BUSH BU SİTEDE BİR KÖŞE YAZMAYA KALKSAYDI

Aşağıdaki ifadelerin çoğu Bush’un kendi cümlelerinden ve konuşmalarından, konuşmalarda kullandığı tarzdan alınmış, bu köşe yazısına olası bir biçimde entegre edilmiştir, Bush mantığı mümkün olduğunca yazıya yedirilmeye çalışılmıştır!

Sevgili Okurcularım,

Aslında ben W. George Bush, yani başkanınız, sizin başkanınız. Herkesin başkanı, yani Türkiye’nin de, öyle, di mi?

Bu sitede teröristler varmış, yani teröre kucak açmışlar; Amerika’yı parçalıyorlarmış, harita olarak yani, 10’a mı bölmüşler ne! Aslında bir Teksas vardır, bir de gerisi! 10’a bölmeye gerek yok.

Pentagon dedi ki, ‘Sayın Başkanım, siz de orda köşe yazın, bize karşı psikolojik harp yapıyorlar’ dedi. Ben de dedim ki, ‘Getirin, kalemi, kağıdı, mürekkebi ben de bunu yaparım’ . Evet, yapıyorum, yapmıştım, hep yaptım.

Burda birileri bana site köşesi yazmamı istemişlerdi, Türkçe bilmem dedim. Hem de Hindi yemeği sevmem dedim, ısrar ettiler. Politik olarak, politik olarak dediler, sıcaklaşır.

Yani sıcak günler yakında! ‘Türkiye’de Amerikan nefreti artmış!’ dediler, Türkiye’deki Halkın % 94’ü Amerika’dan ve benden nefret edermiş! Ben de ‘Biz onlara ne yaptık ki’ dedim, dediydim! Beyaz Saray danışmanlarım ve Ulusal Güvenlik Danışmanım bana, kulağıma, yani yüzüme eğilip gizlice dediler ki, ‘Ama siz bir köşe yazarsanız, sempatik falan olursunuz! ‘dediler, ben de dedim, dedim ki ‘tamam ama en yakışıklı, resmimi kullanın!’

Ama Oral ofisteki bilgisayarımdan bakıyorum da pek yakışıklı bir resmimi koymamışlar, yani eski bir resimdi o. ‘Bu maymun ne? ‘ dedim, ‘O şempanze, Pentagon’un Psikolojik Operasyon projesinde çalışıyor, Genel Propaganda Müdürü’ dediler. ‘Sizi Türk halkına karşı sempatik kılmak için’ dediler, ‘En iyi bulabildiğimiz resim bu!’ İyi de ben ona benzemiyorum ki, benziyor muyum? Benzediğimi, benzetiyor musunuz? ‘Ya, bu maymunun sahibi kızarsa, o da beni sevmiyor olabilir, insanları üzmemeliyiz di mi ama! Psyops, departmanı 2 günlük bir toplantı yapmış, sonra % 94’lük nefret oranını düşürebilmek için, benim yüzümü bir şempanzeyle birlikte vermeyi düşünmüşler, ama şempanze benim kadar yakışıklı değil ki, neyse! Sempatik olmam için dediler, tabii ben de bilirim, ama psikolojik savaşı onlar daha iyi bilirler. Sanırım sempatik bir hayvan, ‘Adı ne dedim’, ‘Chimp Bushitos’ dediler.

Neyse sevgili okurcularım. Türkiye’yle Hindi yemekten dolayı çok mutlu olacağım artık bu sitede. Psyops departmanı böyle istedi . ‘Ben de, ben de dedim ki, yani dedim ki, kızım Barbara da yazsın!’, ‘o da güzel benim gibi’ dedim. ‘Olmaz’ dediler.

Artık her ay, ama her ayın dolunayında, yani bilirsiniz, ay yuvarlakken, size bir yazı yazmamı istedi Psyops departmanı. Ben de peki, dedim, Türkiye’ye bol miktarda Thanks Giving Day için Hindi gönderin dedim. Ne diyeyim, daha iyi bir şey diyebilir miydim?

Benim çevirilerimi yapacak olan Türk FBI ajanlarına şimdiden teşekkür ederim, Büyük Ortadoğu’da saat kaç şimdi!

***

Biliyorum siz de merak ediyorsunuz, burda neler yazacağımı. Ama ben, ben de merak ediyorum. Aslında bunlar içerden geliyor! Birden aklıma geliyor, içimden geliyor; aynı Irak’a saldırmak fikri de bir anda yıldızlara bakarken gelmişti.

Bilirsiniz yıldızları, gece çıkarlar hani parlak parlak, görmüşsünüzdür! O gece, işte o gece Tanrı benimle konuştu, dedi ki, ‘ Bu işe Dünya Ticaret Merkezinden başla’ Dedi. ‘İkiz Kuleler mi’ dedim, ‘Jakin ve Boaz’ dedi, dedi ve gitti. Yani Tanrıyla konuştum, fakat o çok konuşmayı sevmiyor, yani çok şey söylemiyor! Bizim gibi çok konuşmuyor, herhalde çok düşünmekten.

Aslında İkiz Kuleleri yıkmak fikrini ilk Marvin P. Bush’a, yani kardeşim olur kendisi, söylediğimde, içtiği viskiyi ağzından püskürtmüştü. Aslında iyi bir fikirdi, bence iyiydi ama, Nero da yapmıştı, Amerikan başkanı Romalılardan veya Napolyondan daha mı aşağı kalacak. Derken, olayı Ulusal Güvenlik Konseyine getirdim, arkadaşlarla hep birlikte konuştuk, Dick üstüme uçtu ve beni yanaklarımdan öptükten sonra popoma bir şaplak attı: ‘ İşte Chimp’, dedi, ‘Aptala malum olur, biz de aynı şeyi düşünüyorduk!’ dedi, neden böyle dedi anlamadım. Ama Popomda vurduğu yer iki gün acıdı. Bu bir işaret diye düşündüm, Tanrıdan gelen bir işaret, yani popomdaki acı değil; O geceki Tanrının benimle temas kurması! Evet bir işaretti ve benim zamanım gelmişti, o zaman anladım; anladım ki, anladığımı anladım!

Hemen başlattım projeyi, iyiydi ama di mi! Sevgili okurcularım, patlamalar çok iyiydi, Nerodan iyiydim yani! Çok güzeldi, aslında 4 Temmuz’da havai fişek gösterilerini çocukluğumdan beri izlerdim. Çocukken hep çıkıp daha büyük patlamalar olsun diye her 4 Temmuz’da beklerdim. Havai fişekleri oldum olası sevmişimdir, füzeleri de! Bu daha güzel oldu, yani 11 Eylül’den bahsediyorum, hani patladılar ya, siz de sevdiniz di mi? Gösteri güzeldi ama, di mi!

Son olarak başıma gelen bir olayla bu ayki köşe yazımı bitireyim, yani artık bitsin, yoruldum! Geçenlerde Endenozya’ya gittim, güzel bir ülke, büyücüleri var. Bu CNN’de çıktı, bir büyücü, Gengeng Pamungkas, işte tamam o! Bana kara büyü yapmış, brokoliye dönüşmem için, biz Evangelistler Brokoliye inanmayız ki, pardon, yani Büyüye inanmayız ki! Ama yapmış, işte! Üstelik ben, herkes bilir, Brokoliden nefret ederim, Beyaz Saray ve Pentagon’da Brokoliyi yasakladım. Hani Brokoliyi sevsem, yapsın, anlarım; ama annem zorla bana Brokoli yedirirdi çocukken, o günden beri nefret ederim. Sonra Endonezyadan dönerken, uçaktayım, bir kaşıntı başladı, minik minik yeşil tomurcuklar kollarımda, sırtımda, kaşıyorum, kaşıyorum düşüyorlar, minik, minik yeşil, bitki gibi bir şey! Herhalde allerji oldum dedim. Allerji olmuşum, ama Endonezya’da Brokoli de yemedim hiç!

Değerli Okurcularım,

Umarım beğendiniz, aslında bir şey itiraf etmeliyim, bu başkan olduğumdan beri ilk kez kaleme aldığım yazımdı. Normalde bizim çocuklar ve Gizli Servis halleder, ama bu sefer Pentagon ‘ aman karışmayın, kendisi yazsın demiş!’ Neden böyle yaptı anlamadım. Ben, tabii onlardan daha iyi yazarım; çünkü ben Amerika başkanıyım. Ama yine de ‘o yazsın daha sempatik olur!’ demişler. Niye demişler, Dick’e sormam lazım. Umarım iyi bir köşe olmuştur, yani yazı köşesi olmuştur. Beni daha iyi tanıyacaksınız, tanıtırsınız ve seveceksiniz sevgili Türk okurcularım, Thanks Giving Gününe (Şükran Gününe) de geldik, iyi Hindi yemeler size, size Amerika’dan bol Hindili günler.

[1] Postmodern Delilik Çağı (The New Era of Postmodern Delirium): 11 Eylül 2001 saldırılarıyla başlayan yeni milenyumun şizofreni dönemi! Küresel elitin insanlığı getirdiği son aşama! Küresel Isınmayla birlikte Küresel Çıldırma Dönemi. Yöneticilerin, Başkanların, başbakanların, bakanların, Üniversite yöneticilerinin delirium içinde oldukları, bir dediklerinin bir dediğini tutmadığı, tutarsızlığın, yalanın, sahtekarlığın, mafya yöntemlerinin ve iki yüzlüğün geçerli olduğu George Orwell’in ‘1984’ isimli romanda tarif etmiş olduğu çift düşünce çağı! PDÇ’nin (Postmodern Delilik Çağının) Sloganları: ‘Cehalet Kuvvettir’, ‘Savaş Barıştır’, ‘Kölelik Özgürlüktür’, ‘Demokrasi, askeri darbe ve saldırganlık ve işgaldir’, ‘Amerika’nın her dediği doğrudur’, ‘Petrol Amerikalılarındır’, ‘iki kere iki Amerika eder!’ Bu çağı daha iyi anlatabilmek için ‘Postmodern Delilik Çağında Bushism, 2007’ isimli bir kitap kaleme alırken bu yazıyı da bilgilendirme amacıyla yazdım: Türkiye bu delilik çağıyla 1980 darbesinden sonra özellikle Özal rejimi döneminde tanışmaya başlamıştı. Tüm dünyada da değerlerin yitirildiği, Demokrasinin askeri işgal olarak algılandığı, sadece köşe dönücülüğün, paranın, maddi değerlerin geçerli olduğu Kapitalizmin en arsız dönemi, daha arsızı olmayacak, çünkü kapitalizm insanlığı yok etmeye doğru gidiyor.

[2] Ümit Sayın. 11 Eylül Gizli Örgütler ve BOP, İst.: Neden Kitap, 2006. S: 125-127.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir