“ BİZ DE VARIZ” DİYEBİLMEK BUDUR


“Biz de varız diyebilmek” herkesin harcı değil. Ne kadar sanat ve bilim üretiyorsanız o kadar varsınız.


“Küheylan binicisine göre kişner” demiş atalarımız. Son yıllarda Türkiye’de yaşanan hızlı kalkınma ve yükselme trendi, nihayet üniversitelerin akademik başarısı konusunda da kendini gösterdi. 2001 yılından önceki dönemde dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında bizden hiçbir üniversiteye rastlanmazdı. Zira o zamanlar bizim üniversitelerimizin böyle bir endişeleri ve hedefleri de yoktu. Onların çok daha önemli işleri vardı çünkü. YÖK başkanımız ve rektörlerimiz “laiklik bekçiliği” yapıp “ordu göreve” pankartları taşımakla meşgul idiler.


Son yıllarda hükümetin de bilime verdiği destekler sayesinde üniversitelerimiz gerçek görevlerini icra etmeye başladılar. Ve her geçen yıl bu değişimi gözle görülür bir şekilde hissetmeye başladık. Çeşitli kriterlere göre belirlenen listelerde bizim üniversitelerimiz de yeralmaya başladılar.


Geçen yıl Almanya’da yapılan bir çalışmada 6 Türk üniversitesi dünyanın ilk 500 listesine girmeyi başardı. Yakın zamanda ODTÜ tarafından yapılan bir çalışmada ise bu sayı 10′ çıktı. ÖDTÜ listesine göre, ilk 500’e giren Türk üniversiteleri ise şunlar: İstanbul, Ankara, ODTÜ, Hacettepe, Gazi, Ege, Bilkent, İTÜ, Boğaziçi ve Sabancı üniversiteleri.


Görülüyor ki, üniversitelerde kılık-kıyafet jandarmalığı yapılmadığı zaman kıyamet kopmuyormuş. Üstelik dünya bilim sıralamasında daha iyi yerlere gelebiliyormuşuz.


ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde oluşturulan University Ranking by Academic Performance (URAP) laboratuvarları tarafından 8 kurumca yapılan ”dünya üniversiteler sıralaması”nın son bir yıllık raporu yayımlandı.


ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarları Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, raporla ilgili yaptığı açıklamada, dünya üniversitelerini sıralayan 8 sıralama sisteminin bulunduğunu, bu kurumların kullandığı kriterlerin ve sıraladıkları üniversite sayılarının birbirinden farklı olduğunu ifade etti. Bu yüzden Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarında kaçıncı olduğunun kamuoyunca tam olarak anlaşılamıyordu.


URAP Laboratuvarınca hazırlanan rapor, dünya sıralamalarında yer alan üniversitelerin Haziran-2012’deki durumunu özetliyor. Buna göre Dünya sıralamalarında en az bir listeye giren 143 üniversitemiz var. Ve Türk üniversiteleri dünya sıralamalarında hızla üst sıralara yükseliyor. İlk 4 gruptaki toplam 68 Türk üniversitesi, dünyanın en iyi yüzde 10’luk diliminde yer alma başarısını gösterdi.


Türkiye’nin geleceği açısından son derece ümit veren bu gelişme, elbette bizleri mutlu ediyor. Olması gereken bir durum. Ancak yeterli değil. Zira daha yapacak çok işimiz var. Bilim dünyasının daha çok desteğe ihtiyacı var. Destekten de önemlisi, teşvik ve bağımsızlığa ihtiyaç var. Zira “rütbelerin en yücesi, ilim rütbesidir”.


Bu vesileyle rahmetli matematikçimiz Cahit Arf’ın bir sözünü hatırlatmak isterim. “Bilmin gelişmesi için üç İ’ye ihitiyacı var: İstikrar, İstikbal ve İstiklal. Bu sözü özellikle bu dönemde hükümete hatırlatmak isterim. Çünkü son zamanlarda iktidar mensuplarında maalesef bazı kibir işaretleri görüyorum. İngiliz tarihli Lord Acton bunu şöyle ifade etmiş: “İktidar bozar, mutlak iktidarsa mutlak şekilde bozar.” Umarım buradan herkes gereken dersi alır.


Başka bir ifadeyle, “gururlanma padişahım, senden büyük Allah var”.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir