CIA’in AB’ye ’Türkiye’yi Almayın’ Raporu

Türkiye’nin AB serüvenine ABD hükümeti destek verirken CİA AB’ye almayın diye Rapor vermiş. Bakın Nasıl

Radikal Gazetesi Yazarı Mine G. Kırıkkanat yazısında bunu ele aldı.


Türkiye’nin Avrupa Birliği macerası 40 yıl önce başladıysa da, net üyelik istemi 1990’larda belirdi ve 1996’dan öteye Gümrük Birliği’yle gerçek, ciddi ’entegrasyon’ sürecine girildi. Aslında üyelik istemi, Türkiye’nin kendi kafasında netleşmişti. AB, Türkiye’yi Gümrük Birliği’yle daha uzun zaman oyalayabileceğini, tam üyelik opsiyonunun çeyrek yüzyıldan önce gündeme gelmeyeceğini sanıyordu.
Ama Türkiye, 2000’den öteye ’koç başı’yla vurmaya başladığı AB kapısını, 2003 sonunda kurulan AKP hükümetinin ataklarıyla sarsmayı başardı, zaten sonunda araladı da. Ancak müzakere tarihiyle sonuçlanan son vuruşa kadar, tüm Türk hükümetleri, her önemli dönemeçte Avrupa’yı turlamadan önce Washington’u ziyaret ettiler, AB gazasında ABD’den ’baskı’ desteği istediler. Baba Bush’tan oğul Bush’a, arada Clinton da olmak üzere ABD bu isteği ikiletmiyor, AB’ye ’Türkiye’yi alın!’ diye çığırıyordu.
Oysa AB’nin tam da ABD’ye karşı gerek siyasal, gerekse ekonomik bir güç oluşturmak için kurulduğunu bilen başta ben herkes için AB yolunda Amerikan desteği, destek değil köstekti. Ama Türkiye, AB’ye Amerikan baskısıyla ulaşmak ’sanrı’sını Irak’ın işgaline ve işgal sonrası ABD ile çıkarları çatışana değin sürdürdü, ancak müzakere tarihine yönelik son çıkarma sırasında anladı Amerikan icazetinin AB kapısında lehine değil, aleyhine işlediğini.
Bugün AB’deki Türkiye aleyhtarları, ABD’nin AB’ye girişine verdiği destek ve oğul Bush’un Türkiye’nin üyeliğine ilişkin açıklamalarını, ’Türkiye, ABD’nin Truva atı, AB’yi parçalamak için üyeliği isteniyor,’ diye kullanıyorlar hâlâ.
Dahası, müzakere tarihi verilmesiyle birlikte üyelik perspektifi ciddileştikten sonra ABD yönetimlerinin de aslında Türkiye AB’ye alınmasın, sözde verilen destek özde geri tepsin diye konuştuğu anlaşıldı. Nasıl mı?
2004 yılında CIA’in proje birimi National İntelligence Council 2020 yılında dünyanın konumuna yönelik öngörülerini içeren bir rapor hazırladı ve 120 sayfalık bu raporu, ne tesadüf, tam da Türkiye’ye müzakere tarihi verileceği kesinleşen aralık ayında yayımladı. Dünyanın gelecekteki siyasi coğrafyasına ilişkin uçuk kaçık öngörülerin yanı sıra, geniş genelinde herkesin bildiği, eften püften verilerin yer aldığı raporun en orijinal bölümü ve en beklenmedik yorumu ’neyle’ ilgiliydi, bilin bakalım. Türkiye’nin olası AB üyeliğiyle, sayın seyirciler! İşte size bu bölümden alıntılar:
“AB’nin dünya gidişatına etkisini siyasal bütünlüğü belirleyecektir. Oysa AB’nin 10 yeni üyeye genişlemesi, birlik kurumlarının kökleşmesini, stratejilerde ortak bir vizyon geliştirilmesini, dış politika ve savunmada bütünlük sağlanmasını frenleyecektir. YOĞUN MÜSLÜMAN NÜFUSUYLA Türkiye’nin üye alınması, birlikte ’fren motoru’ görevi üstlenecek ve AB’nin her türlü gelişimini durdurduğu gibi, uluslararası etkinlikte büyüklüğüne orantılı başrol almasını engelleyecektir. Türkiye’nin üyeliği, AB’yi parçalamak ya da dağıtmak riski taşımaktadır.”(*)
CIA, bu raporu Türkiye için ’asli’ önemde aralık ayında yayımlamakla yetinmedi, raporu hazırlayan NİC Başkanı Robert Hutchings’i, raporun hemen ardından alelacele.. Türkiye karşıtlığının en üst düzeyde cepheleştiği Paris’e gönderdi. Ne tesadüfdür ki, Fransız parlamentosu Türkiye’nin olası üyeliğini referanduma bağlayan Anayasa değişikliğini görüşmeye başladığı günün arifesinde, yani 24 Ocak 2005’te, Mr. Hutchings Paris’teki Fransa’nın siyasal ’think thank’ kurumu, Sciences Politiques kürsüsünden altına imzasını koyduğu raporu övüyor, ’AB’nin Türkiye’yi niçin almaması gerektiğini’ anlatıyordu!
Bu kadar tesadüf, ne kadar tesadüftür, varın siz karar verin, sayın seyirciler. Ancak asıl tuhaflık, Türkiye’de bu CIA raporu hakkında tek satır çıkmaması. Üstelik raporun Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin olumsuz öngörüleri, Le Figaro, France Soir gibi gazetelerde de yayımlandı. Zaten ben de Fransız basınından öğrendim, raporun varlığını.
Demek ki ABD, ister göründüğü Türkiye’nin AB üyeliğini aslında pek istemezmiş. Üyelik süreci müzakere tarihiyle ciddiye binince, karşı kampanya CIA tarafından ele alınacak kadar ciddi başlatıldı, sayın seyirciler.
Zarar yok. Zaten AB içinde Türkiye’ye ’Nasılsa üye olamaz’ diye destek verenler de aynı telaşın içinde.
(*)NİC raporuna, http://www.cia.gov/nic adresinden ulaşılıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir