“Birleşmiş Milletler” İn İflası

İsrail’in Filistin topraklarında ve Lübnan’da yürüttüğü vahşete seyirci kalan insanlık ve Birleşmiş Milletler bir kere daha iflasını tescil ettirmiştir. Daha önceleri Bosna, Çeçenistan vb. yerlerde meydana gelen zulümlere seyirci kalan BM’in ipliği, ortadoğuda bir kere daha pazara çıkmıştır. Afganistan, Irak ve İran konularında son derece hızlı davranan bu teşkilat, konu İsrail olunca gerçek niyetini ve mahiyetini o kadar net ortaya koyuyor ki, artık mızrak çuvala sığmıyor.

Bugüne kadar İsrail ile ilgili 150’yin aşkın karar aldığı halde bunların hiçbiri İsrail tarafından uygulanmamıştır. Son günlerde is yeniden gemi azıya alan İsrail karşısında kılını bile kıpırdatmayan BM, artık güvenilir ve etkin bir kurum olmadığını tüm dünyaya ispat emiştir. Kesin olarak anlaşılmıştır ki Birleşmiş Milletler adındaki teşkilat, ABD’nin paravan bir kuruluşu gibi çalışmaktadır. Dolayısıyla dünya artık böyle bir kurumdan fayda beklememeli.

Bu gerçeği görmek ve kabul etmek zorundayız. Peki biz ne yapıyoruz? Başta İslam Konferansı Teşkilatı ve Arap Birliği olmak üzere, bizlerin de kuruluşlar ve fertler olarak bu konularda üzerimize düşen görevleri yaptığımız söylenemez.

Milyonarca insanın açlık sınırında yaşadığı bir dünyada zevk-ü sefa içinde yaşamaya hakkımız var mı?. “Dicle kenarında bir koyunu kurt kapsa, ben ondan kendimi sorumlu sayarım” diyen Hz. Ömer’in sorumluluk anlayışlı nerede, biz neredeyiz?

Şimdi biraz da rakamların diliyle dünyanın ahvalini özetleyelim: Bugün dünyada açlık çeken tüm insanların doyması için gerekli olan para yılda 10 milyar dolar. Sadece kedi-köpek mamasına harcanan para yılda 20 milyar dolar. Parfümeri harcaması ise yıllık 35 milyar dolar. Rutin olarak her yıl silahlanmaya 300 milyar dolar harcanıyor. Tabii belli dönemlerde bu masraflar çok daha yüksek olabiliyor. Mesela sadece Iran savaşı için ABD’nin harcadığı para 1.5 trilyon dolar.

Şimdi böyle bir dünyada biz kendimizi nerede görüyoruz? Hangi konuda ne gibi (olumlu veya olumsuz) katkımız var?. Herkesin kendisine bu soruyu sorduktan sonra bir muhasebe yapması ve “ben ne yapmalıyım?” arayışına girmesi gerekiyor. Bunu yaptığımızda, birçok cevabın geleceğinden emin olabilirsiniz. Yeter ki doğru soruları soralım ve kendimizi yargılamasını bilelim.

Bir ipucu vermek gerekirse, “bilinçli tüketici” olmakla işe başlayabiliriz. Mesela israftan kaçınmak ve zulme ortak olan ülkelerin, firmaların ve medya kuruluşlarının ürünlerini tüketmemek, sandığınızdan çok büyük bir silah olarak ekili olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir