Cemal Paşa Kim idi ?

Meşrutiyet devrinden bahis açılınca her zaman üç isim hatırlanmaktadır. Talat , Enver ve Cemal Paşalar! (Bu üç paşaya Ekanim-i Selase de denilmiştir.)

CEMAL PAŞA (MİDİLLİ 1872-TİFLİS 1922)
Özellikle bu isimler , “Üç Pasalar Iktidari” olarak ta bilinen, 1913-1918 arasinda Osmanli Devleti’nin iç ve dis siyasetinin belirlenmesinde etkin rol oynadi

İttihat ve Terakki iktidarının bu üç liderinden Talat ve Enver Paşalar hakkında yalan yanlış birçok eser ve rivayetler mevcuttur. Yalnız Cemal Paşa denilince akla önce erkekleri gecelik entarisiyle sokağa çıkmayı yasaklayan Üsküdar mutasarrıfı ve keyfi idam kararları ile arapları isyana sevk eden “ gaddar” kumandan tipi gelmektedir .Oysaki Cemal Paşa’nın, Balkanlardan Hicaz’a kadar yirmi yılı aşan hizmet devresi sırasında, www.netpano.com Meşrutiyet ihtilalinin en önemli liderlerinden biri ve devletin en tehlikeli bölgelerde görevlendirdiği ,bu görevleri başarıyla yerine getirmiş kumandanlardan ve idarecilerden biri olduğu pek çok kişi tarafından dikkate alınmamaktadır.

Cemal Paşa Büyük Türk Kumandanı ve devlet adamı ; 6 Mayıs 1872 tarihinde Midilli’de Mehmet Nesib Efendi’nin ikinci haremi Binnaz Hanım’dan dünyaya gelmiştir. 1890 yılında Kuleli Askeri Lisesi‘ni bitirmiş ve daha sonra Harb Okuluna geçmiş ve buradan 1893 yılında ikincilikle Teğmen çıkarak Harp Akademisine girmiştir. 1895 yılında Ahmet Cemal ,Kurmay Yüzbaşı olarak Harb Akademisini de bitirmiş ve Genelkurmay birinci şubesine memur edilmiştir .1896 yılında Kurmay Yüzbaşı Ahmet Cemal kendi isteği ile ikinci ordu emrine verilmiştir.

Daha Harb Akademisinde iken ilmi araştırmalara meraklı olan Cemal Bey , Plevne savunması hakkındaki kitabını bu memuriyetteyken tamamlamış ve kitap “Plevne Müdaafası” adı altında , 1898 yılında “Kütüphane-i İslam ve Askeri” sahibi Tüccarzade İbrahim Hilmi Bey (şimdiki Hilmi Kitabevi sahibi ) tarafından yayımlanmıştır.

Cemal Bey Kırklareli’nde 19 Şubat 1897 tarihinde Kurmay Önyüzbaşı olmuştur. O sıralarda Bekir Paşa’nın kerimesi ile evlenmiş fakat eşini doğum sırasında evladı ile birlikte kaybetmiştir .Bu olay Cemal Bey’in sağlığının bozulmasınada neden olmuştur. Daha sonra bu sağlık sorunları nedeni ile kendisi naklini istemiştir. 15 Mart 1898 tarihinde ,Selanik Redif Fırkası Kurmay Başkanlığını ifa etmek üzere Selanikteki üçüncü ordu emrine verilmiştir.

Cemal Bey Selanik’e nakledilmeden önce ,Serez Fırkası Kumandanı Mehmet Paşa’nın yeğeni ,Binbaşı Hasan Bey ve Ayşe Hanımın kızı Seniha Hanımla nişanlanmış ve 1898 de Selanik te evlenmiştir .24 yıl süren evliliği boyunca beş çocuğu olmuştur. Bunlar Ahmed , Kamıran, Necdet, Behçet ve Mehmet’tir.

1899 yılında Selanikte büyük bir ihtilal hareketinin temelleri atılır. Selanik Posta Başmüdürlüğü Başkatibi Talat Bey ile bazı arkadaşları aynı yılın ağustosunda İTTİHAT ve TERAKKİ CEMİYETİ ‘ni kurarlar. İttihat ve Terakkidekiler büyük ihtilalin hazırlıklarına girişirler. Cemal Bey ‘e yeni bir görev verilir “subayları istibdat idaresi aleyhine kazanmak”.

Cemal Bey yeni ve gizli vazifesine büyük bir istekle sarılır .Bu arada ordu ve cemiyet arasındaki irtibat işleri arasında sürekli gidip gelmektedir .Karısını ve iki çocuğunu ihmal eder. Vatan uğrunda gerçekleşen bu mücadelenin gizli tutulması zorunluluğu aile hayatında gerginliklere sebep olur.Karısı bu duruma bir açıklık getiremez.

Cemal Bey bir gün öğle yemeğinde annesi kadar sevdiği ablası Şadiye Hanımla birliktedir. Şadiye Hanım kardeşine hayatına çeki düzen vermesini genç karısı ve çocuklarını ihmal etmesinin doğru olmadığını ciddiyetle ihtar eder. www.netpano.com Cemal Bey hiddetle yerinden fırlar.

__”Abla ben öyle bir sevdaya tutuldum ki onun uğruna ,karımı ,çocuklarımı ,kendimi ve hepinizi ,gözümü kırpmadan fedaya hazırım .Bunu böylece bilesiniz!”

Cevabın şiddeti karşısında söylenecek ve yapılacak hiçbirşey yoktur .Kocasının sözlerini duyan karısı bütün gerçeği anlar ,o günden sonra Cemal Bey siyasi hayatının bütün yorgunluklarını kendisini her hususta anlayan karısının hazırladığı evinde çıkarabilmiştir.

Cemal Bey ailesine bu telkini vererek yaşadı.

19 Temmuz 1905 tarihinde Kur.Binbaşılığa yükselen Cemal Bey cemiyet çalışmalarını daha geniş bölgelere yayabilmek için fırkasındaki sabit vazifesinden ayrılmak seyyar bir vazifeye atlamak ister .Nihayet istediği olur, 16 Eylül 1906 tarihinde “Şark Demiryolları Selanik Hattı Müfettişliği “ne ve buna ek olarak “Askeri Yollar İnşasının Çabuklaştırılmasına “memur edilir . Cemal Bey’in istediği olmuştur. Artık dilediği gibi bölgesini dolaşabiliyor ,heryerde ,askeri birlikler arasında teşkilat kuruyordu.Selanikte iken de cemiyetin mahallelerine memur “bölük” teşkilatını genişletiyordu. İhtilalin teşkilat işleri tamamen Cemal Bey’in üzerine yüklenmişti. İhtilal teşkilatı genişledikçe ve önemli gün yaklaştıkça Cemal Bey daha merkezi ve hakim bir memuriyete geçmek ister. Kendisi 28 Şubat 1907 tarihinde Selanikteki Ordu Müdürlüğü Maiyet Kurmay Hey ‘etine tayin olur.Bu kurmay heyetinde Kur. Binbaşı Cemal Bey’den başka Kur.Binbaşı Fethi Okyar ve Kur. Önyüzbaşı Mustafa Kemal (ATATÜRK) çalışmaktaydı. Sonunda ihtilal teşkilatının askeri kadrosu tamamlanmıştı ve çalışmalara verilen hız sayesinde Selanik’e bağlı askeri birliklerin subay kadrosu tamamen cemiyete katılmıştı.

Cemal Bey o sıralarda ordu mensupları tarafından çok seviliyordu. Büyük ATATÜRK “Milliyet” gazetesinde yayımlattırdığı Selanik Hatıraları arasında bundan bahsetmiştir. Atatürk’ün dediğine gore ”Selanik’deki bütün subaylar ,Cemal Bey’ikendilerine her bakımdan numune ittihaz ve onun gibi olmağa azmetmişlerdi”

23 Temmuz 1908 ihtilalinden dört gün sonraSirkeci garında duran Selanik treninden ikisi sivil ikisi asker dört yolcu iner. Bunlar Talat, Cavid, Hafız, Hakkı ve Cemal Beylerdir. İttihat ve Terakkinin üyeleri olarak Babıali ile temas etmek için Sirkeciye gelmişlerdir.Cemal Bey ardından Anadolu’ya geçti ve heyeti İslahiyede görev aldı.

Hey’et hemen faaliyete geçti .Öncelikle Rum, Ermeni , Bulgar ,Arap, Arnavud ve daha irçok azınlık ihtilal cemiyetleriyle anlaşmaya varmaya çalıştı.Bu sırada Cemal Bey 28 Temmuz 1908 tarihinde Kur. Yarbaylık’ına yükselmiştir.

Babıali’nin Şark vilayetlerinde Kürtler, Ermeniler ve Türkler arasındaki toprak ihtilaflarını halletmek için 1909 başında teşkil ettiği komisyona üye seçilen Cemal Bey ,komisyonunun hareket etmesini beklerken ,Otuz Bir Mart isyanı çıkmıştır.

Basında bazı yazarlar ,camilerde hocalar,kışlada alaylı subaylar,dinsel kışkırtmalarda bulunmuş, meşrutiyetin “ kafirlik ” olduğunu ileri sürmüşlerdir .Bu kışkırtmalar sonucunda Istanbul da 13 Nisan 1909 da Meşrutiyet yönetimini yıkmak amacıyla bu ayaklanma çıkmıştır. O zamanki takvimde 31 Mart’ta çıktığı için ayaklanma 31 Mart olayı olarakta adlandırılmıştır.

Padişah ve hükümet bu duruma kayıtsız kaldılar. www.netpano.com İstanbul’daki gerici ayaklanma Selanik’te heycan yaratmıştır. Mahmut Şevket Paşa komutasında hazırlanan Hareket Ordusu İstanbul’a gelerek ayaklanmayı bastırmıştır. Kolağası Mustafa Kemal de Mahmut Şevket Paşa’nın kurmay başkanı olarak Hareket Ordusun’da yer almıştır. Bu isyanın bastırılmasına katkıda bulunan Cemal Bey 6 Mayıs 1909 da Üsküdar Mutasarrıflığına tayin edilmiştir. Ancak bu sırada Türkler ile Ermeniler arasında büyük bir katliam başlamış Çukurova kana bulanmıştır. Adana valisi oraya memur askeri kumandanın kabiliyetsizliği yüzünden Çukurova da olayların bitmeyeceği anlaşılınca İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en teşkilatçı ve disiplinci lideri Cemal Bey ,1909’un Ağustos ayında Adana valiliğine tayin edilmiştir .Cemal Bey Adana valiliğinde ,hemen Ermeni meselesi ile meşgul olmuştur.

Cemal Bey ,Adana valisi iken 1910 yılı sonunda ağır bir tifo hastalığı geçirirve dinlenmek için bir müddet İstanbul’a gelir. İşine geri dönüncede Bağdat valiliğine tayin edilmiştir.14 Ağustos 1911 de yeni vazifesine başlamıştır. Bağdat valisi Cemal Bey birtaraftan isyan halindeki Arab aşiretlerini düzene koymaya çalışırken birtaraftanda vilayet işlerini düzene koyup imar işlerinide ihmal etmiyordu. Meşhur Hindiye Barajı’nın temelini atıyordu.

1870 de ulusal birliğini kuran İtalya Trablusgarp’a göz dikmiştir. Osmanlı Devleti’nde toprak almak için büyük Avrupa devletlerinin aralarında anlaşmaları yeterliydi .İngiltere , Fransa, Almanya gibi devletlerin onayını alan İtalya Trablusgarp’ın kendisine verilmesini Osmanlı Devleti’nden istemiştir. Bu istek Osmanlılarca reddedilince İtalya Trablusgarp’a asker çıkard ı.Askeri hareketler başlayınca Cemal Bey yerinde duramaz olmuştu .Savaşan arkadaşlarının yanında olabilmek için çırpınıp d uruyordu. Nihayet dayanamadı ve 13 Aralık 1911’de hükümete şu şifreli telgrafla müracaat etti.

“Sadarete Dahiliye ve Harbiye Nazırları’na ,

Trablusgarbde ücahede ile meşgul olan vatandaşlarım Içinde ,senelerden beri, birlikte vatan mücahedesinde bulunduğum arkadaşlarım var.Onlar orada milletin namusunu ikmal için her dakika ölümle pençeleşirken ben buarada oturmayı vicdanıma sığdıramıyorum.

Aylardan beri büyük bir azap ile pençeleşiyorum .Oraya vatanın bugün en ziyade hasta bulunan mukaddes uzvuna gitmek ,orada alçak vatan düşmanı ile boğaz boğaza gelmek ,artık benim için yegane emel ve gaye haline girdi . Haber alıyorum ki ,Trablus’a devletçe yeni bir vali gönderilmek isteniyormuş. İsterseniz beni vali olarak oraya gönderiniz, Bekir Sami Beyi de buraya benim yerime Bağdad valisi tayin ediniz .Eğer bunu muvafık görmezseniz Trablusgarp Kumandanı’nın emredeceğ mahalde bir nefer veya zabıt gibi bir iş görmek üzere gitmeye de hazırım .Burada yerime bir vekil veya asil tayin ediniz .Ölmez ve Trablus’dan sağ olarak avdet edersem yine hükümetin emredeceği yerde tayin edeceği küçük ,büyük vazifeleri ifaya hazır bulunurum.”

Cemal Bey vatanını savunmayı işte bu kadar istiyordu.

İstanbul hükümeti ve bilhassa Dahiliye Nazırı Talat Bey, Cemal Bey’I,Bağdaddan geri almayı Kabul etmemiştir. Cemal Bey için buğranlı günler başlar.

Bu arada İtalya Osmanlı Devleti’ni barışa zorlamak için Çanakkale ,İzmir, Antalya , Beyrut Limalarını bombaladı. En büyüğü rodos olan 12 adayı işgal etti .Bu sırada Balkan Savaşı’nın başlaması İtalya’nın imdadına yetişti .Balkan devletlerinin saldırısı karşısında İtalya ile Uşi Antlaşması yapıldı .(1912) Buna gore;

__Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya verildi.

__Oniki adanın geçici olarak İtalya da kalmas ı Kabul edildi.

4 Temmuz 1912’de Said Paşa riyasetindeki İttihat ve Terakki Hükümeti işbaşından çekilince ,Cemal Bey hemen Bağdat valiliğinden istifa ederek İstanbul’a döner ve Balkan Harbi seferberliğinin ilanı üzerine Harbiye Nezaretinden askeri bir vazife ister.

21 Eylül 1912 de Konya Redif Fırkası Komutan vekilliğine tayin edilen Kur. Yarbay Cemal Bey seferberliğin hızlandırılması için Konya’ya telgrafla emirler verdikten sonraKomutanı Hakkı Paşa ile buluşmak üzere Çerkezköy’e gider .Kor. Komutanı ile görüşmeler yapar. Seferberliğin henüz başlamış, hareket planının ise hazır olmadığını öğrenen Cemal Paşa ilk hayal kırıklığına burada uğrar .Daha sonrada Konya, Seydişehir ve Karaman Redif Alaylarından üçünün Yemende olduğunu öğrenir. Kendi kuvvetinin altı tabur ve biraz topçu olduığunu da burada öğrenir .Cemal Bey’e Saray, Vize ve Pınarhisar arasındaki bölgenin tetkiki vazifesi verilir. Bu arada Cemal Bey, 6 Ekim 1912’de Albaylığa terfi eder .Nihayet 16 Ekim 1912’de Beyşehir taburunun Büyük Manika köyün e vardığını duyan Cemal Bey hemen birliğinin başına koşuyor.

Cemal Bey Kırkkilise ve Pınarhisar –Vize felaketlerini yaşar. Yapacak tek birşey kalmıştı; paniğe uğramış birlikleri toplayarak Çatalca’ya çekilmek. Konya Redif Fırkası Komutanı Kur. Albay Cemal Bey sarayda kurduğu karargahınd a 3 Kasım 1912’den itibaren fırkasını toparladı. Aldığı tedbirler sayesinde daha o akşam Kor .Komutanı Hakkı Paşa’ya muharebeye hazır olduğunu bildirdi. 5 Kasım 1912 sabahı Kolordu İstranca istikametinde çekilmesine devam etti. 10 Kasım sabahı ise Cemal Bey’in Yassıviran-Uzunlu ile Nakkaşköy-Mahmutpaşa hattının savunmasına memur dördüncü Nizamiye Fırkası Komutanlığına tayin edildiği haberi geldi .Fakat emirde dördüncü fırkanın halen nerede bulunduğuna dair hiçbir haber yoktu .Birçok araştırmadan sonraCemal Bey dördüncü fırka birliklerinin bildirilen hatta varmış olduklarını öğrenir ve hemen askerinin başına koşar.

Artık Cemal Bey’in görevi savunma mevzilerini hazırlamak ve askerin moral bozukluğunu düzeltmekti .Fakat ne yazık ki dördüncü fırka komutanı zehirlenmişti .14 Kasım 1912’de de Cemal Bey mevzileri teftiş ederken at üstünde bayılır Ertesi gününü yatakta geçirir. Bütün kötü durumuna rağmen , vazifesinin başından ayrılmamakta inat eder .Ama 15 Kasım 1912 akşam saat 19:00 da gelen yeni bir kriz Cemal Bey’in takatini tüketir. Hastaneye nakledilmek üzere bir otomobil gönderilmesini rica etmek için Hadımköy’deki Başkumandanlık karargahına haber gönderilir .Otomobilin gelmesini beklemeyen hekimler başka bir araba ile Cemal Bey’I yola çıkarırlar .Karargahtan gelen otomobille karşılaşan Cemal Bey otomobile aktarma edilir. Ve nihayet Hadımköyüne varılır. Fakat burada da ufacık bir yer bulunmaz .Hadımköyde levazım reisi bulunan kayınbiraderi Cemal Bey ‘I derhal evin e yatırır. Doktorların tedavileri biraz olsun Cemal Bey’in acılarını dindirir .16 Kasım 1912’de hususi bir tren Cemal Bey’I İstanbul’a götürür .Cemal Bey Sirkecide trenden sedye ile indirilirken, www.netpano.com Bulgar topçusu Çatalcadaki mevzilerimize ilk mermileri savurur.

Cemal Bey 17 Kasım 1912 tarihinde yarı ölü halde evine varır. Hemen başlayan tedavi sayesinde çabuk toparlanır .26 Aralık 1912’de “ Menzil Müfettişi ve Ordu İdare Reisi ” olarak yeniden vazifeye başlar Cemal Bey’in doğru dürüst dinlenmeden hemen vazife başına koşmasının başlıca sebebi İttihat ve Terakki’nin ,meşhur “ Babıali Baskını ” na karar vermiş olması idi.

Balkan Harbi’nin kısa zamanda milli bir felaket durumuna gelmesi İttihat ve Terakki’lileri kötü düşündürmeye başlamıştı .Birtaraftan Kamil Paşa Kabilesi düşmanla barış müzakerelerine girişirken diğer bir taraftan İttihat ve Terakki aleyhine sert tedbirler almaya hazırlanıyordu. İttihat ve Terakki liderlerinden Talat ,Enver ,Said Halim Paşa ,Hacı Adil ,Ziya Gökalp ,Albay İsmail Hakkı, Mithat Şükrü ,Kara Kemal ,Doktor Nazım, Mustafa Necip ve Cemal Beyler Babıali’yi basarak Kamil Paşa kabinesini devirmeye ve yerine Mahmud Şevket Paşa komutasında bir İttihat ve Terakki hükümeti kurmaya karar verdiler. İlk girişimi fiilen Enver Bey ile altmış fedai ittihatçı ile yapacak Talat ve Cemal Beyler ise teşkilatı hazırlayacaklardı.
O gün hava bulanıktı. Tarih 23 Ocak 1913 Perşembe gününü gösteriyordu. Baskın tam saat 15:00 da yapılacaktı. İhtilalciler Nuruosmaniye, Parti Umumi Merkezi karşısındaki Umumi Menzil Müfettişliğinde toplanmışlardı. İhtilalin karargahı olmuştu. Saat t am 15:00 da harekete geçildi ve baskın başarıyla neticelendi .İttihat ve Terakki ,iktidarı zorla ele geçirmiş oldu .Bu hareketten sonra Cemal Bey İstanbul muhafızlığı görevini aldı . (1913)
Yeni hükümeti halk önünde meşru kılmak amacıyla Edirne’nin kurtulması için Londra Konferansı kararlarının Kabul edilmemesine çalıştı .Enver Paşa’nın Harbiye Nazırlığına getirilmesi üzerine rütbesi Paşalığa yükseltilmiştir. (1914) Cemal Bey once Nafıa , daha sonra Bahriye Nazırı oldu. Balkan savaşında Yunan donanmasına karşı başarı gösterilememiştir. Osmanlı Donanmasını yeniden bir savaş kuvveti haline getirdi.

Birinci Dünya savaşına katılmamızın hükümetteki tek sorumlusu birçok kaynakta Enver Paşa olarak gösterilmektedir. Kabinedeki birçok bakan hatta sadrazamla birlikte ,Talat Bey de savaşa girilmesine karşıydı. Ancak Enver Paşa’ya karşı çıkmayı düşünmedi. Talat Bey 1917’de sadrazam oldu.

Cemal Paşa’nın durumu ise büsbütün karışıktır. Osmanlı sularına sızdıktan sonra Rus limanlarını Osmanlı bayrağı altında bombalayarak devleti zorla savaşa sürükleyen iki Alman zırhlısı , ” Bahriye Nazırı ” bulunduğuna gore ,Cemal Paşa’ ın emri altında olmalıydı .Oysa eylemde Cemal Paşa’nın haberi bile olmamış, bombardımanı Enver Paşa’dan haber almıştır.

Arkasından Bahriye Nazırlığı devam etmek koşuluyla Cemal Paşa Suriye’dek dördüncü ordu komutanlığı ve bölgedeki sivil yönetimin başına getirilir. Bu sebeple İstanbul’dan uzaklaşmış ve temel konular üzerinde etkili olma olanağını kaybetmiştir.

Birinci Dünya Savaşının sonlarında Falih Rıfkı Atay ile Cemal Paşa’nın bir dialoğu şöyledir:

Paşam söyler misiniz, bu harbe niçin girdik?
Ve üç dört yil içinde bunalttigi bir nefesi bosaltmis gibi ohlayarak bekledi. Iste cevap:

-Aylik vermek için.

Ve ilave etti:

– Hazine tam takirdi . Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun egmeli, ya öbür tarafla birlesmeli idik.”

Cemal Pasa’nin, “Ya bir tarafa boyun egmeli, ya öbür tarafla birlesmeli idik” dedigi tarihlerde; 7. Ordu Komutani Mustafa Kemal, Baskumandan Vekili Enver Pasa’ya ve Sadrazam Talat Pasa’ya ve o zaman Bahriye Naziri ve 4. Ordu Komutani olan Cemal Pasa ’nin bizzat kendisine söyle yaziyordu: “Müttefikimiz bizi, bizim paramizla ve Mehmetçigin kaniyla sömürge yapmak istiyor. Tek çare müttefikten bagimsiz hareket etmektir.”

Birinci Dünya savaşı sırasında meydana gelen iktisadi bozuklukları düzenlemek için Paris’e gitti. Burada Cemal Paşa’nın gerçek amacı Fransa hükümeti ile bir antlaşma yapmaktı .Çünkü Osmanlı taraftarıydılar. Fransa ile yaptığı görüşmeler sonuç vermeyince ,Cemal Paşa da Osmanlı-Almanya antlaşmasını kabul etmek zorunda kaldı. Enver Paşa 2 Ağustos 1914 tarihinde hemen bu antlaşmayı hazırladı.

Birinci Dünya Savaşı patlayınca Cemal Paşa’ya Bahriye Nazırlığı yanında ikinci ordu kumandanlığıda verildi. Daha sonrada Enver Paşa’nın isteği ile ,Suriye’de güvenliği sağlamak ve İngilizlerin Mısır’ı ele geçirmesini engellemek amacıyla dördüncü ordu kumandanlığına tayin edildi ve Şam’a gitti.

İngilizlerle yapılan mücadele sırasında 12000 kişilik Osmanlı kuvveti Tih Sahrasını geçti .Daha sonrada Süveyş Kanalına indiler .Mısır’a giren Türk birlikleri erzak yetersizliğinden durdu ve geri çekilmek zorunda kaldı. İkinci tecrube daha da ağır sonuç verdi. Birinci dünya savaşındaki bu çarpışmalara Kanal Harekatı adı verildi Cemal Paşa Osmanlı İmparatorluğu topraklarını savundu fakat yerli Araplar ile Yahudi ve Hristiyanların ihanetlerine uğradı .Dördüncü ordu cephesi sarsılınca İngilizler Suriye ve Filistin’i işgal ettiler .Cemal Paşa’nın buaradaki tutumu yanlış anlaşıldığı için çeşitli dedikodular yayıldı.

Birkısım insana göre harp esnasında itilaf devletleri ,Suriye cephesi kumandanı olan Cemal Paaşa’ya Suriye de bir krallık ilan ettirmek fikrine düşmüşlerdir .Bu maksatla Cemal Paşa ile muharebeye girişerek hükümetten ayrı kendisiyle anlaşmak istemişlerdir .

Cemal Paşa’nın Suriye ve Lübnan’daki dört yıllık komutanlığı dönemindeki davranışları kendisinin gösteriş meraklısı övgülere dayanamayan biri olarak sunulmasına zemin hazırlamıştır. Arap kökenli Suphi el Omari anılarında Cemal Bey’in kendi krallığını kurma tutkusu içinde olduğu hayalini iyice genişletir. Ona göre Cemal Paşa ; Irak – Suriye – Filistin – Arabistan – Kilikya -Kürdistan’ı kapsayacak bir krallık için Rusya ile anlaşmştır. Çünkü İstanbul’ dakilerin Almanlarla işbirliğine karşıydı . Bu tür fantezileri ciddiye almak mümkün değildir. Aslında savaş koşullarında Arap ayrılıkçıları eylemlerinin tehlikeli bir düzeye varmasını engellemek için , Cemal Paşa’nın özel bir davranış içinde bulunması kaçınılmazdı. Belki bazı abartmaları olmuştur. Ancak bunda çevresindeki kimi ayrılıkçı, kimi Osmanlıya bağlı Arap ileri gelenlerinin davranışlarının etkiside vardır Bunların bazısı içtenlikle diğerleride Fransız ve İngilizlerl işbirlikleri anlaşılmasın diye Cemal Paşa’yı öven kasideler bile yazıyorlardı. www.netpano.com
Cemal Paşa Dahiliye Nazırı İsmail Canbulat Bey’in ısrarı ile görevden alındı .Bunun üzerine Cemal Paşa İstanbul’a döndü. Daha sonra da İttihat ve Terakki genel merkezinde kendini savundu. Cemal Paşa suçu olmadığını kabul ettirdi.
Osmanlı İmparatorluğu ve müttefiklerinin Birinci Dünya Savaşı ‘nda yenilmesi üzerine Cemal Paşa’da Türkiye’den ayrıldı. Önce Berlin’e , sonrada Münih’e yerleşti.(1918)
1920 yazında Taşkent de kaldı; Rusya da tutsak düşmüş bir grup Türk subayını yanına alarak Afgan ordusunun genel müfettişliğini üstlenmek üzere Afganistan’a geçti.
Daha sonra da İsviçre’ye kaçtı.Tam bu sırada sıkı yönetim mahkemesince önce ordudan atılmasına sonrada idamına karar verildi. Avrupa da bulunduğu zamanda Afganistan emiri Emanullah ‘ın hizmetine girdi. 18 Mayıs 1920’de Karl Radek aracılığıyla Rusya’ya gitti. Burada İttihatçıların ve Ankara hükümetinin temsilcisi gibi davranarak Sovyet hükümeti ile ittifak görüşmneleri yapmak istedi. Cemal Paşa Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa ( kut ) ile birlikte Ankara hükümeti ile Sovyetler arasında 1921 Moskova antlaşması ile sonuçlanan siyasi temasları kolaylaştıdı.

Sovyet dışişleri komiseri Çiçerin’in desteğini sağladı. Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Türk bağımsızlık hareketini destekledi .Gerçek amacı ise Hindistan İhtilali idi .İngilizlerin tutsak ettiği Doğu uluslarının www.netpano.com ancak bu yolla kurulabileceğini, Türkiye’nin de bundan yararlanarak emperyalistlerin işgaline son verebileceğini düşünüyoırdu. Yakın dostu Mustafa Kemal Paşa’ya sürekli mektuplar yazıyor , telgraf aracılığıylada iiletişimde bulunuyordu.

. Cemal Paşa bir mektubunda Mustafa Kemal’e şöyle diyordu:

“Sizden pekçok haberler aldım. Savaşımlarınızda ne büyük bir azim ve iman göstermekte olduğunuzu büyük övünçle öğrendim .Zaten sizden beklenen harekette bu idi. Mustafa Kemal! Emin ol ki memleket kurtulacak ve bu kurtuluş yalnızca kahramanlığı ve esarete karşı nefreti he r türlü şüpheden uzak olan Türk unsuruna senin telkin ettiğin vecd ve iman sayesinde olacağı için Mustafa Kemal namı doğu ve Türk mahlasları arasında en büyük bir mevki işgal edecek!”
Cemal Paşa’nın Afganistan’dan Kabil yakınındaki Biktut’tan yazdığı 29 Temmuz 1921 tarihli mektup şu giriş paragrafı ile başlıyor;
“Ben size bu mektubu yazdığım sıralarda siz kimbilir hangi dağ tepesindeki çadırınızda masanızın üzerine açtığınız haritalarınızın üzerinde muharebe hatlarından gelen raporların tetkiki ile muhtelif kollara yazılacak yazıların içeriği ile ne hararetle meşgulsünüzdür .İlahi bir nurun kalbininzde yarattığı aydınlıkla milletin ruhundaki kahramanlık anıtını aydınlattınız .Şimdi bütün zindeliği ile ayağa kalkmış milletin başına geçtiniz. Dünyaya harikalar gösteriyorsunuz. Allah yolunuzu açık, kılıcınızı keskin etsin.”
Cemal Paşa’nın mektupları incelendiğinde onun zaman zaman Enver Paşa’nın etkisinde kaldığı ama Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşıcağına inandığı ve bu yolda uğraştığı hiçbir şekilde Mustafa Kemal’i hedef alan girişimlere başvurmadığı görülmektedir.

Mustafa Kemal Paşa İttihat ve Terakki’nin adı geçen Talat , Enver ve Cemal Paşalarıyla zaman zaman yazışmıştır Bu Paşalara “ Büyük Millet Meclisi Hükümeti ” adına hiçbir siyasi girrişimde bulunmaya yetkili olmadıklarının tebliğini istemiş onları Anadolu Hareketi’nin dışında tutmaya dikkat etmiştir.

1921 yılında Eskişehir – Kütahya muharebeleri aleyhimize neticelenmiş, İstiklal ordusuda Sakarya’ya doğru çekilmeye başlamıştı .Enver Paşa ,Milli Kurtuluş Hareketinin çökmesini yakın görüyordu. Memlekete giderek idareyi ele almak istiyordu ve Şark hududuna yaklaşıyordu. Mustafa Kemal Paşa “ Müdafaa Hattı “ nazariyesini bir kenara atmış, ” Müdafaa Sathı ” nazariyesine tutunarak milleti harbe sürmüştü .
Cemal Paşa’nın Kabil’den, Almanya’daki ailesine o sıralada yazdığı mektuptan bir parça şöyledir:
“ Son haberler bütün neşemi kaçırmakla beraber ,cesaretimi hiç de kırmadı. İngilizlerden yardım gören Yunan ordusunun ilerlediğini ,ordumuzun ,büyük toprak kayıpları vererek çekildiğini duyuyoruz. Sakın cesaretiniz kırılmasın …. Mustafa Kemal’in bükülmez kolu, pek yakında , düşmana öyle bir sille indirecek ki nereden geldiğini şaşıran habis müstevli ,ters yüzü geri dönecektir. “

Bu mektubun yazılmasından iki hafta sonrada ,Türk İstiklal Ordusu Sakarya da , düşmanı denizde boğarak durdurmuştur .

Cemal Paşa’nın Milli Mücadele ‘ye ve Gazi Mustafa Kemal’e itimatı sonsuzdu .

Cemal Paşa’nın 11 Mart 1922 de Paris’ten yazdığı cevaptaki şu cümle çok önemlidir .

“Bütün icraat ve girişimlerimde düşüncelerinize ve görüşlerinize tamamıyle katılırım . “

Cemal Paşa ,12 Kasım 1922 de Moskova’dan Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf gönderdi. Bu telgrafta Enver ve Halil Paşaların Anadolu’ya geçme girişimlerini öğrendiğini bu girişimleri engellemek için bütün gücüyle çalıştığını bildirmektedir .Cemal Paşa 16 Kasım 1922 de Moskova’dan yazdığı mektubunda Türk- Sovyet ilişkilerine zarar verebilecek nitelikteki Enver Paşa’nın Buhara’daki eylemlerini engellemeye çalıştığını belirtmekte “ Eğer hakikaten Enver Paşa’yı Buhara’dan geri alamazsam bütün birbuçuk senelik çalışmamı mahvetmiş olacağım” demektedir.

Cemal Paşa bundan sonraki mektuplarında da Enver Paşa’yı kınamış bu mektuplarda Enver Paşa’nın Buhara’daki girşimlerinin Anadolu ve İslam ülkeleri için zararlı olduğunu belirtmiştir . Mustafa Kemal Paşa ise Moskova Büyükelçisi Ali Fuad (Cebesoy) Paşa’ya 8 Kasım 1921 ‘deki yazısında ;

“Cemal Paşa ,şimdiye kadar dürüst hareket etti.Aynı tarzda devam ederse kendisini takviye edeceğiz. Herhalde Enver vesaire ile alakasını kesmelidir.Bunları benim tarafımdan açıkça kendisine söyleyiniz. “ demektedir .

24 Mart 1922 tarihli yine Paris’ten yazdığı mektubun “ son söz “ü ise şöyledir :

“Bütün ruhumla ve cismimle sizinle beraber çalışmaktan başka bir fikrim yok! “

Cemal Paşa Mustafa Kemal Paşa’ya son mektubunu 9 Temmuz 1922 de yazmıştır. Bu mektubu Bakü’den Tiflis’e gelirken trende yazmıştır . Bu mektubunda Enver Paşa’nın yanlışlarından başarıya ulaşamayacağından bahsetmektedir .

22 Temmuz 1922 akşam saat 10:30 da Cemal Paşa yaverleri Nusret ve Süreyya beyler ile birliktedir Bolseviklerin siyaset degisikligi ve Haci Sami Beyin aleyhindeki propagandasi sonucu Tiflis’e gelmiştir .Ne yazık ki Tiflis te Karakin ,Lalayan ve Sergo Bartanyan isimli iki Ermeni tarafından yaverleriyle birlikte şehit edildi .

Tiflis şehitlerinin kırkıncı günü mevlüdü okunurken , Türk İstiklal Ordusu , Dumlupınar sırtlarından eşsiz zaferlerinin son meyvalarını toplamak için Akdeniz istikametinde ileri gidiyordu . Atatürk Cemal Paşa’yı Rus topraklarından bırakmamıştır. Cemal Paşa ve yaverleri Erzurum şehitliğine getirilmiştir.

Cemal Paşa hakkında bugüne kadar bir çok yalan yanlış iddialar ortaya atılmıştır. Oysaki Balkan Harbinde, fırkasının başında bir de receye kadar başarılı olan Albay Cemal, Bahriye Nazırı ünvanı ile Türk Bahriyesine yepyeni bir ruh aşılamıştır. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı’nda bütün cephelerden felaket haberleri gelirken ,Filistin cephesini , elindeki kuvvetlerle iç ve dış düşmana karşı başarılı birşekilde korumuştur .Bu başarılı Dördüncü Ordu Kumandanının Türk Umumi Efkarının hafızasında “ Entari ve Sehpa “ mefhumları ile yaşaması acı bir olaydır. Ne yazık ki bu olayda Cemal Paşa’nın düşmanları kadar yakını geçinenlerinde rolü olmuştur. Kimisi politik sebepler kimisi kırgınlıklar ve nihayet kimisi zamanın icablarına uymak için Cemal Paşa’nın gerçek yüzünü Türklere bir türlü tanıtmak istememişlerdir.

1872 de doğan Ahmet Cemal Paşa ,üç ittihatçı liderin en büyüğüdür.1895 te yirmi üç yaşındayken Erkanıharp (Kurmay) Yüzbaşı olarak fiilen orduda hizmete başlar .Enver Paşa 1902 de yirmi bir ,Mustafa Kemal Paşa ise 1905 te yirmidört yaşında iken aynı rütbeye ulaşırlar.

Cemal Paşa kademeleri daha önece aşmış ve bir tümenin kurmaybaşkanlığını yaptıktan sonra 1906 dan itibaren “ Rumeli Demiryolları Müfettişliği “ gibi önemli noktalarda bulunmuştur .Bu yöneti niteliği ile daha çok insanla temasta bulunmuş ve yine bu sayede örgütleme faaliyetlerini yürütme olanağı bulmuştur.Yine bu özelliği nedeniyle, ihtihatlı davrandığı ve özgürlüklerle ilgili faaliyetlerinde fazla ön plana çıkmamaya özen gösterdiği fark edilir.
.
KAYNAKÇA

• Cemal Paşa Hatıralar

İst / 1959 Selek Yayınevi M.Sıralar Matbaası
(Behçet Cemal )
• Hatıralar ve Vesikalar (Cemal Paşa’nın hatıratı üzerine tetkitler)

Ist / 1933 Vakit Matbaası
(Vakit Gazetesi’nin forma halinde tefrikası)
• Populer Tarih Dergisi Eylül 2001
• Dünya Gazetesi
22.07.1952
• Büyük Larousse
5.Cilt Basim yeri :Milliyet Gazetecilik A.Ş.

• Atatürk’ün Bütün Eserleri
Kaynak Yayınları 2. Cilt
• Lavrens’I Nasıl Tanıdım
(Suphi el Omari)
• Meydan Larousse
4.Cilt Basım yeri:Sabah Gazeticilik A.Ş.
E_MAİL: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir