Cumhurbaşkanı Sezer Nasıl Seçildi

Gazeteci Yazar Metin Özer Cumhurbaşkanı Sezer’in 5 yıl önce nasıl seçildiğini yazdı.Koalisyon liderlerinin anlaşamaması üzerine seçim nasıl yapılmış

Cumhurbaşkanı Sezer, Köşk’te 5 yılını doldurdu.

Özal ve Demirel’den sonra Köşk’e çıkan Sezer, bu beş yıl boyunca çok değişik bir Cumhurbaşkanı portresi çizdi.

Özal ve Demirel halkla bütünleşmişti. Her ikisi de Köşk’ü halka açmıştı. Haftanın belli günlerinden Halk Günü düzenliyorlardı.

Sezer gelir gelmez bu uygulamayı kaldırdı. Köşk’ü halka kapatmakla kalmadı, basına da kapattı.

5 yıl boyunca bir tek kez özel röportaj vermedi. Basın toplantısı yapmadı. Nadiren de olsa konuşacaklarını sözcüleri aracılığıyla kamuoyu ile paylaştı.

Özal ve Demirel sık sık yurt gezilerine çıkar, vatandaşın durumunu bizzat kendi şehirlerinde gözlemlerlerdi.

Sezer bir-iki kez uğradığı kendi memleketi Afyon’un dışında başka bir şehire gitmedi. Birkaç istisnanın dışında Türkiye’yi hiç dolaşmadı.

Türkiye bir yana, yurtdışına bile çıkmadı. Gittiği ülkeleri toplasanız bir elin beş parmağını geçmez.

Sonuçta Çankaya Köşkü, etrafını çeviren duvarların arkasında kapalı devre çalışan bir yer haline geldi.

Özal ve Demirel siyasetten gelmişlerdi. O yüzden halktan uzak kalamadılar.

Sezer ise mahkemeden geldi.

Hepiniz bilirsiniz hakimler genellikle vatandaştan uzak durur. Ele aldıkları davalarda bir şaibe olmaması için insanlarla çok konuşmazlar. Hatta insanlarla konuşmaya çekinirler.

Sezer’i içe kapanık yapan, yılların getirdiği bu alışkanlıktı.

Bırakın on binlerin karşısında konuşma yapmayı, 3-5 kişinin karşısında nutuk atmak bile bir hakim için çok zor bir iştir.

Peki Sezer, bu özelliği biline biline nasıl Cumhurbaşkanı yapıldı?..

Bu sorunun cevabını iyi anlamanız için çoğunuzun belki de ilk kez öğreneceği Sezer’in Cumhurbaşkanı seçiliş öyküsünü anlatmamız gerekecek.

57’nci hükümet kurulurken Mesut Yılmaz’ın kafasında Cumhurbaşkanı olma hesabı vardı.

Ancak karşısında da Demirel gibi bir kurt olunca bu hevesini gizledi.

Yılmaz, Demirel kaygısından bu niyetini hiçbir zaman dışa vuramadı.Ama alttan alta Cumhurbaşkanı olabilmek için de çalışmaktan da geri durmadı.

Yılmaz’ın bu niyetinden haberdar olan Demirel, Ecevit’i görev süresinin 5 yıl daha uzatılması için ikna etti.

Bu uzatma için Anayasa değişikliği gerekiyordu.

Bunun için de sadece iktidarın değil muhalefetin de desteğine ihtiyaç vardı.

Sonuçta DSP, MHP, ANAP, DYP ve Fazilet Partisi liderleri Demirel’in görev süresinin uzatılması konusunda uzlaştıklarını basının önünde açıkladılar.

Liderlerin yaptığı bu anlaşma oylara yansımadı. Varılan anlaşmaya yalnızca DSP tam kadro uydu. Biraz DYP, biraz da MHP’den gelen destek Demirel’i Köşk’e taşımaya yetmedi.

İşte o günlerde Yılmaz, Cumhurbaşkanı olmak için Ecevit cephesinde bir nabız yokladı. Ecevit Yılmaz’a gönülsüz davrandı. Olaydan haberdar olan Bahçeli ise sert tepki gösterdi. Ortaklarından yüz bulamayan Yılmaz, Cumhurbaşkanı olma hayalini böylelikle noktaladı.

Bu belirsizliğin sürdüğü günlerde Başbakan Ecevit liderler zirvesini topladı.

Bu toplantıda meselenin çözümünün önemini anlatarak Bahçeli ve Yılmaz’a bir öneride bulundu:

-Her birimiz iki aday gösterelim. Adaylarımızın birisi Meclis içerisinden diğeri dışarıdan olsun. Bu isimleri tartışalım. Üçümüzün mutabık kaldığı kişiyi Cumhurbaşkanı adayı olarak açıklayalım.

Ecevit’in bu teklifini Bahçeli ve Yılmaz olumlu karşıladı.

Ertesi gün yapılan Liderler Zirvesi’ne her üç Genel Başkan kendi Cumhurbaşkanı adaylarının ismiyle geldi.

Mesut Yılmaz, “Benim tek adayım var. Parlamento dışından kimseyi aday göstermeyeceğim. Benim adayım Yılmaz Karakoyunlu’dur” dedi.

Bahçeli, “Ben içeriden Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’nu, dışarıdan Prof.Dr. Kamil Turan’ı aday gösteriyorum” açıklaması yaptı.

Ecevit’te Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Başkent Hastanesi’nin sahibi Mehmet Haberal’ı aday gösterdi.

Burada Ecevit’in tercihlerine bir paragraf açmak gerekiyor.

Ecevit’in Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği İsmail Cem, kısa bir süre sonra DSP’yi parçalayarak YTP’yi kurdu.

Mehmet Haberal ise Ecevit’in rahatsızlığında yanlış tedavi uygulamakla suçlandı.

Yani Ecevit’in seçtiği iki isim de ilerleyen günlerde kendisinin hasmı oldu.

Ne kadar acı değil mi ?

Ecevit bir röportajında, “hayatımın en büyük yanlış tercihi Derviş oldu” demişti.

Peki bu iki isme ne demeli?

Neyse!..

Devam edelim…

Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz’ın saatler süren tartışmalarından bir sonuç alınamadı.

Hiç kimse diğerinin adaylarını kabul etmek istemiyordu.

İş kilitlenmeye gidince Ecevit sözü aldı.

12 Eylül öncesi krize dönüşen Cumhurbaşkanlığı seçimini ve bu tıkanmanın sonuçlarını anlattı uzun uzun.

Sözlerinin sonunda şöyle bir öneri getirdi:

-Biliyorsunuz bizde Cumhurbaşkanlığı sembolik bir makam. Siyaseten bir tıkanma olduğu zaman biz hukuka başvururuz. Bir hukukçuyu Cumhurbaşkanı seçelim. Sizler uygun görürseniz benim aklımda bir isim var. Şu an yargının en üst makamı Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer’de uzlaşalım.

Yılmaz umursamaz bir tavırla, “olabilir” dedi.

Ahmet Necdet Sezer ismine tek şaşıran Devlet Bahçeli oldu.

Bahçeli, “bir şartla kabul ederim. Diğer muhalefet liderleri de bu isimde mutabık kalır ve basının önünde bunu açıklarlarsa ben de uyarım”dedi.

Ecevit, “Onlarla ben kendim görüşeceğim. Sizden ricam bu meseleyi bir an evvel halledelim. Bu yüzden şimdi Sayın Çiller ve Sayın Kutan’la görüşeceğim. Lütfen Başbakanlıktan ayrılmayın. Onlar da ikna olurlarsa hep birlikte basına açıklayalım” dedi.

Zirve böylece noktalandı.

Ecevit Meclis’e geçerek Hem Çiller’e, hem de Kutan’a Ahmet Necdet Sezer ismini götürdü.

Her iki lidere de “Biz aramızda anlaştık. Siz de destek verirseniz bu işi bitireceğiz” bilgisini verdi.

Çiller ve Kutan, Sezer’i çok tanımasa da iktidar partilerine yakın olmaması nedeniyle Ecevit’e olumlu cevap verdiler.

Ecevit burada bir uyanıklık yaptı.

“Biz aramızda anlaştık” dedi. Oysa Bahçeli henüz tam kararını vermemişti. “muhalefet kabul ederse biz de kabul ederiz” demişti.

Başbakanlığa sevinçli dönen Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz’ı aradı:

-İş tamam. Yarım saat sonra odamda buluşuyoruz. Çiller ve Kutan da gelecek.

Yarım saat içerisinde Ahmet Necdet Sezer’i Cumhurbaşkanlığına aday gösteren yazı yazıldı.

5 lider odaya geldiklerinde bu yazı Ecevit’in elindeydi. Yazının altında liderlerin isimleri vardı.

Önce Ecevit imzaladı. Ardından Yılmaz. Sıra Bahçeli’ye geldiğinde MHP lideri imzalamadan kağıdı Çiller’e uzattı. Çiller de imzaladı. Sonra Kutan imzasını attı. 4 imza bittikten sonra Bahçeli imzaladı.

Liderlerin imzasıyla Sezer aday gösterildi.

Yapılan seçimle de Çankaya Köşkü’ne gitti.

Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği 2 kişiyle de hasım olan Ecevit, tek başına Cumhurbaşkanı yaptırdığı Sezer’le de 6 ay sonra Anayasa kitapçığının havada uçuştuğu o meşhur kavgayı yapacaktı.

Hayat ne kadar garip değil mi ?

Her şey bir tercih!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir