BU FİLMİ DAHA ÖNCE GÖRMÜŞTÜK…

Hiç dikkat ediyor musunuz son günlerde neler oluyor? Sanki 28 Şubat’ın gizli gizli bir senaryo hazırlığı yapılıyor… Hani eski Türk filmlerinde olur ya filmin daha başından sonu belli olur. Zengin kız, fakir delikanlı gibi… Ya da her yıl milli bayramlarımızda hep aynı film gösterilirdi hatırlar mısınız bilmem ŞİMAL YILDIZI diye… Çocukluğumda hep düşünürdüm ya niye yeni film yapmıyoruz diye… Demek ki yeni senaryo yazmak, yeni yüzler bulmak zor olsa gerek eskiyi getir, değiştir, orasına burasına makyaj yap sür piyasaya…



Tamam, canım uzatmıyorum, Türkiye’de şu anda bir ŞİMAL YILDIZI gibi eski bir film sanki yeniden sahneye konuluyor da ona dikkat çekmek istiyorum… Başörtüsü tartışması sessizce çözülmesini hazmedemeyenler Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılması için düğmeye basılması için bildik senaryolar gündeme gelmeye başladı… Önce Ş.Urfa’daki ilkokul öğrencisinin başörtüsü ile okula girmesi gündeme taşındı. Sonra bir dernek tarafından tertiplenen İslam ülkelerinden gelen âlimlerin toplantısı gündeme taşındı. Basında orada ne konuşulduğu ile değil de organizasyonun kendisi ile ilgili haberlere yer verildi. Ve son bomba ise yine geçenlerde TV’lere taşındı… Bildik bir haberdi. .Türkiye Cumhuriyetine adeta bilerek ve tasarlayarak hakaret etmesi için çıkartıldı gibi bir izlenim veriyordu bana. Burada kimlerin olduğunu isimler vermiyorum çünkü mesele kişiler değil oynanan senaryodur.



Ve bir hikâye ile bitirelim isterseniz…


Ormanlar Kralı Aslan bir gün hastalandı. Kurnaz tilki ziyaretine gitti. Halini-hatırını sordu. Günlerden beri aç olduğunu öğrenince: -Sayın kralım! İninize kadar bir av getirsem tutup yiyebilir misiniz? Dedi. Aslan 😮 kadarına gücüm yeter dedi. Tilki hemen eşeğin yanına gitti ve : -Eşek kardeş! Kralımız çok hasta. Ben ziyaret ettim, bana dedi ki “Eğer eşek kardeş ziyaretime gelirse çok memnun olurum” dedi. Bu söz üzerine eşek sevindi ve iltifata nail olma temennisiyle tilkiyle beraber aslanın inine geldi. Aslan eşeği görür görmez bir pençe atıp yakalamak istedi fakat eşek durumun nezaketini anlayıp çareyi kaçmakta buldu. Aslan çok üzüldü. Tilki: -Sayın kralım üzülmeyin, ben onu yine getiririm deyip gözden uzaklaştı. Tekrar eşeği buldu ve ona çıkıştı: -Sen ne yaptın? Kralımızı üzdün… Niçin kaçtın? Zavallı eşek: -Niçin kaçmayayım? Az daha beni yiyecekti. Pençesini görmedin mi? Diye karşılık verdi. Tilki : -Hayır, hayır ! Sen yanlış anladın kralımız sana elini uzattı, hoş geldin demek istedi sen de korkup kaçtın. Neyse çabuk gidelim de özür dile, kendini affettir dedi. Bu sözlere inanan eşek tekrar aslanın yanına gelince, bu defa hazırlıklı olan aslan, eşeğin üzerine atılıp parçaladı. Eşeğin beyni bir tarafa sıçradı. Tilki, sonra yemek için beyni sakladı. Aslan sinirli-sinirli eşeğin beynini arıyordu, tilkiye sordu: -Bu eşeğin beyni nerde? Tilki: – Sayın kralım bu eşeğin beyni yok! —Nasıl olmaz, hiç beyinsiz eşek olur mu? Diye tilkiye kızınca, kurnaz tilki cevabı yapıştırdı: –Bu eşeğin beyni yok efendim. Eğer olsaydı, sizin onu yiyeceğinizi bile- bile ikinci defa ayağınıza kadar gelir miydi?



Burada iş bu satırları okuyan, siz okuyucularımıza düşüyor. Ne yapalım, gülüp geçelim mi? Ne yapalım? Başka kanala mı geçelim. Sadece biz bu filmi gördük diyelim yeter… Onları ekrana çıkartanlar, sadece çıkarttıkları ile kalsınlar yeter… Buhârî ve Müslim’in beraberce naklettiği bir hadîste Peygamber Efendimiz (sav): “(Akıllı ve olgun) Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz.” buyurmuştur. Yânî akıllı ve olgun mümin, din ve dünya işlerinde sakınılacak şeylerden sakınır, ihtiyatlı, tedbirli ve uyanık hareket eder, bir defa aldatılsa bile gaflete düşüp ikinci defa aynı hataya düşmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir