Çölaşan’ın İddiaları Bir Ön Tedbir mi

Yazar Nuh Gönültaş, ÇÖlaşan’ın servetinin yayınlanacağını duyunca ön tedbir için söz konusu yazıları yazdığını ve olayın yeni değil, bir aylık gelişme olduğunu iddia etti:

Emin Çölaşan geçtiğimiz gün, “’Muhaliflere şantaj hazırlığı var’ banka hesapları gözetleniyor iddiasında bulunmuş, iddiası BDDK ve Maliye Bakanlığı’nca yalanlanmıştı. Ancak bu tartışma burada bitmedi. ANKA ajansı kaynaklı bir haberde bol tashihli ve abartılı bir metine dayandırılan iddiaya göre Çöalaşan’ın Emin Çölaşan’ın 9 milyon dolarlık serveti olduğu öne sürüldü. Yazar “bu iddia ispatlansın parayı bağışlarım” açıklamsaı yaparken dünkü köşe yazısında da (İşte Böyle), hesapların açıklanacağına dair iddialarını sürdü ve söz konusu bilgilerin bir zarfla Zaman ve Türkiye gazetesi muhabirlerine verildiğini açıkladı.

Bugün tartışmalara yeni bir açılım getiren yazar ise Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş oldu. Gönültaş, yazarın belgenin yayınlanacağını duyunca ön tedbir için söz konusu yazıları yazdığını ifade ettiği yazısında, aslında olayın yeni deği, bir aylık bir gelişme olduğunu iddia etti:

Gönültaş’ın bugünkü yazısı

ÇÖLAŞAN’IN SERVETİ
Emin Çölaşan’ın bankalardaki parasının miktarına ve hesap hareketlerine dair bazı belgelerinin yayınlanacağının ortaya çıkması yine kendisinin bu konuyu bir “ön tedbir” olarak yazmasından sonra ortaya çıktı.
Doğrusu kendisi yazmasa bu konudan haberdar olamayacaktık!

Kırmızı Çizgi Dergisi dün piyasaya çıkınca Çölaşan’ın endişesinin sebebi anlaşıldı. Dergi, Çölaşan’ın 9 milyon doları olduğunu iddia ediyordu.

Detayları ve ne kadar parası olduğu da beni ilgilendirmiyor. Bunu nasıl kazandığı, Türk bankalarında mı tutuyor, Bahreyn’deki bankalarda mı tutuyor bu da önemli değil benim için. Emin Çölaşan’ın hakkında yapılacağını önceden haber aldığı bir yayını engelleme çabalarının hikayesi bana göre daha fazla haber değeri taşıyor.

Aslında olay yeni değil. Geçmişi bir ay kadar önceye dayanıyor.

Çölaşan bir şekilde Kırmızı Çizgi dergisinin kendisinin banka hesapları ile ilgili bir yazı hazırladığını öğreniyor. Gerçek, kendisinden başka bir çok siyasi ve gazetecinin hesaplarına girildiği değil. Çünkü sadece Çölaşan ile ilgili bir yayın söz konusu.

Sordum derginin yönetmenine. “Elimizde başka birisinin hesaplarına ait bilgi ve belge yok” dedi. Derginin iddiasına göre, Emin-Tansel Çölaşan çiftinin 21 ayrı hesapta 9 milyon ABD Doları, 565 bin Yeni Türk Lirası (YTL) ( 565 milyar TL) bulunuyor. Yine dergide bu para hareketlerinin özellikle AK Parti iktidarı döneminde yani 2002-2004 yılları arasında yaşandığına dikkat çekiliyor. Ayrıca bir sürü gayrimenkul vs.

Aslında Çölaşan’ın mal varlığının ortaya dökülmesinden endişe etmemesi lazım. Çünkü gazete köşe yazarları da mal bildiriminde bulunmak zorunda. Herkese sık sık “Mal varlığını açıkla” şeklinde çağrılarda bulunan birinin mal beyanını dürüstçe yapmış olması beklenir. Böyle olunca da bu tarz yayınlardan rahatsızlık duyması düşünülmemeli.

Çölaşan bir ay önce Kırmızı Çizgi Dergisi yayın yönetmenini aradı ve “Sen gelsene bakalım bir görüşelim” dedi. Yönetmen nezaket göstererek bu “basın duayeni”nin Ankara Hürriyet binasındaki odasına gitti. Çölaşan ona “Göster bakalım ne yayınlayacaksınız” dedi.

Yönetmen “Gösteremem, haber kaynağıma söz verdim. Gösteremem, ayrıca arkadaşlarımızın haberi olmadan bunu yapamam” dedi.

Çölaşan “Arkadaşların önemli değil, ne olacak canım getir” dedi. Yönetmen “Bu ilkesizlik olur” dedi. Çölaşan “Sen beni karşına mı alıyorsun, hayır diyorsun öyle mi” dedi. Yönetmen “Tekrar değerlendirelim yayın kurulumuzda ama gösterebileceğimizi sanmıyorum” dedi ve ayrıldı.

Çölaşan üç gün sonra dergiden başka birisini aradı. Artık kendisi doğrudan aramıyor, araya kamuoyunda saygınlığı olan yazar kişileri sokarak arıyor. İkinci kişi Çölaşan’ın odasına gittiğinde masasının üzerinde çeşitli belgeler duruyordu. “Bunlar değil mi” dedi. “Evet bunlar”. “E bunlarda bir şey yok. Bunlar asılsız.” “Olabilir, biz araştırıyoruz.”

Bu arada şöyle de bir söz sarf ediyor: “Ben bir kere off shore hesabına girdim, bir kere… Baktım sıkıntılı bir şey, çıktım”.

Bu cümlelerden sonra da parayı nasıl kazandığını anlatmaya başladı. Ve “Valla siz bilirsiniz, cesaretiniz varsa yayınlarsınız. Matbaa basar sonucuna siz katlanırsınız.” “Efendim biz gücümüzü de sizin gücünüzü de biliyoruz.”

Bu görüşmeden birkaç gün sonra dergiden üçüncü bir kişiyi çağırdı. Ona da “iyi çocuksun, senin iyi bir işin var…” falan filan diyerek tehdit olarak da anlaşılabilecek sözler söyledi.

Ve… “Konuşurken cep telefonlarınızı öbür odaya koymuşsunuz dinlenmesin diye. Bak o toplantıda da böyle şeyler konuştunuz. Bak Melih Gökçek’ten de para aldınız.”

“160 milyar aldınız, pay ettiniz üç kişi.”

“Madem her şeyi biliyorsunuz onu da siz bulun”

Dergi yetkilileri Emin Çölaşan’ın kendi telefonlarını dinlettiğini düşünüyor. “Çünkü herşeyi şeyimizden haberdar oluyordu” diyorlar.

Dördüncü arayış: Yayın yönetmeni matbaaya baskı için gitmiştir. Başka bir köşe yazarı onu aradı ve üstü kapalı adeta yalvardı, “çekelim şunu matbaadan” dedi. O da “Artık basıldı, vazgeçemeyiz” dedi.

Dergiye Star TV geldi, dergi yetkilileri ile görüştü ancak sadece Emin Çölaşan ile yapılan görüşmeyi verdi. Milliyet Gazetesi aradı görüş aldı, ama sadece Emin Çölaşan’ın görüşlerine yer verdi.

Hikaye bu. Bence haber değeri var. Haberin nasıl elde edildiği ise başka bir mevzu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir