BU MUHTURA ‘ÖRTÜYE’ KARŞI YAPILMIŞTIR

Muhalefetin
ortak söylemiyle, hükümetin yaptığı yanlışların neticesi asker, demokratik
temayülleri yine, bir kere daha çiğneyerek, cumhurbaşkanı seçimine, müdahale
etmiştir. Hükümetin yanlışlarından kasıt, askerin daha önceki imalarını göz
ardı etmesidir. Bu ifadenin arkasındakilerin görmek istemediği, hükümete oy
vererek iktidara taşıyan halk kitlesidir. Eğer bir göz ardı etme fiili söz
konusuysa bunu yapan kuşkusuz, örtüyü, yok sayarak, toplumun üzerinde baskı unsuru olarak
kullananların, halkın ekseri çoğunluğunu göz ardı etmesidir. Bu muhturayı
yapanlar, daha ne güne kadar bu baskıyı sürdürebileceklerini sanıyorlar,
yaşayarak göreceğiz.

Bir
muhtura, olmadı askeri darbe… Neticede seçimle yine bir hükümet iktidara
gelecekse ve yine eşi örtülü insanların üst düzey görevlere gelmesi kaçınılmaz
olacaktır. Bu artık Türkiye’nin bir gerçeğidir.

Sözde
değil, öz de bir yapılanma olması
gerekiyorsa, halkın kendisi ve özü
budur. Bu gerçek daha ne zamana kadar görmezden gelinecektir. Halkın özü, ta
kendisi Cumhurbaşkanlığı makamına kadar gelmiştir. Türk halkı artık cumhurbaşkanlığı makamında
sivilleri görmek istemektedir. Türk halkının bir gerçeği olan örtüyü red etmek, halka rağmen bir dikta ve baskı
uygulamaktır ki, bu da ancak bir yere kadardır. Halkın özünü ve kendisini çok
güzel anlatan bir türküyü hatırlamak gerekirse artık, örtü karşıtları için
“Yolun sonu görünüyor…” Kaçınılmaz olan
niha’i netice sine-i millet ise milletin özü ve de sözü bu gün değilse, yarın
örtü gerçeğidir.

Büyük
bir hoş görü örneği olarak bu memlekette her türlü noel kutlamaları bir takım
kesimler tarafından yıllardır yapılır, anzaklar on binlerce kişi gelir. Çanakkale şehitlerinin kanlarının üzerinde,
yurdumu işgale gelen dedelerini anma ayinleri düzenler, kimsenin gıkı çıkmaz
ama Peygamberin teşrifinin yıldönümünde yapılan kutlu doğum haftası
etkinlikleri, bir muhtura için gerekçe olabilmektedir. Bu fevkalade bir gerilim sebebidir. Muhtura da, ilahi okuyan çocukları irtica
malzemesi olarak konu eden zihniyet, Çanakkale de, vatan müdaafası için, şehit
düşen Mehmetçiğin ruhaniyeti rencide edecek şekilde anzak askerlerine şafak ayini
yapılmasına seyirci kalabilmektedir.

Bu
muhtura ‘örtüye’ ve ‘peygamberimiz için düzenlenen kutlu doğum etkinliklerine’ karşı
yapılmıştır. Nasıl olmuştur da,
cumhurbaşkanlığı seçimlerini örtü ve peygamber konulu toplantıları baz alarak
iptal yoluna gidilmiştir. Kim nasıl, Müslüman Türk Halkı ile orduyu karşı
karşıya getirebilmeyi hayal etmiştir. ‘Kutlu
Doğum Haftası’ kutlamalarını bahane ederek ipleri bu kadar germenin kime ne
kazanımı olacaktır. Peygamber konulu toplantıları dile dolama çok yanlış,
çirkin olmuştur. Milleti ‘en kutsalı’
ile tahrik etmek anlaşılır gibi değildir.

Hükümete
müdahale ederken, kutsalın malzeme edilmesi büyük bir kaosa sebebiyet vererek tüm ilişkileri nerdeyse
kilitlemiştir. Şimdi, tüm makamlar nezdinde bu düğümün nasıl çözülebilineceği
araştırılırken derinlerde bir yerlerde,
saflaşama ve bölücülük çatlakları ister istemez daha da büyümüştür.

Oysa
cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün devlet adamı olarak haiz olduğu özelliklere
kimse itiraz edecek bir konu bulamamaktadır. Yani siz ağzınızla kuş tutsanız,
tüm dünyanın takdirini ve beğenisini de kazansanız, olmaz kardeşim hanımının
başı örtülü, tavrı izah edilemez bir gericiliktir.

Bir
takım insanlar eşi örtülü birinin cumhurbaşkanlığı makamına gelmesinden
rahatsız olup, mitingler düzenliyor, mitinge katılamayanlar bayrak asarak
görüşünü belirtiyor olabilir, dahası askerde bunların mitingine muhtura vererek
katılıyor olabilir iyi de Türkiye Cumhuriyetin de artık, halkın büyük çoğunluğu
da bu manevi değerlerine karşı pervasız çıkışlardan rahatsızlık duyan kesim
var!…

Göz
ardı edilen, halkın çoğunluğu başı örtülüdür, başı açık olan kesiminde örtülü
olan kesim ile bir problemi yoktur. Artık bıçak kemiğe dayanmış, başını kuma
sokarak, halkın bir gerçeğini yadsımak bitmiştir. Örtüye ve manevi değerlere
sataşarak politika ve siyaset yapma dönemi bitmiştir. Artık tüm kesimler İnsan
hakları ve demokrasinin gereği olarak ötekini hazmedebilme yeterliliği içinde
olmalıdır. Bir süredir asker kökenli cumhurbaşkanlarını halk nasıl hazmetti
ise, şimdide sivil manevi değerlere sahip cumhurbaşkanlarını ve başbakanları
hazmetme sırası karşı tarafa gelmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir