BİLİM TARİHİNDE DÖNÜM NOKTASI

George Saliba, bilim tarihinde yepyeni bir pencere açıyor. Bilinmesi ve mutlaka takip
edilmesi gereken bir isim. ABD’nin Kolombiya Üniversitesinde görev yapan çok saygın
bilim tarihçisi. Aslen Lübnan asıllı bir Hıristiyan. Özellikle İslam medeniyetinin bilime
yaptığı katkılar konusunda bugüne kadar bilinmeyen çok önemli ve doğru şeyler söylüyor.
Bu özelliğinden dolayı da İsrail’in ve siyonistlerin nefretini celbediyor. Hatta anti- semitik
görüşlere sahip olduğu iddiasıyla kendisini mahkemeye verip üniversiteden uzaklaştırmaya
bile çalıştılar.


George Saliba bugüne kadar yazdığı kitaplarla bilim tarihinde çok önemli pencereler
açtı. Özellikle yakın zamanda Türkçeye kazandırılan bir kitabı (İslam Bilimi ve Avrupa
Rönesansının Oluşumu-Mahya Yayınları) ezber bozan iddiaları gündeme getiriyor.


Bu kitabı okuduğunuzda, İslam dünyasındaki bilimsel uyanışın sanıldığı gibi 11.yüzyılda
bitmediğini, bilakis sonraki dönemlerde artarak 17. ve hatta 18. yüzyıla kadar devam
ettiğini görüyorsunuz. Bazıları İmam Gazali’den sonra İslam dünyasında felsefenin ve
bilimsel geleneğin gerilediğini iddia ederler. Oysa Mekanikte El Cezeri (ö.1205), mantık,
matematik ve astronomide Esireddin l Ebheri (ö.1240), Müeyyeddin El Urdi (ö. 1266),
Nasreddin Tusi (ö. 1274), Kutbeddin El Şirazi (ö.1311) Alı Kuşçu (ö.1474), Şemseddin El
Hafri (ö.1550) gibi özgün çalışmalar yapmış büyük bilginleri nasıl izah edeceksiniz? 1241
yılında Yunanlı meşhur tıpçı Galen’i yerden yere vuracak kadar eleştiriler yapma cesareti
gösteren ve kan dolaşımı sistemini bulan İbni Nefis’i görmemek mümkün mü? Ve elbette
Galen’in kuramlarına itiraz eden bir başka isim daha akla geliyor: Ebubekir El Razi…
Razi’nin suçiçeği ile kızamık arasındaki farkı anlatan bir kitap yazarak tıp bilimine yaptığı
katkıyı hatırlamamak olmaz.


İbni Heysem de Batlamyus gibi ünlü Yunan bilgininin çalışmalarını didik didik etmiş ve
büyük bir cesaretle onun hataları bulup ortaya çıkarmıştır. Böylece Galile ve Kopernik’in
ilerleyeceği zemini hazırlamıştır. Zira İbni Heysem ve diğer İslam bilginleri sayesinde
astronomi ilk defa fal aracı olmaktan çıkıp gerçek bilim hüviyetine kavuşmuştur. Nitekim
İslam bilginleri hem gözlem yapmış; hem de matematik üzerinde çalışarak astronomiyi
tutarlı bir hale getirmişlerdir.


Yine Geroge Saliba’dan öğreniyoruz ki, gerek Emevi ve gerekse onun rakibi olarak
devreye giren Abbasi döneminde tercüme faaliyetlerine büyük önem verilmiş. Siyasi yapı
el değiştirdiği halde bilim geleneği ve kurumlar aynen devam etmiştir. Bu dönemde iddia
edildiği gibi sadece tercüme yapılmamış. Bağdat’daki Beytül Hikme’nin bir akademi ve
düşünce kuruluşu gibi çalıştığını görüyoruz. Aynı zamanda ele alınan eserler çok ciddi bir
eleştiriye tabi tutulmuş ve onlardaki hatalar ortaya çıkarılmıştır. Bilimsel çalışmalar devlet
tarafından büyük destek görmüş. En önemlisi de, devlet yönetiminde görev almak isteyen
bürokratlar bilim konusunda kendilerini geliştirme ihtiyacı hissetmişler. Zira o dönemde
bürokraside yükselmek için aranan en büyük özellik bilimsel altyapı olmuştur. Sadece bu
bile bilim ve düşüncenin gelişmesi için yeterli bir sebeptir.


George Saliba, Avrupa Rönesansının sadece Grek medeniyeti üzerine kurudulğu tezini de
kökten çürütüyor ve bu konuda çok farklı şeyler söylüyor: “Rönesans dönemine gelinceye


kadar Arap bilimi, Yunan bilimi ile aynı seviyede olacak şekilde önemli atılımlar yapmıştı.
Bu konuda Vesalilus’un ‘bu Araplar şimdi bize Yunanlılar kadar yakın’ ifadesi bizim için
bir kılavuz olabilir. Ama gözlemsel bilim açısından Arap bilimi, tüm yanlışları ortaya çıkan
Yunan biliminden kesinlikle çok daha üstün olarak kabul ediliyordu.”


George Saliba, bu arada İslam dünyasındaki güçlü bilim geleneğine örnek olması açısından
çok önemli bir ayrıntıya daha dikkat çekiyor. Hülagu Bağdat’ı yerle bir ettikten sonra,
Nasireddin Tusi Moğollara esir düşüyor. Ve 400.000 kitapla Tebriz yakınlarındaki İlhanlı
kalesine gidiyor. Orada işgalci güçleri ikna ediyor ve ünlü Meraga gözlemevini kurduruyor.
Bu arada İlhanlıların Müslüman olması onun işini daha da kolaylaştırıyor ve buradaki
Moğol yöneticileri, yıkmaya geldikleri İslam medeniyetinin bir parçası oluyorlar. Bu da o
toplumda mevcut olan yüksek kültür medeniyet seviyesini gösteriyor. Zira daima üstün
olan kültürler kendilerinden daha aşağı olanlar üzerinde hakimiyet kurarlar. Tarihe farklı
bir pencereden bakmak isteyenler George Saliba’nın tüm kitaplarını okumalılar. Ama
özellikle son kitabı kaçırılmaması gereken bir çalışma.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir