Çetinkayadan Göbelzadeye Mektuplar

Küçük ayrıntılarda büyük izler gizli mantığı tarihçiler için daima rehber olacak sözlerden biridir. Tarihçi geçmişi ancak belgelerle aydınlatır. Belgesiz tarih ve tarihçilik olmaz. Bu cümleden hareketle Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu dönemi ve maalesef 1920 sonrasına ait belgelerimiz Cumhuriyet arşivindeki bazı özel kısımları saymazsak tam manasıyla araştırmacılara açık değildir.

Bu devir olay ve kişileri hakkında belge ve bilgimiz sınırlı olduğu için onları ya başkalarının anlatımları ya hatırata veya bazı karinelerle ,el yordamıyla ,ideolojik kalıp ve kaygılarla açıklamaya çalışıyoruz. İfade etmeye çalıştığımız duruma güzel bir örnek şahsi mektupları Afyonda bir yıkıntı arasında tesadüfen bulunan Ali Çetinkaya’nın durumudur. Elimize geçen bu mektupları vakit kaybetmeden yayınlamayı uygun bulduk. Zira özel ve resmi belgeler yayınlandıkça tarihi olaylar ve insanlar daha net anlaşılacaktır .

ALİ ÇETİNKAYA KİMDİR

ALİ çetinkaya 1878de Afyonda doğmuş ilk öğrenimini ve rüştiyeyi Afyonda tamamlamıştır. Bursa Askeri okulunu a bitirdikten sonra 1898 de Harbiye’den mezun olmuştur. Akabinde kendisini dönemin karışıklıklarının hakim olduğu Balkanlarda Makedonya ve Arnavutluk da çetelere karşı savaşırken bulmuştur.Çetinkaya 1907 de manastırda İttihat ve Terakki partisine girerek partinin örgütlenmesinde görev almış;II.Meşturiyet sonrasında Bulgar çetelerinin üzerine gönderilen kuvvetlere komutanlık yapmıştır. Ali Çetin kaya Trablus garp savaşında da bulunduk dan sonra devletin I. Dünya savaşına girmesiyle imparatorluğun muhtelif cephelerinde görev almış,Mondros mütarekesi sonrası(30 Ekim 1918) Ayvalık bölgesindeki 72 Alay komutanlığına tayin edilmiştir. Yunanlıların Ayvalık işgali sonrası ilk direnişi örgütleyerek Ayvalık cephesini açmıştır.

ÇETİNKAYANIN SİYASİ HAYATI

Çetinkayanın askeri üniformadan sıyrılmasında çok önceleri başlayan ilk siyasi hareketleri onun gelecekte girişeceği siyasi hadiseler için adeta bir prova niteliğinde olmuştur.1920de İstanbul’da toplanan Meclis-i Mebusuna Afyon milletvekili olarak iştirak etmesinde geçmiş yıllarda birlikte olduğu arkadaşlarının büyük payı vardır. Seçilmesiyle birlikte meclis çatısı altındaki çalışmaları sekteye uğrar. İngilizlerin İstanbul vilayetini işgalinden sonra dönemin ileri gelen aydınlarıyla birlikte işgal kuvvetleri tarafından Malta adasına sürülür.Çetinkayanın hayatındaki bu esaret yılları bir sene sonra 1921 de serbest bırakılmasıyla son bulur

TBMMDE ADAM VURUYOR

Malta esareti akabinde Afyon milletvekili olarak bu defa TBMM ye katılan Çetin kaya Müdafaa-ı Hukuk grubunda yer alır.(Elimizde var olan orijinal mektupların ilki bu yıllara aittir.)Halk Fırkası(HP) grup başkan vekilliği de yapan Çetin kaya,1925 de TBMM de tartıştığı Ardahan Milletvekili Halit paşayı belinden çıkardığı silahıyla vurur. Yine 1925 senesinde adını Türk siyasi tarihinde en çok duyurduğu görevi olan İstiklal Mahkemeleri başkanlığına getirilir.(Mektupların bir kısmı da bu yıllara aittir.)Bu arada M. Kemal’e karşı düzenlenen İzmit suikastı sanıklarını yargılamasıyla Türk siyasi hayatındaki ününü iyice pekiştirrir.16 Şubat 1934 de ilk bakanlık görevi olan Bayındırlık Bakanlığını 1939 a kadar atanmasıyla siyasi hayatındaki bakanlık maceraları son bulur.20 Kasım 1940da bu görevden ayrılmasından 1949daki ölümüne kadar Afyon milletvekili olarak TBMM çatısı altında bulunmuştur .

MEKTUPLARIN ORTAYA ÇIKIŞI

Mektuplar,Kurtuluş savaşı öncesi ve sonrası Afyonun sayılı ailelerinden bir olan Göbel zade Hacı Hafız Efendinin yıkılan evinin kalıntıları arasında tamamen bir rastlantı sonucu bulundu.Göbelzade Hacı Hafıza ait birçok özel belgenin içinde yer alan bu mektuplarla beraber Göbel zadeyi bize anlatan birçok evrak da bu esnada bulunmuştur.Göbelzade,Afyonda sırasıyla Ambar memurluğu Belediye azalığı gibi resmi görevlerde bulunmasının yansıra şehirdeki birçok dükkan ve tarlaların da sahibidir. uzun yıllar yaşadığı şehrin en mutena semtindeki konağı torunlarının bakamaması yüzünden harabe haline gelip yıkılmıştır

İLKDEFA NEŞR EDİLEN MEKTUPLAR

BELGE 1

Ankara İstiklal Mahkemesi Hususi

Biraderim Hacı Hafız Efendi Sandık ve mektubunuzu ve muahharın ikinci bir mektubunuzu aldım. Çok teşekkür ederim. Dün ziraat bankası vasıtasıyla namınıza yüz lira gönderdim,vusûllünün iş’arını rica ederim. Bu oarağı bağ esmanına vesâ’ireye karşılık olmak üzere gönderdim. Sizin intihab etmiş olduğunuz bağ ve panayırın iyi olacağı Şüphesizdir. Şimdilik bu kadar bağ kafidir. Eğer birazda iyisinden tarhana tedarik ederseniz o da makbule geçecektir. Ziraat bankası kongresine intihabımız isabet oldu. Ben öteden beri bu Ziraat bankalarına çok ehemmiyet verilmesini istemekteydim. Memleketinin yüzde sekseni çiftçi olan şu vatanda halkın biraz belini doğrultacak bir şey varsa o da evvel emirde ziraatdır.İnşallah kongrede fâ’ideli kararlarının çıkmasına çalışırız. Küçük büyük cümlenize selam ve hürmetler ederim.

16 Teşrîn-i sâni sene 1926

BElge 2

Afyon Mebusu Al

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Azasına Mahsus dur

Biraderim Muhterem Hacı Hafız Efendi Düşman işgali dolayısıyla duçâr olduğunuz zarar ve ziyânın ne suretle tazmîn ve telafisi mümkün olabileceğine dair uzun uza duya tetkik ve teşebbüs de bulundum.Mürâca’at ettiğim Maliye Vekili ve diğerleri bir çare-i imkan olamadığının ileri sürdüler ve sebep olarak da düşman işgali altında kalan mahallerde sizin gibi birçok mühim zarar görenler olduğunu ve hepsine birden bir muâmele yapmak ikanı olmadığını der meyan ediyorlar.Fi’l-hakika emvâl-ı metruk adan menkul ve gayrı menkul milyonlarca liralık mal ele geçmiş ise de bunlar emvâl-i devlet sırasına geçirilerek Lozan muahedesi mucibince Rumeli’den gelecek olan muhacirîne borç olduğunda ilave ediyorlar.Ma’mafih bu husus da bizim gibi bu suretle daha birçok mürâcaat ve şikayet edenler vardır ve bin-netice belki hükümet bu zararların bir kısmını olsun ödemeğe mecbur edilecektir. Şu mühim ve pek haklı olduğunda şüphe olmayan isteğinizin hüsn-i neticeye isâl ine muvaffak olamadığımdan dolayı müteessifim fakat bu işi ale’d-devam kendi işim gibi ta’kib ve vekilleri taciz edeceğime emin olunuz. İnşallah neticede bir şeye muvaffak oluruz. Yunan kumandanının sizin hayvanat ve emvalinizi Kemâliye-i derin ettirmiş olduğuna dair olan elinizdeki vesikayı iyi muhafaza ediniz. Bu günlerde işimiz maalesef tadı. Ben Müdafaayı Milliye Encümeni Reisi olduğum için ordunun seferberliğine nihayet vermek üzere olduğundan dolayı birçok işlerinin meclisçe kanun hailinde idaresi bize düşüt. Bizde belki Halk fırkasının teşkili dolayısıyla bu cihete dahi benim üzerime pek çok iş düştü. Kusuruma bakmayın akşamları beynim sersem oluyor .O kadar yoruluyorum. Bunun için mektuplarınıza cevap biraz uzadı ve kara hisara gelmek içinde biraz geç kalmış oluyorum.Edhem beyin tayinini bizim yeni mebus arkadaşlara haber vermeden yapmağa mecbur oldum. Bilerek bilmeyerek belki karıştırılan dedim. Ve so suretle oldu ve Edhem Veye telgraf çekilerek Kara hisarlıların kendisinden çok memnun olduğunu ev mutasarrıflığı kabul etmesini rica ettim. Cevap verdi ve kabul etti.İnşallahü teâla yine hürmet ederiz. Sizin biraderlere Şükrü Efendiye ve komşulara ve biraderlere Şükrü Efendiye ve komşulara ve biraderlere kalan cümlesine selam ederim ve size de kemal-i hulûs ile takdim-i hürmet ve afiyet eylerim efendim.

Fi 17 Eylül sene 1339(1920)

KarahisarMebusu Biraderiniz Ali

AHBAB-ÇAVUŞ MÜNASEBETİ

Her iki mektubun satır aralarındaki bazı ifadelerin altını çizmek istiyoruz. Her şeyden önce mektuplar Cumhuriyetin ilk yılları eşraf-politikacı ilişkilerinin mahiyetini yansıtması açısından önem arz ediyor. Afyon’un en zengin şahsı olan Göbel zade savaş sonrası tahrip olan arazileri için yeni kurulan Cumhuriyet idaresinden tazminat istiyor ve bu iş için kendi şehrinin milletvekili olan Ali Çetinkaya’yı devreye sokuyor. Henüz sıradan bir milletvekili olan Çetin kaya işi sıkı takip etmesine rağmen sonuç alamıyor.”…uzun uzadığa tetkik ve teşebbüs de bulundum. Müracaat ettiğim Maliye Vekili ve diğerleri bir çare imkanı olmadığını ileri sürdüler…” şeklindeki ifadelerden bunu anlıyoruz. Fakat içim peşini bırakmayacağını takibe devam edeceğini milletvekillerini taciz suretiyle mutlaka sonuç alacağını bundan emin olmasını söyleyerek arkadaşı Göbel zadeyi rahatlatmak istiyor. Millet yeni bir savaştan çıkmıştır. Kurumlarını ve yapısını oluşturma kaygısındadır. Devlet fakirdir. Böyle bir durumdan eşraftan zengin birisinin şahsi dostluğu bulunan bir milletvekili de şahsi menfaat işleri konusunda dostunu vekil kılmıştır.Göbelzade hacı Hafız,Ali Çetinkaya’nın Afyondaki emlak işlerini takip etmektedir. Bu tür ilişkiler zaruret midir bize has bir gelenek midir yoksa şahsi dostluklardan doğran masum bir ve tabii bir ilişkimidir tartışılır….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir