Cüppesiz Ahmet Hoca

İsmailağa Cemaati’nin önde gelen isimlerinden olan Cüppeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Hoca’nın şaşırtan tatil görüntüleri.

ESKİ MÜRİT ANLATIYOR


Cüppeli Ahmet Hoca haritaya kalem bırakırdı. Kalem nereye düşerse, ailesiyle o ülkeye tatile giderdi.


Onu dinledim, evdeki televizyonu, yatağı attım. Onunla samimi olup evine gidince baktım, baş köşede plazma TV var.

Bize bu ’servisi’ kim yaptı


’DİNİ hassasiyeti’ bulunan medyadaki arkadaşlarımı şimdiden uyarıyorum.

Sakın bu fotoğraflara bakıp, “Yine 28 Şubat hortlatılıyor” demeye kalkmayın.


Çok zor durumda kalırsınız.

Sadece zor değil, çok komik durumda da kalırsınız.

Sakın o malum “komplo teorilerinden” medet ummayın.

“İyi saatte olsunlar” edebiyatı yapıp, bu fotoğrafları bize “derin devletin” servis yaptığını söylemeyin.

Hatta ima etmeye dahi kalkmayın.

Fena halde faka basarsınız.

* * *

Bu fotoğrafları bize kim verdi biliyor musunuz?

“Dini bütün” Müslümanlar.

“Cüppeli Hoca” hurafelerine inanıp da onun empoze ettiği hayat tarzına geçen insanlar.

Sonunda, onun yaşam biçimini, yaptıklarını, evindeki eşyalarını gördükten sonra, “Hoca verir talkını, kendi yutar salkımı” atasözünü bizzat yaşayarak ispatlamış insanlar.

O insanlar dinden dönmüş falan değiller.

Hepsi hálá dinin vecibelerini tam olarak yerine getiriyorlar.

Hepsi hálá Müslüman mahallesinde dolaşıyorlar.

Öyleyse neden bu fotoğraflar?

* * *

Çünkü, İsmailağa Cemaati’nin gözünü yıllardır boyayan bu hocanın gerçek yüzünü görmüşler.

Onun sözüne itimat edip hayat tarzlarını değiştirmişler, evlerinden televizyonları atmışlar. Sonra bir gün gerçek karşılarına çıkmış.

“Cemaatten” toplanan paraların nerelere gittiği bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmış.

“Ben mütevazı, herkesten adi bir insanım” diye vaazlar veren, “Mayolu erkeklerin girdiği havuza giremem” diyen bu şahsın, yurtdışında nasıl yaşadığını görmüşler.

Kendilerine, Ortaçağ’ın münzevi keşişleri gibi bir hayatı dayatan sözde hocanın, kendi hayatını nasıl yaşadığını anlamışlar.

Evet bu fotoğraflar, bazı siyasilerin hálá savunduğu “İsmailağa düzeninin” aslında ne olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bazılarınız çıkıp şunu söyleyebilir:

“Canım ne var bu fotoğraflarda? Adam jet-ski yapıyor, denize giriyor. Modern insan istemiyor muydunuz, işte modern imam” diyebilir.

Doğru, bu fotoğraflarda “devlete karşı işlenmiş bir suç yok”.

Bundan dolayı adalet hocanın yakasına yapışmaz.

* * *

Ama bu fotoğraflar, temiz, inanmış insanlara karşı işlenen ağır bir ahlak suçunun delilleri.

Adında “Cüppeli” gibi derin imalar bulunmayan sıradan bir hoca olsaydı, elbette diyeceğimiz bir şey olmazdı.

Elbette hoşumuza giderdi.

Cemaatini tam aksi bir hayata götürmeyen, açık fikirli, modern bir imam olsaydı, elbette bir şey diyemezdik.

Ama bu zat, insanları Ortaçağ’ın karanlıklarına götürmeye çalışan bir insansa, lüks villasındaki havuzu, “Ben başka insanların da girdiği karışık sulara giremiyorum” diyerek izah etmeye kalkıyor ve müritlerini aldatıyorsa, biz de bu fotoğrafları ona ayna gibi tutarız.

* * *

Bu fotoğrafları neden yayınlıyoruz?

Çünkü ülkemizde halk mutabakatıyla yaşamak, birbirimize karşı anlayışlı olmak istiyorsak, herkes kendi evindeki sakillikleri görmek ve temizlemek zorundadır.

Eğer İslam’ı, bu çağa yakışır biçimde yaşamak, onun üzerinden siyaseti, ticareti önlemek istiyorsak, önce bu aldatmacaları, hokkabazlıkları teşhir etmeliyiz.

O nedenle diyorum ki, eliniz, “Yine 28 Şubat servisleri başladı” cümlesine gitmeden önce, vicdanınıza gitsin.

Bakarsınız oradan küçük de olsa farklı bir ses gelir.

O ses, İslam dininin hepimizin gönlündeki yüce yerini, daha da yücelere götürür.

* * *

İrticanın tarifini mi istiyorduk?

İsterseniz işe önce İslam üzerinden yapılan hokkabazlıkların tarifinden ve teşhirinden başlayalım.

Emin olun çok iyi bir başlangıç olur.



Ertugrul Özkök

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir