Bilinmeyen Askeri İstihbarat Örgütü: DIA

Bugün dünyanın tartışmasız en gelişmiş istihbarat ağına sahip ülkesi Amerika. Peki DİA hakkında bilginiz var mı ?

Bugün dünyanın tartışmasız en gelişmiş istihbarat ağına sahip ülkesi Amerika. Amerika da ulusal güvenlik örgütü, merkezi haberalma örgütü federal soruşturma dairesi, ulusal keşif ofisi gibi bilinen tam 13 tane istihbarat örgütü var.
Bunlardan, DİA yani savunma istihbarat örgütü Amerika nın askeri istihbaratını yürüten en tepedeki organ. almaktadır.

Bugün dünyanın tartışmasız en gelişmiş istihbarat ağına sahip ülkesi amerika. Amerika da ulusal güvenlik örgütü, merkezi haberalma örgütü federal soruşturma dairesi, ulusal keşif ofisi gibi bilinen tam 13 tane istihbarat örgütü var.

Bunlardan, dıa yani savunma istihbarat örgütü amerika nın askeri istihbaratını yürüten en tepedeki organ.
Dıa savunma savaşı yapan bir istihbarat örgütü olarak biliniyor.. Tüm dünyada 7000 üstünde askeri ve sivil çalışanı var. Dıa nın görevi diğer istihbarat örgütlerinden farklı olarak yabancı ülkelerin askeri güçlerine istihbarat desteği sağlamak ve böylece onları yönlendirmek. Aslında dıa bu yöntemle diğer ülkelerin de askeri güçlerinin amerikan politik çıkarlarına uygun olmasını sağlıyor

DİA ın resmi sitesinde 1960 larda üstlendiği görevler çin in yeniden yapılanma sürecinde yer almak, kıbrıs ve kasmir bölgelerinde kontrolü elinde tutmak olarak gösteriliyor

Dıa 1961 yılında soğuk savaş yıllarında kuruldu. Aslında cıa 40 lı yıllarda kurulduğunda amerikadaki tüm istihbatı tek elde toplamak amaçlanıyordu. Ama sonra pentagon kendi istihbarat örgütünü kurmaya karar verdi. Ve böylece geleneksel cıa pentagon çekişmesi de başlamış oldu. Dıa kurulur kurulmaz kendini küba füze krizinin içinde buldu. Dünyanın dört bir yanına dağılan örgüt üyeleri küba daki üslerde sovyet füzelerinin bulunduğunun istihbaratını verdi. Bunun üzerine amerika birleşmiş milletler güvenlik konseyine küba daki sovyet füzelerini fotoğraflarıyla belgeleyince sovyetler birliği füzelerini çekmek zorunda kaldı. Dıa ilk operasyonu başarıyla tamamladı.
Dıa ın resmi sitesinde 1960 larda üstlendiği görevler çin in yeniden yapılanma sürecinde yer almak, kıbrıs ve kasmir bölgelerinde kontrolü elinde tutmak olarak gösteriliyor. 60 ların sonund ise vietnam saldırısı, sovyetler birliğinin çekoslovakyayı işgali özellikle ilgilendiği konuların başındaydı. Vietnam savaşında dıa in üstlendiği görev güneydoğu asya da kaybolan ya da kaçırılan amerikan servis elemanlarını bulmak ve rapor etmekti.

1970 li yıllarda ise dıa ve cıa arasındaki gerilim washingtonu iyiden iyiye rahatsız etmeye başladı. 3 kasım 1970 de savunma bakanlığı istihbarattan sorumlu bir başkan yardımcılığı görevi yarattı. Bu kişinin görevi cıa ile diğer istihbarat örgütleri arasındaki ilişkiyi sağlamak ve bütün örgütleri kontrol etmekti. Bu kişi ise dıa in başkanı olacaktı. Asıl amaç nixon döneminde patlayan waterfgate skanladıalında kendisini dinlemeyen cia’ye karşı alternatif bir seçenek yaratmaktı. Tabi bu durum cıa i rahatsız etti. Yani aslında nıxon döneminde yapılan bu değişiklik dıa i istihbaratları değerlendiren bir nevi karar merci durumuna getirmiş oldu.

Ama cıa in eli kolu bağlıydı. Dıa ise 70 li yıllarda başta lübnan olmak üzere sri lanka. Şili, angola gibi birçok ülkeye ajanlarını yerleytirmeye başladı. (servisin ilgi alanına giren ülkeler lübnan, sri lanka. Şili’deki salvador allende rejimi, güneydoğu asyadaki savaş tutsakları. Angola’daki bağımsızlık hareketleri, ethopya’daki darbeydi.
Rusya’nın ve Amerika’nın askeri istihbarat servislerinin başlarının buluşmaları, görüşmeleri hakkında medyaya yansıyan bilgi ve haberler ne yazık ki kısıtlı

1980 yılına gelindiğinde dıa artık amerikanın askeri operasyonlarına yön veren istihbarat teşkilatı konumuna geldi. 80 li yıllardaki en büyük görevi ıran ırak savaşı sırasında ırak güçelirine yardımcı olmaktı. Iran ırak savaşı sırasında dıa dinlediği telsiz konuşmaları, çektiği uydu fotoğrafları ile roket saldırılarının nerelere yapılacağını haber vererek ırak ordusunu bilgilendirdi. Ve ırak ın hava operasyonalarını bizzat yönlendirdi. Irak ta o dönemde tam 60 dıa ajanı bulunuyordu. Dıa mensuplarının ıraklı askerlerle bizzat operasyonlara gittikleri dahi oldu. Bir dıa yetkilisi rıck francona emekli olduktan sonra, 1988 yılında bizzat ıraklı askerlerle beraber kimyasal silahların ve atropin gazının üretildiği tesisleri gittiklerini ve bu silahları da rapor ettiğini açıkladı. Diğer bir üst düzey dıa yetkilisi albay lang ise “biz hiçbir zaman sivillere karşı kimyasal silah kullanılmasını onaylamadık, ama askeri birliklere karşı kullanmak bazen kaçınılmaz olabilir.” diyordu yani aslında amerikalılar kimyasal silahların varlığını ve iran a ve kürtlere karşı kullanıldığın dıa sayesinde biliyorlardı.

80 li yıllarda dıa nın bir diğer operasoynu ise panama diktatörü nuriegaya karşı idi. Aslında noriegayı önce bünyesine alan ve eğiten dıa olmuştu. Ama ardından noriega cıa saflarına katıldı. Ve 1976 yılında cıa in başkanı olan baba bush un noriegaya 110 bin dolar ödediği bilinen bir gerçek. Ama noriega buna rağmen güney amerikadaki uyuşturucu trafiğini kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmeye uzun süre devam etti. Noriega amerikanın kontrolünden iyiden iyiye çıkınca dıa ve cıa ortak operasyonu ile kaçırıldı.

1990 yılarda istihbarat daha aktif bir role büründü. Artık yalnızca istihbarat yapılmıyor aynı zamanda operasyonlarda da aktif rol alınıyordu… Irak körfez krizi sırasında dıa en etkin rolünü üstlendi. Özellikle kuzey ırakta konuşlanan dıa ajanları ırak güçlerini kuveytten kovmak için koalisyon güçlerine yardım etti. Çöl fırtınası operasyonu başladığınoa 200 dıa ajanı oradaydı. Dıa ajanları nın buradaki görevi abd nin dönemin dış işleri bakanlığına sunduğu bigi notunda şöyle yazıyordu.

” işgal edilen topraklarda kendilerine yakın gördükleri insanlarla ilişki kurup, mahalli idare ve hükümete karşı koyma, çeşitli sabotaj ve kontgerilla taktiklerini öğretme”
istahbaratın yöntemi ise istihbaratı direk halktan sağlamaktı. Yani dıa körfez savaşı boyunca kuzey ıraktaki amerikan güçlerini ve ırak a muhalif güçleri yönlendirdi.
Dıa 90 lı yıllarda bir kez de yugoslavya iç savaşı sırasında sahneye çıktı. Dıa in iddiası yugoslavyaya hava saldırısı düzenlenmesi durumunda miloseviç in kosovalı arnavutları 1 hafta içinde sınırdışı edeceği ya da etnik temizliğe girişeceği idi. Bu konuda abd yi uyardı. Ama dıa in istihbaratı ciddiye alınmadı.

Son günlerde ise Türkiye de aralık ayının ortalarında abd savunma dairesinden amerikan vatandaşlarına bir uyarı geldi. Türkiye deki amerikan vatandaşları bir terörist saldırı ihtimaline karşı uyarıldı. El kaide örgütünün incirlik üssüne kimyasal saldırabileceği söylendi. Washington times gazetesinin haberine göre bu istihbarat da dıa kaynaklaydı.

Son dönemlerde basına yansıyan dıa ile ilgili önemli haberlerden biri dıa ile rusya nın en gizli istihnbarat servisi gru arasında yapılan bir görüşmeye dair. Gru başkanı korgeneral valentin korabelnikov 16 şubatta washington a gitti. Dıa in üst düzey yetkilisi thomas wilson ile görüştü. Görüşmenin konusu uluslararası terörizme karşı birlikte savaşmaktı. Ama daha da önemlisi gru amerikanın afganistanda ele geçirdiği ve guantananomaya götürdüğü bazı rus vatandaşlarını sorgulamak için iadelerini talep ediyordu.

Bugün k ırak ta birçok amerikalı var. Bunlardan bir kısmı cıa mensubu olduğu gibi bir kısmı da dıa mensubu. Çünkü dıa görevi savaşta kendi tarafında olacak olan güçlere istihbarat kaynakları ile destek vermek. Yani nasıl iran ırak savaşında amerika ırak ı desteklediyse bugün de dıa kuzey ırak ta aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Bu yüzden bundan bir süre önce pkk ile bazı amerikalıların görüştüğüne dair haüber çıkınca ilk akla gğleen dıa oluyor. Cıa kuzey ırak ta bizzat şüphelendiği kişileri sorguya alırken, dıa ise yapılacak operasyonlar için yani savaş hazırlığı için devreye giriyor.

Yani aslında bugün amerika nın tüm istihbarat birimleri ama özellikle de dıa alarm halinde. Abd yeni bir savaş yöntemi istihbarat savaş ı ile ırak ı ve saddamı çok daha kısa sürede devireceğine inanıyor.

Kim demiş Rusya yalnız?

Rusya’nın bilinen dört istihbarat servisi var: İç istihbarattan sorumlu FSB, dış istihbarata bakan SVR, haberleşmeyi izleyen FAPSI ve askeri istihbarat servisi GRU. Bunlardan FSB, hakkında çok şey bilinen, yazılan iken; GRU hakkında bilinenler ve yazılanlar ise yok denecek kadar az…

Son dönemlerde basına yansıyan dıa ile ilgili önemli haberlerden biri dıa ile rusya nın en gizli istihnbarat servisi gru arasında yapılan bir görüşmeye dair.

Rus Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı, tam ismi Ana İstihbarat Direktörlüğü olan GRU kapalı bir kutu adeta; medya sadece bu servisin başındaki adamı biliyor o kadar. GRU Başkanı Korgeneral Valentin Korabelnikov. İşte bu General Korabelnikov geçen şubat ayının 16’sında Washington’daydı. Amerikan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Richard B. Myers ve Amerika’nın askeri istihbarat servislerinden Savunma İstihbarat Kurumu (DIA) Thomas Wilson ile GRU ve DIA’nin milletlerarası terörizm ile mücadelede yapacakları işbirliğini ve detaylarını görüştü. Birkaç ajansın kısa haber olarak geçtiği bu önemli görüşmede Korgeneral Korabelnikov, GRU’nun Amerikan kuvvetlerinin Afganistan’da ele geçirdiği bazı Rus vatandaşlarını sorgulama isteğini de muhatabına iletmiş bulunuyor. Rus İzvestia gazetesine göre, Amerika’nın Küba’daki askeri üssüne götürülenler arasında iki de Rus vatandaşı varmış ve Rusya Amerika’dan bunların iadesini talep etmiş.

Rusya’nın ve Amerika’nın askeri istihbarat servislerinin başlarının buluşmaları, görüşmeleri hakkında medyaya yansıyan bilgi ve haberler ne yazık ki yukarıya aldığım kadar. Daha fazlası olmadığı gibi daha fazlasını öğrenmenin, bilmenin imkanı da yok; ama her halükarda bu buluşma çok önemliydi tabii; çünkü ben daha önce bu iki askeri istihbarat başkanlarının buluştuğunu, görüştüğünü sanmıyorum. Bu buluşma da Amerika ile Rusya arasındaki ‘ilklerden birisi’ galiba. Tabii bu da 11 Eylül saldırılarının bir başka sonucu…

GRU, anlattığım bu haberin dışında bugünlerde Rusya’da beklenmedik bir şekilde bir vesileyle bazı çevrelerde kendisinden söz ettiriyor. Bu vesile, Rusya’nın Küba’da bulunan Lourdes adlı elektronik dinleme istasyonu ile ilgili. Hatırlanacağı gibi Rusya, bir süre önce bu istasyonu kapatacağını resmen açıklamış, bu suretle Amerika ile yakınlaşma yönünde önemli bir jestte bulunmuştu. Bugünlerde ortaya çıkan haberlerden Lourdes’in kapatılma kararını verenin GRU olduğu anlaşılıyor. Söylenenlere göre GRU, SVR ve FAPSI’ye hiç danışmadan Rusya Genelkurmay Başkanı Anatoli Kvaşnin ile Savunma Bakanı Sergey İvanov’u doğrudan devreye sokarak ve bunların da Devlet Başkanı Vladimir Putin’i razı etmesiyle SVR ve FAPSI’nin itirazlarına ve çeşitli manevralarına rağmen Lourdes’in kapatılma kararının alınmasını başarmış bulunuyor. GRU bu kararı aldırırken şu tezi öne sürmüş anlaşılan: ‘Rusya’ya yönelik ana güvenlik tehditleri artık Batı ve NATO kaynaklı değil; bu tehditler artık Rusya’nın güney ve doğu sınırlarından geliyor. Yani Kafkaslar, Orta Asya ve Çin yönlerinden… Bu bakımdan GRU ve Rus ordusunun buralardan gelen tehditleri izleyebilmesi için yeni mali kaynaklar gerekiyor. Rusya’ya artık bir fayda sağlamayan Lourdes’in kapatılması ve buradan sağlanacak kaynaklarla söz konusu yerlerin daha etkin izlenmesi birinci önceliğimizdir.’

Benim okuduklarımdan, öğrendiklerimden anladığım tez bu şekilde ve bu tez Rusya’nın genel gidişatı ve yeni güvenlik politikalarını da yansıtıyor. Rusya’nın Orta Asya ülkelerindeki Amerikan askeri varlığına, yeni kurulacak üslere karşı çıkmaması, hatta bir bakıma bunları teşvik etmesi; son olarak Gürcistan’a yakında gelecek olan Amerikan özel kuvvetler timine ses çıkarmaması, Rusya’nın Amerika, Batı ve NATO’yu tehdit olarak görmekten yavaş yavaş vazgeçmekte olduğunun anlamlı delilleri tabii. Yazının başında anlattığım GRU Başkanı Valentin Korabelnikov’un DIA Başkanı Thomas Wilson ile görüşmesi de Amerika–Rusya yakınlaşmasının bir başka anlamlı ve önemli delili…

Bunlara ilaveten Rusya ve Amerika’nın yeni ortak petrol stratejisi geliştirme çabası içinde olduklarını, hatta Rusya’nın Alaska üzerinden Amerika’ya petrol sevk etmek istediği gibi yeni yaklaşımları da ortaya koyarsak Rusya ve Amerika’nın giderek daha sıkı ve güçlü bir şekilde yakınlaştıklarını kolaylıkla söyleyebiliriz… Kim demiş Rusya yalnızlık içinde?..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir