DAHA FAZLASINI İSTEYİN !

– Yetmez. İki kanat yetmez uçmak için.
– Yetmez mi, uçabiliyorum.
– Bütün kuşların iki kanadı var. Senin daha çok kanadın olmalı.
Kuş yalnızdı semada. Azizdi. Avcı ağıyla balık avlasın, yükseklerdeydi o. İki kanadını iki gök atı yapmış süzülüyordu. Kedi tırnaklarını fareye saplasın, kuş ne kadar uzak! Heeey, diye bağırdı avcıya. Pike yaptı yere doğru. Avcı boşuna savurdu ağını semaya. Sonra çıkardı aklından kuşu. Kuş bu kez kediyi gördü uzaktan. Fareyle top gibi oynarken gördü onu ve süzüldü aşağıya. Kanadıyla dokunup sırtına yükseldi yeniden. Kedi umutsuz gözlerle kuşa baktı, gök ne kadar derin! “İki kanat yetmez uçmak için!” Üç, dört, beş, altı… Kuş nerede bir kanat gördüyse pazarlık yaptı. Tezgâhlardan kanat beğendi renk renk. Çok kanadı oldu. Ucuza kapattı. Hangisiyle uçacağını bilemiyor! Hepsiyle uçsa! Evet, hepsiyle uçuyor, gök pahalı. Fakat her kanat açlığını artırdı, yer ucuz. Bir et parçası çengelde kokmuş. Sallanıyor rüzgârda. Çağrılıyor kuş. Avcı neşeyle havalandırıyor ağını. Kedi mırıltıyla çıkarıyor tırnaklarını yuvalarından. Kuş terk ediyor göğü.


– Yetmez. İki göz yetmez görmek için.


– Yetmez mi görebiliyorum!


– Herkesin iki gözü var. Senin daha çok olmalı.


İnsan yalnızdı semada. Azizdi. İki gözü vardı, gece kapanıp fecirde açılan. Kapıları vardı, kilidi. Her fotoğrafın giremediği karanlık odalardı onlar. Seçerek alınırdı her resim, takılırdı albüme. Hafıza yırtıcı bir kuş değildi, her surete saldıran. Hafıza hıfzederdi korunmaya layık olanı. Gölge her yere düşmez, el her yere uzanmazdı. Vitrinlerin dişleri yoktu henüz. Perdeleri vardı camekânların. İki göz oda ne kadar büyüktü, ne kadar sıcak. Fakat çoğaldı eşya. Daraldı geçit. Gözkapakları döküldü gözden. İki göz nasıl alacak! “İki göz yetmez görmek için!” Üç, dört, beş, beş yüz… Bir göze dönüştü insan, önünü görmeyen. Olsun her şeyi görüyor. Her yere yetişiyor ya! Çocuk değil, fakat her gördüğünü istiyor. Olmayanın acısıyla kıvranıyor vitrinlerin önünde. Olanı beğenmiyor, ne demode! Alıştıkları müktesep hakkı, hep olmalı. Tatmadıkları açık büfede bekliyor. Çarşılar yitik cennet. Para kartları cehennem.


– Açgözlülük ipliği ve laf iğnesiyle her alçağa daha ne kadar giysi dikeceksin!


– Kimsin sen!


– Tuhfetü’l- Ahrar’ın müellifi, Câmi. Ya sen kimsin!


– Beni boşver. Anlamı ne Tuhfetu’l- Ahrar’ın?


– “Hürlere Armağan”


– Ne tuhaf ad. Kadim masal. Bu zamanda köle mi var!


– Bu zamanda hür nerede! Kurtulan kim açgözlülükten! Açgözlünün hırsı bitmez. “Tama” harfleri açgözlüdür çünkü. Hem gözü tuzak yapan gece kanaat sırtını yere getirir.


– Kanaat mı? O da ne!


– Seni yükseltecek kanat.


– Alçakta mıyım?


– Tamah zilletinden azat edilmedikçe nefsin.


– Nereye yükseleceğim?


– Makamına nasıl yükseldiğini anlatan dervişi dinle!


– Dinliyorum.


– “Dünyanın sebeplerini topladım. Kanaat ipi ile bağladım. Sıdk mancınığına koyup ümitsizlik denizine attım ve böylece rahata kavuştum.”


Derviş dünyadan kurtulmakla rahatı buldu. Siz daha fazlasını isteyin! Bir ev yetmez barınmak için, her mevsimin bir barınağı olmalı. Bir araba yetmez ulaşmak için, ne çok yer var sizi bekleyen. Bir elbise mi! Gardıroplarda met cezir, yükselmeli kumaşlar, düğmeler, yakalar. Bir saat yetmez size, zamanınız değerli. Duvarlarınızda, masalarınızda, kollarınızda yürüsün akrepler. Toplayın, çıkartın, çarpın, bölün günü. Tereddüt etmeyin efendim dükkân sizin, bir ayakkabıyla ne kadar yürüyebilir ki insan! Yalnız mısınız hâlâ. Bir köpek mi alacaksınız, olmaz, onlarca köpeğiniz olmalı. Havladıklarında inlemeli yer gök. Her gün bir renk kravat bağlayın boğazınıza, kırmızı, mavi, sarı. Derin dondurucularınız olsun yaz kış taze fasulye yiyin. Dilencileriniz de olmalı, on kuruşa kendinizi iyi hissettiren. Derviş dünyanın ipini pazara çıkarmış. Siz satın alın ondan. On yıl sonra daha yüksek bir fiyata satarsınız, tablolarınızla birlikte. Rahata kavuşmuşsunuzdur umarım. Yoksa rahat değil mi hâlâ içiniz. Bir şeylere daha mı ihtiyacınız var. Bir cennet sizi kesmez, kaç cennetle huzura kavuşur ruhunuz? Bir cehennem yetmez size, birkaç cehenneme ne dersiniz! “

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir