Dedelerim İftiraya Uğradı

Osmanlı Hanedanının son temsilcilerinden Osman Selahaddin Osmanoğlu, yıllarca haksız eleştirelere ve iftiralara göğüs germek zorunda kaldıklarını söylüyor. İngiltere’de yaşayan Osmanoğlu, İstanbul’da bir ev aldı. TRT için hazırlanan ’Osmanlı Hanedan Ailesi’ belgeseline danışmanlık yapıyor

Osmanlı Hanedanının azası olan Osman Osmanoğlu ile Osmanlı ailesini ve babasının İstanbul`daki ve sürgündeki anılarını kapsayan kitabını konuştuk. Senelerce kendilerine çamur atıldığını dile getiren Osmanoğlu, yıllarca haksız ve mesnetsiz iddialar ile kendilerinin karalandığını söyledi.

Osmanoğlu, yurtdışında dahi birçok ülkenin kendisine Osmanlı Hanedanı azası olarak muamele edildiğini bildirdi. Şu sıralar TRT-2 için çekilen `Osmanlı Hanedan Ailesi` belgeselinde de danışmanlık görevinde bulunan Osmanoğlu, dünyanın birçok bölgesinde yaşayan aile fertlerinin bu belgesel sayesinde Türkiye`de tanınacağı için mutlu olduğunu belirtti.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlar, İskenderiye`yi bombalarken dünyaya gelen Osmanoğlu Mısır`da sürgün hayatı yaşayan birçok Avrupa kralının çocuğu ile birlikte eğitim görmüş. Bunlardan biride son seçimlerde iktidardan düşen Bulgar kralı Simeon. Babasının kaleme alıp Osman Efendi nin düzenlediği kitabı ve Osmanlı hanedanlığını konuştuk.

Osman Osmanoğlu hanedan üyeleri arasında anne ve baba tarafından saraylı olan tek Şehzade. Beşinci Mehmed Reşad annesinin büyük babası iken, babası da Beşinci Murad`ın torun çocuğu oluyor.

İkinci Dünya Savaşında İskenderiye bombalanırken dünyaya geldiniz. Bir savaş çocuğusunuz yani.

Evet, Romel`in orduları bize çok yakındılar, az kalsın İskenderiye`yi alacaklardı. Alamein şehrinde de İngiliz general Montgomeri adlı bir komutan Romel`in ordularını durdurdu.

Savaş döneminde birçok sürgün kral yaşamak için İskenderiye şeçmiş. Sizin sınıf arkadaşlarınız arasında kral oğulları vamış.

Mısıra Avrupa`nın kraliyet ailesinden gelmişlerdi. Özellikle Balkanlardan kaçanlar Mısıra gelmişlerdi. Yunan kralı, Bulgar krallı, Arnavutluk ve İtalyan kralı bizimle idi. Mısır savaştan kaçanların sığındığı bir yer idi. Eski Bulgar Kralı Simeon da benim okul arkadaşım idi.

Hayatınız daha çok nerede geçiyor?

İngiltere de. Şimdi İstanbul`da ev aldım. Burada daha fazla zaman geçireceğim. Son zamanlar babamın kitabını yayına hazırlamakla geçti, şimdi ise evin dekorasyonu ile uğraşıyorum.

Üç çocuğunuz var.

Evet en büyükleri kızım Ayşe Gülnev . Büyük oğlum Orhan Murad, küçük çocuğum da Selim Süleyman. Nihad Reşad isminde ortanca oğlum maalesef vefat etti. Çocuklarımın hepsi İngiltere`de doğdu ve orada tahsil ettiler. Kızım universitede tarih ve politika okudu ve mastırını Osmanlı tarihi üzerine yaptı. Oğullarımın ikiside Londrada işletme okudular.

İstanbul`daki dedelerinizden kalan eserleri ziyaret ediyor musunuz?

Evet ben çok meraklıyım sık sık onları ziyaret etmişimdir. Eski semtleri çok iyi bilirim. 160 değişik eski camide cemaat ile namaz kıldım.

Peki bu 160 camideki vatandaşın duygusu size karşı ne idi?

Sokaktaki vatandaşın biz ile bilgisi o kadar az ki. Çok kişi neyin nesi olduğumuzu bilmiyorlar . Bazı kişiler çok yakınlık gösteriyorlar.

Türbeleri de ziyaret ediyorsunuz. Orda dua ederken vatandaşlara – burada yatan benim dedemdir- demek geçti mi içinizden?

Oldu ama onlar beni tanımıyorlar ki. Etrafımda beni tanıyanlar söyledikleri zamanda büyük çoğunluğu hürmet gösteriyorlar. Bazıları da kimdir bu diye bakıyorlar?

Vatandaşın tepkileri yok mu size?

Bizim aileye karşı şimdi tepkileri az. Zaten burada yakın tarihi bilen ve düşünen kişiler azınlıktadırlar.
İngiltere`de Osmanoğlu ailesinden kimler var?
İngiltere`de Namık dayımın oğlu Ömer Abdülmecid Efendi var. Ayrıca Mediha sultanın torunları var. Birde benim çocuklarım ve torunlarım var. Toplam 20 kişiye yakın bir topluluk var.

Bir ülkeye gittiğiniz vakit ailenize mensup biri ile karşılaşıp görüşüyor musunuz?

Ben görüşüyorum ama ailemin bazı fertleri görüşmüyor maalesef. Ben nedense diğer kişilerden daha çok kişi tanıyorum. Avrupa, Amerika ve Ortadoğuda çok akraba var. Türkiyede`de tabiki akrabalarım var ama maalesef Türkiye`deki akrabalarımı birbirlerine benim tanıştırdığım anlar oldu.

AVRUPADA HALA KRALLAR VAR

Osmanlı ailesinin kuruluş dönemi ile batış dönemi arasında çok farklılık var bunu neye bağlıyorsunuz

Her imparatorluk doğar yükselir ve düşer. Bizimki 300 sene yükseldi 100 sene durakladı. Ve sonrasında çökmeye başladı.

Demokratik hanedanlar kaldı mı ?

Evet tabiki var. Bazı devletler kralı bazıları da cumhurbaşkanını seçmiştir. İkisinin de iyisi ve kötüsü var. Mesela Asyada Japon İmparatorluğunu Çin ile veyahut Tayland krallığını etrafındaki devletlerle mukayese etseniz, kraliyetdeki sistemde yaşayan halk daha huzurlu.
Şu an da sembolik krallar Avrupa`da devam ediyor.
Evet. Batı Avrupa`da ülkelerin çoğu (İşveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Luxembourg, İspanya ve İngiltere`de) krallık olarak devam ediyor. Ama bakın Avrupa`daki İtalya, Yunanistan, Avusturya, İrlanda ve Almanya cumhurbaşkanları da sembolik değil mi? Bunlar tabii ki sembolik olacaktır yoksa demokrasi olmaz .

Kraliyet altında demokrasi mümkün mü ?

Son asırda Avrupada kraliyet olan devletlerde demokrasi daha iyi işlemiştir. Buna hiç şüphe yok. İskandinav ülkeleri, Hollanda, Belçika Büyük Britanya da demokrasi daha iyi işledi. Ama birde cumhuriyetlere bakın. Almanyada bir Hitler, İtalyada bir Mussuloni, İspanyada bir Franco veya Portegizde bir Salazar gibi dictatörler iktidara çıktılar. Kraliyetlerde bu tür diktatörlerin ortaya çıkmalarının örneği yok. Böyle diktatörler cumhuriyetlerde ara sıra çıkıyorlar. Ya da Yunanistandaki gibi askeri darbeler oluyor. Ayrıca Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda gibi gelişmiş ve refahlı ülkelerde halk her zaman kraliyeti seçmiştir.

Bunu neye bağlıyorsunuz ?

Ben bunu insanların kafasının iyi çalışmasına bağlıyorum. Halk düşünerek istediğini yaptırtmalıdır. Tepeden aşağıya baskı değilde, aşağıdan yukarıya baskı olmalı. İster cumhuriyet ister kırallık yönetimi. Mühim olan halkın iradesidir. Türkiye`de ise eğitim sisteminde hocalar ögrencilere bu doğru bu yalnış diyor. Herkes bağıra çağıra hocanın dediklerini tekrar ediyor. Daha çocukluktan, özgür düşünce hakkı kısıtlanıyor. Çocuklar ezberci bir eğitim ile eğitiliyorlar.

Batı Dünyası ile Türkiye arasında eğitim farklı.

Evet çünkü burada hocalar bu böyledir diyorlar herkes de tamam diyor. Yani değişik bir bakış açısı düşünmüyorlar. Ben İngilterede hep küçük kasabalarda yaşadım. Biz orada yaşayanlar ne istersek olur ve değişir. Ne tür okul istediğimizi sorarlar. Yollar yapılmadan herkesin fikri alınır. Ve saire. Bürokrasi çok zayıftır. Burada ise çok kuvvetli. Zaten İngilterede devlet memuruna, sivil hizmetkar denilir (Civil Servant) Son zamanlara kadar İngilterede devlet memuru vatandaşa mektup yazdığında şöyle bitirirdi “Sizin itaatkar hizmetkarınızım” (Your obedient servant) Burada devlet memuru sanki vergisini ödeyen vatandşın patronu imiş gibi davraniyor. Osmanlı devletinde de maalesef aynı mefhum vardı.

TÜRK EKONOMİSİ İYİ YOLDA

Siz bir finans uzmanısınız Türkiye`deki finans sistemini nasıl buluyorsunuz ?

Bir defa Türkiye hakkında çok bilgim yok. Bankaların hortumlanması benim bildiğim sistemde mümkün olmazdı. Bunları önlemek çok kolaydır. Burada onlarca banka var. Her köşe başında bir banka açılıyor. Bir bankaya veyahut herhangi bir şirkete devlet garantisi verilmesi pek saçma; olmaması gerekir. Bankaların kendi şirketlerine kredi vermesi de her zaman yasak olmalı idi. Bu işi anlamak için uzman olmaya gerek yok.

Sizce Türk ekonomisi nasıl durumda?

Türk ekonomisi şu an için iyi bir yol tutturmuş durumda. Şimdi enflasyon seneler sonrasında, kontrol altına getirildi. Umarım dahada indirilir. Türk Lirasıda eskisi gibi yurt dışında alay konusu olan bir para değil, piyasada değerini tutuyor. Eskiden çok fazla devletçilik vardı. Devletin amacı da para yapmak değildi. Daha çok insan besliyordu. Minik minik maaşlar dağıtıyordu.
Türkiye`nin AB`ye girmesine karşı olanlar olduğu gibi Türkiye`ye yabancı sermaye girmesine karşı olanlar da var.
Kapitalist sisteminde yabancı sermaye her memlekete girebilmeli. Fazla devletçilik olan ülkelerde hayat seviyesi her zaman düşük olmuştur. Yatırımlar devletten değilde, iç ve dış özel sermayeden ibaret olmalı.

Türkiye müzakere görüşmelerine başlayacak artık, bu konudaki düşünceleriniz nedir ?

30 yıl evvel başlamalıydı bence. Valla bir defa AB kurulduğu vakit 6 devlet idi. İngilizler buna karşı çıktı. Onlar bu oluşuma karşı 7 devletli başka bir oluşum yaptılar (EFTA).Ama sonunda kendileri de girdiler. Şimdi de çok fazla büyütmek istiyorlar. Ne kadar büyütürsek yönetilmez bir şekle gelir düşüncesi var. Onlar çok güçlü bir AB istemiyorlar. Herkes Euroyu kullanır ama onlar hala kullanmıyorlar. Herkes Schengeni kabul eder ama onlar kabul etmez. Türkiye`nin AB`ye girmesi çok iyi bir durum. Maalesef kendimizin yapmadığımız reformları bu sayede yapmak zorunda kalıyoruz. Bunların bize gelip zorlanmasına gerek yoktu. Kendimiz yapmalı idik. Sonunda AB`ye girmesek bile, yapılması gereken reformları yapmış olacağız. Asırlarca Türkler zaten Avrupa`nin içinde idi. Haritaya baksanız Osmanlı devletinden büyük kim vardı ki Avrupa`da Rusya hariç. En büyük devlet bizdik. Hala bize Avrupalı denmemesi de tuhaf bir durum.

BABAMIN CENAZESİNİ TÜRKİYE`YE GETİRECEĞİM

Babanızın anneniz ile evlenmesine dedeniz çok karşı çıktı neden ?

Annem padişah torunudur, mamafi annemi beğenmediğinden değil. Babamın evlenmeye hazır olmadığını düşünüyordu.
Babanız Mısır`a geldiğinde bir mesleği yok idi.
Evet çünkü o nesil öyle büyütülmediler ki. Para kazanmak onlar için adeta ayıp bir konu idi. Bir de Türkiye`den çıktıkları vakit üç veya beş sene sonra tekrar geri döneriz diye düşünüyorlardı. Böyle elli sene geri dönemeyeceğini kimse düşünmüyordu. Dolayısıyla uzun vadeli bir programa girmediler. Bu durum ailenin yaşlıları için daha zor oldu tabii .

Babanız 1970 yılında Türkiye vatandaşlığına girmek istediği halde vazgeçti ve yaşadığı Mısırda 1983`de vefat etti.

Aslında vatandaş olmak istedi ama dönemin yetkililerinin çıkarttığı akıl almaz evrak ve bürokratik engelleri görünce kızdı ve vazgeçti. Fransız hükümetinin Osmanlı Prens ve Prenseslerine 1924 `den beri verdiği Osmanlı vatandaşı pasaportunu kullandı.

Avrupa`daki birçok aile ferdi Suriye`ye gömüldü.

Evet çünkü Müslüman toprağına gömülmek istiyorlardı. Mısır`da da çok var. Avrupa da gömülen kişiler de var .
Dedeniz Ahmed Nihad Efendi 25 yıl Çırağan`da hayat sürdü. Daha sonra Lübnan`da vefat etti.

Babanız ile dedenizin birbirlerine kırgın olduğunu biliyoruz. Onların arasındaki kırgınlığın sebebi ne ?

Dedem eski terbiye görmüş bir şehzade idi. Babam ise bir nesil daha küçük ve liberal bir görüşe hakimdi. Babası ile pek uyumlu değildi. Bundan dolayı babam halasının yanında kalmıştır yıllarca. Kendi pederinin evinde yaşamadı. Ama sonunda aralarıda iyi oldu.

Sürgün döneminde Osmanlı ailesi ile son halife arasında bir itilaf çıkıyor.

Sizin bahsettiğiniz olay Fransa`da meydana geldi. Halifeye dönemin Müslüman zenginleri tarafından bir miktar para taksim edilmesi için verilmişti. Ailenin çoğunluğu bu yardımın taksiminde halife adaletli bir şekilde dağıtmadığını iddia ettiler.

Anneniz Mukbile Sultan burada, babanız ise Mısır`da gömülü. Niçin böyle bir ayrılık oldu acaba ?

Babam Mısırda, annem ise İstanbul`da vefat etti.
Babanız Türkiye`ye gömülmek istemedi mi ?
Annem o zamanlar Mısırda yaşıyordu ve babam da Mısırda vefat edince orada kocasını ziyaret etmek amacı ile İskenderiye de gömüldü. Ama benim babamı Türkiye`ye annemin yanına Eyüp`e nakletme iznim var. Bu işlemi gelecek sene inşallah yapmayı düşünüyorum.

Peki sizin böyle bir düşünceniz var mı

Gönlümden geçen odur. İnşallah diyeyim.

ŞEHZADELERİN SAVAŞMASI İSTENMEDİ

Babanız Harbiyeyi bitirmesine rağmen, Türk ordusundan erkenden emekli edilerek görev yapması engelleniyor. Neden ?

Sadece babam değil dönemin tüm şehzadeleri zabit idi.Ve onlar da kadro darlığı sebep edilerek emekli edildiğine de hepsi çok üzgün oldular.

Kurtuluş savaşına şehzadelerden katılmak isteyenler oluyor ama engelleniyor.

Evet gitmek isteyen ve Samsun`a giden Ömer Faruk Efendi idi. Diğer bazı şehzadeler de vatan için çarpışmak istiyorlardı, ama Ömer Faruk Efendi geri gönderilince onlarda teşebbüs etmediler. Babamdan daha yaşlı bir çok şehzede vardı. Ankaradaki birçok kişinin daha önceki savaşlarda komutanı konumunda idiler. Kimseden emir almayacaklardı dolayısıyla

Babanızın içinde bir ukte olmuş bu, hatıralarında hep bahsediyor.

Evet babam üzgündü ama babam zaten genç bir zabit idi. Babamdan daha yaşlı ve ordu içinde tecrübeli diğer komutanlar vardı. Balkan ve Trablusgarp ve Birinci Dünya Savaşında başarı gösteren şehzadeler de vardı.Vatana hizmet etmeleri mümkündü ama Ankara hükümeti tarafından istenmedi. Hanedanın tüm şehzadelerinin askeri rütbeleri olmuştur.

Babanızın ata olan merakı sizde de var. Hatta pederiniz attan düşerek ölüm tehlikesi atlatıyor. Ata olan düşkünlük ailenin genelinde de var mı ?

Evet Türkler Anadolu`ya hep atla geldiler. Babam severdi ata binmeyi. Ben yarı profesyonel bindim .Ortadoğu`da en büyük hendek atlama yarışmalarına iştirak ettim. Halen ata binerim ve hendekler atlatırım, ama musabakalarda değil.

ARTIK DÜNYAYI GEZECEĞİM

Veliahtlık yaşa göre mi oluyor ?

Evet ailenin en yaşlısı aile reisi oluyor. Eskiden genç yaşta kişiler padişah olabiliyormuş. Şimdiki aile reisimiz 90`larında . Şu anda 22 şehzade var ailede

Aile hakkında bir konuşma yapılması gerektiği zaman kim yetkili acaba ?

Böyle bir yetki kimsede yok. Herkes konuşabilir. Ben siz`e nasıl konuşabiliyorsam. Eskiden bir aile şurası vardı. Ama şimdi öyle bir kuruluş yok.

Sizin girişimleriniz ile aile toplantısı yapılmaya çalışıldı ama olmadı neden ?

Dünyanın değişik bölgelerine dağılan aile bireylerinin birbirleri ile tanışması için 1999`da bir toplantı düzenleyecektim ama Türkiye`de büyük bir deprem olunca biz de bunu iptal ettik.

Yine böyle bir toplantı düşünüyor musunuz?

Valla şu an böyle bir düşüncem yok. Benim kafamda daha başka projeler var. Ben bir defa teşebbüs ettim kısmet değilmiş. Artık ailenin başka bir bireyi yapsın diyorum..

Kafanızda ne var peki?

İlk önce babamın cenazesini Türkiye`ye getirmek istiyorum. Allah ömür verir ise seyahat etmek istiyorum. Hem Türkiye hem de dünya seyahatleri.

SULTAN VAHDEDDİN HAİN Mİ

Sizce Vahdeddin hain mi idi ?

Evvela Sultan Vahdeddin dedem değil. Dedelerim V. Murad ve Mehmet Reşad`ın küçük kardeşidir. Ben bu hainlik damgasını anlayamıyorum.Mantıken bana saçma geliyor. Yani padişah hainlik yapsa bunda en fazla kim kaybeder. Tabii ki o devletin padişahı olarak sonuçta en fazla kendisi kaybedeceği bir durumda niye hainlik yapsın ki. Hadi bunu para için yaptı diyelim. Peki cenazesini kaldıracak para bile bulunmadı. Osmanlı padişahına en büyük düşmanları olan Avrupa ülkeler dahi ona para çaldı demiyorlar. Hainlik yapmakla ne kazandı ki ?

Siz olsaydınız Türkiye`yi terk eder miydiniz ?

Hayır ben olsaydım gitmezdim. Bence burada kalmalı idi. Bir gemi batarken, bence kaptan en son gemiyi terk eder.

Peki sizce niye böyle bir hainlik damgası var

Bizim ailemize uzun seneler çamur atıldı. Bu da bir örneği. Son zamanlar daha objektif olunabiliniyor. Türk halkı eski belgeleri okuyabilse gerçekler daha rahat anlaşılabilinir.

Ailenizin 700 yıl öncesine kadar gidebilen dünyadaki sayılı ailelerdensiniz.

Evet, birde Japon İmparatorluğu var onlar daha da eskiye gidiyorlar.

Kitabı yazmaktaki amacınız ne idi ?

Benden sonraki nesile yazılı bir belge bırakmaktı. Artı babamın yazdığı bir eseri geleceğe taşıdım.

Kendiniz örnek aldığınız dedeniz kim

Haddim değil büyük padişahlara benzemek.
Teşekkür ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir