CASA uçaklarına ne oldu da düştü ?

Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı Hava Grubu’na ait çift motorlu CASA CN235 tipi hafif nakliye uçağı 4 sene önce düşmüştü.

Yurtiçi ve yurtdışı birçok operasyona katılan 34 özel kuvvet askerimiz, nasıl düştüğü hala tartışmalı olan bir uçak kazası ile şehit olmuştu. Bu olayı unutmayanların başında şehit aileleri ile Genelkurmay geliyor. Harp akedemilerinin web sayfasında rastladığımız CASA haberleri sizin için derledik. Bu arada bu olay için olduğu varsayılan bir komplo iddiasınıda aktarmakta fayda var. Muavenet adlı zırhlı gemimiz,tesadüf sonucu bir füze ile vuruldu. Eşref Bitlis paşa`nın ucağıda bir tesadüf eseri buzlandı. 11 Eylül`deki uçaklarda yine tesadüf eseri yerden dümenleri kilitlenerek pilotların istem dışı hareketleri ile binalara çarptırıldı. Bunlar iddia. Teknolojinin son noktasının geliştiğini göstermek için hep okudugumuz bir gerçek ise şu NASA kızıl gezegen Mars`a gönderdiği pantfinder adlı uzay aracını dünyadan gönderdiği radyo sinyalleri ile kontrol edebiliyor.İşin özü MARS`taki araçı bile kontrol edebiliniyor. Şehitlerimizin ruhları şad olsun …

HARP AKADEMİLERİ TARAFINDAN DERLENEN CASA HABERLERİ

——————

Özel görevden dönen askerlerin üstünde bulunan cephaneler felaketin boyutunu artırdı. Dönerek yere çakılan uçak paramparça oldu

Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı Hava Grubu’na ait çift motorlu CASA CN235 tipi hafif nakliye uçağının Malatya yakınlarına düşmesi sonucu, 34 asker şehit oldu. Şehit pilot, son manevrayla Güzyurdu köyünü kurtardı. Diyarbakır 2. Hava Taktik Kuvvet Komutanlığı’ndaki askeri uçak görevli, tezkere alan ve izne giden askerleri Ankara’ya götürmek üzere öğle saatlerinde kalktı.

Kayısı bahçesine çakıldı
17 bin fitte, saatte 444 kilometre hızla giden uçakta saat 13.15’te kumanda arızası meydana geldi. Kontrol dışına çıkan uçak, Akçadağ ilçesine bağlı Gülyurdu ve Yağmurlu köyleri arasında Muhittin Erhan’a ait kayısı bahçesi ile pancar tarlalarının bulunduğu alana burgu gibi dönerek yere çakıldı. Uzun uçuş yapacağı için yakıt depoları dolu olan uçak yere çarpar çarpmaz infilak etti.

Bombalar üzerlerinde patladı
Büyük bir gürültüyle düşen uçaktaki askerlerin üzerlerinde bulunan mühimmatın da infilak etmesiyle ortalık cehenneme dönerken, metal ve ceset parçaları geniş bir alana yayıldı. Akçadağ Belediyesi ile Erhaç Üssü İtfaiyesi yangını söndürdü.

Karakutu bulundu
Askeri uçağın, kumanda sistemindeki arızadan düştüğü ağırlık kazanıyor. Uçağın kumanda sistemiyle elektrik sistemi arasındaki bir zıtlaşmadan, uyuşmazlıktan kaynaklanan kilitlenmenin, kontrol kaybına neden olduğu üzerinde duruluyor. Malatya Valisi Mustafa Yıldırım ise “Eskişehir ve Ankara’dan gelecek ekipler de incelemelerde bulunacak. Uçağın karakutusu bulundu. Uçakta havada patlama olmadığı için buzlanma ihtimali üzerinde duruluyor” dedi.

Terhis oldukları gün öldüler
Kara Pilot Yüzbaşı Yılmaz Tekgül ve Kara Pilot Üsteğmen Mahir Turan’ın yönetimindeki uçakta, Kara Pilot üsteğmenler Murat Erdeveci ve Levent Şahin’in yolcu olarak bulundukları bildirildi. Şehit olan 34 kişi arasında Binbaşı Lütfü Ceylan’ın yanı sıra, dün tezkerelerini alarak terhis olan yedi erin de bulunduğu öğrenildi. Terhis olan erler Ankara’ya ailelerinin yanına gidiyorlardı.

Gamze Üsteğmen kurtuldu
Uçağın yolcu manifestosunda yer alan Gamze Üsteğmen, son anda uçağa binemeyince ölümden döndü. Gamze Üsteğmen’in, izin belgeleri uçak kalkana kadar yetişmemesi sonucu CASA’yı kaçırdığı bildirildi.

‘Geriye sadece elleri kalmıştı’
Uçağın yere çakılışını izleyen Çatyol Köyü muhtarı şunları anlattı: “Uçak yanıyordu, patlamalar vardı. Burun üstü çakıldı. Uçak düşmeden atlayan şehitlerimiz de enkazın üzerine düştü. Ceset parçaları 300 – 400 metrekarelik alana yayılmıştı. En büyük parçaları elleriydi. Onları toplamaya çalıştık. Korkunçtu. Bazıları parçaları toplarken bayıldı.”

Kuleyle son konuşma

‘Her şey normal’ dedi ve çakıldı
Diyarbakır’dan havalanan uçak, Malatya Erhaç Askeri Havaalanı’nın üzerinden geçerken kule ile pilot arasında kısa bir konuşma geçti. Pilot, kuleye “Her şey normal” dedi. Kule de “Sizi görüyoruz. İyi uçuşlar” karşılığını verdi. Pilotun uçuşu “normal” olarak değerlendirmesinden 30 saniye sonra uçak düştü. İlk bilgilere göre uçak, iki motorundan biri arıza nedeniyle devre dışı kaldığı için düştü.

Acı haber, doktor eşliğinde ulaştı
Kazada yaşamını yitiren askerlerin aileleri, haberi özel olarak görevlendirilen subaylardan aldılar. Şehit askerlerin isimlerinin olayın hemen sonrasında basın yoluyla açıklanmaması da bilinçli olarak planlandı. Uçakta bulunanların listesi kontrol edilip yaşamını yitirenlerin isimleri kesinleştikçe, ailelerine ulaşıldı. Aileler acı haberi televizyonlardan değil, subaylardan aldı. Evlere giden subaylara, şok ve benzeri olasılıklara karşı sağlık ekipleri de eşlik etti. Öte yandan kaza yerinden toplanan şehitlerin parçalanmış cesetleri, gece geç saatlerde Ankara’ya gönderildi.

Yine CASA, yine kaza!
Türk Hava Kuvvetleri’ndeki ilk CASA CN – 235 kazası, dört ay önce meydana geldi. Kısa aralıkla peş peşe düşen iki uçağın da aynı şekilde yere çakılması, alımı tartışma yaratan Casa uçakları konusunda soru işaretlerine neden oldu. Kayseri Erkilet 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’ndan 19 Ocak günü eğitim uçuşu yapmak için havalanan nakliye uçağı, Bünyan ilçesi yakınlarında Sarımsaklı Barajı kıyısına düştü.

Hâlâ açıklama yapılmadı
Bünyan’daki kazanın görgü tanıkları, uçağın, dünkü kazaya benzer biçimde burgu hareketi yaparak burun üstü çakıldığını söylediler. Uçakta bulunan Üsteğmen Okan Dirlik, Teğmen Murat Orbay ve Teknisyen Astsubay Üstçavuş Hüseyin Tüfekçi şehit olmuştu. Toprağa gömülen uçağın enkazı da askeri personel tarafından çıkartıldıktan sonra incelemeye alınmıştı. Ancak düşüş nedeni konusunda bugüne kadar resmi bir açıklama yapılmadı.

Liderlerden başsağlığı mesajları

Ecevit, ayrıntıları telefonla öğrendi
Başbakan Bülent Ecevit, kazayla ilgili olarak, yurtdışında bulunan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’na vekalet eden Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök’ten telefonla bilgi aldı.
Ecevit’in yanı sıra TBMM Başkanı Ömer İzgi, Başbakan yardımcıları Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Özkan, FP Genel Başkanı Recai Kutan, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, Kıvrıkoğlu’na birer başsağlığı mesajı gönderdi.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de, Kıvrıkoğlu’na gönderdiği mesajında şöyle dedi: “Casa tipi bir askeri ulaştırma uçağımızın düşmesi sonucu, 34 askeri personelimizin şehit olmasından büyük üzüntü duydum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, ulusumuza ve şahsınızda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz’e başsağlığı diliyorum.”

Milliyet 17.05.2001

Görevleri tehlikeydi

Kazada şehit düşen bordo bereliler, TSK için büyük önem taşıyordu. 3.5 yıl süren eğitimin ardından birliğe girmiş, önemli operasyonlara imza atmışlardı

Düşen uçakta can veren 21 Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu, Güneydoğu’da gerçekleştirdikleri operasyondan dönüyorlardı. Taktıkları berelerden ötürü halk arasında ‘bordo bereliler’ olarak bilinen Özel Kuvvet mensupları, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en seçkin birliklerini oluşturuyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın temeli 20 Eylül 1952 yılında atıldı. İlk adları Seferberlik Tetkik Kurulu’ydu.

Genelkurmay’a bağlılar
Herhangi bir kuvvet komutanlığına bağlı olmayan birlik, doğrudan Genelkurmay Başkanı’na bağlı. Kuvvet içinde subaylardan oluşan A timleri, subay – astsubaylardan oluşan B timleri ve uzman çavuşlardan oluşan C timleri görev yapıyor. Karargâhı Ankara Bahçelievler’de bulunan birlik tümgeneral komutasında hizmet veriyor.

Gönüllü oluyorlar
Özel kuvvete girecek askerler, sınıf okulları ve kıtalardan “gönüllülük” esasına göre seçiliyor. Seçilenler 72 hafta yurtiçinde temel nitelikli kurs görüyor. Daha sonra yurtiçi ve yurtdışında uzmanlık eğitimi veriliyor. İhtisas süresi 10 – 52 hafta arasında değişiyor ve yaklaşık 3.5 yıl sonunda özel timde görev alacak hale geliyorlar.

Apo’yu onlar getirmişti
Çok gizli ve özel görevlerde devreye sokulan birlik, Şemdin Sakık’ın ve Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinde önemli rol oynadı… Başarılarından dolayı dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’den de ödül aldı. Genelkurmay Başkanı’nın yakın korumalığını da Özel Kuvvetler yapıyor. Timler, gerekli bölgelerde ve yurtdışı gezilerde Cumhurbaşkanı’nı da koruyor.

Bir binbaşı, iki yüzbaşı vardı
Düşen uçakta şehit olanların isimleri şöyle: Binbaşı Lütfi Ceylan, kara pilot Yüzbaşı Yılmaz Tekgül, Üsteğmen Mahir Turan, Piyade Yüzbaşı Hakan Bizrelli, üsteğmenler Murat Erdeveci, Levent Şahin, Yılmaz Gülhan, İstihkam başçavuşları Ümit Başaran, Nadir Türkmen, Muhabere Başçavuşu Mikail Altıntaş, Sağlık Başçavuşu Hasan Ersoy, Piyade üstçavuşlar Yılmaz Aydın, Mahmut Öner, Piyade Kıdemli Üstçavuş Turan Kalın, Muhabere Kıdemli Üstçavuş Zeki Çınar, Hava Kıdemli Üstçavuş Mehmet Özden, Personel Kıdemli Üstçavuş Sudi Doruk, Hava Kıdemli Çavuş Tuncay Urhan, Hava Kıdemli üstçavuşlar Ferhat Öztürk, Zahit Çelik, Başçavuş Halil Helvacıoğlu, Kıdemli Üstçavuş Ebubekir Çakıcı, Hava Uçak Bakım Üstçavuş Saadetin Boy, Piyade Uzman Çavuş Ersin Bartan ile erler İsa Türkmen, Mutlu Kaymakçı, Halit Güney, Bülent Haluk Demir, Erdal Şimşek, M. Ali Karabudak, Nedim Akyol, Şefik Ayaydın, Atakan Çağan ve Aydın Uçar.

Kardak ve OHAL’de uçtular
Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı “Özel Hava Grubu” bünyesindeki uçak ve helikopterler, Özel Kuvvetler’in operasyonlarında kullanılıyor. Her koşulda özel olarak kullanılabilen Özel Hava Grubu Kardak krizi ve Olağanüstü Hal Bölgesi’nde yaptığı operasyonlarla da adını duyurdu.

Paraşütte alt sınır 450 metre
Kazanın görgü tanıklarının dile getirdikleri “iki kişinin uçaktan atladığı” görüşleri, paraşütle atlamada güvenli yükseklik sınırını da gündeme getirdi. Türk Kuşu Paraşüt Okulu öğretmenlerinden Nuray Avcu, bir paraşütün açılması için en az 450 metre yükseklikten atlanması gerektiğini söyledi.

Milliyet 17.05.2001

CASA’nın sorumlusu bulunamıyor

Başsavcılık ceza davası açamadığı için kazaya ‘takipsizlik’ kararı geliyor. Bu durumda kazanın sorumlusu ve bunu belirleyecek makam belirlenemiyor…

ERSAN ATAR Ankara

Müfettişlerin olumsuz rapor vermesine rağmen Deniz Kuvvetleri’ne alınması kararı verilen CASA’lardan, test uçuşu sırasında düşerek dört kişinin ölümüne neden olan uçakla ilgili soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanacağı bildirildi.
CASA tipi uçağın kalkış aşamasındayken düşmesiyle ilgili adli soruşturmayı yürüten Kazan Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilileri, soruşturmayı, ölümlü trafik kazalarında uygulanan TCK’nın 455. maddesine göre yürüttü.

Sürücü ölünce…
Uçağın Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine alınmamış olmasını dikkate alan başsavcılık yetkilileri, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu bizim için bir trafik kazasından farksız. Bir otobüs kazasında nasıl şoförün dikkatsizliği sonucu ölüm meydana geliyor ve şoför de öldüğünde cezai sorumlu hakkında dava açılamıyorsa, burada da ölüme sebep olan kişiler ölmüş. Bu nedenle bir ceza davası açılması söz konusu olamıyor.”
Kazan Başsavcılığı’nın takipsizlik kararı vermesi sonucu, “Uçağın yetersizliğine ilişkin raporlara rağmen başlatılan projenin ilk uçağının düşmesinin hukuki sorumluluğunu kimin üstleneceği, sorumlunun kim olduğunu hangi adli makamın saptayacağı” belirsizliğini koruyacak.

10 soru 10 cevap

CASA’lar metal yorgunu mu?
İHSAN YILMAZ İstanbul
CN – 235’lerin üretiminde İspanya`nın mı yoksa Endonezya`nın mı ağırlığı var?
CASA ile Endonezya`nın IPTN kuruluşu lisans ortağı. Ama İspanyol CASA’nın ağırlığı var.

CASA kullanan ülkeler arasında Türkiye`nin özel bir yeri var mı?
Türkiye; İspanya ve Endonezya dışında CASA uçağı kullanan ülkelerden farklı. Bu iki ülke dışında tek üretimin yapıldığı yer Türkiye.

Dünyada kaç adet CN – 235 var?
21 ülkede toplam 249 CN – 235, ağırlıklı olarak askeri amaçlı kullanılıyor.

En çok CASA uçağı kimde var?
Türkiye CN – 235 kullanımında diğer ülkelerin önünde. Askeri amaçla kullanılan CN – 235`lerin üçte birinden fazlası Türkiye`de.

Başka hangi ülkeler kullanıyor?
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Güney Afrika, Papua Yeni Gine, Panama, Şili ve Brunei’de kullanılıyor.

Proje aşamasında 5.7 milyon dolar olduğu bildirilen bir CN – 235 uçağının fiyatı, neden 9 milyon doların üstüne çıkıyor?
Bu projenin içinde CASA`nın TAI`ye yaptığı yatırımlar, yer destek cihazları, yedekler ve donanımlar da bulunuyor. Firma yetkililerine göre, bir uçak 14.5 – 15 milyon dolara satılıyor. Uçaklar Türkiye`ye daha ucuza mal oluyor.

Yaklaşık 16 yılda 249 uçaktan altısının düşmesi yüksek bir oran mı?
CASA yetkililerinin verdiği bilgiye göre bir milyon saatten fazla uçmuş bu uçaklar için sayı normal. Ayrıca, altı kazanın üçü, Endonezya`nın ürettiği uçaklarda oldu ve sertifikasyon farklı.

Türkiye neden 52 uçak aldı?
Hava Kuvvetleri Komutanlığı, harekât ihtiyaçlarına göre bu sayıyı belirledi.

Türkiye`de askeri amaçların dışında CASA`lar kullanılıyor mu?
VIP olarak kullanılan altı CASA uçağı var.

Bu uçaklarda metal yorgunluğu var mı?
CASA yetkililerine göre, böyle bir şey söz konusu değil. Firma, metal yorgunu olması için uçağa fazla yük binmesi gerektiğini vurguluyor.

İhaleye katılan üç uçak da suçlandı
İkinci Dünya Savaşı`ndan kalan C – 47 askeri nakliye uçaklarının yerine alınması planlanan 52 yeni uçak için geliştirilen projede üç firma, büyük bir mücadeleye girmişti. Firmalar rakip uçakların olumsuz yönlerini öne çıkarırken, “yetersizlik” suçlamaları birbirini izledi. İşadamı Cefi Kamhi`nin temsilciliğini yaptığı İtalyan Aeritalia firmasının G – 222`si, Faruk Süren`in temsilcisi olduğu Kanada`nın De Havilland firmasının Buffalo takma isimli DHC – 5`i ve İspanyol CASA firmasının CN – 235 uçağı büyük bir yarışı girdi. CASA`nın zaferiyle sonuçlanan yarışa katılan uçakların özellikleri şöyle:

CASA CN-235
Üretim yılı: 1983
Güç: 3400 hp.
Saatteki yakıt sarfiyatı: 451 Lt.
Taşıdığı asker sayısı: 48
Maksimum hız: 445 km/h
Maksimum menzil: (3.5 tonla) 4450 km
Boş ağırlığı: 9.300 kg.
Servis tavanı: 25 bin feet
Taşıma kapasitesi: 6000 kg
Fiyatı: Yaklaşık 5.5 – 6 milyon dolar
O dönemki iddialar: İki prototip uçakta da sorunlar yaşandı. Sivil amaçlar için yapıldı, askeri versiyonu ile seri üretim sorunu var.

BUFFALO
Üretim yılı: 1964
Güç: 3133 hp
Saatteki yakıt sarfiyatı: 887 Lt.
Taşıdığı asker sayısı: 41
Maksimum hız: 467 km/h
Menzil (maksimum yakıtla) 3187 km.
Boş ağırlığı: 11.431 kg.
Servis tavanı: 31.000 ft.
Taşıma kapasitesi: 8.165 kg.
Fiyatı: Yaklaşık 11 milyon dolar
O dönemki iddialar: Kabin tazyiki yok. Paraşütçü ve asker taşıma kapasitesi az. 1983`te üretim durdu.

G-222
Üretim yılı: 1970
Güç: 3400 hp
Taşıma kapasitesi: 9.840 kg.
Saatteki yakıt sarfiyatı: 960 Lt.
Taşıdığı asker sayısı: 53
Maksimum hız: 487 km/h
Menzil (maksimum yakıtla): 4800 km.
Boş ağırlığı: 6.760 kg.
Servis tavanı: 25.000 ft.
Fiyatı: Yaklaşık 12 milyon dolar
O dönemki iddialar: Hiçbir askeri deneyimi yok. Yarı hazırlanmış piste kalkış ve iniş olanağı yok, dengesi mükemmel değil.

Uçak kazalarına çifte soruşturma
ÖNDER YILMAZ Ankara
İki gün arayla düşen iki CASA uçağında 38 kişinin ölmesi üzerine Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı iki ayrı inceleme başlattı.
CASA kazaları dün Bakanlar Kurulu`nda gündeme geldi. Kurula bilgi veren Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, iki kazanın oluş nedeni hakkında eldeki bilgileri aktardı. Başbakan Bülent Ecevit`in sorular yöneltmesi üzerine Çakmakoğlu, bakanlığına inceleme talimatı verdiğini belirterek, “Nedenler ortaya çıktıkça bunu bir rapor halinde size ileteceğim. Genelkurmay da kendi bünyesinde kazalara ilişkin çalışmaları yürütüyor” dedi.

Milliyet 22.05.2001

Emin Çölaşan: Rezaletin belgeleri

5 ayda 3 CASA uçağı düştü. 38 şehit verdik, ayrıca 3 İspanyol pilot öldü. Bu işin içinde bir iş var. Eğer 1990 yılında yazılanların üzerinde durulsaydı, o canları belki de yitirmeyecektik. CASA uçaklarına ilişkin çok ilginç olaylar oluyor… Ve rezalette adı geçenler günümüzde hiç konuşmuyor. İşte ilk örnek:

1989 yılı sonlarında SHP milletvekili Tevfik Koçak, alımı tasarlanan CASA uçaklarıyla ilgili bir soru önergesini TBMM Başkanlığı`na veriyor. Hemen ardından, yine SHP`li bir başka milletvekili olan Mustafa Sarıgül`ün, sahte bir imza ile bu önergeyi geri çektiği ve böylece işleme koydurmadığı iddia ediliyor. Bu husus Nezih Tavlaş`ın kitabında da yer alıyor.

Sahte imza işte burada, karşınızda. Mustafa Sarıgül bu konuda konuşmadı, bir açıklama yapmadı. O günlerde de yapmamıştı!

Mustafa Sarıgül`ün, CASA komisyoncusu Zeynel Abidin Erdem ve iş ortağı Sinan Gürsoy`un yakın arkadaşı olduğu biliniyor.

Milletvekili Tevfik Koçak da, anlaşılan bunu içine sindirmişti!

Dahası, TBMM Başkanlığı da o günlerde bir soruşturma açmadı. Şimdi bir düşünün, Türkiye`yi yöneten bir Meclis`te birileri imza sahteciliği yapıyor, verilen önergeler sahte imzalarla geri çekiliyor ve hiç kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Olacak şey midir bu!.. Ve rezalet, 12 yıl sonra şimdi, belgeleriyle yeniden ortaya çıkıyor.

(Aynı doğrultuda bir CASA önergesini yine o günlerde SHP milletvekili Erdal Kalkan veriyor. Neyse ki onun önergesinde birileri sahtecilik yapmıyor).

Şimdi olayın ikinci boyutuna bakalım. Nezih`in kitabında da adı geçen İnciser Gariboğlu`nun o günlerde bir çiçekçi dükkánı var. CASA tezgáhı kurulurken, günün birinde Zeynel Abidin Erdem`le tanışıyor. O dönemin ANAP`lı Milli Savunma Bakanı Ercan Vuralhan`ın da ‘‘çok yakını’’ olan İnciser Hanım, Zeynel`in ısrarlı ricalarıyla onu Ercan`la tanıştırıyor… Çünkü ‘‘işin bitirilmesi’’ açısından Ercan önemli adam!

Ercan Vuralhan`ın yolsuzluk iddiaları, o sırada da Türkiye gündeminde. Örneğin Ocak 1988`in Hürriyet gazetelerinde Cumhurbaşkanı Evren`in bu konuda Ercan Vuralhan`a yaptığı uyarılar yer alıyor.
Ercan bu olayların içinde yoğruluyor, sonra siyaseti bırakıp özel bürolar kuruyor ve iş takipçiliğine başlıyor. Şimdi nerededir, bilinmiyor.
CASA uçaklarını önce Ercan gündeme getiriyor, ihale sonraki ANAP`lı Milli Savunma Bakanı Sefa Giray ve Başbakan Yıldırım Akbulut döneminde bağlanıyor.
İnciser Gariboğlu dün ziyaretime geldi, uzun uzun konuştuk. Söyledikleri çarpıcıydı:

‘‘Ben yalnız yaşayan bir kadınım. Çok şey biliyorum. Ancak canımdan korkuyorum. Bildiklerimi anlatırsam beni yaşatmazlar. Cumhurbaşkanı ya da Genelkurmay Başkanı beni çağırsın, bütün bildiklerimi onlara anlatayım. İstediğim tek şey, hayatımın korunmasıdır.’’
İnciser Gariboğlu`nun çok şey bildiğini ve bunları anlattığı takdirde Türkiye`nin sallanacağını ben de biliyorum.

CASA skandalını irdeleyen Nezih Tavlaş`ın kitabına önemli katkısı olan Gariboğlu, şimdi konuşmaktan korkuyor. Dün bana şu kadarını söyledi:

‘‘Ercan`la geçmişte çok yakındık. Zeynel Abidin Erdem CASA ihalesi olursa yaklaşık 50 milyon dolar komisyon alacaktı ve aldı. Zeynel`i Ercan`la tanıştırdım. Ercan onu Semra Özal`a götürdü, Semra Hanım da Zeynel`i kocasıyla tanıştırdı. O sırada Zeynel ANAP`lı olmak zorunda kaldı! Sonra Özal`lar İspanya`ya gidip CASA ile doğrudan görüştüler. Zeynel, Nezih Tavlaş`la konuştuğumu öğrenince ‘‘Hiç kimseyle konuşma, bildiklerini kimseye anlatma, anlatırsan araba kazasında gidersin’’ gibi tehditler savurmaya başladı. O sırada oturduğum Cinnah Cad. 76 numaralı evi bana almaya kalkıştı.

Ben Zeynel`i o sırada Milli Güvenlik Konseyi üyesi olan Tahsin Şahinkaya`ya da götürdüm. Meclis`teki bürosunda konuştular…’’

İnciser Gariboğlu çok şey biliyor ama haklı olarak korkuyor… Çünkü konuştuğu takdirde, yalnız yaşayan bir kadın olarak başına neler geleceğini bilemiyor. Önerisi çok net:

‘‘Devlet beni koruma altına alsın, çok şey anlatacağım.’’
***
İşte 38 askerimize mezar olan CASA`ların kısacık öyküsü! Özal Ailesi, Ercan Vuralhan, çiçekçi İnciser Gariboğlu, komisyoncu Zeynel Abidin Erdem, Meclis`te sahte imzayla geri çekilen önergeler! Tekmili 36 kısım birden!

Ama şu dakikaya kadar hiç kimseden tık yok! Rezalet geçmişte kitap olmuş, skandallar yaşanmış, belli ki büyük rüşvet dönmüş, umursayan yok.

Biraz utanalım.

Hürriyet 22.05.2001 Emin Çölaşan

CASA`lar ve yasalar

Türk milletinin kaderi değişmiyor; yukardakilerin hatalarının cezasını hep aşağıdakiler çekiyor.. Senelerdir sorumsuzca, saygısızca hazinenin talan edilmesinin, devlet kaynaklarının siyaset uğruna tüketilmesinin faturası hep millete çıkıyor. Milletin itiraz hakkı yok. Olsa da dinleyen yok. Yıllardır her gelen aynı talanı sürdürdü, halâ da uygulanan somut bir tasarruf kararı görmüyoruz. Belki şu anda ancak devlet bankaları usulsüz kredilerden kurtarılacak. Belki ancak usulsüz ihaleler (inanamıyoruz ama) önlenebilecek. Gerisi duruyor.

Düşen üç CASA uçağında ölen aslan gibi subaylarımız, erlerimiz de yine yukardakilerin yanlış kararına kurban giden aşağıdakiler bana göre..

Onlar, daha önce düştüğünü bile bile o uçaklara binmek zorundaydılar. Başka seçenekleri yoktu.

Böylesine büyük kayıptan sonra istediği kadar bütün ordu cenaze töreninde olsun, istediği kadar her seferinde devlet saygı duruşunda bulunsun, istediğimiz kadar şehit annelerinin önünde eğilelim, eşleriyle çocuklarıyla birlikte ağlayalım, “Vatan sağolsun” diyelim neye yarar?

Ateş düştüğü yeri yakar
Ölenler içinde Güneydoğu`daki zor, çileli günlerinden sonra hayata yeni başlayacak, anasına, sevdiklerine kavuşacak ne gençler vardı. Ne ümitlerle, ne zorluklarla yetiştirilen 38 genç adam..

Ve biz, her zamanki gibi ağlayarak, sızlayarak onların Türk bayraklarına sarılı tabutlarını tesbih tanesi gibi dizdik arka arkaya..

Çok merak ediyorum, araştırılsa acaba koca dünyada, en ilkelleri dahil olmak üzere bütün ülkelerde böyle arka arkaya 38 askerini, aynı cins uçakla ölüme yollayan bir başka memleket var mıdır?

Artık nefret noktasındayız.. Bu boşvermişliğe, bu ihmaller dizisine, bu; kendi plânları için gözünü kırpmadan başkalarını yakanların kurbanı haline getirilmeye..

1989 yılında madem ki, teknoloji olarak geri bulunduğu için alınmaması konusunda Meclis`e önerge verilmiş, madem ki Yunanistan`ın almayı sakıncalı bulduğu söylenmiş ve uzmanlar “Uygun bulunmamasına rağmen satın alanlar gelecekte olacak faciaların da sorumlusu olurlar” açıklaması yapmışlar, o zaman CASA`ların alınmasındaki ısrarın nedenleri, kararı verenler tarafından açıklanmalıdır. CASA firmasından Türkiye`deki temsilcisine gönderilen mesajdaki (!!!) ler, yani rüşvetler kimlere verilmiş?

Bu alımlardan para kazanan siviller var mı?

CASA satışlarında adı geçen iş adamları, aracılıkları doğruysa bu “iş”ten ne kadar kazandılar? Ve tek tek isimleri..

Siyasette torunlarımıza, onların torunlarına sorumsuzluklarıyla, bencillikleriyle yüzlerce katrilyon borç bırakanlar, şehirleri gecekondu yığınına çeviren, İstanbul Boğazı`nın görüntüsünü bile mahvedenler servetlerine servet katıp köşelerinde oturuyorlar..

Cezası yok.. Yasalar onları koruyor ve korumayacak yasalar da bir türlü çıkarılamıyor.

Ama kendilerine servet yapmak için bu milletin gençlerinin ölümüne neden olanların da aynı şansa sahip olmalarını istemiyoruz.

Milli Savunma Bakanlığı ve Genel Kurmay yukardaki soruların cevaplarını Türkiye`ye açıklamak zorundadır!

`Devlet üslubu önemli` gerçekten!

Hükümet üyeleri, başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere bir çok bakan olup bitenlere bakıp bakıp “yadırgıyorlar”, “sindiremiyorlar” ve buna benzer birçok psikolojik ve fizyolojik eylemi dile getirip duruyorlar ya, vallahi aynen biz de bu durumdayız.

Hayatımızın her safhasında sürekli yadırgadık, sindiremedik, halâ hâzım güçlüğü çekiyoruz olanlar karşısında.

Üstelik bizim hafızalarımız onlarınki kadar zayıf da değil. Yakın tarihimizde bize reva görülenleri, seçip kendi ellerimizle bizi yönetsinler diye Meclis`e gönderdiğimiz insanların davranışlarını, hiç düşünmeden ettikleri ileri geri lâfları, bir çocuğun bile yapmayacağı anlamsız konuşmaları, yolsuzlukları, haksızlıkları, neleri halâ yadırgıyor ve sindiremiyoruz.

Örneğin; “Alternatifimiz yok, onun için koltuklarımızı bırakmayız” sözünü çok yadırgıyoruz.

Hata yapan hesabını verip gitmeli, alternatif bulunur. Başkalarına hataların hesabını sorup, kendisi hesap vermeye yanaşmayanların hiçbir yaptığı, söylediği bir anlam taşımıyor.

Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli özelleştirme ve IMF yardımı ile ilgili konularda konuşurken Kemal Derviş için;

“Derviş zehir olsa Türkiye için sonuna kadar içerim” dedikten sonra şöyle devam ediyor;

“Bizim için Telekom meselesi çok önemli değil, devlet üslubu önemli.”

Söylediklerini yazılı olarak kağıt üzerinde görünce çelişkiyi kendisi de farketti mi acaba?

Bu nasıl bir devlet üslubudur?

Kemal Derviş, kendisinin Başbakan Yardımcısı olduğu hükümetin çok önemli bir bakanı.. O da kendine göre aynı amaçla çalışıyor; ülkeye hizmet.. O zaman uzun bir konuşma içinde, bütün cümlelerin onu kötüleme temeline oturtulması ve ondan bir hükümet üyesi değil de yabancı gibi sözedilmesi çok kabul edilebilir bir üslup mu?

Devleti temsil edenlerin, en önemli devlet toplantılarından birinde kavga ederek Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini başlatmaları nasıl bir üslup?

Meclis oturumlarında ölümle sonuçlanan kavgalar, cumhurbaşkanlığına veya parti başkanlığına aday olanlara şiddet saldırıları nasıl bir üslup?

Farklı devlet üsluplarından söz etmeye devam edeceğiz.. Güldürmeyin bizi Allah aşkına!

Bu paraya değer (!)
IMF`den alacağımız kredi için Devlet Bakanı Kemal Derviş “Hiçbir ülkeye bu oranda kaynak tahsis edilmemiştir. Bu, hükümetin çok büyük bir başarısıdır” demiş.

Ben krediye IMF`den onay geldiğinden beri düşünüyorum, halâ karar veremedim.. Görülmemiş bir krediyi bize verdiler ama benzeri görülmemiş hakareti de bize yaptılar.

Bu şartlar altında acaba sevinmemiz mi gerekiyor, üzülmemiz mi?

Ama galiba yine de durumda hafif bir düzelme var.

Eskiden görülmemiş hakaretlerine “çok görülmüş” paralar veriyorlardı, şimdi hiç değilse görülmemiş hakaretler karşılığında görülmemiş paralar vermeye başladılar. Herhalde doğru yolda olmalıyız. Siz ne dersiniz?
Sabah 21.05.2001 Ruhat Mengi

Yeni CASA`lar yolda!

“CASA CN – 235 uçağı deniz karakol uçağı olarak görev yapmaya uygun değil” şeklindeki rapora rağmen, Deniz Kuvvetleri yedi uçak siparişi daha verdi

CASA uçaklarının yaptığı kazalar, bu uçakların güvenliğinin yanı sıra, “Deniz Karakol Uçakları” projesini de tartışmaya açmıştı.
Bu tartışmanın gündeme gelmesinin nedeni ise Ankara`da test uçuşu sırasında düşen CASA uçağının Türk Deniz Kuvvetleri için sipariş edilen deniz karakol uçaklarının ilki olmasıydı.

RAPORLA ORTAYA ÇIKTI
Bu kazayla birlikte Savunma Sanayii`nde proje koordinatörü ve proje mühendisi olan iki uzmanın CASA`ların deniz karakol uçağı olmaya elverişli olmadıkları yönündeki raporu ortaya çıktı ve kamuoyuna yansıdı. Bu raporla birlikte iki uzman mühendisin de görevlerinden alındıkları ve başka yere atandıkları da anlaşıldı.
Bu projeyle ilgili olarak uzman ve yetkililerden bilgi gelmeye devam ediyor.

BİLE BİLE LADES…
“Persuader (caydırıcı, ikna edici, argoda tabanca)”, CASA`nın deniz karakol uçaklarına verdiği isimmiş. Bu rumuzla bilgi gönderen bir yetkili, Deniz Kuvvetleri`nin deniz karakol uçağı projesini, “Uzun Ufuk Projesi” olarak isimlendirilen ikinci bir paketle genişlettiği ve sipariş edilen CASA sayısının böylece 9`dan 16`ya yükseltildiğini belirtiyor. Ayrıca Deniz Kuvvetleri`nin CASA`ların deniz karakol uçağı olamayacağı yönündeki rapordan da haberdar olduğunu kaydediyor.

YETKİLİLER BİLİYORDU
Aynı uzmanın verdiği bilgilerin özeti şöyle:
“1- Bu kazaların, 1998 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığı`nca hazırlanan Deniz Karakol Uçağı Raporu ile doğrudan ilgisi yoktur. Teknik detaylara girmeden, söz konusu rapor tam olarak şunu söylemektedir: CASA CN – 235 uçağı deniz karakol uçağı olarak görev yapmaya uygun bir uçak değildir!
2- Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bu rapordan haberdardır ve bu uçak bu görevi yapar demişlerdir. Bunun da belgesi mevcuttur.
3- Dünya üzerinde deniz karakol amacı ile kullanılan CASA CN – 235 uçağı yoktur. Singapur`da kullanılan Fokker uçağıdır. Bir de İrlanda`da tamamen sahil güvenlik amacı ile kullanılan çok basit konfigürasyonda iki adet CASA uçağı mevcuttur. Birleşik Arap Emirlikleri`nde geçtiğimiz günlerde ihale sonuçlanmış ve CASA C – 295 uçağı kazanmıştır. Bu uçak bizim kullandığımız uçaktan 3 metre daha uzun ve 4 ton daha fazla taşıma kapasitesine sahip bir üst sınıf uçaktır.
4- CASA CN – 235 uçakları deniz karakol uçağı olarak birçok nedenden ötürü uygun değildir.
5- Savunma Sanayii Müsteşarlığı uzmanlarınca ortaya konulan teknik gerekçelerden her aşamada kesinlikle Deniz Kuvvvetleri Komutanlığı`nın haberi vardır.

HAKSIZ KAZANÇ VAR MI?
6- İlave 9 uçak kontratının (Deniz Karakol ve Sahil Güvenlik) ekonomik boyutu da vardır. Söz konusu raporun diğer bir bölümünde CASA firmasına haksız kazanç sağlandığı net olarak ortaya konulmuştur.
7- Savunma ihalelerinde yukarıda belirtilen unsurlardan rahatsız olduğu için proje koordinatörü başka bir yere gönderilmiş, raporu hazırlayan diğer uçak mühendisi de bütün projelerden el çektirilmiştir.”

YENİDEN İNCELENMELİ
Aynı uzman ve yetkili, şu bilgileri de veriyor:
“Deniz karakol uçağı görev ekipmanı ihalesi çalışmaları sonuçlanmak üzeredir. Sayı, `Uzun Ufuk` adlı diğer proje de ilave edilerek yaklaşık 16`ya yükseltilmiştir. Yani 10 adet daha CASA uçağı tedarik edilecektir.”
Milliyet`in daha önce duyurduğu CASA CN – 235 uçaklarının deniz karakol uçağı olarak kullanılmaya elverişli olmadıkları yönündeki rapor ve bu son bilgiler gösteriyor ki, bu projenin yeniden incelenmesi gerekiyor. Belki de bu bilgiler ışığında projenin iptalinin gündeme getirilmesi düşünülmeli.

TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAZ
İleride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğmaması için Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı`nın “Deniz Karakol Uçağı” projelerini yeniden ele almaları artık bir zorunluluk olarak görülüyor
Milliyet 23.05.2001 Fikret Bila

CASA incelemesi

ÜÇ CASA uçağının sık aralıklarla düşmesi ve 38 askerin şehit olmasıyla başlayan tartışmalar sürüyor.
CASA uçaklarının düşüş nedenleri elbette teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkacak.
Ancak, CASA uçaklarının alımı, ortak üretimine ilişkin proje ile deniz karakol uçağı olarak üretilmesine ilişkin projeye dönük bazı ciddi kuşkular gündeme oturdu.
CASA`ların neden tercih edildiği, bu kararın verilmesinde bazı çıkarların sağlanıp sağlanmadığı, deniz karakol uçağı olamayacaklarına ilişkin bir rapora karşın bu yönde neden karar verildiği ve raporu düzenleyenlerin hangi gerekçelerle görevlerinden uzaklaştırıldığı gibi sorular, kamuoyunu tatmin edecek biçimde yanıtlanamadı.
Tartışmalarda bazen uçakların düşüşü ile ihale koşulları, tercih nedenleri, deniz karakol uçağı projesine yöneltilen eleştiriler birbirine karıştırıldı.
CASA ve deniz karakol uçağı projesi bilmecelerinin çözülmesi gerekiyor.
Bu yönde ilk mesaj Genelkurmay`dan geldi.
Genelkurmay Genel Sekreterliği dün yaptığı açıklamada, kamuoyunda oluşan kuşku ve soru işaretlerini konu ederek, Genelkurmay Başkanlığı`nın olayın kendi sorumluluk sahası ve yetkisi içindeki kısmına yönelik olarak ayrıntılı bir inceleme başlattığını duyurdu. Ayrıca kaza – kırım çalışmalarının da sürdürüldüğünü kaydetti.
Peki Genelkurmay`ın incelemesi neleri kapsıyor?
Dün askeri yetkililerle yaptığımız temaslar sonucunda bu soruya verilen yanıt şöyleydi:
“CASA uçakları ile ilgili olarak ihtiyacın ortaya çıkışından bugüne kadarki bütün aşamalar, yüksek rütbeli bir komutanın başkanlığında oluşturulan uzman bir heyet tarafından tek tek incelenecek. CASA ile ilgili bütün projeler de bu inceleme kapsamında olacak. Ayrıca, kazalarla ilgili kaza – kırım çalışmaları da diğer taraftan yürütülecek.”
Bu incelemeye, son günlerde tartışılmakta olan deniz karakol uçakları projesi de dahil. Deniz Kuvvetleri`nin 9 adet olarak sipariş ettiği CASA tipi deniz karakol uçakları projesi de bu inceleme nedeniyle bir anlamda askıya alınmış olacak.
Ancak, işin sivil boyutunun da araştırılması gerekli.
Örneğin Savunma Sanayii Müsteşarlığı`ndaki aşamaların da incelenmesi bir gereksinim halinde. En azından bu uçakların deniz karakol uçağı olamayacağı raporunun akıbeti, neden dikkate alınmadığı, bu raporu hazırlayanların neden görevden alındığının da açıklığa kavuşması gerekiyor.
Bu nedenlerle, Genelkurmay`ın sürdürdüğü incelemenin yanı sıra, Genelkurmay`ın yetki ve sorumluluk alanı dışında kalan konuların da geriye doğru ilgili ve yetkili denetim kurumlarınca araştırılması, konunun her yönünün aydınlatılması açısından bir zorunluluktur.

Milliyet 24.05.2001 Fikret Bila

Durdurun bu CASA’ları

Test uçuşu için havalanan CASA, 30 metreden düştü: Teknisyen Emin Kıran ve üç İspanyol yaşamını yitirdi

ANKARA Milliyet

Malatya yakınlarında çarşamba günü meydana gelen felaketin ardından “CASA CN235” tipi bir başka uçak dün Ankara’da test uçuşu yaparken düştü. Uçakta bulunan Türk teknisyen emekli astsubay Emin Kıran ve CASA firmasından pilotlar Joseluis Gasco, Daniel Aro ile uçak mühendisi Eugenio Munoz can verdi.
CASA kazalarında Türkiye’yi birinci yapan kaza serisi, 19 Ocak’ta Kayseri’de başladı. Türkiye, çarşamba günü 34 şehidin acısını yaşarken dün yeni bir kazayla sarsıldı. Ankara Akıncılar Üssü’nden test için öğle saatlerinde havalanan CASA tipi askeri uçak, henüz bilinmeyen bir nedenle düştü.

Motor arızası vardı
Hafta içinde uçağın yer testlerinde “hang start” adı verilen bir motor arızası saptandı. Arızanın giderilmesinin ardından dün test uçuşuna çıkıldı. İspanya’dan gelen iki pilot ve bir teknisyen ile bir Türk teknisyeni taşıyan uçak, dün saat 12.15 sıralarında Tusaş Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.’deki (TAI) test pistinden havalandı. Yerden 30 metre yükselen uçak (yaklaşık 100 feet) aniden sol kanat üstüne yatarak düştü. Yeterince hız kazanamayan uçağın “çok dik” kalktığını vurgulayan TAI yetkilileri, “Belli bir açının üstünde kalkıldıysa uçak ‘stoll’ olmuş, yani uçma özelliğini yitirmiş olabilir” dediler.

Tazminat davası açabilirler
Şehit askerlerimizin aileleri, maddi ve manevi tazminat isteyebilecekleri gibi “taksirli adam öldürmek” iddiasıyla ceza davası da açabilecekler.
Şehit ailelerine yargı süreci hakkında bilgi veren Avukat Vehbi Kahveci, şunları söyledi: “Aileler, pilota, firmaya ve Milli Savunma Bakanlığı aleyhine dava açma hakkına sahip. Ölenlerin eşleri ile çocuklarının maddi tazminat davası açmaya hakkı var. Manevi tazminat davasını ise ölenlerin tüm ailesi açabiliyor” dedi. Kahveci, ihmali bulunanlar hakkında TCK`nın “taksirli adam öldürmek” suçunu düzenleyen 455. maddesi uyarınca dava açılabileceğini belirtti.

Test pilotu ölüme meydan okur
Yeni üretilen, büyük bakım ya da uzun süreli onarım gören uçakların tekrar uçabilirlik onayının alınması için yapılan test uçuşlarında risk son derece yüksek. En tecrübeliler arasından seçilen test pilotları, her türlü tehlikeyi göze alıyor.
Ölüme adeta meydan okuyan test pilotlarının her uçuşu, “Bir bakıma ailesiyle vedalaşır” sözleriyle değerlendiriliyor. Sadece özel personelin alındığı uçuşlarda, her türlü deneme yapılıyor. Test edilecek sistemle ilgili maddeler birer birer uygulanıyor. Bunlar tek motorlu uçuş ya da ağırlıkla kalkma denemesi olabileceği gibi panik uçuşu da olabiliyor.

Prof. Yüksel: Buzlanma olmaz
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis`in hayatını kaybettiği uçak kazasının bilirkişisi olan İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel, CASA’ların buzlanma nedeniyle düşmesinin söz konusu olmadığını bildirdi. Yüksel, “Kimse buzlanma demesin. Hangi mevsimdeyiz? Ayrıca buzlanmaya karşı uçakta alınacak tedbirler var” dedi. Testte düşen uçakla diğerlerinin bir tutulmaması gerektiğini de vurgulayan Yüksel, “Yana yatma alçak irtifada olduysa; hız kesilir ve uçak irtifa kaybeder. Pilot çabuk toparlayamaz yere yakınsa” diye konuştu.

Milliyet 19.05.2001

İşte gizlenen rapor

CASA`lar için verilen teknik heyet raporu: Bu uçak uygun değil

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için üretilen CN – 235 tipi uçağın dün Ankara`da düşmesi 1998`de hasıraltı edilen bir raporu da gün ışığına çıkardı. “Deniz karakol” uçaklarının seçiminde projeyi yürüten teknik heyetin “Bu görev için CN – 235 uygun değildir” raporu hazırlamasına karşın, raporun hasıraltı edildiği ortaya çıktı. Dün düşen uçağa henüz kuvvetin istediği cihazların takılmadığını hatırlatan uzmanlar, “Rapora göre uçak, silah sistemiyle uçuyor olsaydı, bu kaza TAI`yi bile ortadan kaldırabilirdi” dediler.
ANASOL -D hükümeti, Ocak 1998`de Deniz Kuvvetleri`nin isteğiyle Ege Denizi`nde kullanacağı “Deniz Karakol Uçakları”nın temini için başlattığı “Meltem” projesinde, havacılar için 52 tane üretilen CN – 235 uçaklarından dokuz tane daha alma kararı aldı. Bu karar üzerine CASA şirketiyle görüşmelere başlayan Milli Savunma Bakanlığı`na bağlı Savunma Sanayii Müsteşarlığı`nda oluşturulan “proje grubu”, Deniz Kuvvetleri`nden “harekât ihtiyacını” istedi. Kuvvetin uçağa koymak istediği techizat ve silah sistemini belirlemesinin ardından teknik değerlendirme raporu hazırlayan heyet, sonuç kısmında “Uçağın performansı bu harekât ihtiyacını karşılamaz” tespitinde bulundu.

Raporu hazırlayanlar kızağa alındı
Teknik heyetin uçağın Deniz Kuvvetleri ihtiyacına uygun olmadığını ortaya koyan raporu, Daire Başkanı Mustafa Kaya, SSM Müsteşar Yardımcısı Hasan Kazdağlı ve SSM Müsteşarı Yalçın Burçak`a ulaştı. Raporu Deniz Kuvvetleri ve Genelkurmay`a göndermeyen Müsteşarlık, raporu yazan mühendisleri de kızağa aldı. Sürülen teknik heyet üyelerinin isteği üzerine SSM Denetleme Heyeti`nce başlatılan incelemede ise rapor Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı`na ulaştı. Ancak aradan geçen üç yıl içinde CASA ile anlaşma imzalanarak dokuz uçağın üretimine başlandı.
Hasıraltı edilen raporla ilgili Milliyet`e bilgi veren bir yetkili, uçağın neden uygun olmadığını şöyle anlattı: “CN – 235 uçaklarının boş ağırlığı 10 ton ve maksimum kalkış yükü 16.5 tondur. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı`nın ihtiyacı olan techizat ve silahlar yaklaşık 3.5 ton ağırlıkta. Harekât ihtiyacında istenen havada kalış süresi de uzun olduğu için yakıt ihtiyacı artış gösteriyor. Bu durumda uçaklar ‘limit yükte’ görev yapacak ki bu da bulutların çok olduğu deniz satıhları üzerinde büyük risk içerir.”

Milliyet 19.05.2001

Böyle tesadüf olur mu?

Üç günde meydana gelen iki CASA kazası, onlarca canı götürürken, acı bir rekor bıraktı bize. Ve bir de yanıt bekleyen sorular…

1 – Türkiye’yi CASA kazalarında dünyada birinci yapan üç facianın CN235 model uçaklarla gelmesi tesadüf mü?
2 – İspanyol yapımı uçakların alımı ve ortak üretimi projesine karşı çıkan uzman raporları bulunduğu, ancak dikkate alınmadığı doğru mu?
3 – 19 Ocak 2001’de üç askerin şehit olduğu Kayseri’nin Bünyan ilçesi yakınlarında düşen CN235 üzerindeki araştırma sonuçlandı mı? Sonuçlandıysa kamuoyuna neden bir açıklama yapılmadı?
4 – İki gün arayla peşpeşe düşen aynı model iki uçaktaki arıza, birbiriyle bağlantılı olabilir mi?
5 – Kazalarda ortak nedene rastlanması, dünyadaki bütün CASA’ların uçuşunun durdurulmasını gerektirir mi?
6 – Deniz Kuvvetleri için bazı eklerle dizayn edilen CN235’lerin, yeni elektronik ve silah sistemleri nedeniyle tehlike sınırında bir ağırlığa ulaştığı görüşleri doğru mu?
7 – CN235’lerin “deniz karakol uçağı” gibi tasarlanmasının hatalı olacağı yolunda resmi raporlar hazırlandı mı?
8 – Tanesi 5.7 milyon dolarken Türkiye’nin CASA’lar için uçak başına 9,6 milyon dolar ödediği iddiaları gerçek mi?
9 – Fahiş fiyat iddiaları doğruysa, Türkiye’ye yanlış tercih mi yaptırıldı?
10 – Pervaneli nakliye uçaklarında dört ay arayla iki kırımın meydana gelmesi standartlara göre “olağandışı” sayılırken, bütün uçuşların durdurulmaması tedbirsizlik sayılabilir mi?

Milliyet 19.05.2001

Şehit

CASA askeri nakliye uçakları dünyada 6 kaza yapmış, üçü Türkiye`de… Hele son ikisi, üst üste!
On sene önce öne sürüldüğü gibi, bu uçaklarda imalat sakıncaları vardı da “siyasi karar”la satın alındığı için mi bu kazalar oluyor?
Öyle değil de, her bir kazanın kendine özgü teknik, insani ve atmosfer şartlarıyla ilgili sebepleri mi var?
Bu sorulara teknisyenler cevap verecek. 20 yıl uçuş tecrübesi olan emekli askeri nakliye pilotu Necati Özgür`ün `genelde` söylediği şudur:
– CASA`lar süper güvenli uçaklardır. Türk Silahlı Kuvvetleri`nde talimatlar kesin ve eksiksiz uygulanır. Eksiksiz bakımı yapılmadan, teknik kuralları eksiksiz yerine getirilmeden uçuş yapılmaz. Üst üste kaza olması tesadüftür.
Arıza yapmayan teknoloji yoktur. Çok iyi yetişmiş insan da, en azından dikkatsizlik yapabilir.
* * *
ŞEHİTLİĞİ en yüksek manevi mertebe sayan bir kültürün çocukları olarak, şehitlerimize duyduğumuz derin saygı, bizi “millet” yapan en önemli manevi değerlerimizden biridir.
“Anatolia”ya binyıl önce “Turcia” damgasını vuran kültürümüzde, masal ve türkülerimizde, ağıtlarımızda, hele de “gazavatname” denilen “gaza” ve “gazilik” destanlarımızda işlenen şehitlik, coğrafyayı vatanlaştıran kültür unsurlarımızdan biridir.
Gazavatnamelerden İstiklal Marşı`na!
Tarihçi Bernard Lewis`in belirttiği gibi, “Cumhurbaşkanı Atatürk”ün, kendi geçmişinde “Mustafa Kemal Paşa” olarak sahip olduğu unvanlardan devam ettirdiği ve onurla taşıdığı tek sıfatın “Gazi” olması, bu binyıllık kültürün devamlılığını ifade eder.
Bu kültür, bugün şehitlerimize duyduğumuz derin saygı ve rahmet dualarında bizi birleştiriyor, “millet” olmamızı resmediyor…
* * *
LAKİN dayanışmada, birbirimize güvende, ortak iş yapmada, gönüllü hayır faaliyetlerinde aynı şekilde “ortak duygulara” sahip miyiz?
Terörle mücadelede şehit düşen, yahut sakatlanan asker ve askerler ve polislerimizin aile ve çocukları için rehabilitasyon, iş, meslek, toplumsal intibak çalışmaları yapan gönüllü kuruluşlarımız var mı?!
Son şehitlerimizin de hatıralarını, aile ve çocuklarını yine sadece devlete mi bırakacağız?!
Depremde `istisnai` bir toplumsal dayanışma örneği sergiledik… Ama koca bir ekonomik kriz yaşıyoruz; nerede gönüllü sosyal yardım faaliyetleri?
Bunu başka bir gün ele alacağım. Bugün sadece şehitlerden bahsetmek istiyorum…
Allah`tan rahmet diliyorum… Aile ve yetim kalmış çocuklarını unutmamayı diliyorum.
——————

DÜZELTME: Dünkü yazımda 1951 – 60 dönemi ortalama buğday üretimi olarak yazdığım 8.5 milyon ton, 1960 yılı üretimidir. On yıllık ortalama 7 milyon tondur. Dönemin ekonomik dinamizmini etkilememekle birlikte, bu sehvi düzeltir, özür dilerim.

t.akyol@milliyet.com.tr
Milliyet 19.05.2001 Taha Akyol

CASA kazaları

Malatya yakınlarında düşen CASA tipi askeri uçakta şehit olan askerlerimizin cenazeleri henüz kaldırılmadan dün de Ankara`da test uçuşu için havalanan aynı tip bir uçağın düşmesi, bu uçaklar hakkındaki kuşkuyu artırdı. Dört ay önce de Kayseri yakınlarında yine CASA tipi bir askeri uçağın düştüğü de anımsanınca kamuoyunda oluşan soru işaretleri çoğaldı.
Basına bilgi veren uçak mühendisleri düşüş nedenlerinin farklı olduğunu, özellikle dün test uçuşu için havalandığı sırada gerçekleşen kaza ile diğerlerinin ayrı tutulması gerektiği yolunda uyarılar yaptılar.

Dört ayda üç uçak
Düşüş nedenleri farklı da olsa dört ay içinde düşen üç uçağın aynı tipte olması elbette düşündürücüdür.
Bugüne kadar uçakların düşüş nedenleri konusunda kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılmadı. Resmi görevli olmayan kişilerin söyledikleri birbirinden çok farklı muhtemel düşüş nedeni, tahmini ve yorumları ise insanların kafasını daha da karıştırmaktan öteye bir işe yaramadı.
CASA uçakları konusunda kamuoyunda oluşan kuşku ve olumsuz yargı ilk değil. Henüz, İspanyol CASA uçaklarının satın alınması ve müşterek üretimi projesi gündeme geldiği yıllarda da bazı tartışmalar yapılmış, projeyi destekleyen dönemin Başbakanı Turgut Özal eleştirilmişti. İspanya`nın, CASA`ları diğer ülkelere satamadıkları, uçakların beğenilmediği, teknolojilerinin yüksek olmadığı gibi savlarla, Türkiye`nin bu uçaklara talip olmaması gerektiği öne sürülmüştü. Ancak bu eleştiriler dikkate alınmadı ve proje yaşama geçirildi.
TAI (Tusas Havacılık ve Uzay Sanayi) tesislerinde 50 CASA uçağı üretildi.
Ayrıca Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için karakol uçağı olarak kullanılmak üzere 9 CASA`nın daha üretilmesi projesine de başlanıldı. Dün test uçuşunda düşen uçak, Deniz Kuvvetleri için yapılan ilk uçaktı.
Bu arada, Deniz Kuvvetleri`nin ihtiyaç duyduğu “deniz karakol uçakları” için CASA tipi uçağın uygun olmadığı yolunda Savunma Sanayi Müsteşarlığı mühendislerince hazırlanmış bir rapor bulunduğu da öne sürüldü. Bu raporda CASA`ların içine konulacak askeri malzemenin ağırlığı dikkate alındığında bu uçakların risk oluşturabileceği yönünde değerlendirme yapıldığı, ancak, bu raporun dikkate alınmadığı savı ortaya atıldı.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil`le dün bu konuyu konuşma olanağı bulduk. Oramiral Erdil, bu iddiayı kesin bir dille yalandı ve şu bilgiyi verdi:
“Böyle bir rapor kesinlikle yok. Sadece sansasyon amacıyla çıkarılmış söylentilerdir. Bu uçaklar, deniz karakol uçakları olarak uygun bulunmuş uçaklardır. Biz bu incelemeleri yaptırdık. Birçok ülkede de bu uçaklar deniz karakol uçağı olarak kullanılıyor. Singapur`da da deniz karakol uçağı olarak bunlar görev yapıyor. Türkiye`de uygun bulunmadıkları yönünde rapor yazıldığı ve buna rağmen projenin kabul edildiği gibi iddialar kesinlikle yalandır.”

Açıklama bekleniyor
Ora. Erdil, dün test uçuşu yaparken düşen uçağın henüz Deniz Kuvvetleri`ne teslim edilmediği için ilk çalışmaların ve incelemelerin TAI tarafından yapılacağını belirtti. Uçağın henüz TAI sorumluluğundan çıkmadan düştüğünü anımsatarak, kendilerine teknik bilgilerin ulaşmadığını kaydetti.
Sonuç olarak Türkiye`de dört ay içinde düşen üç uçağın, düşüş nedenleri farklı da olsa CASA tipi uçaklar olması, bu uçaklarla ilgili olarak kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılmasını gerektiriyor.

fbila@milliyet.com.tr
Milliyet 19.05.2001 Fikret Bila

Anlaşılması zor

Uçak değildi gerçi, ama helikopterle yere çakılmanın deneyimini yaşadım.
Dehşet vericiydi.
1980`li yıllarda 7.Cumhurbaşkanı Kenan Evren “gazeteciler de Güneydoğu`yu tanısınlar” diye bir programın düzenlenmesi emrini vermişti.
Helikopterle Güneydoğu`daki dağlar, yaylalar, vadiler, Irak ve İran sınırında uçuşlar yaptık.
Amaç; “O çetin coğrafyada PKK ile mücadelenin ne denli zor olduğunun gösterilmesi ve kamuoyuna yansıtılması”ydı.
Nemrut Dağı dolaylarında uçuyorduk.
Binlerce metre yükseklikteki bir dağın yarığından, içteki çanağa süzüldük.
Altımızda göğün mavisini yansıtan pırıl pırıl bir krater gölü…
Ve gölü çepeçevre saran, bir silindir gibi yükselen kayalıklar…
Daha bu güzelliğe gözlerimiz alışmamıştı ki, helikopterimiz, ani bir rüzgarla kayalık duvarlara savruldu.
Dağ çanağının içinde daireler çizerek aşağılara çekiliyorduk.
Pilot, “rüzgar girdabına girdik” dedi.
Olağanüstü bir güç sarfıyla helikopterin dengesini kollamaya ve girdaptan kurtulmaya çalışıyordu.
Olmadı… İlaç sıkılmış bir sinek gibi döne döne yere çakıldık.
Gölün tam kıyısındaydık.
Helikopterin kuyruğu koptu ve sulara düştü.
Merhum Uğur Mumcu ve Mehmet Barlas, o kazada beraber olduğumuzu hatırladıklarımdan ikisi…

Simülasyon
Bir süre sonra, yardım helikopteri geldi… Sorunsuz indi… Bizleri aldı… Yine sorunsuz havalandık ve yarıktan çıktık.
“Simülasyon” denen bir yöntem vardır.
Aynı şartlar sağlanarak hadise yeniden yaşanır.
İşte aynı mekanda, aynı saatlerde, aynı tür iki helikopterde, aynı eğitimi almış pilotlarla ve aynı yolcular olarak beraberdik.
Birinde çakıldık, diğerinde ise sağlıklı bir şekilde uçtuk.
O nedenle… Bir uçak ya da helikopter kazasının nedenlerini, önyargılarla çözmeye kalkışmak, spekülasyonlar yapmak zorlama olur.
TAİ Genel Müdürü Emekli Hava Tuğgeneral Kaya Ergenç, yaşadığımız hadisede “gast” denilen “sağnak rüzgarın etkili olabileceğini” söyledi.
O anda sağnak rüzgarın oluşacağını kim öngörebilirdi ki!..
Kısacası… Hava kazaları için “neden?” sorusuna cevap bulmak çok zor.

Kara kutular
Son kazalara gelince…
Diğer uçaklarda olduğu gibi Casa`larda da 2 kara kutu var.
Biri, kuleyle yapılan ve pilot kabininde olan konuşmaları kaydediyor.
Diğeri ise, uçağın aksayan bütün aygıtlarının sinyallerini alıyor, kaydediyor.
İki kutu karşılaştırılarak kazaların pilotaj hatasından mı yoksa teknik nedenlerle mi olduğu anlaşılabiliyor.
Casa`lar için bazı sakınca raporları var, ama TAİ Genel Müdürü Ergenç “aralarında Fransa, Brunai, hatta Yeni Gine`nin de bulunduğu 20 ülkede kullanılıyorlar” diyor.
Genelde askeri uçaklarda olmayan ve sadece sivil uçaklara verilen FAA Sertifikası`na da sahip.
İlk düşen Casa, Türk Hava Kuvvetleri tarafından 1992 yılında teslim alınmış.
7000 saat uçuştan sonra düşmüş.
Önceki gün düşen Casa ise Türk Hava Kuvvetleri`ne 1998`de verilmiş… 4000 saat uçuşu var.
Bu nedenle… Yapım hatasından çok, belki de pilotaj ya da bakım hataları üzerinde durulabilir.
Ama… Dünkü kaza, ilk deneme uçuşunda gerçekleşti.
Test uçuşlarının bir “performans zarfı” vardır.
Test pilotları, bu zarfın sınırlarına kadar uçağı zorlarlar.
En olumsuz koşullar yaratarak uçağı denerler.
Kaza böyle bir test zorlamasıyla “zarfın yırtılması” sonucu oluşsaydı, başta pilotaj olmak üzere farklı nedenler tartışılabilirdi.
Ama… Daha ilk deneme uçuşuna geçerken, 30 – 35 metre havalandıktan sonra yere çakılması, düşündürücü ve çok yazık.
Can kaybının ötesinde… TAİ`nin başarıyla iki tür helikopter üretmekte oluşu… Boeing uçaklarının kanat uçlarını ve ön konsollarını üretmeye başlayarak sivil pazarlara yöneldiği günlerde bu kazalar, büyük talihsizlik.
Zaten Ergenç de dün konuşmamızda “kötü talih” diyordu.
Şehitlerimize Allah`tan rahmet diliyorum.
Ulusça başımız sağolsun…

Milliyet 19.05.2001 Güneri Civaoğlu

CASA ve rapor

Kayseri, Malatya ve Ankara`da üç CASA uçağının düşmesi nedeniyle teknik düzeyde geniş bir çalışma başlatıldı.
CASA`lar neden düştü?
TAI Genel Müdürü, emekli Hava Tuğgeneral Kaya Ergenç, bu ve benzeri sorularda “CASA” vurgusunun taşıdığı yargıyı yersiz buluyor.
Ergenç, sorularımızı yanıtlarken, şu bilgileri verdi:
“Düşen uçakların düştüğü koşullar ve nedenler çok farklıdır. Her kazanın koşulları ayrıdır. Düşen uçakların markasına bakarak genel yargılara varmak yanlıştır. Düşüş nedenleri ancak teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkar. Düşen uçakların CASA olması, kullanılan uçakların CASA olmasındandır. 50 tane CASA uçuruyoruz. Başka marka bir uçak uçursak kazalar bu uçaklarla meydana gelirdi. Bu uçakları 10 yıldır uçuruyoruz. Kazaların sıklığı ve aynı döneme denk gelmesi bir genelleme yapmak için yeterli değildir.”
Ergenç, test uçuşu sırasında havalanır havalanmaz düşen CASA uçağının üretim işlemlerinde bir eksiklik olmadığını vurguluyor. TAI`nin bu incelemeyi yaptığını ve eksik işleme rastlanmadığının altını çiziyor. Bir diğer ifadeyle ilk incelemede bir üretim hatası bulunmadığı mesajı veriyor.
Test pilotlarının, adı üzerinde, deneyimli ve CASA uçakları konusunda uzman kişiler olduğu açık. Ancak Ergenç`e göre havacılıkta öyle unsurlar ortaya çıkabilir ki, deneyimli pilot olmak da kaza yapmaya engel olmayabilir. Bir kuşu öldürmemek için bile pilot hata yapabilir. Dünyanın en deneyimli pilotu bile bir acemi pilotun yapmayacağı bir hatayı yapabilir.
Ergenç, bu anımsatmaları yaptıktan sonra, basının, uçakların düşme nedeni üzerinde teknik bulgular ortaya çıkmadan, haber ve yorum yapması doğru değil. Malatya`da düşen uçak için de, Ankara`da düşen uçak için de yazılıp – çizilen “düşüş nedenleri” bir anlam ifade etmiyor. Gerçek, ancak Türk Hava Kuvvetleri, TAI ve CASA uzman ekiplerinin ortaklaşa yapacakları çalışmadan sonra belli olacak.
Düşüş nedenleriyle ilgili tartışmalara TAI Genel Müdürü Ergenç`in yaklaşımı böyle. Bu yaklaşım, havacılıktan ve uçaktan anlayan uzmanlarca da paylaşılıyor. Bu uzmanlara göre raporlar ortaya çıkıncaya kadar yapılan “düşüş tahminleri”nin geçerli sayılması mümkün değil.
Bu yaklaşım mantıklı görünüyor.
Ankara`da önceki gün test uçuşu için havalandıktan hemen sonra düşen CASA uçağının Deniz Kuvvetleri`nin karakol uçağı olarak kullanması amacıyla yapılmış olması ise bir başka tartışmaya neden oldu. O da, CASA`ların deniz karakol uçağı olarak kullanılmaya uygun olmadıkları yönünde Savunma Sanayi Müsteşarlığı mühendislerinin yazdığı rapor.
Bu raporun varlığını ve niteliğini Milliyet okurları, dün Utku Çakırözer`in haberinden okudular. Deniz Karakol Uçağı Proje Koordinatörü ve Mühendisi olarak görev yapan iki uzmanın hazırladığı rapor, söz konusu uçakların deniz karakol uçağı için gereken teknik özelliklere, performansa sahip olmadıklarını belirtiyor. Ancak bu raporun dikkate alınmadığı gibi raporu hazırlayan Proje Koordinatörü`nün görevinden alınıp, kurum dışında pasif bir göreve atandığı biliniyor.
Elbette bu raporda belirtilen olumsuzluklar, Deniz Kuvvetleri için yapılan ilk CASA`nın Ankara`da test uçusunda düşmesiyle ilgili değil. Rapor, CASA`ların uçmak için değil, deniz karakol uçağı olarak kullanılması için yeterli olmadıklarını saptıyor. Düşüş nedeni ayrı bir konu. Ancak, bu raporun deniz karakol uçağı olarak kullanılmak üzere geliştirilen 9 adet CASA uçağı yapımı projesi açısından dikkate alınması gerekiyor.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil, önceki günkü konuşmamızda böyle bir raporun bulunmadığını ifade etmişti.
Anlaşılıyor ki, Savunma Sanayi Müsteşarlığı`na verilen bu rapor Ora. Erdil`e ulaşmış değil. O zaman ortaya bazı sorular çıkıyor:
Rapor, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı`na verilmeden Savunma Sanayi Müsteşarlığı`nda mı tutuldu?
Veya, devamlılık esasıyla çalıştığı bilinen Silahlı Kuvvetler`de, bir önceki komuta rapora vakıftı da Ora. Erdil yönetimine devredilmedi mi?
Veya, rapor, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı`nın bilgisi dahilinde olmasına karşın, rapordaki görüşler geçerli bulunmadı ve projenin devamına mı karar verildi?
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı`nın bu soruları açıklaması gerekiyor.
Tabii, Savunma Sanayi Müsteşarlığı`nın ayrıca, raporu yazan proje koordinatörü mühendisin görevini neden değiştirdiğini de…

fbila@milliyet.com.tr

Milliyet 20.05.2001 Fikret Bila

CASA rüşveti

Malatya ve Ankara`da 48 saat arayla düşerek 35 askeri personelin şehit olmasına yol açan CASA uçakları alımındaki “yolsuzluk ve rüşvet” iddialarına her gün yeni bilgiler ekleniyor.
CASA olayını 1990 yılında bir soru önergesiyle Meclis gündemine getiren Ankara eski milletvekili Tevfik Koçak, “Özal`ın en güçlü döneminde CASA dosyası siyasi baskıyla örtbas edilmese ve teknik uyarılar dikkate alınmış olsa, 11 yıl sonra Türkiye`yi yasa boğan kazaların yaşanmayacağına” inananların başında geliyor.
Koçak`ı dün bularak konuştuk; CASA önergesinin başına gelenleri anlattı. SHP`li eski milletvekili Koçak, ihaleye ilişkin soru önergesi veriyor.
Önerge Meclis`te beklerken Başkanlık Divanı üyesi Mustafa Sarıgül (günümüzün Şişli Belediye Başkanı) bir sabah Tevfik Koçak`ı arıyor ve Ankara Hilton`da kahvaltıya davet ediyor. Sonrasını Koçak`tan dinleyelim:
“Otelde Sarıgül beni CASA uçaklarının temsilcisi olduğunu öğrendiğim Zeynel Abidin Erdem`le tanıştırdı. Buluşmanın maksadı, soru önergesiymiş. O bey, benim iddialarımın rakip firmanın uydurması olduğunu söyledi ve lütfen işleme koymayın diye önergemi çekmemi istedi. Tabii ki yapmadım, o sırada bana Hava Kuvvetleri`nden CASA`larla ilgili olumsuz raporlar geliyordu. Genel Başkanımız Erdal İnönü ile de görüşmüştüm. Üzerine gitmemizi istedi. Aradan birkaç ay geçti soru önergem adeta kaybolmuştu. Meclis Başkanı`na gittim. Kaya Erdem, kanunlardan soruşturdu, önergenin çekildiği söyleniyordu, bir görevli araştırdı ve dönüşte, sayın milletvekilinin imzası değil, taklit edilerek önerge geri çekilmiş…”
Tevfik Koçak`a soruyoruz:
“Sizi Zeynel Abidin Erdem`le buluşturanın Mustafa Sarıgül olduğunu söylüyorsunuz, bu durumda sahte imza kuşkusu da aynı kişide mi toplanıyor?”
Koçak, “O zamanki divan üyemiz Sarıgül`dü” demekle yetiniyor.
İlginçtir. Önerge sahibi milletvekili SHP`den istifa edip “bağımsız” kalınca Özal da Koçak`la görüşmek üzere devreye giriyor. Dönemin Savunma Bakanı Safa Giray Meclis kulisinde, CASA`yı “askerlerin istediğini” belirterek Koçak`ı ikna etmeye çalışıyor.
Tevfik Koçak, dünkü söyleşimizde “O zamanki uyarılarımıza kulak verilseydi, 35 askerimizi kaybetmezdik. CASA`ların alımında imzası olanlar bu sorumsuzluğun hesabını vermeli, mutlaka yargılanmalıdır.”
Başkent kulislerinde şimdi şu soruya yanıt aranıyor:
CASA önergesinin gündemden çıkarılması için Çankaya`da ev teklif edilen milletvekili oldu mu? Bunu geri çevirenleri tahmin güç değil ama “rüşvet”i alan çıktıysa çok yazık.
1970`lerin ünlü Lockheed yolsuzluğunda “rüşveti gizleyen” tek ülke Türkiye`ydi. CASA`nın “kara kutu”sunu çözmek yetmez, skandalın siyasi boyutunu da aydınlatmak gerekiyor.

dsazak@milliyet.com.tr
Milliyet 20.05.2001 Derya sazak

6 CASA’mız ‘Kardeş Pakistan’a

Son dört ayda üçünü kaybettiğimiz uçaklara talip var. Pakistan Ordusu yetkilileri “Havacılıkta bu tür kazalar olur” dedi

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

Türkiye, dört ayda üçünü kaybettiği, ancak Ankara’daki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) tesislerinde üretimini sürdürdüğü CASA nakliye uçaklarında dışsatım bağlantısı yapıyor. Türkiye’nin, Pakistan Ordusu’na 6 adet CASA CN – 235 tipi uçak satma yönünde girişimde bulunduğu öğrenildi. Görüşmeleri doğrulayan Pakistan kaynakları, Türkiye’de peşpeşe gerçekleşen uçak kazalarının “CASA’lara olan ilgilerini azaltmadığını” belirttiler.
Pakistan’a CASA satışı konusu 1990’lı yılların ortalarından itibaren gündemde olmasına karşın, somut sonucu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun devlet başkanı gibi ağırlandığı İslamabad ziyareti getirdi.
Mart ayı sonunda Pakistan’a resmi ziyarette bulunan Orgeneral Kıvrıkoğlu ve bu ülkede “başyönetici” sıfatını alan General Pervez Müşerref, yaptıkları görüşmede yakın ilişkilerin savunma alanında işbirliğine dönüştürülmesi kararı aldılar.
Temaslar sırasında Pakistan’ın ihtiyacı olan CASA uçaklarının Türkiye tarafından, TSK’nın ihtiyacı olan “cluster bombalarının” da Pakistan tarafından temin edilmesi görüşü benimsendi.

Yine de Türkiye
Gezi sırasında alınan karar doğrultusunda Pakistan Hava Kuvvetleri’nden bir heyet iki hafta önce Ankara’ya gelerek, TAI ile görüşmeler yaptı. Heyetin Pakistan’a dönmesinden bir hafta sonra önce Malatya, ardından da Ankara’da iki CN – 235 tipi uçak düştü. İki kazada kazada 3’ü İspanyol 38 kişi yaşamını yitirdi.
Kazalardan sonra Milliyet’e son durumu değerlendiren Pakistan kaynakları, şunları söylediler:
“Havacılıkta bu tür kazalar olur. CASA uçakları 20’nin üzerinde ülkede nakliye uçağı olarak kullanılıyor. Biz de bu amaçla alacağız. Kazalar, Türkiye’ye ilgimizi azaltmadı. Başka teklifler de olmasına rağmen, Türkiye’den temin konusuna öncelik veriyoruz. Bir – iki hafta gibi kısa bir süre içinde kararımızı açıklayacağız.”

http://www.harpak.tsk.mil.tr/dscgi/ds.py/Get/File-55/05-_MAYIS_AYI_HABER-MAKALE.doc

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir