Bit Pazarında Terapi

Bu pazarda yok, yok. Ancak ne kadarının işe yaradığı belli değil

Kimi eşinin dırdırından uzaklaşmak, kimi de sadece alışveriş açlığını gidermek için Topkapı’daki bit pazarına gidiyor. Belli ki bir kez giden, bir daha buradan vazgeçemiyor
Topkapı surlarının yanında 20 yıldan bu yanan kurulan Bit pazarı tüm İstanbul halkını kendine çekiyor. Pazardaki satıcılar genellikle düzenli işlerini kaybetmiş kişilerden oluşuyor. Alıcılarsa pek çok konuya ilgi duyan insanlar.

Pazar sabaha karşı üçte kuruluyor. Çoğu satıcı ailesi ile gelip tezgahlarının başında uyuyarak sabahın olmasının bekliyor. Gecenin bir yarısında da müşteriler geliyor. Gelen müşteriler ellerindeki cep lambaları ile tezgahtaki malları görmeye çalışıyor.

Neler var neler

Pazarda daha çok İstanbul’un çöplerinden çıkan mallar satılıyor. Bu malların bit pazarı esnafına pazarlayanlarsa İstanbul’un zengin semtlerinde çalışan kapıcılar. Bu kapıcılardan gelen mallar bit pazarında büyük rağbet görüyor. Pazarda bir de son teknoloji ürünleri geliyor. Genellikle aşırarak elde edilen bu eşyalar bit pazarında kolayca paraya çevrilebiliyor. Ancak bu tür mallar pazarın küçük bir bölümünü oluşturuyor.

Kimi alıcı, kimi satıcı

Topkapı surlarına sırtının vermiş 30 yıllık pazarcı İsmail Umukhan ile konuşuyoruz. İsmail başlıyor anlatmaya, ‘Ben Selanik göçmeniyim. Bu işe ilk önce Beyazıd’da başladık. Daha sonra zabıtalar ile kovalamacalar yaşamamızdan dolayı Topkapı’ya geldik. Hafta içi İstanbul’daki diğer pazarlara çıkar veya gelen malları tasnif yaparız. Bu meslekte 30 yıldır çalışıyorum. 3 kızım var. Pazardan duruma göre 100-300 bin arasında kazanıyoruz. Kimseye muhtaç olmadan günümüzü kurtarıyoruz.’ İsmail bey kalabalık arasında geçen bir adamı gösteriyor. ‘Bak şu adam trilyonluk. Her pazar buraya gelir eski radyo alır. Bak şu mavi takımlı adam da çok zengin. Paraları ile uyuyor. Sekreteri Mercedes’e binerken bu adam ucuz arabalara biniyor’ diyor.

Bit pazarı hastaları

Esnaflar ile artık ahbap olmuş birçok ‘bir pazarı hastası’ olduğunu görüyoruz. İsminin yazılmasını istemeyen kişi başlıyor anlatmaya. ‘Belediyeden emekliyim. 20 yıldır her pazar kar yağmur demeden bu pazara gelir bakarım. Her malı yoklar dokunurum. Evimde onlarca fotoğraf makinesi, onlarca saat var. Bunların yanında aklınıza ne gelirse bulabileceğiniz malzemeleri alırım. Hiçbir işeme de yaramaz. Hanımla kavga ederim yine de buraya gelirim. Bu hastalığa tutulmuş birçok kişiyi bu pazarda görmeniz mümkündür. Adam gece yarısı gelir aksama kadar pazarda dolaşır.Sonra da aldığı malları ya yakar yada çöpe atar. İşte böyledir burası. Kurtulamadım gitti bu hastalıktan.’

Pazarı dolaşırken birçok bayan satıcı ile de karşılaşıyoruz. Aralarında eski esnaf olduğunun söyleyen kişilerde var. Bayanlar daha çok sabah saatlerinde geliyorlar. Bayan olmanın getirdiği problemler olmasına rağmen yine de buradan ayrılamıyorlar. Hanımlar günlük hasılatlarının bazen 2 bazen de 100 milyon olduğunu söylüyorlar.

Hanımdan kaçıyor

Pazar esnafı arasında eski pazarcılara rastlıyoruz. Onlarında derdi para değil. Kendisini kimyager olarak tanıtan temiz giyimli bir esnaf, pazarda terapi yaptıklarını söylüyorlar. ‘Pazar günü evde hanımla problem yaşayacağıma buraya geliyorum. Hem kurduğum tezgahımda satış yapıyorum.Hem de bir çok insanla konuşuyor terapi yapıyorum. Ben buraya gelmesem iyi olamıyorum. Her Pazar buraya mutlaka gelirim çünkü bu bende bir hastalık’ diyor. Pazardaki insanların eğitim seviyeleri genelde düşük. Hayat okulundan mezun olduklarının söylüyorlar.

Çöpten gelen mallar

Pazara 3 yoldan mal geliyor. Birincisi, çöp karıştıran kişiler çöpten buldukları eşyaları buraya getirip satıyorlar. İkincisi, toplama merkezlerinden tasnif edilerek gelen mallar. En sonuncusu ise aşırma mallar. Bu mallar pazarın en revaçta malları. Bu sektörde en fazla para kazananlar ise çöp toplama merkezleri. Burada toplanan ve ayrıştırılan çöpleri belli gruplar kontrol ediyor. Herkesin belli bir çöp pazarı var. Kimse kimsenin çöpüne karışmıyor. Sektörün kuralı bu. Pazara gelenler daha çok belli bir ürün için gelirler ama bir bakarlar pek çok gereksiz malzemeler almışlar. Çünkü pazarda yok, yok. Bilgisayar parçalarından Osmanlı el yazmalarına, oyuncaklardan Rus içkilerine kadar ne ararsanız mevcut. Pazarın kurulması ile esnafa çay, su ve yemek satan birçok kişi de burada rızkını kazanıyor.

Bit pazarında aradığınızı değil de aramadığınız çok eşya var. Pazara giderken kocaman bir torba almanızı tavsiye ederiz. Çünkü karşınıza çıkan her ıvır zıvırı alma hastalığına siz de yakalanabilirsiniz.

Benzerleri bulunuyor

Haftada bir gün kurulan bu pazarın bir benzeri de cumartesi günü Topkapı metro istasyonuna yakın bölgede kuruluyor. Bu pazarların dışında İstanbul’da irili ufaklı başka bit pazarları da kuruluyor. Ama Topkapı’daki en büyüğü.

Ne, kaça satılıyor

Bilgisayar Ekranı 5-10 YTL

Oyuncaklar 1 YTL

Teyp Kaseti 50 Kuruş

CD 50 Kuruş

Teyp 20-30 YTL

Saat 3 YTL 30 YTL

Fener-Lamba 2 YTL

Klavye 2 YTL

Ayakkapı 5 YTL

Elbise 7 YTL

Baki Günay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir