Çocuklarımın Bakışını Görmeyi İsterdim

Ak Parti İstanbul Milletvekili Ayva, yıllarca İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özürlüler Koordinasyon Merkezi’nin başkanlığını yaptı. Şimdi TBMM’de özürlüleri temsil ediyor. Meclis’in görme özürlü tek milletvekili Lokman Ayva, ruh dünyasını ve hayallerini anlattı

Yirmiüç Nisan çocuk bayramında başlayan menenjit hastalığı sonrasında kör olan Lokman Ayva’nın en son hatırladığı görüntüler çiçekler ve bayram. Ayva, ilk defa bir taksiye binme sevincini hastaneye 40 derece ateşle giderken yaşar. Etrafındaki tüm büyükler telaşlıdır, ama o ilk defa bir taksiye binmenin ayrıcalığını yaşamaktan dolayı mutludur. İlk defa bir odası ve özel bir defteri olur. Babası ona ilk defa oyuncaklar alır ama bunlarla sadece15 gün oynayabilir. Çünkü 11 yıldan bu yana gören gözleri artık yoktur. Çocuk olduğu için başta körlüğünü anlayamaz. Birgün radyoda saatin onbir olduğunu duyunca okula geç kaldığını zanne-derek oturduğu yerden kalkar ve koşar. Koşması ile düşmesi bir olur. Çünkü artık ‘kör’ dür. Kendi ifadesi ile ‘Artık okul hayatı bitmiş’ birisidir. Beş yıl boyunca köy evinde bir odada kalır.Yaşam ile tek bağlantısı radyosudur. Radyodan körlerin okuyabileceğini duyar. TRT’ye bir mektup yazar ve ardından Ankara körler okulunda başlayan eğitim macerası mastıra kadar devam eder. Kendisine göre eğitimdeki başarısının nedeni bir oda içinde geçen acılı beş yıldır. Bitmeyen çalışma azmi karşısında milletvekili arkadaşları ona şöyle derler: ’Ya Lokman! Sen görseydin kim bilir neler yapardın? Ayva, cevabı yapıştırır: ’Valla abi görseydim korkarım sizin durumunuza düşerdim’.

Onbir yaşından bu yana neler kaçırdınız?

Valla kaçırdığımın çok farkında değilim. Dünyanın görmeyerek de algılanabileceğini fark ediyorsunuz. Hayata başka bir açıdan bakabiliyorsunuz. Ben görmemeye başlayınca insanlar beni yok sayıyordu. Sosyal ortamda varlığımı kimse anlamıyordu.

Oğullarınızın isimleri Şems Tarık ve Lemi Can. Bu isimler neyi anlatıyor gören gözlere?

Evet bakın hiç aklımda yoktu siz hatırlattınız bana. Şems güneş, Lemi’de parıltı demek. Körlüğüme reaksiyon olarak mı acaba böyle yaptım diye düşündüm şimdi.

Görseniz ne yapardınız?

Yine çocuklarımla ve eşimle olmak isterdim. Eşimi görünce bu talebim değişir mi bilmiyorum. Şaka bir yana hakikaten eşimin melek gibi bir yüreği var. Görsem resim yapardım belki. Gülün rengini hala aynı mı anlarım bilmiyorum. Gülü çok severim onu görmek isterdim. Çocuklarımın bakışını görmek isterdim.
Annesi iyileşeceğine inanıyor

Daha önce kızıyla arkadaşlık yaptığınız bir baba bunu duyunca kalp krizi geçirmiş. Doğru mu?

Doğal bir şey diye düşünüyorum. Kimse kızı için kör bir damat istemez. Ben bile bu erdeme ulaşmış değilim. Ben bile bunun mücadelesini veren birisiyim.

Çocuklarınızla ilişkileriniz nasıl?

Ben evde kör kelimesini fazla kullanırım ki çocuklar alışsınlar. Belki ilerde babalarından utanacaklar. Çocuklarım benden dolayı bir bedel ödememeli. Çocuklar sürekli bastonumu almaya çalışınca ‘Bırakın oğlum, bastonu körler kullanır siz kör müsünüz?’ diyorum. Çocuklarımla ilgili hayal kurmuyorum. Onlar Allah’ın razı olacağı bir kul olsunlar yeter.

Anneniz sizin hasta olduğunuzu düşünüyormuş.

Annem benin bir gün iyileşeceğime ve gözlerimin göreceğine inanır hala.

Öğrencilik yıllarınızda YÖK ile savaşınız olmuş.

Beni YÖK yok saydı, sınava bile almadı. Hakkımı aradım ve aldım. Benim arzu ettiğim de bu, herkesin bir potansiyeli var. Bu potansiyeli açığa çıkarmak için biz ortam hazırlayacağız.

Özürlüler yasasını çıkarmak için Meclis’te hükümetin üzerine yürüdünüz.

Evet basın o şekilde aktardı. Elimizde de değnek olunca hükümete değnek kaldırmış olduk. Şunu açıkça görmek zorundayız. Toplum illa ki tekdüze olmak zorunda değil. Ben kör olarak var olmak isti-yorum. Bu benim en doğal hakkım.
Bürokrasiyle kavgalı

Bürokratlar ile çok kavga yaptığınızı öğrendim.

Hepimizin patronunun millet olduğunu hiç kimsenin unutmaması gerekiyor. Yani, ‘Siyasetçiyi öne çıkarırım. Onlar yesinler dayağı, biz işimizi görelim’ demek doğru olmaz. Bürokrasinin vatandaşa patron olarak yaklaşması kabul edilir bir anlayış değildir. Çoğu böyle değil bürokratların ama milletvekillerini cahil-cühela sanan bir sürü bürokrat var hala.

Hayalleriniz nasıl peki?

Çocukken kurduğum her hayalimin Allah tarafından bana verildiğini görüyorum. Okulda, çocuk kafası ile ‘İşimin Ankara’da evimin de İstanbul’da olmasını isterdim’ dediğimi hatırlıyorum. İyi de hayatımda İstanbul’a gelmiş birisi de değilim o yıllarda. Şu anda evim İstanbul’da, işim Ankara’da. Bir gün sınıfa birisi geldi. Bana ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye sordu. Ben de siyasetçi olmak istiyorum dedim. Yani yıllar sonra bakıyorum da her hayalim gerçekleşmiş.

Şimdi ne gibi hayalleriniz var peki ?

Türkiye’deki özürlü çocukların 20 yıl sonra farklı ülkelerde hoca olup ders vermesini hayal ediyorum. Ben de üniversitelerde konferans vermeyi hayal ediyorum. Türkiye’nin gelecekte dünyadaki ilk 10 ülke arasına gireceğini düşünüyorum. Bir iki problemi çözebilirsek buna rahat ulaşabiliriz diye düşünüyorum.

Nedir bu problemler?

Başörtüsü meselesini niye problem ediyoruz? Birileri başörtülü üniversiteye girse ne girmese ne? Ben şimdiye kadar sizin ne giydiğinizi sormadım bile. Ben şahsen rahatım sizin ne giyindiğiniz bilmesem de. İlişkimize zarar mı geldi ki? Dolayısıyla bunları niye önemsiyoruz anlamıyorum. İyi niyetli olalım yeter.
Ayrımcılığa ceza

Başbakan’da bizim göremeyip, sizin gördüğünüz nedir?

Herkes Başbakan’ı çalıştırmaya çalışıyor. Ben Başbakan’la özel bir görüşmeyi hiç talep etmedim. Çünkü bakıyorum, Başbakan bizi milletvekili olmamızı niye sağladı? Kendisine iş getirelim diye mi yoksa iş çözelim diye mi? O yüzden Başbakan’ın yüreğinin yanıklığını görüyorum açıkçası. Yutkunduğu zamanları fark ediyorum. Tayyip Bey’i mutlu bir baba olarak görmüyorum. Çok kolay bir şey değil bu. Çocukları ile sürekli olamamak kolay değil. Onu hissediyorum

Rüyalarınızda Başbakan’ı görüyor musunuz?

Başbakan’ı sık sık görürüm. Kafam hep Başbakan’la olduğu için çok sık görürüm.

Projelerinizi gerçekleştirebildiniz mi?

Haziranda özürlüler ile ilgili devrim niteliğinde yasa çıkarttık. Bu kanunu herkese anlatmaya çalışıyoruz. Hatta bu kanunu anlatmayan birçok özürlü derneği var. Ben bunlara pislik böceği diyorum. Çünkü bunun bilinmesi ile kendi rantlarının kaybolacağını düşünüyorlar.

Özürlüler haklarını bilsin

Özürlü çocuklara eğitim parası olarak her ay 330 YTL devlet yardım yapıyor. Orta dereceli özürlü birisine 150 YTL, ağır özürlüye devlet 200 YTL maaş bağlıyor. Bunu vatandaşın duyması gerek. Bunu almak için kaymakamlara başvurmaları gerekiyor.Yine bankaların özürlüler için istediği iki şahit uygulamasını da kaldırdık. Özürlüye karşı negatif ayrımcılık yapanlar suç işlemiş olacak. TCK 122’ye göre bu suçu ayrımcılık suçunu işleyenler hapis cezası alacaklar.

BAKİ GÜNAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir