Bilgi çağı nedir, ne değildir?

İnsanlık tarihi boyunca bu kadar hızlı bir dönüşüm olmuş mudur? Yazılı tarihe baktığımız zaman benzer bir süreç göremiyoruz. Elbette insanlığın birikimi sonucunda gerçekleşti bütün bunlar. Binlerce yılda biriken bilgi ve tecrübe bir anda patlamaya başladı. Son elli yılda olanlara bir göz atalım:

Tel dolabı, buzdolabı, derin dondurucular. Kuzineli soba, davul fırın, mikrodalga fırını… Külle yıkanan çamaşırlar, merdaneli çamaşır makinesi, derken tam otomatik çamaşır makinesi… Bir anda bu kadar değişimi saymaya kalktığımız zaman gözlerimiz kamaşıyor…En önemlisi ise iletişim alanında: Manyetolu telefondan dijital telefona, araç telefonundan cep telefonuna… Lambalı radyolar, transistorlu radyo ve dijital radyo. Televizyon da kısa sürede büyük mesafeler katetti: Siyah-beyaz, renkli, plazma televizyon ve HDTV… Uydular, fiber optik kablolar … Ve internet: En büyük bilgi devrimi… Dünyayı birbirine bağlayan ağlar. Devasa elektronik kütüphaneler….Hızlı dosya transferleri….Böylece radyo-televizyon yayını da yepyeni bir sürece girmiş oldu… İnternet üzerinden yapılan görüntülü telefonlaşma dönemi ise iletişimde çok farklı boyutlar kazandırdı…

Bilgi çağının asıl lokomotifi bilgisayar ve internet… Fakat sadece bilginin çokluğu değil, bu çağı bilgi çağı yapan. Zira bunca gelişmeyi sağlayan, bilginin çokluğundan ziyade, bilginin kullanılmasıdır. Bilginin hayatımıza girmesi ve sorunlarımızı onunla çözdüğümüz oranda bilgi toplumu oluyoruz. Bize düşen, bu bilginin içinde kaybolmadan, gerekli bilgiye en kestirme yoldan ulaşmak ve onu kullanmak. Aksi takdirde bilgi çokluğu, bilgi kirliliği, olarak da karşımıza çıkar ve faydadan çok zarar verir bize.

Peki ya eğitim sistemi? Mevcut eğitim sistemi bilgi çağının ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılıyor? Bir tarafta böylesine göz kamaştırıcı bir hızla değişen ve dönüşen teknoloji ve bilgi bombardımanı. Öte yandan yüzyıl öncesinin anlayışıyla kurulmuş bir eğitim sistemi. Geçen yüzyılın başlarında, insanı “alet yapan hayvan” olarak gören, pragmatist eğitim felsefesinin öncülerinden John Dewey tarafından oluşturulan bir eğitim anlayışının bu çağı taşıması mümkün değil. Çünkü insan sadece alet yapmıyor. Bilgi üretiyor, bilgiyi kullanıyor. Dahası, sadece bilginin insanlığı mutlu edemediği de bir gerçek. Mevcut eğitim sisteminin bu dönüşümü taşıyamayacağı gün gibi ortada. O halde eğitim sisteminin ve anlayışının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Başka yolu yok bunun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir