Bir Meczuba Sorular” ve Mümin Harikalar Diyarında-1

“Bir Meczubun Rüyası” serisinin benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Kitaplarda geçen hadiselerin doğruluğuna inanıyorum. İçindeki şahısların da halen yaşadıkları kanaati mevcut bende… Dolayısı ile her satırını dikkatle ve birçok kez okuduğumu söyleyebilirim. Yazarın kendisi (Oktan Keleş) ile tanışmak da hayatımın en mühim hadiselerindendir. Bakalım bu düşünsel ve manevî maceram ne kadar devam edecek? Rabbimden, rızasına muvafık bir şekilde uzun olmasını temenni ediyorum. Manevî adrenalin tetikleyici bu yazara da çok teşekkür ederim.



Hakikat aşkımı, ilim ve araştırma aşkımı alevlendirip Zatî aşkına ulaştırması ve o Burak vesilesi ile de Zat-ı baht-ı ehadiyyet’e ulaşabilmek; O’nun (celle celaluhu) bekası ile beka bulabilmek, çok müminler gibi benim de gaye-i hayalim. O dilerse iğnenin deliğini büyütmeden, deveyi de küçültmeden, deveyi iğnenin deliğinden geçirir. Şahsi akidem budur. Ahir zaman Müslümanlarından biri olarak çamurlar içerisinde de bulunsam, buna ümidim çok kuvvetlidir. Bütün kardeşlerim için de aynı kanaati paylaşıyorum. Yeter ki kimden istendiğinin farkında olunsun. Rabbimden yine Kendisini istiyorum. Padişah kapısında ekmek dilenilmez ki…


Evet; hayatımda kabz halleri beni kuşatmışken bu eserler ve yazarı ile tanışmak nasip oldu. Nasip edene hamd olsun. Dedim ya, Allah var problem yok. (Allah’ın selamı bu güzel sözü kendisinden duyduğum Nimetullah hoca’nın; sahabe misal İ’lây-ı Kelimetullah aşığı bu nurdan adamın üzerine olsun.) Allah’ın imkanları kulun imkanları gibi değil. Bu eserlerin vesile olduğu iştiyak bana bu sözleri ifade ettiriyor zannediyorum. İnşallah haddimi aşmamış, riyakarlığa girmemişimdir.



Sorularım da var bu kitaplar ile alakalı. Bunların cevaplarının bir kısmını kendi araştırma ve tefekkürlerimle buldum çok şükür. Bir kısmını Oktan Abi’nin kendisine sorma fırsatım oldu. Buna rağmen sorularım bitmedi. Yüzleri aşkın desem mübalağa olmaz zannediyorum. Hani bir kelam-ı kibar vardır “Merak ilmin hocasıdır.” diye… Bediüzzaman Hazretleri’nin kitabında görmüştüm. (Hazret-i Ali (kv)’nin de bu mealde bir incisi olabilir.) Merakım beni yepyeni sorularla tanıştırdı. Her bir yeni soru, yaşama azmimi ve hakikat aşkımı daha bir coşturuyor. (Aklın aşkı olan merak’ı bana lütfeden Zat’a ilmi sayısınca teşekkür ederim.) Oscar Wilde’ın dediği gibi, soruma karşılık bulduğum her bir cevap karşıma yepyeni 10 soru daha çıkartıyor. “Ey sâkî aşkın od’una yandıkça yandım bir su ver!”, “Parmağım aşkın balına bandıkça bandım bir su ver!” dediği gibi Gedâî’nin ve “Yandıkça gelişen tılsımlı kütük” dediği gibi “Çile” şairinin, bitmesini istemediğim bir mübarek macera yaşıyorum. Bu macera içerisindeki sorularımın bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum. Bunların bir kısmının cevabını biliyorum; bir kısmı ise sabra emanet, bekliyorum. Paylaşacağım sadece sorular olacak. Cevaplar ise; bazıları Oktan Bey’in kitaplarında münderiç, bazıları ise Oktan Bey’in kendisinde… Yazı hayatım ne kadar vefa eder bilmiyorum ama, devam ettiğim sürece sorularım da devam edecek inşallah. Arzum sizin de sorularınızla bu yangına bizzat yardım etmeniz. Bu sorularınızın bazılarını da bu köşede diğer okuyucuların istifadesine takdim etmek isterim. Sorularınızı siteye yollarsanız bana ulaşacaktır. Birkaç soru ile başlamak istiyorum:



1) Kitapta bahsi geçen İlhami Abi kimdir? Okuyanların arasında konuşulduğu gibi Hızır aleyhisselam mıdır yoksa Makam-ı Hızır’da bulunan bir veli midir?


2) Kitabın kahramanı Adem kimdir? Oktan Keleş’in kendisi midir? Adem evli midir? Ne iş yapar? Çevresinde kimler vardır?


3) İlhami Abi’nin gerçek ismi nedir? Eğer İlhami Abi Hazret-i Hızır ise gerçek ismi (Malumunuz, Hızır sadece bir lakaptır. O mübarek zatın has ismi değildir.) nedir?


4) Adem “Bir Meczubun Rüyası”nda geçen aşk bineğine binebildi mi?


5) Kitaplarda geçen çağımızın iki mühim hastalığının tedavisi ile alakalı bilim adamları yada başka müesseseler sizinle (Oktan Keleş ile) irtibata geçtiler mi?


6) Üçüncü kitapta (Melekler Ağlarken) geçen 9’lardan dünya kamuoyunda tanınlar var mı?


7) Yerebatan Sarnıcı’nda olan (Melâmi Savaşları) şeytanî ritüel, kitaplarınızın yayınlanması ve röportajlarınızdan sonra tekrar meydana geldi mi?


8) Bu olaydan (Yerebatan Sarnıcı olayı) devletimizin haberi var mı?


9) “Melekler Ağlarken” kitabında, metafizik bir alemde geçen olay ne kadar bir süreyi kapsıyor? Yani o alemdeki olayların yansımalarını hâlen yaşıyor muyuz yoksa kağıdın zirveye konma hadisesinin bu dünyadaki yansıması çoktan olup bitti mi?


10) “Melekler Ağlarken” kitabında Şeytanîler İlhami Abi için bir yerde “Yeşil Adam” derken başka bir yerde “Beyaz Adam” diyorlar? Bunlar ne demek? Neden iki ayrı isim kullanıyorlar?


11) Yine aynı kitapta tanımış olduğumuz “W” denilen cin “Büyük Kara Kuyu” dan çıkarken büyük ve şeffaf bir yılan şeklinde çıkıyor. Bu varlığın yılan şeklinde olması ile, daha çok Hıristiyan mitolojisinde gördüğümüz yılan (serpent) ve Uzakdoğu mitolojisinde gördüğümüz ejderha arasında bir ilişki var mı?


12) Cenk’e verilen maddi bir saatin ne gibi bir önemi var ki geleceği vaat edilen bir savaşta tekrar lazım olacak?


Evet… Benden tadımlık birkaç soru… Bakalım yangını büyütebilecek miyiz beraber? Allah’ın selamı hepinizin üzerine olsun.


tarkci@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir