Devlet Benim Varlığımı Ne Zaman Kabul Edecek

Bir yandan örtü tartışmalarını izlerken, bir yandan da hiç alakasız ortamlarda örtülü olduğum için, sataşmalara maruz kalırken Sevgili Hilmi Yavuz un o güzel şiirini hatırladım…

Yok hükmündedir
Bin şiirin yeşil atına
Çileli ekim günlerini bir daha oku
Acının ve gelinciğin kitaplığında
Acı, yok hükmündedir

Ölümün anayurdu bendedir
Solgun idam fermanıdır ruzigar
Bir türkünün derin ağaçlığında

Ölüm yok hükmündedir

Kuşlar ahi, gün yörüktür,vakt irişir
Haylice sonbahar olur
Gizli abdal diliyledir sevda

Sevda yok hükmündedir
Yokluğuma hüküm çıkarıp, yürürlükte kalması için direnenler,ben,bütün örtülü kadınlarım.
Oysa ben varım. Bu ülkenin vatandaşı,bu ülkenin gerçek sahibi, anadolusu, elitiyle ben varım. Bu toprakların geçmişi özümde, geleceğe yürürken,hak iken, gerçek iken ve hızla yükselirken, benim varlığımla hayat alanı daralanlar; beni sindiremediğini görüp panik olanlar, tüm bu ısrarlarınız, son çırpınışlarınız. Ben varım, ve siz kabul etmek zorundasınız.
Yok hükmünde kabul edip, kararnameler çıkartıp, eğitim hakkıma engel olan dar kafalar…Yıllarca emek verip, hekim olmuşken, beni hastaneye kabul etmeyenler; artık yolun sonundasınız. Çünkü, ben varım. Hastanede hekim olarak, okulda öğretmen ve öğrenci olarak,meclislerde vekil olarak, her meslekte ve ortamda, bu ülkenin gerçeği olarak varım.
Beni yok hükmünde kabul ederek, güneşi balçıkla sıvama gafletine düşenler, inadi bir tutumla, suni gerilim yaratarak, halkı birbirine karşı kışkırtanlar; bu sindirme politikalarınız, artık size netice vermeyecek, zira artık vade tamam. Bıçak kemiğe dayanmış, limit dolmuştur.
Yok farz ederek, hayat alanımı daraltarak, hareket kabiliyetimi kısıtlayarak bana engel olunamaz. Çünkü ben varım. Her yerdeyim.
Bu vatan için benim atalarım şehit olmuştu, bu gün hâla benim evlatlarım, şehit oluyor. Bu ülkenin sahibi, geçmişi ve geleceği olarak her yerdeyim.
Kişisel tercihim olarak, aslında fıtratıma daha uygun geldiği için ve sadece imanımın tezahürü ve simgesi olan örtümü, hakkı görememe özürü olanlar, “bu saf ve kutsal bir şey olamaz, (zaten o ne demek?) olsa olsa siyasi bir oyun, başkaldırı, rejim tehdidi,irtica” olarak yaftalayıp,negatif bir imaj vermeye çalışanlar, kendi halkını karşısına alıp, kendi gerçeğini yok sayanlar,ne zamana kadar,nereye kadar?…Ben tüm örtülü kadınlarım. Varım, ve her yerdeyim.
“Mecliste canlı bomba” benzetmesi yaparak ortalığı karıştırmaya çalışanlar,olayı hakla- batıl savaşına çevirerek ne kadar tehlikeli hale getirdiklerini görmüyorlar mı? Ya da bu köşeye sıkıştırma, tansiyonu yükseltme, kasıtlı mı yapılıyor…
,Saçınızı kırmızıya boyaya bilirsiniz, sarıya ya da..sorun yok,ama örttüğünüz zaman neden kızıl kıyamet kopuyor, anlayan beri gelsin…
Bu ülkede ekonomi, handikaplar içinde, enflasyon çözülemezken
güzellik yarışmalarında millet poposunu açacak diye trilyonlar
havalarda uçarken, ağzı kulaklarında mest olanlar; hastanede örtülü hekim görmeye, mecliste vekil görmeye neden dayanamaz?… Bu başlarda ki bir metre kumaş neden irtica oluyor, benim başımda ki örtü, nasıl oluyor da, rejimi tehdit ediyor anlamıyorum.
Her şey nasıl değişiyor… İşgal altındayken yurdumun toprakları,
İstiklâl savaşını ilk başlatan hareket, örtüme uzanan ele karşı yapılmıştı. Örtüme el uzatanlara karşı savaş yapıldı, vatan kurtarıldı, şimdi ne oldu da bu topraklarda örtümün meşruiyetine yasak getirildi. Halbuki biz aynı Türk halkıyız.
Beni, örtülü kadını kabul etmeyenler, kabul etmek zorundasınız, zira ben varım. Her yerdeyim…

HANDAN ÖZDUYGU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir