bilenler çok iyi bilir ki netice-i kelam mevzu bu beş şeydir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir