Bir İhtimal Daha Var Muhsin Yazıcıoğlu’na Suikast

Netpano Okurlarından Muhsin Yazıcıoğlu’nun geçirdiği kaza ile ile ilgili farklı yorumlar gelmeye devam ediyor. İşte Bir okurumuz Helikopter kazasına çok farklı bir açıdan bakıyor.

Türkiye vicdanını kaybetti.


Yalçın Küçük ABD Başkanları Türkiye’ye geleceği zaman mutlaka bir siyasi suikast yapılır” diyordu.


Onun teorisine göre genellikle bu suikastlar solculara yapılırdı.


Değişen ne oldu da sağcı ülkücü bir lidere yapıldı bu kez?


Tabii hemen olayın bir sabotaj olduğunu söylemiyorum. Ancak olayın sonrasındaki gelişmeler bu işin seçim gecesine kadar sürmesini istiyor. Belki de seçim sonuçları alındıktan sonraya sarkabilir.


Belki de karlar eriyene kadar enkaza ulaşılamayacak. Bu “kaza”dan nasıl bir sonuç beklediğinizle ilgili bir ihtimal olarak kendisini dayatmaktadır.


Bu kanaate varmamıza yol açan olayları sıralayalım:


İlk önce kaza ve olay yeri ile ilgili hiçbir bilgi yokken hatta İha muhabiri 112’ye “Burada herkes öldü” derken, haber ajansı resmi sitesinde bunu yayınlarken resmi merciler “Bize ölüm bildirilmedi” açıklaması yaptılar.


Hatta TRT olayı “Yazıcıoğlu’nun helikopteri acil iniş yaptı” anonsu ile verdi.


Resmi açıklamalar bize bir ölüm bildirilmedi rahatlatıcı açıklamaları ile ilk anın gönüllü atılımlarını ve BBP yetkililerinin seslerini yükseltmesini önlemeye yetti.


Haberlerde “Yazıcıoğlu’na ulaşıldığı, hastaneye sevk edildiği” dezenformasyonu bile yapıldı. Hastanelerin tam kadro hazır olduğu bilgileri verildi. Bandırma’dan sinyal alındığı ve sinyalin alındığı bölgeye helikopter sevk edildiği açıklamaları yapıldı.


Böylece kaza sonunda helikopter içindekiler ölmemişse ölmelerini sağlayacak zaman geçmesine yol açacak rahatlatıcı açıklamalar geldi. İHA muhabiri telefon açarak kurtarılmayı beklerken, kesin sonuç alınmayı gerektiren bir oyalama dönemi geçirildi. Adeta kendi ölümüne kendisi sebep olmuş, kurtarılma çabalarının sabote edilmesine yol açmıştı.


Saat 22.00’ye doğru hükümet bu “kaza”nın kendilerine yüklenecek bir faturası olduğunu anladı. Hemen İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürün’ü olay yerine gönderdi ama saatin geç olması iklim koşulları yaralılara ulaşmayı imkansız kılacak etkisi devreye girdi.


Partiler bu olayın kendileri dışında olduğunu ve 29 Mart Mahalli seçimleri ile ilgili olabileceğini akıllarına bile getirmedi. Bu ertesi gün onlara hatırlatıldı. Bunun üzerine bütün partiler mitinglerini iptal ettiler ve Başbakan olay yerine gitti. Başbakana rağmen değişen bir durum olmadı.


Enkaza ve yaralılara ulaşılamadı ve öngörülen sonuca doğru süreç işlemesini sürdürdü.


Ergenekon davası ve cep telefonu gasp suçlarında cep telefonu adresi tespit etmeye yaradığı bilgilerine sahiptik. Bu gerçek değilmiş veya bu olayda işe yaramadı.


Bir otomobilin bile nerede olduğu tespit edilebilirken helikopterden veya cep telefonlarından sinyal alınamıyordu. Arama-kurtarma ekiplerine sürekli hedefi değişen koordinatlar veriliyordu. Gönüllüler de resmi kurtarma çevresinde çaresiz ve amatörce dolanmaktan başka bir şey yapamıyor… Başbakanın saydığı sayıda helikopter, uçak ve timleri gören veya televizyonlarda gösteren yoktu. Sis ve kar vardı. Hava soğuktu ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Üşüyorum” şiirleri televizyonlardan bize sunuluyordu. İha muhabirinin 112 Acille yapılan muhaveresi ile yetinmek zorunda kalıyorduk.


Bütün bu gelişmeler olayın karanlık yönleri olduğunu gösteriyor.


Bu karanlığa bir-iki yorumla fener ışığı tutabiliriz. Bu komplocu bir yaklaşım değil;olayı anlamaya çalışan çabalardır.


29 Mart seçimleri Ak Parti’nin önlenemez yükselişini durdurmak için başvurulan bir yöntemdi. Seçim heyecanını kaybedecek ve seçim gününe kadar enkaza ulaşamayan hükümet ve Ak Parti son darbeyi yiyecekti. 29 Mart seçimleri siyasal-sosyal yönleri ile ve Ergenekon davası çevresinde tartışılamayacak, seçim sonuçları ve Ergenekon iddianamesi önemini kaybedecekti.


Bu Ergenekoncuların karşı cevaplarının ilki olmakla da anılmaya değer. İlki ise devamı gelecek demektir.


ABD Başkanı Obama, Kürt sorununu halletmek ve Türkiye”nin Kürdistanı himayesine almayı kabul etmesi dosyasıyla geliyordu. Buna karşı çıkanlar olabilirdi ama BBP bağımsız kimliğiyle bu çözümün karşısında ne yapacağı belli olmayan tek partiydi.


Öcalan”ın idamının ertelenmesine evet diyen MHP”nin bu plana da ciddi bir itirazı olmayacaktı. Arıza çıkaracak tek parti BBP ve lideri Muhsin Yazıcıoğlu”ydu.


Bu yazıyı bir anlama çabası olarak görelim. Yoksa Hükümetin işin ciddiyetini sonradan anladığı halde nasıl çaresiz bırakıldığını ibret nazarıyla bakarsak bunun bir komplo değil gelişmelerin doğal sonucu olduğu yorumumuza katılacağınıza eminim.


Kemal Kasma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir