Böyle giderse Türkiye 5 yılda parçalanır

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Başbakan’ın ’Belgesi olan gelsin’ dediği YİMPAŞ ile ilgili 150 bin tane belge olduğunu dile getirerek ’Dolandırılan paralar nereye gitti bilemezsin. Ama bakıyorsun İslami holdingler içerisinde şu anda parlamentoda bulunan 10-12 tane milletvekili oradan çıkmış gelmiş. Bu iş daha büyür. YİMPAŞ’la başladı, yeni holdingler ortaya çıkacak’ dedi.

O, her zaman her yerde ve her konuda konuşuyor. Türkiye tarihinde böylesine bir oda başkanı hiç olmadı. Bazılarına göre muhalefet, bazılarına göre şov yapıyor. Bazılarına göre ise oturduğu koltuğa yakışmıyor ve koltuğu kullanıyor. Milliyetçi, ulusalcı vatansever, şahin, anti-Amerikancı… Ama aynı zamanda Amerikan savaş gemisine çağrılan az sayıda davetliler arasında! Yine anti-Amerikancı söylemlerine rağmen Amerikan Büyükelçiliği’nin hemen hemen her davetinde yerini alıyor. Hatta ABD Büyükelçisi’nin korumalarını bile silahla evine aldığı sayılı insanlardan… Peki tüm bunlar nasıl oluyor ve ne anlama geliyor. Aygün’e göre ABD kendisini etkilemeye çalışıyor. Ve bir psikolojik operasyon gerçekleştiriyor. Ama yeni ABD Büyükelçisi Willson’la iyi müttefik ve dost olduklarını da söylemeden edemiyor. Aygün ayrıca Türkiye’de yeni YİMPAŞ’lar yaşanacağını söylüyor. Hükümetin bakanlarının da yolsuzlukları kabul ettiğini ileri süren Aygün, “Çok yakın 6-7 bakan arkadaşım var, yolsuzlukları söylüyorum cevap vermiyorlar, sükût ikrardan gelir” diye konuştu.

En çok konuşan oda başkanı sizsiniz. Bunu niye yapıyorsunuz? Size yöneltilen eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?


Ben bu ülkenin bir ferdiyim. Bu ülkede olan her konu beni ilgilendirir. Şimdi trafikte gidiyorsunuz, öndeki araba tutuştu yanıyor, ne yaparsınız? Yangın söndürme tüpünüz varsa gidersiniz, bunu herkes yapar. Peki siz itfaiyeci misiniz? Size ne? Trafik kazası oldu, ne yaparsınız? Hemen kapıyı açar, hastayı yere yatırırsınız. Bunlar gibi Türkiye’de de her konu bizi ilgilendirir. Çünkü ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Her konuda konuşurum. Bunu kimse engelleyemez. Konuşmaya devam edeceğim. Buna niye karışıyorsunuz diye etkilenmiyorum. Bu ülkede bir savaş olsa, alacağım ben de tüfeğimi savaşa katılacağım. Peki ben asker miyim? Evet ben askerim. Çünkü bu ülkenin bekası için gerekirse bunu yapacağız, ölümse ölüm.

Sizi rahatsız eden konuları sayın bakanlarla Sayın Başbakan’la bir araya geldiğinizde de konuşuyor musunuz? Onların tepkileri ne oluyor? Bir rahatsızlık var mı?


Bana iki yerden tepki geldi. Biri Sayın Başbakan bundan bir ay evvel, “Edep ve âdap dışı konuşuyor” dedi, basına yansıdı. İkinci tepki Mehmet Ali Şahin’den geldi. “Sinan Aygün o makama yakışmıyor” dedi. Ankara tüccarı beğenmiyor. Tabii ben ikisinin de cevabını verdim. Başbakan’a, “Mağrurlanma sayın padişahım senden büyük Allah var” dedim. Çünkü insanları küçümsüyor. Mehmet Ali Şahin’e de “Seni de fındık tüccarı beğenmiyor. Seni de memur o koltuğa yakıştıramıyor, Türk halkı o koltuğa yakıştıramıyor. Sen yakışmıyorsun o koltuğa” dedim. Ben seçimle geldim, “Bu koltuğa yakışmıyor” denmez.



Onlar da sandıkla geldi ama?


Onlar da tabii sandıkla geldi ama onun sandığı ile bizim sandık farklı. Ben oyların tamamını aldım. 10 milyonun oyunu aldı ama 70 milyonu yönetiyor bu ülkede. Bu da bir demokrasi değil. Zaten Başbakan’ın da demokrasiye inanmadığını biliyoruz. “Demokrasi, bir amaç değil araç” demişti bir zamanlar. O yüzden diğer bakanlarla herhangi bir problemim yok. Başbakan bana çattı, iki gün sonra Başbakan’ın gözüne girmek için herhalde öyle tahmin ediyorum, o çattı. Veyahut da Patrik Barthelomeos’a çatmıştım ben kanına dokundu herhalde. Biliyorsunuz bunlar imamdan çok papazı, hahamı, piskoposu seven bir hükümet.



Son zamanda YİMPAŞ meselesi var? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Biz bu konuları bir yıl evvel açmıştık. Bir yıl evvel bizi İslami holdinglerle ilgili Meclis komisyonuna çağırdılar, bütün belgeleri verdim kendilerine, bunların ne kadar sahtekâr olduklarını. Şimdi şuna bakıyorsunuz, Türk kamuoyu şuna bakıyor, bu vatandaşlardan toplanan paralara bakıyor. Bir de işin diğer yanı var. Bunlara mal verenlerin alamadığı paralar var. Benim üyelerim var. YİMPAŞ nereden alıyor malı? Peyniri nereden alıyor? Peynircinin parasını vermiyor. Çantacısının parasını vermiyor. Bir de bu sıkıntı var.



Öyle mağdur kaç üyeniz var? Ya da rakamlar yüksek mi?


Yüzlerce var. Yüksek tabii. Birisi geliyor, “Benim beş yüz milyarım var, battım başkanım”, birisi geliyor; “Üç yüz milyarım var battım”, birisi “Bir trilyon” diyor. Alamıyoruz artık parayı da. Bitti artık.



Yargıya gidenler var mı?


Var tabii, hiçbir şey yapamıyorlar. Her şeyleri sahte, verdiği tahviller de sahte, benim elime geçti iki üç tane aynı numaralı tahvil sürmüşler piyasaya. Vatandaşa yüzde 30. Nerede sen yüzde 30 faiz vereceksin ya, nerede yüzde 30 kâr payı vereceksin?



Bunun sorumlusu kim sizce?


Bunun sorumlusu bu işleri yaparken göz yumanlar.



Yani kimdir, SPK mı?


Nereye gitti paralar? Nereye gitti paralar, ona bakın bir önce. Paralar nerede, kimlere gitti? Yani bana gelmedi bu para. Kime yakın bu çevre? Kime yakınsa o çevreye gitti para. “Belgesi olan varsa getirsin” diyor Başbakan. Her taraf belge! 150 bin tane belge var işte, hepsi mağdur. Asmış adam kefeni, giymiş geziyor. Üzerine “YİMPAŞ soydu” diye yazıyor. Çağır işte adamı sor. AK Parti’ye mi gitti? Onu bilemezsin ki AK Parti’ye gitti mi, gitmedi mi? Ama bakıyorsun İslami holdingler içerisinde şu anda parlamentoda bulanan 10-12 tane milletvekili oradan çıkmış gelmiş, o zaman orada çalışıyormuş, YİMPAŞ’ta çalışıyormuş. Bunun yanında Kombassan’ı var, diğer 28 tane holding var. Rakam ne? Rakam 5-5.5 milyar euro civarında. Bu yazık, vatandaşın parası. Bu iş daha büyür. YİMPAŞ’la başladı, yeni holdingler ortaya çıkacak. Adam elini kolunu sallaya sallaya geziyor, Almanya arıyor; bizimkiler, “Yok aranmıyor” diyor. Böyle bir boşluk. Yani bunlar kendi adamları olduğu zaman kafasını dönüyor ama başka birisi olsaydı hemen mahkeme. Ankara kulislerinde konuşuluyor, “Zamanı gelince çıkacak dosyalar var” deniyor. Yani bu kadar özelleştirme yap, “Türkiye’nin en çok özelleştirmesini yapan biziz” de birtakım özelleştirmelerde Ofer’lerin aldıkları şaibeler, satılan gizli gizli TÜPRAŞ hisseleri, yüzde 20, yüzde 80 kat karşılığı verilen, ben yüzde 50 teklif ettim onlara bana vermediler, yüzde 20’ye ona verdiler. Resmi yazı yazdılar bana “veremiyoruz artık yüzde 20’ye yüzde 80’le” diye. Böyle bir şey var mı? Ankara’nın en kötü semtinde yüzde 50 yüzde 50’dir apartman daireleri. Bizimkiler 20’ye 80 yaptılar. Bu nedir yani? İhaleye çıktı mı? Fiyat aldın mı, sordun mu?

Peki ilgililerle Sayın Başbakan’la Sayın Unakıtan’la karşılaştığınızda bu teklifinizi hiç konuştunuz mu?


Konuşmuyorlar ki, duymuyorlar. İşlerine gelmiyor çünkü. Ama gün gelecek ben size söyleyeyim, duyduğum, hissettiğim kadarıyla hesap verecekler. Hesapları zor olacak. İnşallah ben yanılıyor olurum. Çünkü birçoğu benim dostum, arkadaşım olan insanlar. İlişki içinde olan insanlar.



Öyle mi, yani hükümette yakın olduğunuz, dost olduğunuz kişiler de var mı?


Var, var tabii. Benim 6-7 tane bakan arkadaşım var, 20 yıllık arkadaşım onlar.



Peki onlara bunu söylüyor musunuz özel sohbetlerinizde? Ne gibi cevaplar alıyorsunuz?


Söylüyoruz, sadece susuyorlar.



Nasıl yani?


Cevap vermiyorlar, “yok” demiyorlar.



Yok demiyorlar öyle mi? Siz dostane uyarıyorsunuz.


Tabii uyarıyorum, sık sık söylüyorum zaten.



Yani ’Yok böyle bir şey’ demiyorlar mı?


Yok demiyorlar, hayır.



Peki bundan siz, o dost sohbetlerinizde yolsuzluk var anlamını mı çıkarıyorsunuz?


Tabii ki yani sükût ikrardan gelir.



Hangi bakanlarla arkadaşlığınız var?


Onları sayamam. Yani onlara sıkıntı yaratır. Ama şunu söyleyeyim: Bu hükümetin iyi olacağına inanmıştık. Şunu düşünüyorduk: Bunlar bize çalışır. Bunlar mütedeyyin insanlar, bunlar Müslüman insanlar, ülkeye sahip çıkarlar. Ama maalesef bu kamuoyunda böyle algılanmadı. Hemen başladı. Ben ticaret odası başkanıyım kimin ihaleyi kaça aldığını, alması gereken rakam nedir, hepsini bilirim.



Bu söyledikleriniz çok iddialı şeyler. Yarın size bununla ilgili dava filan açılabilir.


Dava açarsa, gazetelere yollarım. Belgelerim var, adam işte söylüyor bunu.



Bu cümleleri çok bilinçli söylüyorsunuz, değil mi?


Bilinçli söylüyorum tabii ki. Bana dava açarlarsa benim her konuştuğumun belgesi var. Bana şimdiye kadar, 10 yıldır konuşuyorum, bana iki tane dava açıldı. İkisini de kazandım bu davaların. Açamazlar ki dava falan.



Böyle bir olasılık görüyor musunuz?


Kendileri istiyordu bunu. Yıkıyorlardı o zaman ortalığı. Önergeyi vereyim size. Önergede şu söyleniyor: “Demokrasinin gelişmesi için, halkın iradesinin cumhurbaşkanlığına yansıması için halk seçsin cumhurbaşkanını” diyorlardı. Ben demiyorum, kendileri diyordu. Ne oldu da şimdi bundan vazgeçtiler? O gün bağırıyordunuz, “Bizim çoğunluğumuz yok” diye, “eziyorsunuz” diye, bugün çoğunluğunuz var, hadi, anayasayı da değiştirin. Ne geçti aradan? Aradan 6 yıl geçti, bir şey değişmedi. Yine aynı Meclis Başkanı, yine aynı bakan, yine aynı milletvekilleri. O günkü söylemleriniz ile bugünkü söylemleriniz niye farklı?



’Alternatif yok’ demek hakarettir


Uzun süredir siyasetteki söylem alternatifsizlik. Alternatif yok mu?


Bakın bu lafı kim söylerse 73 milyon Türk insanına hakaret ediyor. Peki 1992 yılında, 1995’te, 2002’de Tayyip Erdoğan yok muydu, alternatif değil miydi? 2002’de aynı lafı Sayın Ecevit söylüyordu. “Bizim alternatifimiz” yok diyordu, buyur alternatif çıktı. “Alternatif yok” demek, “Bu ülkede bu ülkeyi yönetecek adam yok, bu ülke hıyarlar dünyası” demektir. O yüzden ben siyasette sıkıntı olmayacağını biliyorum. Oy kullanmayanların sayısı 10 milyonu aşkın. Onlardan ben lütfen seçimlerde oy kullanmalarını istiyorum. Bu kullanılmayan 10.5 milyon oydan 300-350 bini MHP ile DYP’ye gitmiş olsaydı, tablo böyle çıkmıyordu. AK Parti 160-165 milletvekili fazla aldı, 80’ini MHP’den 80’ini DYP’den.



Siyasete girmeyi düşünmüyorum


Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?


Siyasetçilere sesleniyorum: Bölünmeyin, birleşin. Bölünmeniz bunun işine yarıyor. Bu tadı aldı. Çünkü hak etmediği oyla hak etmediği milletvekili sayısını aldı. Siyaset düşünmüyor muyum? Siyaset düşünmüyorum. Ama bir birleştirici olacaksam, bu ülkeye de bir faydam olacaksa, burada yaptıklarımın yüzde 1’ini dahi yapacaksam, siyasete varım. Ama şu anda bunu göremiyorum. Çünkü seçim yok şu anda. Bir ihtiyaç olursa, bir parti 9 iken 10 olacaksa ben gelince, giderim ben o partiye, iktidar olmasa da önemli değil. Yükseltecek oyum varsa giderim. Yeter ki parlamento böyle olmasın. Şimdi azınlık vakıflarını görüşüyorlar, çok mu lazım? Çek yasasını çıkartın, ticaret kanununu çıkarın. Ama Avrupa bunu istiyor. Kaç kişi azınlık bu ülkede? Yüz bin kişi. Ne olacak? Kimi hesaba göre 3500 tane gayrimenkul elimizden gidecek, hükümete göre 350 tane gidecek.




Cari açık büyük sorun


Ekonomi, bazılarına göre sanal bir iyileşme içinde, bazılarına göre cari açık çok büyük ama daha tam etkilerini göstermedi. Böyle bir kafa karışıklığı var. Siz nasıl görüyorsunuz?


Cumhuriyetin kurulduğu günden beri bu kadar sıkıntı yaşamadık biz. Türkiye’nin ekonomisi şu an yabancı sermayeye teslim olmuş vaziyette, sıcak paraya teslim olmuş vaziyette. 1923 ile 2002 yılı arasında seksen yıllık dönemde Türkiye 56 milyar dolar cari açık vermiştir. 2003-2004-2005-2006 cari açığı 75 milyar dolardır. Seksen yılda yapılanın yüzde elli fazlası dört yılda yapılmıştır. Bunlar geldiği zaman Türkiye’nin borcu 200 milyar dolardı şimdi 365 milyar dolara çıkmıştır.



BAŞBAKAN EN BÜYÜK AVRUPA DÜŞMANI OLACAK


Hükümet Avrupa’nın ipine takıldı, bakın üç ay sonra dört ay sonra Avrupa, Sayın Başbakan’ı bir kenara atacak, alacağını aldı, en büyük Avrupa düşmanı Sayın Başbakan olacak. Çünkü artık seçim geliyor. Artık milliyetçi söylemler Sayın Başbakan’ın ağzından düşmeyecek. Şimdiye kadar bu lafı ağzına alırken de şöyle diyordu: “Bu ülkede Lazı var, Çerkezi var, Abhazı var, şu var Türk de var”. Sayın Başbakan, alt kimlik-üst kimlik çıkardı. Başbakan “26 tane 27 tane etnik grup var” diyor. Varsa ne olacak? 26 eyalet mi olsun yani, 27 federal cumhuriyet mi olsun? Sen öyle dersen kalkar Baydemir der ki “Buranın barajlarını bana verin, petrollerini bana verin, gelirleri benim olsun” der. O yüzden Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor. 2007 yılı Türkiye için çok tehlikeli. Bu kadar açık söylüyorum size. Bu politikalar devam ederse Türkiye 5 yıla kadar dağılır gider.

SİNAN AYGÜN KİMDİR


1959 yılında Ankara’da doğan Sinan Aydın Aygün ilk, orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Gazi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olan Aygün, Ankara Ticaret Odası Başkanlığı görevini yaklaşık 8 yıldır yürütüyor. Aygün, aynı zamanda TOBB Ticaret Odaları Konsey Başkanlığı ve TOBB Genel Kurul Başkanlığı görevlerini de sürdürüyor. Evli ve bir çocuk babası.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir