BİLDERBERG’İN ŞİFRESİ VE ES SELAM 98

Bilderberg`le alakalı yazı yazanların kervanına netpano.com`dan katılayım dedim.
Fakat biraz daha içrek bilgilerle.

Uzatmayacağım, sadece hiç yazılmayan ve çizilmeyen içrek bölümü anlatacağım

kısaca. Bu toplantılar yılda birkaç kez yapılır.Yapıldığı ülkede günler

öncesinden sıkı güvenlik tedbirleri alınır ve değişik şaşırtmalarla

yönlendirmeler yapılır.Yer, otel adları gibi mekanların isimleri medyaya

üflenir ve dünya çapındaki siyasetçiler, sanatçılar, iktisatçılar ve

gazeteciler büyük bir gizlilikle toplantılara çağrılır. Toplantı süresince

yemekler, kokteyller, brifingler verilir. Halk şöyle düşünür: “Madem çok gizli

deniyor; ama falan gazetecide, filan politikacıda çağrılmış. Demek ki abartıldığı gibi bir gizlilik yok.”

Bu kısım

halk tarafından düşünülmesi istenen kısımdır. “Çağrılan ülkenin falan yalaka

gazetecileri, filan menfaatperest

politikacıları zaten bilinir. Bunlara “HÖT!” desen bilgileri kusarlar.

Demek ki bu bir efsane, söylenti…” Evet bu algılamalar beyinlere takdim edilir.

Tabi bu işin maksatlı kamuflesidir. İşin iki önemli kısmı vardır.

KISIM 1

Bu toplantılara çağrılan emekli politikacılar,

yıldızı parlatılmak istenen gazeteci ve medya mensupları ve daha başkaları, bu

toplantının elit yüksek düşünce sahipleri tarafından mevcut sisteme bir

mesajıdır. Mesela falan eski politikacı, filan gazeteci çağrılmış. Haaa, mevcut

medya, siyaset ve bürokrasi çevreleri bu mesajı alır ve ” Onları falan mevkiye

getirelim… Şu gazeteciyi filan mevkiye getirelim…Çünkü yüksek elit düşünce

sahipleri efendiler bunları boşuna mı bu toplantılara çağırmışlardır?”

Bu kısım 1, halkın “Gizli olsaydı bunlar

çağrılmazdı.” kısmına bir cevap olsun. Fakat asıl içrek olan ve bilinmeyen

bilgi kısım 2`de.

Bölüm 2, sahne 1. Bölümün adı: BİLDERBERG`İN ŞEFAATİ.

Bir siyasetçi vardır. Emeklidir veya siyasi

arenada işi bitmiştir. Fakat derin bir nüfuzu vardır. Bürokrasiyle, medyayla

vs. Katılanlara asıl mesaj yemekler esnasında olur. Bir yemek esnasında dinleme

cihazlarına şöyle bir söyleyişi takılır. Ama hemen söyleyelim bu siyasetçi

ölümcül kanser hastasıdır. A.B.D. gibi büyük ülkelerin doktarları bu kişiye bir

ömür bile biçmişlerdir. Bilderberg şefaatçisi, A.B.D.`den gelen ibrani asıllı

efendi şöyle der bu eski siyasetçiye: “Efendim bu yıl Amerikan kongresinde

sunulan ilaç raporunda çok gizli bir ilaç, tam sizin hastalığınıza yüzde yüz

çare olacak şekilde, evet bu ilaç bulundu ve klinik aşamasından geçti.

Adamlarımızın elinde.” (Bir not: İlaç firmaları buluşlarını her yıl

A.B.D. kongresine

sunarlar ve ödenek, destek isterler.) Bilderbergci devam eder: “Siz bizim için

çok önemelisiniz. Efendim, X konseyimiz sizi çok önemsiyor. Bu ilacı büyük bir

gizlilik içinde size getireceğiz. Bağlantı kuruldu gerekli birimlerle.” Kanser

olan eski siyasetçi heyecanlanır. Söz konusu hayatıdır. Teşekkür eder. Bir an

önce ilaca kavuşmak istediğini söyler minnettar bir ses tonuyla. Bilderberg

efendisi şunu fısıldar bu biçareye: “Efendim hiç merak etmeyin. Şu falanca şahıs

her an müjdeli haberi getirebilir. Yalnız sizden bir ricası var efendim.”

(Acaba nedir nedir?) Eski siyasetçi sorar. Şefaatçi efendi şunları söyler:

“Size bu gizli ilacı temin edecek falan şahsın burada, vakıflarda çok önemli

bir gönül bağı olan bir dostu var. Bu yasanın geçmesi için nüfuzunuzu

kullansanız… siyaset, medya ve gerekli odaklarla? Bunu sizden istirham ediyor.

Bu onun için çok önemli. Vakıflar yasası bu şahıs için çok önemli bir mesele.

Adeta bu şahsın hobisi, takıntısı. Tamamen insani bir takıntı. Biliyorsunuz vakıflar

insaniyet içindir.”

Biçare siyasetçi, hayatı bu ilaca bağlı olduğu için, ” Hay hay! Elimden

gelen her şeyi yapacağım, hiç merak buyurmayın.” der. Tabi filmin sonunu

bilmem, nüfuz kullanılmışmıdır bilemem. Bildiğim biçare rahmetli olmuştur.

THE END.

Ama devamı çekilinebilir. Bu anlattığım hayal ürünü bir senaryonun kaba taslak

halidir. Dizilere sunulur. Merak etmesinler telif ücreti talep etmiyorum. Tıpkı

bazılarına etmediğim gibi. Bilderberg`in şifresi meselesinde sadece siyasetçi

olacak diye bir şart yok. Mesela niye bir gazeteci olmasın? Senaryo bu ya,

danışman olur bir politikacıya… Bilderberg`in insan hayatı ile ilgili

zaaflarını kullanarak iş bitiriciliği konusunu bir yana bırakıp bir başka

konuya geçelim
İki sene önce, yine bir şubat ayında (03 şubat

2006),

hac dönüşü hacılardan oluşan 2000 kişilik bir gemi, Kızıldeniz`de yol

alırken ve hava sıcak, deniz sakin, rüzgar ve fırtına suskunken esrarengiz bir

şekilde batıverdi. Bu konu medyada kısa da olsa yer aldı o dönem. Bende sık sık

televizyon ve radyo programlarında dile getirdim. Kitabımda da vardı demiyeceğim reklam yapıyor denmesin

diye.

Fakat 2000 kadar hacının şehit olduğu Kızıldeniz`de batan bu gemi İslam

Alemi tarafından bir haftada unutuluverdi. Titanik battıktan seneler sonra bile

filmlerinin yeni versiyonları çevrilip, Oskar ödülleri verilerek gündemde

tutulması bir yana, bari bizde bizim Es Selam 98`i ikinci sene-i devriyesinde

ruhlarına Fatiha okuyup hatırlatalım dedik. Bir bilgide şöyle sunmak isterim

müsadenizle efendim. Tarihin bin küsür sene önce diyelim bir yılında, Mübarek

Kabe sular altında kalır. Çok ağır hasar görür. Fakat tamir edecek malzeme

yoktur etrafta. Ama o günkü müminler Kızıldeniz`de bir gemi batığı görürler

karaya vurmuş ve parçalanmış bir şekilde. Bu ağaçtan yapılmış geminin

parçalarından alıp Kabe`yi bu geminin ahşap kısımları ile tamir ederler. Bu

tadilatlar sonunda tamir olunan Kabe`nin ağaçtan yapılan o mübarek kısmından

bir bölümü İstanbul Topkapı Sarayı`ndadır. Ecdadımız onları hürmeten saklar ve

şu an hala oradadır. Meraklıları bu olayın tarihini ve detayını araştırsınlar.

Ben çok bulgulara rastladım fakat şu benzerlik çok dikkatimi çekti. Kabe`nin

tadilatında kullanılan gemi Kızıldeniz`de batmıştı ve Es Selam 98`de 2006

şubatında yine Kabe ile alakalı olan hac vazifesi dönüşü hacılarımızla

Kızıldeniz`de battı. Biri Kabe`yi tadilat dolayısı ile “maddesini” tekrar inşa etti, Es Selam 98`de inşallah manasıyla

Kabe`yi “manevi olarak” tekrar inşa edecek. Tefekkür ehline arz ederim.

Gemideki tüm hacılarımızın ruhuna bir Fatiha-i şerif esirgemiyelim inşallah. Ve

biraz daha vefalı olalım temennisi ile.

Not: Sizlerden gelen yoğun maillere cevap

veremiyoruz diye lütfen gönül koymayın. Hepsi sırada. Kısa kısada olsa hepsine

cevap verinilmeye çalışılacak inşallah. Benim bir kardeşim ilgileniyor

titizlikle. Mümkün mertebe okuyup ona teslim ediyorum. Dualarınızı

esirgemeyiniz. Saygı ve sevgilerimle Oktan Keleş.netpano.com

[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir