BUDALA YÜRÜYÜŞÜ

ABD, kelimenin tam anlamıyla Irak’ta batağa saplandı. Yüzüne gözüne bulaştırdı. Özgürlük ve demokrasi vaadiyle girdiği bir ülkede, 750 bin sivilin katili oldu. Bu da yetmezmiş gibi, geçen hafta 21.000 yeni askeri bölgeye sevk etme kararı aldı. Ama korkunun ecele faydası yok. ABD, er ya da geç yenilgiyi kabul edecek.

Artık Amerikan kamuoyu da bu gerçeği görüyor. Ünlü gazeteci Robert Fisk,. George Bush’un son kararını “Budala Yürüyüşü (March of Follies) olarak tanımladı. The Independent Gazetesinde yer alan makalede Fisk şöyle diyordu: “Hem Amerikalılar hem de Irak’taki çeribaşılar için takvimler verilecek, süreler, referanslar, hedefler belirlenecek. Fakat teröre karşı yürütülen savaş bitecek. Kesinlikle bitireceğiiz. Ya zafer ya ölüm. Ve tabii ki ölüm.”

Dört yıl önce sözde teröre savaş açan Bush, Afganistan’dan sonra Irak’a da terör bahanesiyle saldırdı. Bu iki ülkeyi cehenneme çevirdikten sona, bir taraftan da Somali’deki zavallı insanların üzerine bombalar yağdırıyor.
Napolyon’un macera ve yenilgileri ile paralellikler kuran Robert Fisk, öte yandan “Hayır, George Bush Napolyon Bonaparte olamaz” diyor.

Muhafazakar politikacı Pat Buchanan’ın şu sözlerini aktarıyor: “Bağdat’ı almaya çalışan Bush başarılı olamayacak. Zira milyonlarca samimi Müslüman, Bush’un İslam dünyası üzerinde tahakküm kurmasını asla kabul etmeyecektir.”
Buchanan, tarihi konuşmasında devamla şunları söylüyor: “Müslümanlar geçmişte de İngilizleri, Filistin ve Aden Körfezi’nden, Fransızları Cezayir’den, Rusları Afganistan’dan, Amerikalıları Somali ve Beyrut’tan, İsrail’i Lübnan’dan kovdular.

Emperyalizme giden yolun daha başındayız ve önümüze ilk çıkan tepede, bizden önce aynı yoldan gidip şimdi geri dönmekte olanlar ile karşılaşacağız”.
Fakat George Bush geçmişten ders almışa benzemiyor. Bu anlamsız savaşta ölen yüz binlerce Iraklıyı görmezlikten gelse bile, bugüne kadar ölen binlerce Amerikan askeri ve bundan sonra kaybedeceği onbinlerin hesabını vermek zorunda kalacağı günler çok uzakta değil.

Dahası, sözüm ona özgürleştirdikleri bir ülkede, meydana gelen işkenceler, cinayetler ve etnik temizlik….Ne kadar saklanırsa saklansın, artık mızrak çuvala sığmıyor. İletişimin yaygınlaştığı günümüzde dünyanın buna seyirci kalması mümkün değil.
Şer üçgeni ilan edilen İran ve Suriye şimdi namlunun ucunda… Bağdat planı başarılı olduğu takdirde yeni hedefler belli… Fakat insanlar ders almasa da tarih tekerrür etmeye devam ediyor.

Geçmişte yüzlerce defa tarihin şahit olduğu çılgınlıklardan biri daha, hızla kaçınılmaz sona doğru yaklaşıyor. Bakalım budala yürüyüşü daha kaç adım devam edebilecek? Ve hangi adımda kendi kazdığı çukura düşecek?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir